İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

29.05.2011

Hızlı Transfer Sezonu

Yazıyı yazarken bir yandan G.Antep BB - Ordu maçını izliyorum. Demek ki sezon hala bitmemiş. Buna rağmen daha haziran bile başlamamışken bu kadar çok transferin kesinleştiği başka bir sezon hatırlamıyorum. Sanırım bundaki en büyük etki tüm takımların teknik direktörlerinin belli olması. Konuştuğu Türkçesi ile Şota'yı yabancıdan saymazsak şu anda ligde başka yabancı teknik direktör de yok zaten.

Büyükler, Anadolu'da parlamış oyuncuları parsellerken, Anadolu'dakiler de gurbetçileri getiriyorlar. Sezon başında Avrupa Ligi'nde Beşiktaş'a karşı Rapid Wien'de forma giyen üç Türk de Türkiye'ye geliyor. Yabancı sınırlamasını sırf Türk futbolcu yetişsin diye tutuyoruz da oyuncu yetiştirmeyip hazıra konuyoruz.

Bu arada Ordu şu anda lige çıktı. Antep için hayırlısı oldu. Bir şehir takımı varken, ikincisine gerek yoktu.

Bir haber de Kyle'dan geldi dün akşam. Bir dönemimi geçirdiğim; kale arkası tribünü olmayan stadıyla Dijon, Fransa'da birinci lige çıkmış. Biz Niort, Brest'i izlerken seneye gidenler Lyon'u, Marsilya'yı izleyecekler.

26.05.2011

Son Maç

Pazar sabahı yazdıklarıma bakarsanız esasında güne çok rahat başlamıştım. Hatta maç öncesinde Kemerburgaz'a chill out festival'e gittim. Pek de maçı ya da şampiyonluğu düşünmüyordum. Ne zamanki akşam saatlerinde Şaşkınbakkal'a geldim, o zaman geçen yıl ki anılarım canlandı. Skor 1-1 olunca yine bir stres yine o caddeyi boynu bükük terketmek. Şampiyonluk maçında 90+3'te gol yemek ne demek ya? Böyle bir stres yok.

Sonrasında pazar 1.30'a kadar, pazartesi de 23'e kadar süren şampiyonluk çoşkusu. Tüm takım kupayla şampiyonluk turu atarken Baroni'nin çocuğu ile sahanın öteki yarısında kalması gideceğinin göstergesidir. Pazartesi akşamı eğlenceliydi. Bütün bir sezon saha kapanacak korkusuyla edilemeyen küfürlerin, yakılamayan meşalelerin acısını çıkardık. Taraftarın sahaya girmesini engellemek için "sahaya giren cimbomblu olsun" tezahüratı efsanedir.

Bu sezonki kombinemin yerinden memnun değildim. "Yenilemeyeyim, ilk gün gider, illa ki yukardakilerden yenilemeyenler olur" diye düşünmüştüm. Çarşamba günü 11'de kombine almak için içeri girdiğimde 2 senedir izlediğim tribünde yer kalmadığını gördüm. Artık yeni yerim fenerium lacivert tribün. Fena da olmadı. Direk mackolik complex'den içeri girerim.

Selçuk İnan'ın bize geleceğini kendimi çok inandırmıştım. Emre, Selçuk İnan, Mehmet Topuz'dan oluşan bir orta sahanın yabancı sınırında bizi çok rahatlatacağını düşünüyordum. Ancak daha önce de bahsettiğim pasaport ücreti burada gene devreye girdi. Nuri Şahin'in Real'den yıllık 2.5 milyon avra aldığı ortamda Selçuk İnan'ın 5 yıl için 18 milyon avro almasının başka bir açıklaması yok. Emenike 9 milyon avro eder mi? Soru işareti!

22.05.2011

Sezon Sonu

Eylül bile gelmeden Avrupa'dan elenme, kupada gruplardan çıkamama, ikinci yarıdaki Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında yurt dışında olma yüzünden bu sezona bir türlü konsantre olamadan sezon bitiyor.

Geçen sene Bağdat caddesinden kös kös evime nasıl döndüğümün her karesi gözümün önünde. Yine de yarın akşam da caddedeyim tüm stresiyle. Herşeye rağmen geriye baktığımda bir 5 sene sonra aklımda ne kalacak diye düşünüyorum da bütün heyecan sanırım son haftalardan geliyor:

- Dia - Stoch - Niang üçlemesi ile başlayan sezonun işlememesi ve bugün bize 17 maçta 16 galibiyet 1 beraberliği getiren serideki orta saha düzeni.
- Sezon başında Aykut ile problem yaşamasına rağmen attığı 27 golle Alex ve Ankaragücü maçı.
- Resmen orgazma sokan 90+4'teki golle Antep galibiyeti.
-"Geçmiş olsun, şampiyonluk gitti" dediğim anda 3-1'den dönen Buca maçı

21.05.2011

Sofya


İki haftasonu önce bir bahaneyle Sofya'yı da portföyüme ekleme fırsatım oldu. Vitoşa dağının eteğindeki Bulgaristan'ın başkentinin hepi topu geniş alandaki nüfusu 1.2 milyon ve gezilip görülmesi gereken alanlar kompakt bir şekilde 2 saatlik yürüyüş mesafesi içinde.

Nüfus az, toprak bol olunca şehir geniş bulvarlardan, kocaman park ve meydanlardan oluşuyor. Bunlardan biri de şu yukarıdaki resimde kalaşnikofunu kaldırmış Rus Askeri Anıtı. 1954 yılında Bulgaristan'ın Alman işgalinden kurtarılışının 10. yılı şerefine komünizmi yaymak adına yapılmış ve komünizm döneminden kalan az eserden biri.

Şehirde Osmanlı döneminden kalan yegane şey resimde gördüğünüz Mima
r Sinan tarafından yapılmış cami. Zaten caminin kapıcısı da Türk! Ruslar ülkeyi Osmanlı'dan aldıktan sonra burada kilise yok deyip sağa sola kilise dikmeye başlamışlar. Şehrin en merkezindeki katedral, Ayasofya'dan esinlenilip de inşa edilmiş.

Şehrin esas görülmesi gereken kilisesi ise şehrin 8 km
dışındaki Boyana Kilisesi. 1259 yılında yapılmış kilisenin içinde 89 tane ikon resim bulunuyor ve kilise UNESCO dünya mirası listesinde yer alıyor.

Şehirde turizm konusunda pek bir cacık yok. Yemek yeme konusunda bir dünya kafe & restaurant var ama gelmişim Bulgar yemeği yiyeceğim diyorsanız seçenekler kısıtlı yine de Manastrika Magernica bu eksiği fazlasıyla dolduruyor. 25 sayfalık bir menüsü var. Akşam yemeği yediğim iki akşam da soluğu orada aldım. Yemekler enfes. Tek sıkıntı aşırı yağlı yemek yapılması. Sadece buranın menüsünü bitirmek için bile Sofya'da daha fazla kalınabilir.

1 lira = 0,81 leva yapıyor ama hayat ucuz diyebilirim. Oranın İstiklal caddesi olarak nitelendirebileceğim Vitosha caddesinde oturup bir bira içtim 3 leva ödedim. Kamenitza ve Zagorka içtim. İkisi de bizim Efes'e benziyor.

Toparlamak gerekirse Boyana kilisesi ve Manastrika'da bir yemek ile birlikte Sofya en fazla yarım günlük bir şehir. Daha fazlasına gerek yok.

18.05.2011

Terim' in Üçüncü Turu


Henüz spekülasyon aşamasında olsa da, yeni başkan Ünal Aysal' ın Fatih Terim' e teklif götürdüğü ve onun da kabul edeceği yaygın kanı.

Milli takımla ilk deneyimi, her ne kadar her anlamda sıfır çekmiş olsak da, bizim seneler seneler sonra bir uluslararası turnuva görmemizle neticelenmişti.

Galatasay' la ilk macerası, gitgide yükselen ve "Avrupa' da kupa" gibi, kazanıldığı senenin başında bile hayal olan bir grafikle sona erdi.

Galatasaray' la ikinci deneyimi, her anlamda ve her alanda tam bir fiyaskoydu; ligde başarı yok, kupa yok, Avrupa' da ise vasat zamanları bile aratan bir tablo.

İkinci milli takım macerası, Avrupa Şampiyonası' nda yarı final oynasak da, ortaya konan futboldan kendisinin dahi memnun olduğu şüpheli bir şekilde sonlandı.

Ben kendisinden ikinci bir Avrupa macerası beklerim; en azından daha hoşgörülü bir ortamda, adabıyla kaybetmeyi de öğrenmesi için. Fakat o, öğrenmeyi değil öğretmeyi, ders almayı değil ders vermeyi seçecek gibi yeniden.

14.05.2011

Şampiyonlukta Son Düzlük

Premierleague'de Manchester United lig şampiyonluğunu hemen hemen garantilerken esas heyecan bizim fantasy liginde yaşanıyor. Senelerdir bu ligin hası olan Can Özenç ile Cuma Ali Uçar, son iki haftaya girilirken sadece 8 puan ile ayrılıyorlar.

İki takımda sadece Hart, Bale ve Van Persie'nin ortak oyuncular olduğunu göz önüne alırsak sürpriz bir savunmacının golüyle herşey değişebilir.

Lüzumsuz Yeniden Yapılanmalar

Yarın akşam Fenerbahçe - Ankaragücü'nden maçından sonra bu sezonki play-offların ilk 7. maçını izleyeceğiz. Sekizden play-off'a girip Spurs'ü eleyen Grizzlies, konferans finalinin eşiğinde. Bunun ardındaki adam hiç şüphesiz geçtiğimiz sene All-star olan, bu sene de All NBA 3. takıma seçilen Zach Randolph.

Zach'in Portland'dan kalkıp buralara gelmesine sebep olan da aha bu yukarıdaki Güiza bakışlı Greg Oden. NBA takımlarının fiks hastalığı olan sürekli yeniden yapılanmanın ürünü olarak Greg Oden'ı seçen Portland, "elimde LaMarcus Aldridge ile Greg Oden var" deyip sezonu 23,6 sayı, 10,1 ribaund, 2,2 asist ile tamamlayan Zach'i sepetlemeyi uygun gördü.

Daha doğmamış çocuğa don biçmenin sonucunda, kronik sakatlığı olan Oden 4 sezonun ikisinde hiç forma giyemezken, kalan iki sezonda toplam 82 maçta oynayabildi.

10.05.2011

Tükürdüğünü yalamak!

Öncelikle ufaktan blog üzerindeki ölü toprağı atıp tekrar yazmaya başlayan yazarlara teşekkür ederim. Yazan birileri olunca daha çok yazma isteği geliyor. En azından ıssız Teksas kasabasında olmadığımızı anlıyoruz.

Haftasonu 4 günlüğüne Sofya'daydım. Bir arkadaşım "çok geziyosun, şu gezdiklerini bloga yazsana" demişti. Sofya anılarını bu hafta yazmaya niyetim var ama önce Nuri ile başlayalım.

Geçtiğimiz sene görmemişin bilmem nesi olmuş misali; adam her ne kadar "ben Almanya'da doğdum, Almanya'da büyüdüm, kendimi Alman hissediyorum" dese de "Yok, yok sen Türksün!" deyip Mesut'un gitmesi ile mutlu olmuştuk. Şimdi gerçekten ay yıldızlı formayı giden biri gidiyor.

Çok değil bir sene önce bloga şöyle yazmışım: "Nuri Şahin'in, Khedira'dan hiçbir eksiği olmadığını, tam tersine daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Eğer bugün Khedira, Real Madrid'e transfer olup, Nuri daha vitrine çıkamadıysa, bu kanımca ne yazık ki Nuri'nin milli takım tercihi ile alakalıdır."

Çok güzel bir şekilde tükürdüğümü yalattı bana Nuri. Demek ki olay hangi milli takımda değil, nerede yetiştiğin, hangi ligde oynadığınla alakalıymış. Olur da, Arda bu sene de Avrupa'ya gidemezse, otursun Nuri'ye bir baksın, sonra şapkasını önüne koyup tekrar düşünsün. Arda konusunda tereddütü olanlar da bir zaman Arda'nın son 3 yıldaki milli maç performanslarını tekrar gözden geçirsin.

Son dip not: Nuri Şahin 10 milyon avroya Real Madrid'e transfer oluyor, Mehmet Topuz 9 milyon avro + Gökhan Emreciksin'e karşılık. Emre Belözoğlu yıllık 3.5 milyon avro alıyor; Nuri 2.5 milyon avro alacak.Artık serbest ekonominin şartlarını kabul edip, şu yabancı sınırlamasının artık bitmesi gerekiyor.

9.05.2011

Plaka Hastalığı

Takımlarımızın futbolcu listelerinin, ajandaların "İl İl Plaka Kodları" bölümüne dönmesine alıştık artık. Ama bu kadarına da pes!




Haftasonu oynanan Sakaryaspor - Kocaelispor maçının son dakikasına 4-1 Sakaryaspor üstünlüğüyle girilmişken, Kocaelisporlu Gökhan Bozkaya kalecisinden aldığı pası kendi kalesine göndererek maçı 5-1' e getirdi. Neden? Maç 4-1 bitmesin, skor tabelasına Kocaeli' nin plakası yazılmasın diye.

Ama meseleyi daha da ilginç kılan; Gökhan Bozkaya' nın ligin son maçının son dakikasında kendi kalesine attığı bu golün, Kocaelispor' un bu sezon yediği 41. gol olması oldu.

8.05.2011

Emeklilik

Futbolcu dediğin, yaşı 30'a erince performansı düşmeye başlayan bir organizma; genellikle 30'lu yaşların bir yerlerinde, istese de istemese de futbola veda etmek zorunda kalıyor. Bu yüzdendir, ülkenin sahada oynanan futbolu, kör-topal, gıdım gıdım, bir şekilde, bir yerlere doğru ilerliyor sayılır.

Futbolun yöneticiliğinde futbolculuktaki gibi bir yaş haddi yok malesef. Elden-ayaktan düşen futbolcu futbolu bırakıyor ama akıldan-izandan düşen yöneticinin yöneticiliği bıraktığı yok. Bu yüzdendir, revizyon sağlanamıyor ve 90'ların popülist yöneticilik ekolü futbolumuzdan bir türlü emekli olamıyor.


İşte... Bursaspor başkanı İbrahim Yazıcı, dün oynanması gereken fakat şehirde terör estiren taraftarlar yüzünden oynanamayan Bursaspor-Beşiktaş maçı üzerine, soyadı gibi yazıyor da yazıyor. Amaç, belli ki peşinen konuşup gelecek müeyyideyi hafifletmek.

7.05.2011

NBA'de yeni güçler


Uzun zaman sonra  spor amaçlı bir şeyler yazmak için klavyenin başına geçtim.. Aslında Galatasaray yazacaktım fakat Galatasaray'ın durumu benim bile bir şeyler yazmama engel olacak derecede sinir bozucu, yine de Galatasaray yazısını belki seçim sonrası yazarım( milletvekili genel seçimi değil, Galatasaray'ın başkanlık seçimi :) Şimdi biraz NBA'den bahsedelim.

Dün gece Dallas'ın Lakers'ı yenmesiyle artık herkes Dallas'ın Lakers'ı eleyeceğine inanmaya başladı ve buradan dönebilmek hakikaten çok zor. Aynı şekilde henüz 2 - 0 da olsa ben Miami'nin Boston'ı geçeceğini düşünüyorum, Orlando ve Spurs'un de henüz ilk turda elendiğini, Cleveland'ın lig sonuncusu olduğunu düşünürsek NBA'de son 4 - 5 yıla damga vuran takımların yavaş yavaş devri bitiyor gibi gözüküyor. Tek istisna Kobe - Gasol ikilisine sahip olan Lakers olabilir, ancak onların da takas vb. birşey yaparak takıma bu ikili üzerinden yeni bir çehre kazandırmaları gerekiyor.

NBA'de önümüzdeki yıllara ise MVP'nin Chicago'su, LeBron ve Wade'li Miami ve Durant ve Westbrook'lu Oklahoma damga vuracak gibi gözüküyor. Bu sene örneğin bir Chicago - Oklahoma finali izleyebiliriz, çok da güzel olur.(inşallah izleriz)