İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

10.11.2005

Das Genie Daum

Christoph Daum 24 Kasım 1953 Doğu Almanya doğumlu. Henüz yedi yaşındayken Batı Almanya’ya kaçıyor.



* Dikkat etmemiz gereken yönler burada başlıyor. Daum yedi yaşındayken ne kadar bilinçliydi bilmiyoruz ama en azından ailesi için şunu söyleyebiliriz.”Azimliler, kendilerine sunulanla yetinmiyorlar ve daha iyilerine ulaşmak için zorlukları göze alabiliyorlar.



Berlin üstünden yapılan yolculuk sonunda Daum Köln’de spor eğitimi alıyor. Yalnız çoğu zaman dile getirdiği gibi sanat okumak da istiyor ama spora yöneliyor. Sanat daha sonra hayatına giren kadınlar ile ilk sohbet konusu oluyor.



* Özellik iki: Entelektüel, çekici ve kadınların dikkatini çekebilen bir erkek. Bir erkek olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ilk bakışta dikkat çekici olabilmek başka bazı şeylere bağlıyken sohbet aşamasına geçildiğinde zeki olmak kadınların erkeklerde hoşlandığı özelliklerin başlıcasıdır. Buraya bir demecini eklemek kendisinin görüşü açısından çok şey ifade ediyor. “Bende güzellikten öte bir şey var, Güzellikten daha önemli, derin”. Şimdi o şeyin ne olduğu ya da Daum’un ne kastettiği üstüne derin konuşmaya gerek yok ama bunun kesinlikle sarı saçları olmadığı kesin.



Daha sonra 1981-1985 yılları arasında Köln genç takımını çalıştırıyor. Daha sonra 1986-1990 yılları için Köln’de terfi görüyor ve A takımı çalıştırıyor. 1990-1993 yıllarını Stutgart antrenörü olarak geçiriyor. 1994-1995 yılarında Beşiktaş’ın başında Herr Daum. 1997-2000 yıllarında Bayer Leverkusen antrenörü olarak ülkesine geri dönüyor. Sonra Avustria Vienna ve arkasından Fenerbahçe’nin başında.Bu süreçte 92’de Stutgart ile Almanya şampiyonu, 94’te Beşiktaş ile Türkiye kupası 95’te lig ve Cumhurbaşkanlığı kupası kazandı. 2003’te Vienna ile Avusturya Şampiyonluğu ve yine aynı yıl Avusturya kupasını kazandı. Leverkusen ile ligi 3 kez ilk ikide bitirdi. Leverkusen onun döneminde klasik Alman takımı havasından Avrupa’da adı geçen kulüp seviyesine terfi etti. Tüm bunlar zaten Daum’un bilinen başarıları ve onun iyi antrenör olduğunu en azından başarılı sayılacağının göstergeleri. Ama biraz irdelendiğinde altında başka şeylerin yattığını ve biraz dram ve komedinin iç içe olduğu bir Türk filmi havası var.



Tam Alman milli takımının başına gelecekken başına gelenler, kadınlar kokain ve dahası. Daum biraz kırdan kente gelen; orda nüfus tabelasına artı 1 yazan, dönerken yazdığını silen, tekrar bir tabela bulup oraya +1 yazan, tam artık oralı olacakken eski ve tutkulu olarak bağlı olduğu sevgilisi tarafından çağrılan ve bir türlü ona kavuşamayan bir aşık gibi. Bunu Karl Marx özetlemiş “Sevginiz karşılığında bir sevgi doğurmuyorsa talihsizliktir”. Daum hep Almanya’yı sevdi ama Almanya ona bir türlü yüz vermedi.Ama onu tam olarak reddetmedi de. Nazlı bir sevgili gibi sürekli ona umut verdi ama onun sevgisinin yarısını verenlere sattı kendini. Daum Türk filmlerinde emrahın kızkardeşi rolündeydi. Belki de kendiside böyle düşünürken başladı kokaine. Kim bilir ? Bir insanı kokain gibi bir belaya çoğu zaman çaresizlik, nadiren zevk sürükler. Adamımız Daum şöyle düşünüp kokainin kucağına düşmüş olabilir.





“Was soll uns denn dasewig schaffen “Neden bu anlamsız yaratılış

Geschaffens zunichts hig weg zwaffen” Yok olacaksa bir gün her yaratılmış”

GÖTHE (Faust)





* Bu noktada Daum’un özelliklerine bir yenisini ekleyebiliriz. Tamam her düştüğünde yeniden kalkmasını bildi ama düşüşlerinde kanuni sayılmayan yollara da başvurmaktan kaçınmadı. Bu noktada en önemli destekçisi Alman basınına göre Angelica Camm. Bu kadın Daum’un hayatına Mallorca’da ev alması sırasında girdi ve aldığı evin emlakçısının karısı. Yani zaaf bir olarak kadınları ekleyebiliriz. Bu kadın için Daum eşi ve çocuklarını bıraktı Angelica’da kocasını. Kokaine Angelica sayesinde alıştığı Alman tabloid gazetelerinin sayfalarını süsledi. Türkiye’de de Daum’un kadınlarla ilişkileri gazete sütunlarına taşındı ve Daum bunlarla ilgili olarak sadece şu yorumu yaptı “hakkımda yazılan hikayeler”. Oya Aslı Başarır Daum’dan hamile kaldığını Daum’un baskısı sonucunda kürtaj olduğunu iddia etti. Herkesin hayatta zaafları var ve bunları gizlediğimiz sürece toplumda saygın bir rol edinebiliyoruz ama Daum bunları gizlemekte biraz başarısız herhalde. Ayrıca adamımızın bir zaafı da yalan olsa gerek ve bunu inkar etmiyor kendi ağzından söyledikleri bunu önemli göstergesi. “Unutmamak lazım, insanlar para ve seks konusunda her zaman yalan söylerler.”





Tüm bunlar yaşanırken Daum tam tutkulu aşkına kavuşacakken ortaya çıktı bu kokain olayı ve komplo olduğunu söyleyip kendisinin bir doğu alman olduğu için bu olayların başına geldiğini anlatmaya çalıştı. Ama testler Doğu-Batı ayırımı yapmıyordu ve gerçekler adamımızın kokain kullandığı doğrultusundaydı. Peki bundan sonra kahramanımız ne yaptı. Tekrar düştüğü yerden kalkmasını bildi. Kriz yönetimini en iyi şekilde başardı ve “kalça ağrılarım için birkaç kez kullandım” dedi. Yalancı damgası biraz ağır ama yadsınamaz bir gerçek olsa gerek. Tüm bunlardan sonra Beşiktaş Daum’a kucak açtı.



Daum’un en iyi yaptığı şeylerden biri ise (ki bunu bence zekası ile açıklamak mümkün) çalıştığı ülkelerin yerel değerlerine saygı duymak ve ona güvenen insanları mahcup etmemek için çalışmak. Televole muhabirlerine verdiği cevap bunun en önemli göstergesi. Kapadokya gezisinde kendisine uzatılan feshi “Atatürk’ün yasakladığı şeyi ben takmam” diyerek kibarca reddetti.



* Artık bu noktada kimsenin reddedemeyeceği bir özelliğini altı çizili rahatça yazabilirim. Adamımız çok zeki.



Değinmek istediğim noktalar Daum’un özel yaşamından kesitlerle Daum’u biraz daha anlamaktı. Yoksa kişisel görüşüm Daum’un çok iyi bir antrenör olduğu değil ama bazı yadsınamaz gerçekler ortadayken Daum’a deli demenin de doğru olmadığı açıkça ortada. Ama Daum’a futbol açısından Dahi demekte çok kolay değil.Pierre ve Alex ile yaşadığı sorunlar, Avrupa başarısızlıkları, Türkiye’nin genç yeteneklerinin kadro derinliğinde boğulması olumsuz yönleri. Tamamen kişisel görüşüm ise Fenerbahçe’nin Daum ile devam etmesidir. Hedefi Avrupa’da kabul görmek olan bir kulüp en azından yıldızları ve antrenörü ile Avrupa seviyesinde olmalı ki en azından yurtdışında ilk hatırlanılan kulüp aşamasına gelsin.Burada biraz etinden sütünden ve yününden faydalanma mantığı var ama bu işler biraz böyle ilerliyor.

Fakat Atilla Kıyat’ın görüşüne de kayıtsız kalmak mümkün değil. Türk gençliğine bundan kötü bir örnek sunmak biraz zor. Şimdi kimse bunlara deyinmiyor adamımızda işine bakıyor ama Fenerbahçe biraz kötü gitmeye başlarsa medyamız et kokusunu alan sırtlanlar gibi Daum’un üstüne saldıracak ve bel altı vurarak Daum’un kokain olayına gireceklerdir ve bu hakikaten gençlik için iyi bir örnek değil. Ama şu aşamada Fenerbahçe’nin sırf bu yüzden Daum’dan vazgeçmeyeceği de açıkça ortada. Keşke bu seviyede futbola bakabilsek ama ne yazık ki bizim bakışımız bundan çok daha ilkel. Daum Fenerbahçe’ye lig şampiyonluğu hediye ettiği müddetçe tam olarak bilmemekle beraber Daum rahat yaşantısına devam edecek. Ta ki sevgilisi “Aşkım sen benim tek gerçeğimsin. Geçmişi unutup tekrar beraber olalım” diyene kadar.





Yazının yazılışı sırasında AKTÜEL dergisi ve Ayşe Arman röportajlarından yararlanılmıştır.

Hiç yorum yok: