İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

27.12.2012

Keep Calm and Pass me the ball

Fulham lige iyi başlamasının ardından, Bryan Ruiz'in sakatlanması, Hangelaand'ın 3 maçlık cezası ile birlikte serbest düşüşe geçmiş ve son 10 maçta sadece 1 galibiyet alabilmişti. Ligin en zayıf kadrolarından Southampton toparlanmak için güzel bir rakipti.

Nihayetinde 26-31 Aralık dönemlerinde 11 maçta 14 gol atan Berba yine Noel dönemini boş geçmedi ve golünü attı. Sonrasında da t-shirtünü çıkartıp "Keep Calm" espirisi yaptı.

Ama neticede maç 1-1 bitti ve Fulham yine kazanamadı.

Son 20 Yılın En İyi Onbiri





Rüştü
Hamit - Alpay - Bülent - Hakan Ünsal
Okan - Tugay - Emre - Arda
Nihat - Hakan Şükür


Futbolumuzun son 20 yılını kendimce takip etmiş olan biri olarak (90lı yıllarda yaşım küçük olsa da) kendi izlediğim bu dönemin en iyi Türk oyuncularını seçtim. Kadroyu mevkilere göre hazırladım ancak baktığımızda bu 11 oyuncunun mevkilerden bağımsız bir sıralamada da ilk 11 isim arasına girmesi kimseyi şaşırtmaz.

Kadro elbette benim kriterlerimle oluşturuldu ama Hakan Ünsal, Okan Buruk ve belki Arda Turan dışında diğer isimler hemen hemen herkes için aynıdır. Peki benim kriterlerim nelerdir? Tabii ki oyuncuların bireysel ve takımsal başarıları, yetenekleri, ülke futboluna katkıları vb.

Kadronun tartışılabilecek isimlerine gelirsek; Arda Turan henüz 25 yaşında ama bu yaşında UEFA ve Süper Kupa şampiyonlukları gördü, en pahalı Türk oyuncu oldu. Son 5 yılın en iyi oyuncusu. Okan Buruk yerine belki Ümit Davala ya da Hasan Şaş tercih edilebilirdi ama ben Okan'ı izlediğim yıllarda çok beğenirdim. Bu benim tamamen subjektif bir seçimim. Hakan Ünsal'ın rakipleri ise Abdullah Ercan ve Ergün Penbe'ydi. Abdullah'ın kariyeri diğer iki ismin çok gerisinde kaldığı için elendi. Ergün-Hakan Ünsal arasında ise hemen hemen hiç fark yok diyebilirim. Oraya Ergün de yazılabilir.

Kadronun ilginç olmayan bir başka özelliği Hamit ve Arda dışındaki tüm isimlerin 2002 Dünya Kupası kadrosunda yer alması. Zaten yukarıdaki fotoğraf da 2002 Dünya Kupası'ndaki bir maç öncesinde(muhtemelen ilk Brezilya maçı) çekilmiş bir resim. Tarihimizin en büyük başarısında bazıları farklı jenerasyonlardan da olsa(Nihat ve Emre) gerçekten mükemmel bir oyuncu topluluğu yakalamışız. Yine kadronun ilginç olmayan bir özelliği Bülent Korkmaz dışındaki tüm isimlerin Avrupa'da forma giymiş olması. Böyle önemli oyuncuların Avrupa'da oynamaması şaşırtıcı olurdu.

Kadrodaki 11 oyuncunun sekizi Galatasaray'da oynamış. Hamit ve Arda farklı dönemin oyuncuları ama Bülent , Hakan Ünsal, Okan, Tugay, Emre ve Hakan Şükür'ün yer aldığı takım zaten UEFA Kupası'nı kazandı. Bu isimlerden Bülent, Tugay, Okan, Emre ve sonraki jenerasyonda Arda'nın Galatasaray altyapısından çıkması Galatasaray'ın ayrı bir başarısı. Beşiktaş(Rüştü, Alpay, Nihat) ve Fenerbahçe'den (Rüştü, Alpay, Emre) ise üçer oyuncu var.

Kadrodaki tek gurbetçi isim Hamit Altıntop ve oynadığı takımlara baktığımızda en iyi kariyer onda(Schalke, Bayern, Real Madrid ve Galatasaray). Kulüp başarılarına bakarsak en iyi ismin Bülent Korkmaz olduğunu, bireysel başarı ve rekorlara baktığımızda da Hakan Şükür'ün zirvede olduğunu söyleyebiliriz.

Peki bu kadronun yedekleri kim olur? Biraz önce bahsettiğimiz Abdullah, Ergün Penbe, Hasan Şaş ve Ümit Davala'nın yanında Sergen Yalçın, Yıldıray Baştürk, Ogün, Hami, Fatih Tekke, Volkan Demirel, Tuncay Şanlı da ikinci bir 11 yapılsa kadroya girebilecek isimler.

19.12.2012

Topcast 17 Aralık

21 Aralık'ta Dünya'nın sonu gelirse dinleyeceğiniz son Topcast'te Fellaini'nin kafasını, Guardiola'nın United'a gitme ihtimalini, Dünya Kulüpler Şampiyonasını konuştuk.



5.12.2012

Mr.Bean Chelsea'ye!

Gerçekleşse şu an olandan daha kötü olacaklarını düşünmüyorum.

27.11.2012

Topcast 26 Kasım

Ali, Melih ve Cuma Ali; Rafa'nın gelişi, Şampiyonlar Ligi, Serie A ve Türkiye Ligi üzerine konuştular.


23.11.2012

Topcast 21 Kasım

Di Matteo'nun kovulmasının ardından hemen extra bir program daha yaptık. Bu sefer Ali Aktaş ile Chelsea - Manchester City maçı öncesinde Di Matteo ve Mancini üzerine İtalyan hocalara yoğunlaştık.

Dip Not: 12. dakikadan sonra gene bağlantı kayması olmuş. Sanırım başka bir program kullanmamız gerekecek.

20.11.2012

Topcast 19 Kasım

1 ay aradan sonra Zlatan'ın golü bize yeniden futbolu hatırlattı. Bolca Premierleague ve Şampiyonlar Ligi eşliğinde Can Özenç, Cuma Ali Uçar ve Oben Kaymakçalan ile birlikte topcast.

Dip Not: teknik bir aksaklık sebebiyle yayın kaymış. Bir yerden sonra akbank akbank oluyor. Kusura bakmayın. 

Harry gel bizi kurtar


1 ay aradan sonra ilk Topcast'i yaptık. Saat 18.00'den itibaren sitede bulabilirsiniz. Orada konuşmayı unuttuğumuz bir konu QPR'ın 12. haftayı da galibiyetsiz geçmesiydi. QPR taraftarları artık Mark Hughes'a güvenmediğini bu pankart ile dile getiriyor.

Match of the Day'de Lineker, Harry Redknapp'a ne düşündüğünü sorduğunda aldığı yanıt ise:

"Bu pankartı karım bile açmış olabilir. Bütün gün evde oturmamdan artık sıkıldı. Beni evden göndermek istiyor." oldu.

13.11.2012

Şampiyonlar Ligi Hayal Kırıklıkları




Şampiyonlar Ligi'nde dördüncü maçlar tamamlandı. Oynanan 64 maç sonucunda oluşan tabloda performansıyla hayal kırıklığı yaratan bir çok takım var. 

A Grubu: Kuralar çekildiğinde Porto ve PSG favoriydi ancak yazın Raffael, Veloso, Kranjcar, Marco Ruben gibi transferle dikkat çeken Dinamo Kiev'in bu takımları zorlaması bekleniyordu. Oysa Dinamo Kiev oynanan dört maçta dört puan aldı ve ikinci PSG ile arasında beş puan var.

Puan Durumu: Porto: 10 / PSG: 9 / Dinamo Kiev: 4 / Dinamo Zagreb: 1

B Grubu: Bu grupta ciddi anlamda bir hayal kırıklığı olduğu söylenemez. Belki Arsenal'in 4 maçta 7 puan alması bir parça şaşırtıcı olabilir ama Arsenal artık eskisi gibi Şampiyonlar Ligi'nin devlerinden değil. 10 yıldır Şampiyonlar Ligi'ne katılan ve her seferinde grup aşamasını geçen Arsenal'in bu sene de gruptan çıkacağını düşünüyorum.

Puan Durumu: Schalke 04: 8 / Arsenal: 7 / Olympiakos: 6 / Montpeiller: 1

C Grubu: B grubunda hayal kırıklığı yok dedik C grubunda ise iki hayal kırıklığı var. Milan sezon başında ciddi anlamda güç kaybetse de 4 maçta 5 puan alacak takım değil. Ancak grubun daha büyük hayal kırıklığı yazın yaptığı Hulk ve Axel Witsel transferleri zaten güçlü olan kadrosunu iyice kuvvetlendiren Zenit'in 3 puanı.

Puan Durumu: Malaga: 10 / Milan: 5 / Anderlecht: 4 / Zenit: 3




D Grubu: Son yılların en güçlü ölüm grubu olan D grubunda kuralar çekildiği anda işlerin karışık olabileceği belliydi aslında. Ancak grubunun çok güçlü olması Manchester City'nin 4 maçta 2 puan almış olmasını affettirmez. Kadro kalitesi ile ligin en iyi beş takımından biri olan City henüz galibiyet alamadı ve özellikle Dortmund maçında 1 puanı da zor kurtardı.

Puan Durumu: Dortmund: 8 / Real Madrid: 7 / Ajax: 4 / Manchester City: 2

E Grubu. Bu grupta da bir hayal kırıklığı olduğunu söyleyemeyiz. Shakhtar son yıllarda yaptıkları ile artık  başarılarının tesadüf olmadığını kanıtladı ve ben onları da Avrupa'nın dev takımlarından biri olarak görüyorum. En son 3-2 kaybedilen Chelsea maçında kaleci Pyatov'un yaptığı inanılmaz hatalar olmasa gruptan çıkmayı  garantilemiş olacaklardı. Juventus 4 maçta 6 puan aldı ve özellikle Nordsjaelland karşısında deplasmanda aldıkları beraberlik çok can sıkıcı oldu onlar için.

Puan Durumu: Shakhtar: 7 / Chelsea: 7 / Juventus: 6 / Nordsjaelland: 1

F Grubu: F grubunun hayal kırıklığı belki de Manchester City ile birlikte tüm ligin en büyük hayal kırıklığı.  Lille son yıllarda güç kaybetti ve Fransa Ligi'nde de iddialı olmaktan uzaklar. Bayern Münih ve Valencia'nın olduğu bu gruptan çıkmaları da sürpriz olurdu açıkçası ama yine de 4 maçta 0 puan ve eksi 10 averaj kolay açıklanabilecek bir şey değil.

Puan Durumu: Bayern Münih: 9 / Valencia: 9 / Bate Borisov: 6 / Lille: 0


G Grubu: Bu grupta da takımların performansına baktığımızda hiçbir takımın hayal kırıklığı yarattığını söyleyemeyiz. Ancak % 89 topla oynama yüzdesi ile 955 pas yapan ve 23 şut atan Barcelona'nın Celtic'e 2-1 yenilmesine günümüz futbolunun geldiği noktanın hayal kırıklığı diyebiliriz. Bu çok ayrı bir yazı konusu.

Puan Durumu: Barcelona: 9 / Celtic: 7 / Benfica: 4 / Spartak Moskova: 3



H Grubu: Ve geldik H grubuna. Galatasaray 6 senedir Şampiyonlar Ligi'nde yok ve bu tip organizasyonların zorluğunu biliyoruz. Bu nedenle 4 maçta 4 puan almak ve ikinci sırada bulunmak çok da kötü değil gibi gözüküyor. Ancak Galatasaray ligde de kötü oynuyor, genel anlamda geçen seneki gücünden çok uzak. Kadrosunda Muslera, Eboue, Cris, Riera, Hamit, Melo, Amrabat, Elmander gibi Avrupa çapında tanınan isimlere ve Selçuk, Burak, Umut, Semih Kaya gibi Türk futbolunun yıldızlarına sahip bir takımdan ben daha iyisini bekliyordum. Galatasaray inşallah gruptan çıkar, şansı hala çok fazla ancak oynanan oyun bana umut vermiyor.

Puan Durumu: Manchester United: 12 / Galatasaray: 4 / Cluj: 4 / Braga: 3

17.10.2012

Sil Baştan


Geçtiğimiz gün bloga yazdığım taktik önerimi sildim. Çünkü artık taktikle falan işimiz kalmadı. Onu geçtim, bu milli takım miadını doldurmuş. Her şeyden öte vatandaşlarımızın başarısını istediği bir takım değil bu milli takım. Ne yalan söyleyeyim ben de çok umursamıyorum milli takımı.. Başta Fenerbahçe olmak üzere üç büyükler üzerine kurulmuş, Ligtv-Aziz Yıldırım ortaklığının istediği gibi yönettiği futbol düzenimiz benim bu ülkede futbol seyretmekten, izlemekten keyif almamı engelliyor. Bu düzenin çökmesini istiyorum. Ayrıca son yıllarda yaşananlardan sonra fanatizm aşırı boyutlara çıkmış durumda. Bir çok insan sırf Fenerli diye Volkan gol yediği zaman seviniyor. Bu akıl tutulmalarından bir an önce sıyrılmamız için her şeye sıfırdan başlamamız lazım.


Abdullah Avcı'ya maç esnasında üzülmüştüm, ama maçtan sonra yaptığı açıklamalardan sonra bütün üzüntüm geçti. Hala iddiamızdan bahsediyor, yaptığı açıklamalar hiçbir şekilde devrim yapacağı, yeni bir jenerasyon oluşturacağı izlenimi vermiyor. Oysa ki bu göreve gelmesinin en büyük nedeni genç milli takım ile yaptıkları. Herkes ondan 92-96 dönemindeki gibi iyi bir jenerasyon yakalamasını ve yeniden iddialı olacak bir milli takım oluşturmasını beklerken Avcı "hele 2014'e bi gidelim" dedi ama kaybetti.. Abdullah hoca artık bizim iddiamızı falan unutup 2016 kadrosu için çalışmalara başlamalı. Daha önümüzde 4 yıl var. Yaşlanan Emre, Hamit, Egemen, Umut Bulut gibi isimlerden kesinlikle vazgeçilmeli. Volkan Demirel yaşlansa da bir kaleci, o nedenle 2016 projesinde yer alabilir ama 1-2 yıl milli takıma ara vermeli, yerine başka isimler denenmeli. Burak Yılmaz, Caner Erkin, Aydın Yılmaz, Bekir İrtegün, Hakan Balta, Hasan Ali Kaldırım gibi isimler bana hiç uluslararası standartta bizi üst düzeye çıkarak futbolcu izlenimi vermiyor. Bu gibi isimler yerine yenileri yetiştirilmeye çalışılmalı. Arda Turan, Selçuk İnan, Nuri Şahin, Gökhan Gönül yeni milli takımın çekirdeği olmalı. Bu isimlerin yanına Emre Çolak, Semih Kaya, Ömer Toprak, Sercan Saraer, Tunay Torun gibi isimler gelecek beklentileri için denenmeli. Ben özellikle Semih Kaya'dan çok umutluyum. Ayrıca ülkede genç ve beklenti oluşturan ne kadar adam varsa kazanılmaya çalışılmalı. Artık uluslararası standartta oyuncu yetiştirmeliyiz.

9.10.2012

Topcast 8 Ekim: Baba maçlar haftası

Epey kalabalık bir kadro ile Barça - R.Madrid maçları olmak üzere birçok maça girdik. Mixcloud'dan dinleme zorluğu çekenler için yayınları youtube'a da yükledim. Artık hangisinden rahat ederseniz dinleyebilirsiniz.


6.10.2012

06 Oct 12:45Man CityMan City3v0SunderlandSunderland
06 Oct 15:00ChelseaChelsea4v1NorwichNorwich
06 Oct 15:00SwanseaSwansea2v2ReadingReading
06 Oct 15:00West BromWest Brom2v1QPRQPR
06 Oct 15:00WiganWigan0v2EvertonEverton
06 Oct 17:30West HamWest Ham2v1ArsenalArsenal
07 Oct 13:30SouthamptonSouthampton3v2FulhamFulham
07 Oct 15:00LiverpoolLiverpool2v1Stoke CityStoke City
07 Oct 15:00TottenhamTottenham2v0Aston VillaAston Villa
07 Oct 16:00NewcastleNewcastle2v3Man UtdMan Utd

City-Sunderland: Bi süredir iyi oynamayip kazanan City'nin artik patlayacagini dusunuyorum. Haftaicinde Dortmund'a karsi oynana rezil oyun, Mancini'nin kizaklari cekmesine sebep olmustur. Agüero'nun da dönüsüyle 32 maclik yenilmemezlik serisini devam ettirirler. Sunderland'de Fletcher'in bu formunu devam ettirebilecegini dusunmuyorum. Gecen hafta karsisinda da Wigan karsisinda iyi bi goruntu cizdiklerini soylemek zor.
Bahis: 1

Chelsea-Norwich: Lider Chelsea yoluna gule oynaya devam ediyor. Mata'nin gecen seneki formunu yakalamasi Di Matteo'nun yuzunu gulduruyor. Norwich'in defansta yaptigi basit hatalar onlara cok pahaliya patliyor. Yine de gayet iyi hücum organizasyonlari olan bi takim.
Bahis: 1

Swansea-Reading: Swansea ilk uc haftaki performansindan gittikce uzaklasiyor ve Reading de gecen hafta Newcastle'dan bi puani kotarmayi basardi. Kagit ustunde ve oyun olarak Swansea agir bassa da, Reading'in de bugüne kadar gayet zorlu bi fiksturden ciktigini unutmamak lazim. Reading bu mactan en az bi puan almak isteyecektir. Iki takimin da defansinin formsuz oldugu da varsayilirsa iddiacilar icin gayet ust oynanasi bi mac.
Bahis: Üst

WBA-QPR: Inanilmaz guzel oynayan bi WBA ve takimi hala oturtamamis Mark Hughes'un QPR'i. QPR'deki en büyük eksiklik takimda bi lider olmayisi, kaptan Ji Sung Park görev icin hazir degilmis gibi duruyor ve bu belirsizligin QPR'i kaliteli kadrosuna ragmen biraz daha oyalayacagini dusunuyorum.
Bahis: 1


Wigan-Everton: Wigan'in klasik lige kötü baslama huyu devam ediyor ve karsilarinda firtina gibi bi Everton olacak. Zaten evinde baski altinda cok zorlanan Wigan, Everton icin daha kolay lokma gibi gozukuyor. Jelavic'e dikkat!
Bahis: 2

West Ham-Arsenal: Haftanin muhtemelen en eglenceli maclarindan biri olacak. Sezona iyi baslayan West Ham'in ilk ciddi sinavi olucak Londra derbisi. Arsenal haftaici SL'de, West Ham da QPR'a kazandi ve iki takimda da moraller gayet yuksek. Arsenal gecen haftaki Chelsea yenilgisini unutturmak isteyecek olsa da hala büyük maclarda one cikacak yildiz oyuncu eksiklikleri var (RVP). Beraberlik agir bassa da, terazinin ucu biraz daha West Ham yönünde.
Bahis: West Ham yenilmez


Southampton-Fulham: Deplasman fobisi olan Fulham ve kahramanca oynayan Southampton. Bol gollü bi macin gececegi asikar ve iki takimin da su ana kadar beraberligi yok. Fulham'da Berbatov'un sakatligi onemli bi eksiklik. Beraberlik agir bassa da ev sahibindeki Lambert ve Ramirez'in yükselen form grafigi galibiyete bi adim daha yaklastiriyo sanki onlari.
Bahis: Üst


Liverpool-Stoke: Sürekli pas yapan bi Liverpool ve ozellikle deplasmanda geriye cekilip kontraataklarla etkili olmaya calisan Stoke. Gecen haftaki 5-2lik Norwich galibiyetinin ardindan Avrupa Ligi'nde yedek agirlikli ciktiklari Udinese'ye 3-2 kaybettiler. Yine de Allen-Nuri ve Gerrard uclusu ligin en iyilerinden olmaya aday. Sterling ve Suso, agir Stoke defansi karsisinda cabukluklarini kullanabilirlerse mac Liverpool icin daha rahat olur. Ote yandan büyük maclarin adami Crouch da cok formda. Yine de Norwich karsisinda gayet guzel oynayan Liverpool'un Suarez-Gerrard ve Nuri'yle zor da olsa gececegini dusunuyorum Stoke'u.
Bahis: Liverpool yenilmez


Tottenham-Aston Villa: Son 3 haftada 3 galibiyet ve karsilarinda cok genc bi Aston Villa. Dunne, Ireland, Petrov, Warnock gibi oyuncularindan yoksun ve buna karsilik Given da artik kaleyi korumuyor. Aston Villa bariz bi degisim icinde ama deplasmanlari cok sevdiklerini soylemek zor. Gecen hafta ManU'yu Old Trafford'da 23 sene sonra yenen Tottenham kendi seyircisi onune fazlasiyla ozguvenle cikacak. Bale-Lennon-Defoe uclusu Villa defansini korkutmaya yeter.
Bahis: 1


Newcastle-ManU: 6 haftada gol yemedigi mac olmayan bi Newcastle. Can Ozenc'in dedigi gibi gecen seneki performanslarini tekrarlayabilecekler mi? Coloccini'nin sakat olmasi buyuk etken ama rotasyona gitmeye calisan Pardew, simdilik aldigi 9 puana sukretmeli. Rooney-RVP ikilisinin haftaicinde gosterdigi uyumu, bu maca tasimalari da muhtemel. Fletcher'in ve ozellikle de Rooney'nin donusu de ayri bi motivasyon United icin. Gecen haftaki Tottenham yenilgisini unutturmak isteyeceklerdir. Evinde gayet iyi oynayan Newcastle maci birakmak istemese de United ligde ust uste iki defa yenilmek istemeyecektir.
Bahis: Üst

2.10.2012

Topcast 1 Ekim

Cuma Ali ve Ali ile beraber yayını Premierleague ile açıp sonrasında genelevi forma sponsoru yapan Yunan takımından bahsettik. Son olarak da artık konuşmaktan bıktığımız Milan ve Fenerbahçe ile programı noktaladık.


26.09.2012

Fatih Şen'den Yılın Golü




Şu golü Cristiano Ronaldo atsa bir yıl konuşulurdu, Fatih Şen atınca tabi pek kimse görmedi, duymadı.. İzleyin, izlemeyenlere izletin..



Bu da amatör kameradan kale arkası çekimi.

Topcast 24 Eylül

Ben de en sonunda Aykut'un çok hata yapmaya başladığını kabul ettim. Ali, Cuma Ali, Melih ve Oben ile Aykut'tan başladık, Milan ve diğerleri ile devam ettik.


25.09.2012

Dünya'nın En Saçma Kırmızı Kartı!

Birazdan yayına girecek Topcast'te bahsetmiştim. Hannoverli Huszti, 90+da attığı golle takımına Werder Bremen önünde galibiyeti getiriyor. Ardından gelen gol sevinci ona biraz pahalıya mal oluyor. Formasını çıkardığı için bir sarı kart, tellere tırmandığı için ikinci sarı kartı görüp tek bir gol sevinciyle oyundan atılmayı beceriyor. Makine düzeninde çalışan Alman hakemden daha başka birşey beklemezdik sanırım.



21.09.2012

Avrupa'nın En İyi 36 Takımı




Bu sezon Avrupa kupalarında kalan takımlardan en iyi otuz altısını üç torbaya ayırarak sıraladım. Değerlendirme objektif olmaya çalışsam da tabii ki subjektif. Bir modelleme var elbette. Takımların sıralamadaki yeri açıklanan değişken ise açıklayıcı değişkenlerden katsayısı en yüksek olan kağıt üstündeki kadro.. Çelişkide kaldığım durumlarda takımların bu yıl ligde ve Avrupa kupalarında(elemeler ve ilk hafta) performanslarını göz önünde bulundurdum. Hatta bazen geçtiğimiz yıla bile gittim. Sonuçta ortaya çıkan sıralama tartışmaya son derece müsait.

1.Barcelona
2.Real Madrid
3. Man Utd
4.Man City
5.Chelsea
 
6.Bayern Münih
7.Juventus
 
8.Dortmund
9.Atletico Madrid
10.Arsenal
11.Tottenham
12.Paris Saint-Germain


13.Valencia                                          
14.Milan
15.Inter
16.Zenit
17.Shakhtar
18.Galatasaray
19.Porto
20.Napoli
21.Dinamo Kiev
22.Lille
23Schalke
24.Benfica
25.Liverpool
26.Marsilya
27.Malaga
28.Ajax
29.Spartak Moskova
30.Fenerbahçe
31.Braga
32.Udinese
33.Twente
34.Athletic Bilbao
35.Olympique Lyon
36.Montpeiller




18.09.2012

Topcast 17 Eylül

Şampiyonlar Ligi başlamadan önce bu haftanın temel maçlarını Can Özenç, Cumaali Uçar, Ali Aktaş ve Oben Kaymakçalan ile değerlendirdik.


14.09.2012

2012-13 Premier League Kadro Mühendisliği - Başaltı


TOTTENHAM: Kaleciyi değiştirdiler ama halen yaşlı kurdu oynatıyorlar. Defans hattı dengeli isimlerden oluşuyor. Vertonghen eklemesinin değeri ileride daha iyi anlaşılacak. Stoper yedekleri yeterli ancak özellikle sol bek alternatifi soru işareti.
Orta sahada Hırvat dinamoyu kaybederek önemli güç erozyonuna uğradılar. Yetenekli portakalı da kadroda tutamadılar. Yeni gelen Dempsey farklı tipte bir oyuncu ve bence ancak adada katkı verir. Geçen sene son dakikada ŞL biletini kaçırmaları planlarını bozdu. S.Parker performansını artırmalı. Yedeklerde ise göze çarpan isim Huddlestone ve ismi uzun İzlandalı. Özellikle İzlandalının geçen seneki performansına ulaşması takımın hedeflerini değiştirebilir.
Forvete yazdığım Bale takımda kalmaya karar vererek önemli bir fedakârlıkta bulundu. Ancak kariyeri için doğru hareket edip etmediğini ileride göreceğiz. Lennon her zaman dikkate alınması gereken bir güç. Adebayor hamlesi de hücum gücüne önemli bir katkı oldu. Avrupa futbolunda azalmaya başlayan fizikli santrafor tipinin son iyi örneklerinden Togolunun PL’de halen söyleyecek sözü olduğuna inanıyorum. Yedeklerdeki Defoe ve Dembele isimleri de her zaman gol bulabilecek isimler. Genç Portekizli antrenörün son şansını iyi değerlendirmesi için kadrosunu en verimli şekilde kullanması şart. Bana sorarsanız Spurs organizasyonun en hatalı kararı da lige uygun olmayan bu koça bir şans daha vermesi oldu.
Eksiklerine rağmen Güney Londra ekibinin ilk dördü zorlayacak takım olmaya en büyük aday olduğunu düşünüyorum. Aslar ve yedekler arasındaki fark keşke biraz daha az olsaydı.

LIVERPOOL: Eski günlerini arayan taraftarların bile yavaş yavaş umudunu yitirdiği ligin tarih öncesi kralı Kızıllar, bu sene en azından beklentilerini düşük tutuyorlar. En iyimser taraftarın bile bu kadrodan şampiyonluk beklemesi hafif bir gülümsemeyle karşılanıyor.
Kağıt üzerinde çok kötü olmayan bir savunmaya sahipler ancak takım olarak performansları düştükçe savunma oyuncularının da özellikleri parlamıyor. Oysa gerek G.Johnson olsun, gerek J.Enrique olsun kalbur üstü bekler. Ayrıca iki santrhaf da zamanında üst düzey performans sergilemişlerdi. E, kalecileri bir zamanlar İngiltere milli takımı için isteniyordu. Ne oldu da bu takım üst üste iyi skorlara hasret kaldı? Bir defa savunmada yedekleri çok zayıf. Yüksek hedefler için gerçekçi değil. İkincisi ve daha önemlisi orta saha Lucas’ın sakatlığından sonra geçen sene çok aksadı. Bu sene Gerard ile birlikte sağlam kalabilirlerse Anfield Road sakinlerini daha mutlu günler bekler. Bu bölgede oynaması için kiraladıkları Nuri’nin henüz yeterli olmadığını düşünüyorum. Bence zamanın da faydası olmayacak çünkü takımın geleneklerine ve sistemine uyacağını sanmıyorum. Londra onun için daha doğru bir adresti ancak orada da burada bulduğundan daha az şans bulacağı bir gerçekti. Burada oynamak istiyorsa güçlenmek ve cesaretini yeniden kazanmak zorunda. Rakibi Henderson için ise işler biraz daha kolay, o da bu ligde fazladan tecrübesi olmasından dolayı. Diğer alternatiflerin yeterli olduğunu düşünmüyorum.
Hücumda Suarez’in üzerinde tüm yük. Downing’in bu saatten sonra bir üst seviyeye geçmesini beklemiyorum ve Borini bir kumar. Kötü değil, alınabilir bir risk ancak yine de ne yapacağını henüz bilmiyoruz. Bu bölgede daha performansı kanıtlanmış bir oyuncuya ihtiyacı vardı takımın. Assaidi ve Samed de yedekte bulunsun diye alındılar ve özellikle Samed için yetenek sıkıntısı çekilen bu dönemin önemli bir şans olduğunu düşünüyorum. Assaidi’nin de öncelikli hedefi kadroya girmek olmalı.
Koç Rodgers daha güçlü bir kadroyu yönetmeyi hak ediyordu ancak mevcut kadrodan dolayı beklentilerin düşük olmasını lehine çevirebilir. Sürpriz bir ilk dört sonucu Liverpool kariyeri için mükemmel bir başlangıç olacaktır.

NEWCASTLE: Bu bölümde incelediğim dört takım içinde en zayıf defansa sahipler. Hollandalı kaleci milli takıma kadar yükseldi ve sürekliliğini koruyabilir. Bekler genç ve potansiyelli ancak bu seviye için yeterli değiller. Ortadaysa eski bir yetenek ile yeni yükselmekte olan bir İngiliz bulunmakta. Geçen sene bu ortaklık fena işlememişti, bu sezonu da böyle aşacaklardır. Ancak yedekler as kadroyu zorlayacak durumda değil ve sezon boyu alarm zilleri kendilerini bekliyor. Anlaşılan yetenekli file bekçilerine fazla güveniyorlar.
Orta üçlülerini yitirmemeleri umut verici. Cabaye ve Tiote hedefleri için uygun oyuncular. Ben Arfa’da fazlasıyla yetenekli bir yaratıcı. Ancak kulübe problemi burada da devam ediyor. Sürpriz performanslara muhtaçlar.
Forvetleri Afrika Kupası’na dek işleyecektir, sonrası meçhul. Yine de oyuncularını kadroda tutmaları başarı sayılmalı. Yedek kardeşler için o kadar umutlu konuşamayacağım. Birinden birinin bizim iş bilir Anadolu kulüplerimizden birine gelmesi yakındır.
Saksağanlar, Avrupa katılımı sağlayacak hangi sonucu alırsa alsın takdir edilmeli.

EVERTON: Maviler, geçen seneki başarıyı tekrarlamak istiyorlarsa iki önemli oyuncusuna gözü gibi bakmalı, satacaksa da karşılığında önemli bir değer almalı. Bunlardan birincisi sol bekte ve bu devrede göstereceği performansa bağlı olarak ayrılışı sene sonunu bile bulmayabilir. Defansın diğer oyuncuları da tecrübeli ve takıma alışmış oyuncular. Heitinga’nın gitmesine rıza gösterir gibi yapıp, gönder(e)meyerek takım içi huzuru bozmuş olabilirler. Yedeklerde ise ilk on biri zorlayacak bir oyuncu göremedim ben.
İkinci değer, orta sahada ve saç modeliyle tanınıyor. Bazen futbolcuların bu tip kendine haslıkları oyunları haricinde de ayırt edilebilmelerine yarıyor. Arteta ve Cahill’den sonra yetenekli Belçikalının gidişini kaldıramayabilirler. Barkley sürpriz bir gelişme göstermezse tabi. Merkezde daha çok alternatife sahip olmalıydılar. Belki gelecek parayla devre arasında takviye yaparlar.
Forvette Jelavic’in geçen seneki beklenmedik katkısı çok hoş oldu. Hem kendileri hem de fantezi lig severler için. Geri dönüş yapan Pienaar taraftarı heyecanlandırmaya kaldığı yerden devam edecek. Yunanistan’dan gelen Mirallas da bir başka merakla beklenen isim. Şahsen bu kadroya kanatlarda bir ya da iki tane daha delici oyuncu eklemesi yapılması gerektiğini savunuyorum.
Moyes, artık bu ligin demirbaşlarından sayılıyor. Takımını üst sıralarda tutmanın bir yolunu bulacaktır.


1970 Bundesliga Moda Haftası

13.09.2012

2012-13 Premier League Kadro Mühendisliği - İlk Dört


Geçen sene başlattığım kadro mühendisliğini bu sene premier league takımları için uygulamak istedim. Puanlama transfermarkt.co.uk sitesindeki futbolcu değerlerine göre yapılmıştır. En yüksek toplam puanlı takımlardan başlayarak tüm takımları incelemeye çalışacağım. İlk on bire ve yedeklere oyuncu seçerken birkaç istisna dışında değerlerini önceliğe aldım. Bu istisnalar da ya uzun süreli sakatlık yaşamakta olan oyuncular, ya da menajerin ilk on bir tercihi olmayacağı aşikar durumlardır. Tartışılır tercihlerim olduğunu kabul ediyorum, takım takım analizlerde sebeplerimi sunacağım.
Ayrıca her kadronun ilk on bir ile yedekler arasındaki puan farkı oranını yüzdelik olarak hesapladım. Özellikle ligde dengeli kadrolar daha başarılı oluyor kanımca.

M CITY: Geçen senenin şampiyonu mevcut kadrosunu koruyarak ve ufak eklemeler ile yeni sezona giriş yaptı. Son gün yapılan Maicon ve J.Garcia eklemeleri dikkat çekici. Kulübün patronları düşünüldüğünde bu yaz transfer piyasasında çok hareketli olmamaları hem şaşırtıcı hem de takdire şayan. Üstelik geçen senenin sonunda performans vermeye başlayan Tevez'in sene başında forma ulaşması yeni transfer etkisi yaratabilir. Aguero'nun sakatlığında ilaç gibi gelecektir City'e. Ancak süper Mario'nun yedek kulübesine ne kadar tahammül edeceği soru işareti.
Birincil defans hattını koruyan şampiyon, yedeklerde özellikle beklerde yaptığı Maicon şırıngasıyla rakiplerinin açık ara önünde. Toure'yi takımda tutarak bence sezon boyu faydalanabileceği bir alternatif yarattılar. Bu bölgede Micah da düşünülebilir, açık oynadıkları maçlarda Brezilyalı ile başlayabilirler sağda. Sol tarafta hem Clichy hem Kolarov bu seviyenin oyuncuları. Büyük sakatlık yaşamazlarsa bu bölgede sıkıntı yaşamayacaklardır.
Orta sahası çok kuvvetli bir takım City. Ancak Milner ve Barry gibi çok net olmayan iki merkez oyuncuya sahipler ve Toure'nin yedeği onun kadar performans sergilemeyebilir. Garcia transferi bu sıkıntının farkında olduklarının göstergesi. Ayrıca Rodwell de takıma alıştıkça ilk on biri zorlayacaktır.
Silva'nın sezona formsuz başlaması biraz panikletse de Nasri'nin yaratıcılık anlamında eksikleri kapatmaya yeteneği olduğuna inanıyorum. İki oyuncu da kanatlara kaymayı seven modern oyun kurucular. Yine de formda bir Silva'ya ihtiyaç uzun solukta mutlak görünüyor. Forvette sakatlanın Arjantinli'nin yerini önceki wonderkid aldı. İyi de oldu. Şahsi fikrim Tevez'in oyun sistemine ve lige daha uygun bir oyuncu olduğu. Mario'nun kibrinden vazgeçip bal yapması gerek. Kimse en iyi oyuncuları bile bir şey üretmedikleri takdirde sahada tutmaz. Dzeko transfer olamadığı için rolünü kabullenmeyecekse ileride baş ağrıtabilir. Oyuncunun kadro içindeki yeri açıklığa kavuşturulmalı. Bence bu takımda yedek güçten öteye gidemez, ki kendisi için de çok kötü bir durum değil.
Mancini geçen sene rotasyon yapmadığı için eleştiriliyordu, bu sene eleştirileri dinlemeli çünkü elinde uygun bir kadro var. ŞL'de daha ileri turlara çıkmak isteniyorsa kadronun idareli kullanılması diğer kulvarlardaki başarıları da etkileyecektir.
Kadro derinliğine baktığımıza toplamda %16lık fark bana göre ideal olan %15e çok yakın. Ancak defansta özellikle merkezde daha kaliteli yedekler olabilirdi. Forvet tercihlerim tartışılabilir, yedekleri daha değerli olmasına rağmen yıl boyu bu üçlünün daha çok kullanılacağını tahmin ediyorum.

M UTD: Ferguson devam ettiği sürece bu takımın yıldızı o olacak. Kim kaç milyon pounda gelirse gelsin. Uçan Hollandalı perfomansını artırmak istiyorsa patron ile iyi geçinmeli. Öte tarafta ise uzaklardan gelen umudun kendini kanıtlaması bekleniyor. Kadronun önemli defolarına rağmen şampiyonluğun en büyük ikinci favorisi halen aynı şehirden.
Defansta liderlik görevini Vidic devraldı ve bunu sonuna kadar hak ediyor. Ancak sorun şu ki simge isim Ferdinand yıllara direnemedi ve ilk on birdeki yerini taze kan P.Jones'a kaybetti. Jones'un sakatlığı boyunca şans bulacaktır Rio, belki de bu son şansıdır düzenli oynamak için. Sağ kanatta toy Rafael şans buluyor ve bunu iyi değerlendirmeli. Solda ise banko belli. Ferguson'un defansta rakiplerine göre daha şanssız olduğu açık, özellikle kaleci tercihinin sorgulanmaması için bu sene üst düzey bir performans sergilenmesi şart.
Orta sahada halen iki emektar kadroda, Giggs ve Scholes ancak benim puan tablolarımda değerleri çok düşük olduğu için yoklar. Tabi bu iki oyuncunun katkısı değerlerinin çok üstünde. Yine de Fergie'nin halen bu oyunculardan medet umması kadronun zaafiyetini de gösteriyor. Bu bölgeye yapılan Cleverly takviyesi mutlaka etkili olacaktır ancak kanamayı durdurur mu emin değilim. Öte yandan hücum yönündeki Kagawa denemesini olumlu buluyorum. Kagawa sisteme çabuk uyum sağlayacaktır. Ancak kendisinin varlığı Rooney ve RVP beraberliğini sorgulatıyor. Çünkü kanatlarda hareketli oyuncuları seven Fergie, Valencia ve Young gibi delicilerinden vazgeçmeyecekse bu beşliden birinin yedek oturması özellikle zor maçlarda elzem görünüyor. Şimdilik Rooney sakat olmadığı için bu tartışma su yüzüne çıkmış değil ancak bu senenin UTD cephesinde cevaplanması gereken en büyük sorusu olarak bunu görüyorum.
Forvete yapılan Hollandalı eklemesi çok şık oldu. Taraftarı olduğum kulübü can evinden vurmuş olsa da her iki taraf için de en hayırlısının gerçekleştiğine inanıyorum. RVP gollerine, özellikle adada devam edecektir. Takım arkadaşlarının onun hareketliliğine adapte olmasıyla M.UTD taraftarları uzun zaman gol görmeye hasret kalmayacaklar. Tabi bu ekleme geçen seneki düşüşüyle birlikte en çok Nani'yi olumsuz etkiledi. Ellerinden çıkaramamaları kötü oldu. Kendisinin bu takımda eski performanslarına ulaşabileceğine inanmıyorum artık. Zaten çok şans da bulacağını düşünmüyorum. Chico da her zaman ilk on birde veya kulübede olsun, takımda görmek isteyeceğiniz oyunculardan. Bana göre M.UTD'ın en güçlü bölgesi hücum oldu ve bu gücüyle hedeflerini gerçekleştirmeye çalışacak.
Kadro dengeli görünüyor. Tabi orta saha ve defans yedekleri kalitesi şehrin bu takımı için de eleştirilebilir. Ancak kadroda belirtmediğim Giggs ve Scholes kadroya kattıkları tecrübe ile bu açığı kapatacaktır. Şu anda görünen ne değerli hücum hattına sahipler, avantajını kullanmalılar.

CHELSEA: Maviler transfer döneminin şampiyonu oldu kanımca. Ancak bazı harcamalarını fazla buldum. Özellikle bitirici oyuncu almamaları başlarını ağrıtacaktır. Orta sahada güvendikleri gençlerin de performansı merakla bekleniyor. Bir diğer beklenen isim ise yeni değil ancak herkes yeni gibi olmasını istiyor; Torres. İspanyol'un gollerle barışması Londra ekibi taraftarlarını çok mutlu edecektir.
Son ŞL şampiyonu defansını korudu, iyi de etti. Bence ligin en oturmuş savunması. Ivanoviç parlıyor, Cole istikrarlı, D.Luiz ümit veriyor ve Terry yine sağlam duruyor. Bakmayın Ardalar'ın dörtlediğine, bu takım yine az gol yiyecektir. Yalnız dördüncü stoper olarak Ferreira'yı kadroda tutmalarına anlam veremiyorum.
Orta sahada Obi'nin iki alternatifini de gönderdiler takımdan ve Romelu'nun potansiyeline güvendiler. Ayrıca yeni aldıkları Marin ve Oscar'ın patlama yapmasını bekliyorlar. Oscar'ı bir kez izledim ve bana pek umut vermedi, zamanla daha iyi olacaktır. Herşeye rağmen günümüz oyununun en önemli bölgesine daha tartışılmaz eklemeler yapmalarını bekliyordum.
Hücumda bücür Mata'nın yanına en az onun kadar belki daha da yetenekli Hazard'ın monte ettiler. İlk haftalar sonuç oldukça parlak. Hazard böyle oynamaya devam ederse Torres'in yüzü sık sık güler. Şahsen kendisini gülerken izlemek daha güzel. Şu da bir gerçek ki Hazard'ın oyun içindeki sürekliliğini kaybetmemesi gerekiyor. Mata bana biraz takımın en yaratıcı oyuncu görevini devrettiği için mutsuz göründü. Onun da en çabuk zamanda adapte olması şart yeni görevine. Tüm umut verici gelişmelere rağmen Torres'in tek yedeğinin Sturridge olması ki aynı tipte değiller kabul edilemez. Chelsea bu sene kupalara ulaşamazsa bu yüzden olacak.
Kulüp çok para harcamasına rağmen yedek kulübesini halen yeterince güçlendiremedi. Uzun sezon boyu ilk on bir oyuncularının sağlığına duacı olacaklar. Üstelik bu sene milli elemeler senesi ve bu daha çok maç demek.

ARSENAL: Wenger geçen seneden farklı olarak bu sene başına gelecekleri biliyordu ve kayıplarına karşı daha hazırlıklıydı. Üstelik kesenin ağzını da açtı ancak bu sefer biraz fazla açtığını, özellikle milli maçların yıldızı Alman'ı olduğundan pahallıya kadrosuna kattığını düşünüyorum. Yeni bir Lig1 gol kralından medet umması da cabası. Herşeye rağmen pahallı da olsa yaptıkları İspanyol ekleme her şeyi değiştirebilir.
Defans aynı şeffaflıkta. Fransız'ın stiline uygun olarak teknik ancak yumuşak oyuncularla dolu. Üstelik en iyi oyuncularının sakatlık geçmişleri pek iç açıcı da değil. Sagna bütün sezonu çıkaracak mı? İngiliz yedeği bir adım ileriye taşıyabilecek mi oyununu? Solda Gibbs dertlere çare mi?(ki ben değerinden ötürü Santos'u yazdım ilk on bire)Ortada Fransız&Belçika yapımı devam eder mi? Bir taraftar olarak kendilerini aynı anda sahada görmekten çok memnunum ancak realist düşününce bu ikilinin bir takımı şampiyon yapabileceğinden kuşkuluyum. Üstelik yedekleri Alman'ın stili tamamen farklı. Kendisi daha kötü bir oyuncu olmasına rağmen oyunundan ötürü ilk on birde olmayı hak ediyor bence. Ve Vermaelen'in solda oynadığı düzen sanırım Kuzey Londralı'lar için en güvenli diziliş.
Orta sahada gitmek isteyenin yerini dolduracak olan Diaby bana sorarsanız çok daha iyi bir oyuncu. Lanet yüzünden geçirdiği kayıp yılları bu yıl tüm dualarımızla telafi edecek inşallah. Anfield Road'da da görüldüğü üzere takımın oyunu üzerinde çok etkisi var. Ancak bu senenin prensi yeni İspanyol. Her ne kadar Arteta'yı da çok takdir etsem de Cazorla takımın kaderini değiştirmeye aday görünüyor. Kupaya aç taraftarlar her gece yatmadan önce kendisinin sağlığı için tanrıya şükrediyorlar. Ayrıca henüz sahneye çıkmamış Wilshere tüm filmi yeniden yazabilir. Şimdilik dublörü Ramsey ile idare edecek taraftar.
Hücumda ise işler biraz karışık. Giden leblebinin yerine alınan kule taştan çıktı. Zaman çok kez ilaç görevini görmüştür ancak taşı yumuşatabileceğinden emin değilim. Giroud çok PL maçı izlemeli her şeyden önce. Kimse ondan gol kralı olmasını beklemiyor ancak açacağı boşluklar ve pas akışının devamını sağlaması hayati. Öte tarafta kanatlardan destek olması beklenen Podolski'nin de gol kaçırmayı ikinci bir emre kadar ertelemesini bekliyoruz. Verilen para verildi artık, tekrar tekrar gündeme getirmenin bir anlamı yok ama Alman oyuncunun da kendini sevdirmesi için somut katkı sunması şart. Üçüncü kuvvet olarak Walcott düşünülüyordu ancak bu aralar havasında değil. Dedikodular doğruysa havaya giremeden ayrılacak. Şahsi fikrim kendisinin potansiyeline inananları yarı yolda bıraktığı. Bu saatten sonra oyununda ilerleme beklemiyorum ama kadroda kaldığı sürece Wenger'in ondan katkı almanın bir yolunu bulması lazım. Diğer alternatif ise Gervinho. Onun bir sene daha kredisi var yoksa yerini yeni wonderkid Chamberlain'e kaptıracak. Chamakh'tan ise artık kimse bir şey beklemiyor.
Arsenal ilk onbiri ile yedekler arasında büyük fark yok, çünkü kadrosu şampiyonluk kazanabilecek kalitede değil. En iyi ihtimal üçüncü olacaklar ve hedef bu ise yeterli bir kadroya sahipler. FFP'nin uygulamaya geçmesiyle birkaç yıl sonra ekonomi profesörü zirve mücadelesine geri dönebilir. Tabi halen yerini koruyorsa.

8.09.2012

Selçuk İnan




Antrenörün taktiksel tercihlerine saygı duyarım. Mesela ben olsam dün birbirini iyi tanıyan Umut-Burak ikilisi ile sahaya çıkar Arda'yı da kanada çekerdim. Ama bunu yapmadı diye Abdullah Avcı'ya kızacak değiliz, sonuçta bu onun taktiksel tercihidir.

Fakat Abdullah hocanın bana asla cevabını veremeyeceği 4 tane soru var:

1- Kariyerinin ilk gününden beri hiç bir çirkin hareketini hatırlamadığımız Selçuk İnan yerine tribüne kol gösteren, rakibe kafa kesme hareketi yapan, her maçta rakibe, hakeme ve hatta takım arkadaşına saygısızlık yapan, antrenörüne yumruk atmaya kalkan, ırkçılık yapan Emre Belözoğlu'nu Türk Milli Takımına yakıştırıyor mu?

2- Yaklaşık 3 sezondur Türkiye'de düzenli oynayan, neredeyse hiç sakatlanmayan ve kart görmeyen, üstüne üstlük istikrarını müthiş goller ve asistlerle süsleyen Selçuk İnan yerine Fenerbahçe'de gerek Aykut Kocaman ile yaşadığı sorunlar nedeniyle gerekse sakatlık ve cezalardan dolayı düzenli oynamayan, Atletico'ya gittiğinden beri resmi maçlarda sadece 2 dakika oynamış Emre Belözoğlu ilk on birde oynamayı daha mı fazla hak etmiştir?

3- Emre Belözoğlu'nun uyduğu Selçuk İnan'ın uymadığı sistem nedir?

4- Emre Belözoğlu'nun yapacağı Selçuk İnan'ın yapamayacağı şey nedir?

Abdullah Avcı beğendiğimiz bir teknik direktör. Ama şapkadan tavşan çıkarmaya çalışmanın anlamı yok. Rıdvan Dilmen'in dediği gibi " Kaleciyi oynatmam Selçuk'u oynatırım" ..

6.09.2012

Topcast - 6 Eylül

Oben ile başta Hollanda maçı olmak üzere Atletico'nun Süper Kupa Zaferi, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi Kuralarını, başrolde Zenith'in olduğu son dakika transfer çılgınlığını ve basın toplantısı yapılan FM 2013'ü konuştuk. Iphone üzerinden bloga girenler dinlemek için buradan mixcloud app'i indirebilirler.


5.09.2012

Manzaralı Maç

Fotoğraf yaz döneminden kalma. Napoli ile Bayern Arco kalesinin eteklerinde karşılaşıyorlar. Kaleden de ne maç izlenirmiş

4.09.2012

Zlatan İbrahimovic Song



Video 2010 yılında Youtube'a konmuş. Ben yeni gördüm, görmeyenler elbet vardır. PSG bu hafta Zlatan İbrahimovic'in iki golü ile deplasmanda Lille'i mağlup etti. Ben de İbrahimovic'e bu şarkı ile teşekkür ediyorum..

Şampiyonlar Ligi H Grubu : Kapalı Kutular


Kuralar çekileli epey oldu ama biraz geç de olsa Galatasaray'ın ve grubunun analizini yapalım.

Öncelikle şunu söylemeliyim. Kuradan sonra Türk spor kamuoyunda iki tane bakış açısı var. Bir taraf "şeker gibi kura" derken temkinli olan taraf "Şampiyonlar Ligi'nde her takım güçlüdür" klişesini ortaya koyuyor. Tamam Galatasaray Ajax'ın yerinde olup Real Madrid, City ve Dortmund'la aynı grupta olabilirdi. Yine de Türk spor kamuoyunun bu ukalalığını anlamıyorum. " Şeker gibi kura " diyenlerin nasıl yanılacağını maçlar başladıktan sonra göreceğiz. " Şampiyonlar Ligi'nde her takım güçlüldür" klişesi ise bizim gibi ülkelerin insanlarının söylememesi gereken bir söz. Kimse farkında değil ki Galatasaray da o küçümsenen Şampiyonlar Ligi'ndeki "her takım" dan biri. Yani nasıl ki biz son torbadan Dortmund'u seçmedik diye seviniyorsak, Rumenler de Juventus'u seçmedim diye seviniyor. Biz neyiz ki Braga'yı, Cluj'u "Şampiyonlar Ligi'ndeki her takım" statüsüne sokup küçük görüyoruz. Bırakalım bu lafları Manchester United taraftarları söylesin. İşimizi ciddiye alalım, hazır iyi kura çekmişken şu gruptan çıkalım.

Bu uzun girişten sonra grup hakkında yorum yapmaya başlayabiliriz. Braga da Cluj da bizim için kapalı kutu. Liglerini izleme şansımız yok, yalnız Braga'yı geçtiğimiz yıl Beşiktaş karşısında izlemiştik. Eğer pozitif yönde değişen bir şey yoksa Braga'nın Galatasaray'dan kötü olduğunu söyleyebiliriz. Tabii şunu unutmayalım, UEFA'da final oynadıktan sonra ertesi yıl aynı kupaya konsantre olmak zor. Geçtiğimiz yıl Braga bunun sıkıntısını yaşadı. Bu yıl farklı bir motivasyon ile Galatasaray karşısında olacaklar ve hiçbir şey olmasa da bir ekol ülkenin takımı.

Cluj da yine bir kapalı kutu. Ancak bu kapalı kutunun içinden kimse Barcelona, Chelsea ayarında bir takım çıkmasını beklemiyor. Hatta Ajax, Schalke kalitesinde bir takım çıkması bile sürpriz olacaktır. Burada Galatasaray teknik heyetinin yapması gereken rakibini iyi izleyip, analizini yapmak ve  hafife almadan takımı hazırlamak. Sonrası kendiliğinden gelecektir.

Gelelim Manchester United'a. Bir çok Galatasaraylı birincilik için Manchester ile çekişiriz dese de bu pek inandırıcı değil. Geçtiğimiz yıl büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp gruptan çıkamayan Manchester ekibi bu yıl gruplarda işi fazlasıyla ciddiye alacaktır. Üstelik Galatasaray ilk maçını Old Trafford'da oynayacak. Ben buradan bırakın puan çıkarmayı alınacak 2-3 farklı mağlubiyete bile razıyım. Allah muhafaza Galatasaray ilk maçta fark yerse, bozulacak moralleri toparlamak zor olur. Tabi Fatih Terim'in 1999'da Chelsea hezimeti sonrası takımı nasıl toparladığını da unutmayalım.

Galatasaray'a gelince. Türkiye'de neredeyse her maçını izlediğim Galatasaray da benim için kapalı kutu. Çünkü geçtiğimiz yıl Fatih Terim yönetiminde yeniden yapılanan ve Hakan Balta dışında ilk on biri tamamen değişen Galatasaray ilk kez Avrupa sahnesine çıkacak. Bu takım geçtiğimiz yıl ligin en az gol yiyen ve en çok gol atan takımıydı. Bu yıl üstüne olumlu ilaveler yapıldı. Rakiplerinin durumunu da düşündüğümüzde şu an Türkiye liginin net bir şekilde en iyi takımı Galatasaray. Ancak bu Avrupa arenesında da başarılı olacağı anlamına gelmiyor. Manchester United'ı bir kenara koyarsak Galatasaray kendisinden düşük bütçeli ama iyi mücadele eden, iyi organize olan, disiplinli ve sistemli oynayan, kısacası "Avrupa takımları" ile mücadele edecek. Eğer rakiplerin analizi ciddi ve iyi yapılırsa ve Galatasaray burada değinmeyeceğim küçük çaplı sorunlarına çözüm bulursa Manchester United'ın arkasından bu gruptan çıkacaktır. Tabii kapalı kutuların içinden canavarlar çıkmazsa..