İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com
Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.03.2012

The Secret Footballer


Zamanında İngiltere Ulusal Takımının da kaptanlığını yapmış olan 41 yaşındaki tecrübeli eldiven David James, son bir senedir The Guardian'ın futbol sayfasına ilginç köşe yazıları yazıyor. Yazılarında genellikle herkesin haklarında konuştuğu, fikir belirttiği, eleştiride bulunduğu futbolcuların çoğumuz tarafından görünmeyen iç dünyalarından, soyunma odası geyiklerinden, sakatlıklardan, aile hayatlarından bahsediyor.

Eğer okuyacak vaktiniz varsa takip etmenizi öneririm. Çok tatlı, ilginç bir köşe. Bir nevi itiraf, günah çıkarma köşesi diyebiliriz. Üstelik James, Guardian'dan aldığı paranın hepsini hayır kurumlarına bağışlıyormuş.


Son yazısında oyuncuların, faal futbolculuk kariyerleri boyunca nasıl çocukça ve hızlı bir hayat yaşadıklarını ancak aktif futbol yaşantısı sona erdiğinde nasıl büyük bir boşluğa düştüklerini anlatmaya çalışmış. İngilizcesi iyi olmayanlar da Google Translate'ten şettirebilirler.

26.11.2009

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar - 9

Gerçi çok uzun süre oldu burada karalamayalı ancak bu güzide bölümü de ihmal etmemeli.Son kez M.Ali Yılmaz Efendi’nin makine muhabbetinde kalmıştık orayı sonlandıralım İber Yarımadasına inelim.

Bask bölgesinin efsanesi Athletic Bilbao’ya ve kasabına dikkati çekelim.İsmini yazmak o kadar zor ki ekşi’den kopya çekmek zorundayım.Adıyla sanıyla Andoni Goikoetxea.Barcelona tarihine hiç oynamadan geçmeyi bilmiş bir adamdır kendisi.Bir maçta Barcelona’nın o zamanki yıldızı Bernd Schuster’in ayağını kırmıştır.Talih bu ya öteki senede Diego Armanda Maradona, Bilbao Kasabının kurbanı olmuştur.

1982 Dünya Kupasında İtalya zafere ulaşırken en önemli rol o zamanın şike şüphelisi Paolo Rossi’ye aittir.Ancak arkada kalan asıl kahramanlardan bir tanesi de Claudio Gentile’dir. Bu turnuvada eleminasyon turlarında öyle adamlara öyle savunmalara yapmıştır ki.Kimi sinmiş etkisiz kalmış kimi başarısız olmuştur.Maradona’da bu hazretin hışmına uğramış sinirlenip dellenip kırmızı kartı görmüştür.Gentile attığı kasıtlı tekmelerle meşhurdur ki adının anlamı İtalyanca’da sevimli hoş terbiyeli nazik kelimeleridir.

Yine 1982 Dünya Kupasında kupayı kazanan İtalya Milli takımı uçakla İtalya’ya dönerken milli takım antrenörü Enzo Bearzot ile o devrin İtalya Cumhurbaşkanı Alessandro Pertini kağıt oynamışlardır.

Malum ortalıkta domuz gribi virüsü ve haberleri dolaşıyor.Yakalananlara geçmiş olsun dileklerimle beraber Ancelotti’nin büyükannesinin gripten kurtulma formülünü veriyorum.Sıcak sütün içine kırmızı şarap koyup öyle içip öyle iyileşiyormuş Carletto efendi.Bizlere de öneriyor ayrıca.

Adriano efendi zamanında henüz çıldırmamış kafayı yememiş alkolik olmamışken çok etkili durdurulmaz bir santrafor idi.Gerek Şampiyonlar Ligi maçlarında gerekse Serie A’da çok etkili karşılaşmalar çıkartıyorlardı.Zamanın Valencia antrenörü Claudio Ranieri onun hakkında şunları söylemişti.Adriano’yu durdurmanın tek yolu stadın ışıklarını söndürmektir.

Futbolda en beğendiğim teknik adam olan Fabio Capello’nun bir sözüyle yazımı nihayete erdirmek istiyorum.Neden fazla hücum oynamıyorsunuz neden defansif futbolu tercihliyorsunuz eksenindeki sorulara verdiği bu cevap bence bir futbol klasiğidir.

Bir maçı 6-0 kazanmaktansa altı maçı 1-0 kazanmayı yeğlerim.

Arayı bu kez uzun tutmamak dileğiyle şimdilik hoşça kalınız.

15.12.2008

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar 8

Nerede kalmıştık

En son Anders Frisk’in façasından bahsetmiş ve hakemliğini bitirdiğinden söz etmiştik. Şimdi Ada’ya gidelim.

Trevor Sinclair bir ara İngiltere Milli takımında da yer almış aslında vasat bir orta alan oyuncusudur. Pozisyon olarak birkaç mevkide oynayabilmesi sebebiyle çokça da işlevseldir. Buraya konuk olma sebebi ise şudur.

Bir Manchester derbisi öncesi City oyuncusu olan Sinclair derbiden gol atmak seks yapmaktan daha zevklidir der. Tesadüfe bakın ki Sinclair bu maçta bir kez fileleri havalandırır. Çok büyük mutluluk yaşar Trevor. Bu sözü de derbilerin yalnızca taraftarlar için değil oyuncular içinde çok önemli olduğunu gösterir niteliktedir.

Gelelim Cassano’ya ve yediği nanelere. Antonio Cassano inanın yeteneğini tam kullanabilip istikrarı ve disiplini yakalayabilseydi kesinlikle şu an daha büyük bir kulüpte oynuyor olurdu. Gerek sinirliliği gerek disiplinsizliği gerekse ciddiyetsiz oluşu kendi kariyerinin çok inişli çıkışlı olmasına sebep oldu.

Son marifeti ise çıkardığı kitabı ve içinde söyledikleri. Bilmem kaç kadınla yattım muhabbetlerini gereksiz olduğu için aktarmayacağım ama Capello’ya söylediği sen Monopoly’deki paralardan da daha sahtesin sözü futbol tarihine geçebilecek bir kelime öbeği olmuş. Ki şu andaki takımı Sampdoria’daki başarısının sebebini güzel Genoa kızlarına bağlayarak basını bir kez daha üzerine çekmişti.

Aranızda Giovinto Plasmati’yi tanıyan birisi var mı. Lafı bile olmayacak bir kariyere sahip olan oyuncu, 1.99 luk boyuna rağmen hiçbir takımda dikiş tutturamamış Serie C’de bile bir sezonda 10 golü zor bulmuş biri. Bu sezonda Catania’da maçların son on dakikasında oynamaktadır.

Sorabilirsiniz tabi ki be adam o zaman niye yazıyorsun bu kadar cümleyi diye. Yazma sebebim şu; Bu arkadaş 17 Kasım tarihinde oynanan Catania Torino maçında öyle bir harekete imza attı ki bu hareket mutlaka tarihe geçecektir. Ama iyi yönde değil.

Maçta son dakikalar oynanmaktadır ve durum beraberedir. Catania serbest vuruş kullanacaktır ve Torinolular barajı kurar. Bu çok akıllı kardeşimizde barajın arkasına geçer tam takım arkadaşı Mascara topa vuracakken hızlı bir hareketle şortunu indirir. Maksat kalecinin dikkatini dağıtmaktır. Torino kalecisi Sereni olaya dikkat etmediğini söylemiştir ama Plasmati hedefine ulaşmış top ağlar ile kucaklaşmıştır. Tabi golün sebebinin bu olduğu söylemek zor çünkü kaleci doğru yere yatmış ancak kurtaramamıştır topu. İtalya’da kazanan haklıdır Machiavelli yine kazanan olmuştur.

Ve ülkemizde bir kez görülen ırkçılık vakasına imza atan Mehmet Ali Yılmaz ile yazımızı bitiriyoruz. Trabzonspor yeni sezona golcü transferi ile girer ancak bu arkadaş bir türlü gol atamaz gönderilecek olduğunda da M.Ali Yılmaz’ın tarihe geçen şu sözü yankılanır.

Yahu biz adamı gol makinası diye aldık, adam çamaşır makinası çıktı.

Bir dahaki yazıda görüşmek üzere

12.03.2008

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar 7

Bundan önce üç lalelerden sıkça bahsetmiştik.Yine bunların en önemli üyelerinden Ruud Gullit’ten söz edelim.Bildiğiniz gibi Gullit çok yetenekli ve iyi bir futbolcu idi ve futbolu seven de bir oyuncuydu.Ancak bir diğer önemli merakı daha vardı o da gitar çalmak.Bütün gün yanında nereden bulduğu belli olmayan bas gitarını yanından ayırmazmış.Ancak ne keramettir ki bir Milano’daki bir Allah’ın kulu bu gitardan adam gibi bir nota çıktığını görmemiştir.Bu arada kendisinin müzikle alakası sadece çalamadığı bas gitarıyla sınırlı kalmamış Gullit bir de az kullanılan Afrika dilleriyle bir Reggae albümü de çıkarmıştır.

Albüm çıkartan diğer futbolcu ünlüler olarak Franz Beckenbaur ve Gerhard Müller’in ismi ve sayılabilir.Ayrıca ülkemizde eskiden futbol oynamış olan Mustafa Uğur’da albüm yapan topçular furyasına katılmış. İstemediler isimi şarkısı ile Türk ve Dünya müzik listelerini alt üst etmiştir.

İtalya Avrupa’nın diğer ülkelerine göre devşirme futbolcuya milli takımlarda az yer veren bir takımdır.Hatta ilk on birde yer alan tek devşirme futbolcu da Juventus’lu orta saha oyuncusu Camoranesi’dir.Çok sivri dilli olmasıyla bilinen İtalyan medyası Camoranesi’ye milli marşı nasıl okuduğunu marşı bilip bilmediğini sorar.Camoranesi de marşı bilmediğini ancak seremoni sırasında marşı Arjantin Milli marşına göre söylediğini söyleyerek İtalyan Milli takımındaki ikinci milli marş bombasını patlatır.

Bundan önceki olay ise kır saçlı amcamız Fabrizio Ravanelli’nin demeci ile patlak vermiştir. Ravanelli’yi göre kendisi dışında hiçbir milli takım oyuncusu bu marşı bilmemektedir.

Anders Frisk futbol dünyasında zannımca metro seksüelliği Beckham ile beraber en çok gösteren insandı kuşkusuz. Bir Josecan komplosuna kurban gitse de aslında fena hakem değildi. Ama bizim Türk medyası tarafından pek sevilmez. Tabi bunda büyük Avrupa devlerini çok koruması da buna bir sebeptir.

Kendisi ile ilgili pek çok yorum çıkmıştır ancak canlı seyrettiğim bir maçta Orhan Ayhan tarafından Tarzan gibi adam benzetmesine maruz kalmıştır ki o sırada yorumcu olan kolektif yorumcu Ömer Üründül başta olmak üzere tüm izleyen kahkahalara boğulmuşlardır. Hakikaten Orhan Ayhan klasiklerine bu anda bir yenisini daha eklemiştir.

Tabi sayın Frisk de hakemlik hayatının son yıllarında bir faça edinmiş Roma’nın azgın taraftarları tarafından sahaya atılan para sonucu iki seksen yere uzanmıştır.Artık o mahallenin bıçkın delikanlısıdır. Alınan son haberlere göre Stockholm’de bir kıraathane açmış ismini de Dostlar Cafe Pub koymuştur. Açılışına tüm OKG camiasını beklemektedir.İlgilenen okurlarımıza duyurulur.

10.01.2008

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar 6

Geçen yazımın sonunda gelecek yazı ile ilgili notlar düşmüştüm.Şimdi bunlara uymamanın ayıp olacağı düşüncesindeyim.

İlk önce İngiliz Ligi’nin vazgeçilmezleri arasındaki Teknik Direktörleri atışmasına gelelim.Geleneksel olarak sezon başında yani yeni transferlerin ardı ardına patladığı günler başlar kasım ocak döneminde hızlanır.Her biri diğerinin oyuncularına taktiklerine söylediklerine ve hatta yaşlarına verir veriştirir.Jose Mourinho ve Wenger birbirlerine bir ara yan komşuda neler olduğunu kavanozla dinleyen meraklı Melahat’lıkla bile suçlamışlardı varın gerisini siz düşünün.Birbirleri hakkında çok başarısız demeleri ise zati bilinen bir durum.Bu kimin işine yarıyor peki;takımları bilemem ama en çok İngiliz tabloid basınının.

İngiliz futbolundan biraz da ülkemiz futboluna bağlayalım.Takvimler 1980 li yılları göstermekte o yıllar ulus olarak adetimiz gidip zaman zaman İngilizlerden yarım düzine gol yemek.Yine bir İngiltere mücadelesi için Wembley’e ayak basmaktayız.Oyuncular sahaya çıkarken bir ara öne Fenerbahçe’li Abdülkerim Durmaz fırlar ve hemen sahaya çıkar.Diğer oyuncular oğlum ne acelen var deyince Abdülkerim bombayı patlatır.Wembley’e ayak basan ilk Türk ben olmalıydım.

Bildiğiniz gibi bir libero olan Abdülkerim Durmaz’a bir maçlık stoperlik görevi verilir.Yanında da Raşit Çetiner görev yapmaktadır.Neyse İngiltere Milli Takımı ile oynanacak maç öncesi eşleşmeler hazırlanır.Zaten bir stoper olan Raşit Çetiner’e o zamanları büyük futbolcusu Hateley teslim edilir.Abdülkerim Durmaz’a ise T.D Coşkun Özarı yeni bir oyuncu olan Lineker’i tutma görevi verir.

Maç başlamadan önce İngiltere bilmem ne soyluları gelir topçuların elini sıkar e tabi bizim topçular da böyle bir duruma alışık olmadığı için şaşar kalır.Her neyse maç başlar İngiltere Milli Takımı bir iki üç atmaya başlar.Ardı ardına gol yendiği için takımın morali bozulmuş oyundan kopulmuştur.O sırada İngiltere bir korner atışı kazanır.Ceza sahası içerisinde herkes paylaşımını yapar Abdülkerim Durmaz’a da tabii ki Gary Lineker düşer.Futbolcumuz bu oyuncuyu takip ederken bir anda Lineker kaybolur.Bunun farkına geç varan Abdülkerim Durmaz’ın bu sözü Türk Futbol Tarihi kitabına altın harflerle geçer.Yahu Lineker’i gördünüz mü?

Maç 5-0 biter ve gollerin üçünü görünmez adam Gary Lineker atar.

Milan’ın orta sahasının yıkılmaz küçük adamı Gattuso’nun birkaç takım arkadaşı hakkında söylediği özlü sözler ile yazıma devam etmek istiyorum.

Kaka o kadar muhteşem ki,var mı yok mu olduğunu anlamam için bazen dokunmam gerekiyor.

Pirlo’nun topla yaptıklarını görünce kendime bazen futbolcu olup olmadığımı soruyorum.

Fabio Capello bildiğiniz gibi İngiltere Milli Takımına gitti.hayırlı bir transfer oldu.Genelde ayrıldığı takımdan oyuncularla yaşadığı problemler ile ünlüdür.Totti’den Del Piero’ya Gullit’ten Ronaldo’ya kadar herkes ile kavga edebilmiştir.Ancak baz genç oyunculardaki katkısı da yad edilemez.Mesela Roma’lı genç orta saha oyuncusu De Rossi ilk kez onun döneminde forma şansı bulmaya başlamıştır.Fabio Capello’da kendisinin parlattığı bu genç oyuncuya şöyle bir tavsiyede bulunmuştur kavgalı olduğu kaptan Totti’ye nispet yaparcasına.Kendine Totti’yi değil Emerson’u örnek almalısın.

Bu güzel öneriyi verdikten sonra Don Fabio yavaş yavaş Torino karasularına gitmiştir.Totti tarafından satıcı olarak suçlanmaktan da kurtulamamıştır.

Roma’daki entrikalarla bitireceğim bu yazıma bir son not ile nokta koymak istiyorum.İtalyan Futbol Federasyonu bol ceza ile geçen 2006 yazında pek çok takıma puan silme cezaları verirken Siena takımının da bir puanını Sosyal Güvenlik Harcını geç yatırdığı için silmiştir.Ya Siena o bir puan yüzünden küme düşseydi…

23.12.2007

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar - 5

Uzun süredir yazmıyorduk. Nerede kalmıştık

Sanırım en son Trapattoni’nin İch habe Fertig muhabbetinde kalmıştık. Madem Çizmeden gidiyoruz devam edelim.

Geçtiğimiz gün oynanan Milan - Celtic maçında attığı golle Gerd Müller’e ait UEFA organizasyonlarında en çok gol atma rekorunu kıran Filippo Inzaghi futbolun gördüğü enteresan isimlerden biridir. Ne çok iyi çalım atar ne çok sert şut atar ne çok iyi pas verir ne çok hızlıdır ve de çok güçlüdür. Aşırı teknik bir oyuncu da değildir. Yani bugünün futbolunda değerli olan pek çok şeyin en iyilerinden biri değildir. Peki neden hep zirvelerdedir?

Birincisi oyunu çok iyi okur ofsayt pozisyonlarına dikkat eder. İkincisi dikkatlidir ve zekidir. Üçüncüsü biraz da şanslıdır. Her neyse onun özelliklerini tartışmayacağız ben sadece onun ile ilgili birkaç enteresan not düşmek istiyorum.

Satırlarımıza daha önce konuk ettiğimiz Alex Ferguson’un kendisi hakkında söylediği o güzel sözü size aktarmak isterim. “Onu annesi ofsayt çizgisinde doğurmuş.”

Doğru mudur doğrudur. Kendisi çok ofsaytta kalan bir oyuncudur ancak çoğu zaman izlenirken ofsayt denilen pozisyonlarda ofsayt denen meretten esrarengiz bir biçimde kurtulduğu gözükür artık adımını geriye mi atar sıçrar mı ne yapar bilinmez.

Birde kendisi hakkında efsane Sarı fare Johann Cruyff’un şöyle özlü bir sözü vardır. “Kendisi aslında futbol oynamıyor, sadece hep doğru yerde duruyor.” Aslında bir nevi doğru çünkü Superpippo (ki en çok kullanılan lakabıdır) her zaman olmadık yerlerde durarak olmadık gollere imzasını isteyerek (Bkz:2 yıl önceki Milan Lyon maçı) veya istemeyerek(En son oynanan CL finali) atmıştır ve böyle Gerd Müller’in rekorunu kırmıştır.

İşin ilginç kısmı Gerd Müller de Filippo Inzaghi tipinde bedavacı olarak nitelendirilebilecek bir futbolcudur.

Alex Ferguson demişken kendisinin sarf ettiği diğer bir güzel sözü size aktarmak isterim. ”İstatistikler mini etek gibidir, pek çok şeyi gösterirler ama asıl önemli olanı saklarlar”. Büyük usta kesinlikle bu işi biliyor.

Bu arada yeni olan bir olaydan sizleri haberdar etmek isterim. İngiltere’de bir grup hırsız ellerine Liverpool fikstürü alarak soygunlara başlamışlar. Liverpool her ne zaman ülke dışında bir deplasmana giderse hırsızlar takım oyuncularından birinin evine girerek ne var ne yoksa götürüyor. Götürülenler arasında Dudek’in 2005 Şampiyonlar Ligi madalya’sı Reina’nın Porsche markalı otomobili de bulunuyor. Bu serinin en son kurbanı da kaptan Steven Gerrard olmuş. Yani anlayacağınız Liverpool’lular asla yalnız yürümüyor hırsızlar bile onları takip ediyor.

Bir dahaki arayı kısa tutacağıma söz verirken Gelecek yazımda Ülkemiz futbolundan “Lineker’i gören var mı?” olayını anlatacağım. İngiltere deki Wenger, Mourinho ve Alex Ferguson’un mahalle karısı kalitesindeki atışmaları da yazımızda yer bulacak.

23.08.2007

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar 4

Gemide filminin en efsanevi sözüyle devam

Nerede kalmıştık…

Yanılmıyorsam en son Don Fabio ve evlatlarından bahsetmiştim.Demek ki en son Çizmedeydik.Çizmeden devam edelim.

Bobo Vieri… O kadar çok takım değiştirdi ki futbol dünyasının Veron ve Crespo ile birlikte sayılı göçebelerinden oldu.Bu arada bu üç garibanından zamanında Lazio oyuncusu olması tesadüf değil Sergio Cragnotti isimli alıp satma meraklısı bir dallamanın kurbanı olmalarının sonucudur herneyse geçelim biz Bobo’ya

Efendim her yerde söylenegelir Vieri futbolu sevmez diye doğrudur futbolu sevmez bu yarma gül favori sporu krikettir, karnını doyurmak için inşaata çalışan amele ile hiçbir farkı yoktur yeşil sahadaki Bobo’nun.

Asıl anlatacağım meseleye gelirsek Euro 2004 zamanında Vieri ile Buffon’un birbirine tekme tokat girdiği İtalyan basınında yazılır çizilir.Vieri bu haberlere çok sinirlenir basın mensuplarına haber gönderir yarın şu saatte basın toplantısı yapacağım diye tabi neler olacağını bilmeyen gariban basın mensupları da toplanırlar koyun gibi.Vieri karşılarına geçer ve uzun süre unutulmayacak şu nutuğu çekmekte hiçbir beis görmez.

Sizinle son kez konuşuyorum. Buffon ile kavga ettiğimi yazıyorsunuz. Size tek birşey söyleyeceğim; siz teknik anlamda konuşabilir, iyi oynadı, kötü oynadı, kondisyonu iyi idi; kötü idi diyebilirsiniz. Gol kaçırabilirim; bu benim için problem değil. Sizin hiçbir düşünceniz beni bağlamıyor çünkü ben sizin için yaşamıyorum. Ne zaman iyi ne zaman kötü oynadığımı biliyorum. Fakat iş karakteri, insanlığımı eleştirmek ise, şunu bilin ki sizin hepinizin toplamından daha fazla adamım ben. Ben saygın bir adamım ve siz, sizden ne kadar daha saygın bir adam olduğumuz konusunda bir fikriniz bile yok. Futbol konuşulacaksa, fikirlerinizi söylemeye devam edin. Buna saygı duyarım. 20 gündür burada beraberiz, işinize saygı gösteriyoruz fakat hiçbirinize adamlığım hakkında laf söyletmem. Bu kadar yeter size..."

Bu basın açıklaması sonrası İtalyan basını uzun bir süre bir şey diyemez ancak intikamları Vieri Milan’dan kovulurken olur.Bobo’nun ardından bir tef çalmadıkları kalır.

Trapattoni’nin de buna benzer bir açıklamayı Almanya’da yaptığını görürürüz.Orada Trapattoni o kadar sinirlenir ki diyeceği sözü kullanacağı fiili bile karıştırır yıllarca dalga konusu olmaktan da kurtulamaz.Yıllar sonra Stuttgart’a gittiğinde Kadir Tapucu misali gidişim sessiz olmuştu dönüşüm muhteşem olacak demiştir ama dönüşü pekte muhteşem olmamış sezon sonunu görememiştir.

Bugünlük bu kadar değerli okurlar sonraki yazılarda görüşmek üzere…

8.06.2007

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar 3

Nerede kalmıştık…

Hep İtalya ve İngiltere’den yazdık biraz da İber yarımadasına inelim. İlk durağımız Atletico Madrid olsun ve onun efsane başkanından bahsedelim. Rahmetli Jesus Gil’den

Sitemizin İspanya Ligi yazarı Eray Çek bir Atletico taraftarı olduğu için kesinlikle Gil’in icraatlarını benden daha iyi biliyordur. Ben onun ilginç işlerinden bahsedeceğim. Efendim bu Jesus Efendi Atletico Madrid’in para babası hafif mafioso başkanıdır. Marbella belediye başkanlığı yaptığı sırada yaptıklarıyla takdir toplamıştır. Kulüp başkanlığı ise ayrı bir konudur.

Tam bir çılgındır Jesus Amca. Bir sezon takım ligi sonlarda bitirir Jesus Gil bütün kombine sahiplerini parasını cebinden iade eder. Birçok oyuncu getirir götürür çok transferi seven bir ağabeyimizdir. Atletico onun yönetiminde La Liga Şampiyonluğunu da görür İspanya ikinci ligini de. Ne olursa olsun Atletico’lular için vazgeçilmez bir kahramandır bir mittir Jesus Gil…

Oyuncularına karşı sabırlı olsa da zannetmiyorum dünyada Jesus Gil’den çok hoca yollayan bir adam olduğunu. Görev yaptığı 17 yıl boyunca sadece 39 hoca ile çalışmıştır. Bunlar arasında sıradan hocalar olduğu gibi Arrigo Sacchi gibi bir efsane hoca da vardır.

Bu kadar hoca arasında Jesus Gil en büyük yamuğu Joaquin Pero isimli gariban hocaya yapmıştır. Sezonun başında getirdiği hocayı kamptan sonra fotoğrafındaki tipini beğenmediği gerekçesiyle yollamıştır ki bu futbol tarihinde eşi benzeri olmayan bir uygulamadır.

Yazı yazıp İtalya’ya değinmezsem ayıp olacağı düşüncesindeyim. Bundan birkaç yıl önce Inter başkanı Massimo Moratti oğlunun beğendiği oyuncuları tek tek toplarken fırsat bu fırsat diyen La Gazzetta Dello Sport şöyle bir soru yöneltir. Transferde Inter’in gerisinde kalmadınız mı? Milan kulübünün cevabı ise başarıyı açıklar niteliktedir. Biz sık sık oyuncu alıp satmayız oyuncularımıza değer veririz. Bu kulübün son 40 yılda yalnızca 4 kaptanı olmuştur. Bunlar da sırasıyla Cesare Maldini Gianni Rivera Franco Baresi ve Paolo Maldini.

Gelelim Don Fabio’ya ve evlatlarına. Don Fabio yani Fabio Capello şahsıma göre dünyanın en iyi teknik direktörüdür ve gittiği her takımı şampiyon yapmak gibi ilginç bir başarısı vardır. Ayrıca şöyle bir huyu da vardır kıvırcık saçlı Fabio’nun. Gittiği her takıma eski takımından oyuncu götürür. Bunun en büyük iki örneği vardır. Panucci ve Emerson

90 yılların başında Milan fırtına gibi eserken takımın başında Capello vardır. Yıllar geçer şampiyonluklar kazanılır Don Fabio’nun canı sıkılır. Gider Real’in başına yanında Panucci ile beraber. Real’i o sezon şampiyon yapar Don Fabio. Sezon sonu futbolcuyken efsaneleştiği Roma’ya hoca olarak gider. Tabii ki yanında Panucci’yi de alarak. Roma yılları başlar Don Fabio’nun gelen şampiyonluk sonrası Roma taraftarlarının gözünde bir ilahtır Don Fabio birkaç yıl sonra Capello şok bir kararla Juventus’a geçer bir sezon başı. Yanında da mutlak eski takımından bir oyuncu götürecek ya Leverkusen’den aldırdığı uzun süreli sakatlığında beklediği sonra çok büyük verim aldığı Emerson’u Juventus’a taşır. Zebina da Juve yolunu tutar.

Juve’deki 2 yılı da çok iyi geçer iki şampiyonluk kazanır. Ancak sonra Moggi efendinin yediği naneler ortaya çıkar Kupalar uçar Don Fabio’da Real’e uçar. Yanında kim mi vardır. Manevi oğlu Emerson ile Inter’den Juventus’a aldığı İtalyan Milli Takımı kaptanı Cannavaro.

Şu Capello Türkiye’ye de gelse yanında Cannavaro Emerson ve Nistelrooy’u getirse de onlar sayesinde bizim topçularımız nasıl kademeye girilir, orta sahada nasıl parsellenir ve bitiricilik nedir konularında kendilerini geliştirseler.

Şimdilik bu kadar bir ara yine yazarım

10.03.2007

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar - 2

Mtv gibi yabancı müzik kanalları seyrediyorsanız Bacardi reklâmını mutlaka görmüşsünüzdür. Reklâmda kızla konuşan ve dans eden o kutlu insan eski futbolu Vinnie Jones’tur. Kendisi yaşayan en önemli arıza tiplerden olup yaptığı bazı işler takdire şayandır.

Bir Fa cup maçı Vinnie ağabeyimiz santra yapan adamcağıza çift dalıyor ve maçın henüz 5.saniyesinde sarı kartı görüyor. Maçtan sonra ilk dakikadaki hareketinin sebebi sorulduğunda cevabı insanları şaşırtıyor. ‘’O topu almayı çok istedim’’

Vinnie Jones’u asıl ünlü yapan sıkma olayını site kuraları gereğince yazamayacağım. Ancak bu konudan İngiliz futbolunun diğer haşere çocuğu Gazza’ya geçmek isterim. Namı diğer Gazza yani Paul Gascoigne.

Kariyeri boyunca bir takımda tutunamayıp takım takım dolaşan bu güzide kardeşimiz yaptıklarıyla yıllar boyunca hatırlanacaktır.Gazza Middlesborough Lazio Glasgow Rangers ve Everton gibi pek çok takımda oynamış hepsinde de akla hayale gelmeyecek hergelelikler yapmaktan kendini alamamıştır.Bir nevi futbolun Dennis Rodman’ı dır bu ağabeyimiz.

Gazza bir gün İtalya’ya gider Lazio takımına bir maçtan sonra muhabirler ondan maç hakkında yorum isterler. Gazza mikrofona geğirmekle yetinir. Yine Lazio’da iken takım arkadaşının evine çırılçıplak gitmişliği vardır. Glasgow’da yaptığı ise gerçekten takdire şayandır. Maç sırasına sarı kartını düşüren hakeme çaktırmadan sarı kartı alır ve saklar maçın son bölümlerine doğru hakemi yanına çağırır ve sarı kartı ona gösterir hakemin cevabı da karttır, ama kırmızı kart.

Bu haşereleri bırakıp biraz da normal futbolculara dönelim. Şimdi bahsedeceğim insan pek çoğumuzun hatırlamayacağı zamanlarda top oynamış bir insan. Teknik direktörlüğünü hatırlayan olacaktır elbet. Tabi takım başkanlığını da. Kaiser’den bahsediyorum, Alman futbolunun koruyucu meleğinden. Kaiser alman milli takımı ve Bayern ile herkesin başaramayacağı işler başarmış bir oyuncu bir çalıştırıcı hatta başkandır. Yaptığı işlerle hatırlanacak olsa da şu sözüyle de mutlaka hatırlanacaktır.

‘’Hayatımda duyduğum en güzel müzik 74 Dünya Kupası final maçını bitiren düdüktü’’

Almanlar demişken kendileri tarafından söylenmeyen ama bir Alman takımı ne zaman galip gelse dilimize pelesenk olan bu nefis Gary Lineker sözünü de eklemek isterim.

‘’Futbol 90 dakika ve Almanların kazandığı bir oyundur’’

Kendisi hakkında bir kitap yazılabilecek olan Gary Lineker’den ufak bir not vermeden geçemem. Bu örnek futbolcu yaklaşık 20 yıl süren futbol kariyerinde bir tek sarı kart bile görmemiştir.

Bir İngiliz’den başka bir İngiliz’e geçelim. Hem de Sir unvanlı bir İngiliz’e. Sir Bobby Robson hayatı boyunca sürekli başarılar görmüş çok iyi bir hocadır. Çok takımda çalışarak büyük başarılar elde etmiştir. Bir gün bir demecinde şuna değinir.

‘’Eğer beyaz mendiller sizin için sallanıyorsa o zaman bir ihtimal takimin başında kalabilirsiniz ancak beyaz mendiller başkan için sallanıyorsa o zaman bavulları acele toplamalı ve hızla gitmelisiniz"

Daldan dala atlıyoruz ama idare edin artık. Sırada Ronald Koeman var. Koeman bildiğiniz üzere bir savunma oyuncusu olmasına rağmen asıl ününü attığı çok sert şutlardan ve frikiklerden almıştır. Bir efsaneye göre Koeman Barcelona’da iken 30 metre uzaktaki bir ineğe şut çeker. Tabi bu olay hiç önemsenmez 2 gün sonra o inek aniden ölür. Yapılan araştırmada ineğin ölüm sebebinin iç kanama olduğu anlaşılır. Söylenti çoktur bu iddia hakkında kesin gerçek olan tek şey varsa Koeman’ın toplara çok sert vurduğudur.

Eskilerden bir demet daha hatıra çıkardık. Şimdilik bu kadar bir ara yine devam ederiz.

15.02.2007

Futbol Tarihinden Eğlenceli Notlar

Futbol tarihinin meşhurlarından ve önemli olaylarından bahsettiğimiz bu bölümde geçmişte önemli futbol adamları tarafından söylenen önemli sözleri ve yaşanmış kısa olayları hatırlatacağım bu yazımda.

İlk önce Alex Ferguson’dan bahsedelim. Bildiğiniz gibi Alex Amca ben kendimi bildim bileli Manchester United hocasıdır. Bir gün basın mensupları Alex Ferguson’a Manchester’ı ne zaman bırakacağını sorarlar. Alex amcanın cevabı basittir. Cafu futbolu ne zaman bırakırsa o zaman

Alex Ferguson Man. Utd’nin başındayken Barcelona ile eşleşir Manchester United. Herkes Barca’yı favori görürken Alex Ferguson kendilerinin galibiyeti elde edeceği görüşündedir. Maç Barcelona galibiyeti ile bittikten sonra Sir şu açıklamayı yapar.

Yıllarca futbolun bir oyun olduğunu ve Katalanların da yenilebileceğini söyledim. Ama bugün gördük ki yenilmiyorlarmış…

Bir efsaneden başka bir efsaneye geçelim. Milan’ın efsane kaptanı Maldini bir gün bir Şampiyonlar Ligi maçı için İstanbul Ali Sami Yen Stadına gelir. Coşkuyla bağıran tezahürat yapan Galatasaray taraftarının sesini duyan Maldini şu özlü sözü söyler.’’Burada 25000 kişi olduğuna beni asla inandıramazsınız.’’

Japonya bildiğiniz gibi futbola daha yeni yeni adapte olmaya başlayan yeni yeni futbolcu ihracat eden bir ülkedir. Avrupa’nın en sert ligi olan Serie A’ya ilk gelen çekik gözlü Kazuyoshi Miura’dır.1994 yılında Genoa takımına gelmiştir. Fakat ne kadar şanssızdır ki. Oynadığı ilk karşılaşmada ilk 15 dakika içerisinde Franco Baresi tarafından burnu kırılmıştır.

Türkiye’nin Avrupa kupalarındaki en önemli maçlarından biri Old Trafford’da Man Utd ile Galatasaray arasında oynanmaktadır. Maç sırasında Arif’in müthiş şutu tam çatala gitmiş Manchester’ın efsane kalecisi Schmeichel gayretlerine rağmen topun ağlarla buluşmasına engel olamamıştı. Bu golün sonrasında maçı anlatan ünlü spikerimiz Ümit Aktan şu cümleyi kullanır. Değil şımaykıl bütün maykıllar gelse çıkaramazdı o topu.

Milan’ın tarihinde en önemli yere sahip olan iki teknik direktörden biridir Arrigo Sacchi. Bir gün basın toplantısında bir medya mensubu Sacchi’ye şu soruyu sorar. Profesyonel olarak futbol oynamamanıza rağmen nasıl bu kadar başarılı biçimde takım yönetebiliyorsunuz?

Üstadın cevabı açıktır:’’iyi bir jokey olmak için önce at olmak gerekmez’’

Milan’dan bağlı olarak başka bir konuya geçelim. Rossonerilerin o ünlü üç lalelerinin belki de en ilginci Ruud Gullit idi. Basın mensuplarının bir gün saçlarınızı neden kestirmiyorsunuz sorusuna gücümü saçlarımdan alıyorum diye cevap vermişliği vardır. Ama asıl ilginci İngiltere’de yaşanmıştır.

Ruud Gullit futbolu bıraktıktan sonra T.D olmaya karar verir ve Chelsea takımının başına geçer bir süre sonra. Takımın başına geçtiği ilk gün basın toplantısında Ruud Gullit’e nasıl futbol oynatacağı sorulur. Gullit bombayı patlatır: Seksi Futbol

Gelin görün ki Seksi Futbol pek fayda etmez. Gullit bir süre sonra takımdan uzaklaştırılır.

Futbol dünyasının aktörlerinden şimdilik bu kadar. Bir dahaki yazımda futbolcular hakkında çıkmış kitap ve hikâyeleri incelemeye çalışacağım.