İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

13.08.2008

Community Shield ve Sezon Öncesi Lige Bakış

İngiltere Premier Lig başlamadan bir hafta önce 'İngiltere Süper Kupası' mahiyetinde olan Community Shield finali oynandı ve Chelsea kupayı penaltılarla kazandı. Öncelikle maçı hatırlayalım, sonra da Premier Lig'e bir önbakış yapalım...

Man Utd maça klasik 4-4-2 sistemi ile başladı. Ronaldo'nun yerine Nani, Vidic'in yerine Evans ve Van der Saar'ın yerine Milli Takım'a çağrılan Ben Foster ile başladılar. Chelsea ise 4-1-3-2 ile başladı ve tamamen bu sezon oynamalarını beklediğimiz kadro ile sahaya çıktılar. Kadrolara baktığımızda Chelsea'nin çok ağır bastığını düşünüyorduk ama tam tersi bir başlangıç oldu. Man Utd'nin sol çizgisinde Nani, Ivanovic'e müthiş bir üstünlük sağladı ve takımını öne geçirdi. Daha sonra, Park ve Berbatov'un şutlarını Petr Cech kurtardı, belki de maçı kurtardı. 20. dakikadan sonra Chelsea oyunu dengeledi, sonrasında da üstünlüğü sağladı. İkinci yarıda öne geçti ama son dakikada ofsayt kokan bir golle maç 2-2 bitti, kupa penaltılarla Chelsea'nin oldu.

Maçın kısa bir özetinden sonra lige bakalım...

Bu sezon dört büyüklerin haricinde Manchester City de kimi otoritelere göre ligin favorisi. Bazıları Tottenham'ın da üst sıralara aday olduğunu düşünüyor. Geçen sezonu 5-6 olarak bitiren Everton ve Aston Villa'nın da üst sıralarda bulunacağını düşünüyorum. Kısacası, tablonun ilk sekiz sırasında yer alacak takımlar belli gibi gözüküyor; sadece yerlerde sorun var.

Son şampiyon Manchester United, en önemli silahı Cristiano Ronaldo'yu gönderdi ve yerine Ribery'nin adı geçse de üst düzey bir isimle anlaşmadı. İlerde ise Berbatov'un gelmesiyle arka plana atılan Tevez'i City'ye gönderdiler. Buna karşılık, Wigan'dan sağ çizgide oynayan Antonio Valencia ile gençliğinde süperstar olan fakat sonra sakatlıkların da etkisiyle kariyeri düşüşe geçen Michael Owen transfer edildiler. Man Utd öncelikle hiçbir zaman hafife alınmaması gereken bir ekip olduğunu dün de gösterdi. Geriye düşmedikleri sürece her maçın favorisi durumundalar. Park Ji-Sung takımın liderliğine geçmeye aday. Geçen sezon ligin en değerli futbolcusu olan Ryan Giggs dünkü maçın son dakikasında olduğu gibi her an oyunun kaderini değiştirebilir. Nani de uyum sürecinin ardından patlamaya hazır. Man Utd'nin kimilerinin sandığı gibi çöküşe geçeceğini sanmıyorum.

Geçen yılın ikincisi Liverpool, bu sezon iki büyük transfer yaparak; Glen Johnson ve Alberto Aquilani'yi transfer etti. Xabi Alonso ve Alvaro Arbeola ise Real Madrid'in yolunu tuttular. Gidenler ve gelenler ücret olarak birbirlerinin yerini tutuyorlar. Liverpool yıllardır süren sağ bek sorununu halletmiş olacak. Orta alanda ise Lucas-Aquilani-Gerrard üçlüsünün Avrupa futbolunun geleceğinde çok önemli bir üçlü olarak yer alacağına inanıyorum. Javier Mascherano'nun da kulüpte tutulduğunu hatırlayalım. Solda Riera ve ileri ikilide Torres-Kuyt ikilisi Liverpool taraftarını oldukça heyecanlandırıyor. Liverpool'lu futbolcular da birkaç günde bir ''Şampiyon olabiliriz.'' açıklamasını yapıyorlar. Liverpool'un geçen sezonki gibi büyük maçları almasının yanında kendi sahasında puanlar dağıtmaktan vazgeçmesi halinde şampiyonluk yarışında ciddi bir şekilde bulunabileceğini düşünüyorum.

Sezonun ilk kupasını alan Chelsea, teknik direktör bakımından istikrarsız geçen iki sezonun ardından Milan'dan Carlo Ancelotti'yi transfer etti. Ancelotti, gerek hazırlık maçlarında gerekse dünkü maçta çok iyi sinyaller verdi. Özellikle dün takım gerideyken yaptığı müdahalelerle oyunun kaderini değiştirdi. Chelsea'nin tek büyük transferi sol kanat oyuncusu Yuri Zhirkov oldu; buna karşılık futbolcu göndermediler. Sürekli olarak adı Türk takımlarıyla anılan Deco da takımda kalacak gibi duruyor. Ancelotti bir türlü eski öğrencisi Pirlo'yu alamadı; Pirlo'yu çok beğenmeme rağmen bu kadar üstün bir orta alanda kimin yerine oynayacak, bilemiyorum. Essien-Lampard-Mikel/Ballack-Joe Cole ve Malouda/Zhirkov varken nereye girer? Chelsea'nin oturmuş ve dinamik kadrosuyla şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu düşünüyorum.

Arsenal sürpriz yapmadı ve savunmacı Thomas Vermaelen dışında bir transfere imza atmadı. Bunun yanında Arsenal'in en büyük kazanımları; genç takımdan gelen orta saha futbolcusu Jack Wilshere, uzun sakatlıktan dönen forvet Eduardo, yine ağır sakatlıktan dönen Tomas Rosicky gibi gözüküyor. Ayrıca, Aaron Ramsey'den patlama bekliyoruz. Fabregas da ısrarla takımında kaldı. Arsenal'in bu yaz elinden çıkardıkları ise Kolo Toure ve Emmanuel Adebayor oldular. Arsenal'in bu kadrosuyla şampiyonluk mücadelesi yapması zor gözüküyor ancak ilk dördü zorlayacaklardır, yerlerine kaptırabilirler ama yıldızların formda olmasıyla ilk dörtte kalabilirler, özellikle Avrupa'da ve kupalarda Arsenal'in başarılı olmasını bekliyorum; ne olursa olsun, her zamanki gibi keyif veren bir takım olacaktır Arsenal...

Transfer döneminin en hareketli takımı Manchester City oldu. Geçen sezon transfer döneminin son saatinde Robinho bombasını patlatan City, ara transferde de Shay Given, Vincent Kompany ve Craig Bellamy'i transfer etmişti. Bu transfer döneminde ise en büyük transfer hamlelerini yaptılar. Savunmaya Kolo Toure gelirken, Aston Villa'nın ''satmam kardeşim'' diye tutturduğu kaptan Gareth Barry de takıma katıldı. Sol bekte Wayne Bridge oynayacak. İleride ise Emmanuel Adebayor-Roque Santa Cruz-Carlos Tevez forma mücadelesi yapacaklar. Ayrıca, Robinho-Bellamy'nin de bu bölgede olduğunu hatırlatalım. Bunlara karşılık, Elano ve Darius Vassell Türkiye Süper Ligi'ne gönderildiler. Jo da tekrar Everton'a kiralandı. Man City beklendiği gibi John Terry'yi alamadı. Micah Richards, Shaun Wright-Philips, Nigel de Jong gibi isimleri de kadrosunda barındıran City'nin şampiyonluk olmasa da Şampiyonlar Ligi biletini zorlayabilir. Fakat ''Bellamy'nin olduğu takımdan hayır gelmez.'' düşüncesini de unutmamak gerekir, bu sezon Tottenham'ın geçen sezon başına geleni yaşayabilirler.

Geçen sezon flaş transferlere rağmen çok kötü başlayan ve Harry Redknapp'ın göreve gelmesiyle toparlanan Tottenham'ın en önemli transfer hamleleri Peter Crouch'un alınması ve orta alana da Wilson Palacios'un geçmesi oldu. Takımdan ayrılan isimler ise şahsen çok beğendiğim Didier Zokora ile bir türlü parasının hakkını veremeyen Darren Bent oldular. Tottenham'ın takımda birer yıl geçiren Luka Modric ve Roman Pavlyuchenko'nun daha da iyi olması, genç yıldızlar Gareth Bale-Aaron Lennon-David Bentley üçlüsünün vites yükseltmesi; Robbie-Defoe ikilisinin de üst düzey performans göstermeleri halinde Tottenham'ın kendisini ilk dört içinde bulması olası gözüküyor.

Geçen sezonun beşincisi Everton her zamanki gibi transfer döneminin en sessizi olarak duruyor. Fellaini'nin daha fazla uyum sağlamasını bekleyecekler; Jo tekrar kiralandı, Saha takımda kaldı, Lescott City'ye satılmadı; Arteta-Cahill-Osman üçlüsü bozulmadı; ama bu sezon beşincilik kadar iyi bir derece elde etmelerinin zor olacağını düşünüyorum.

Geçen sezonun ortalarında çok iyi olan fakat bir anda tepe takla olan ve ancak altıncı olabilen Aston Villa, takım tarihinin en uzun süre forma giyen futbolcusu Gareth Barry'yi kaybederek başlıyor. Ona karşılık Middlesbrough'dan Stewart Downing'i transfer ettiler ama o da sezon başında forma giyemeyecek. Yine Habib Beye de düşen takımlardan Newcastle'dan transfer edildi. Aston Villa'da Ashley Young-James Milner'ın yapacaklarını merakla bekliyoruz. Bu sezon da Everton'la çekişebilirler...

Geçen sezonki gibi, Chelsea-Liverpool-ManUtd üçlüsünün zirvede olacağını düşünüyorum. Dördüncü sıra için Arsenal-ManCity-Tottenham kapışabilir. Yedi-sekiz için ise Aston Villa-Everton aday...

Hiç yorum yok: