1. Juan Carlos Navarro (18,7 sayı, 3 asist)
2. Tony Parker (22,1 sayı, 4,4 asist)
3. SF olsa da 5.1 asist ortalamasıyla Victor Khryapa (7,9 sayı, 5 rib)
4. Bo McCaleb (21,4 sayı 3,7 asist)
5. Sarunas Jasikevicius (9,5 sayı, 4,6 asist)
6. Diamantidis, Spanoulis ve Papaloukas'dan bayrağı devralmaya çalışan Nick Calathes (9,2 sayı; 3,8 asist)
7. Jaka Lakovic - Goran Dragic (9,5 sayı; 3 asist - 11,7 sayı; 2.7 asist)
8. Milos Teodosic (11,3 sayı; 4,2 rib; 5,7 asist)
Peki tüm bunlara karşılık Kerem'in istatistikleri nedir? 3,3 sayı ve 2,1 asist. Tamam savunma şampiyonluk getirir ama bir de point guardın kadar konuş diye bir söz vardır. Sözüm Kerem'e değil; 10 senedir ha bire uzun yetiştirip bir tane oyun kurucu yetiştirmeye beceremeyenlere.
eurobasket 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eurobasket 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19.09.2011
10.09.2011
Kanser Eden Takım
Tatilden döndüğümden beri takım 5 maç oynadı, bunun dört tanesini kaybetti ve hala üst tur şansı var ama kanser olmak üzereyim. Takım kabiliyetsizdir, rakibi daha güçlüdür; oynar, kaybedersin. Ama bu durum böyle açıklanamaz. 2 sayı gerideyken, 12 saniyede bir set çizemeyip bütün turnuva boyunca bir tane bile üçlük sokamayan oyun kurucunun üçlük denemesi; maç topunu beş saniyede oyuna sokamayıp maçın kaybedilmesi; ilk çeyrekte 6 sayıda tuttuğun rakibinin kalan üç çeyrekte 67 sayı atması güçsüzlükle açıklanamaz.
"Hücum maç kazandırır, savunma şampiyonluk" felsefesini benimsememiz güzel ama hücum yapamayıp maç kazanamayınca şampiyonluk gelmiyor. %28 üçlük isabeti ile oynuyoruz ve şu noktadan sonra hangi birimizin hücumda maç topunu oynadığımızda, o topun gireceğine inancımız var ki?
26 sayı attığın sürece rakibi koca devre 23 sayı tutmak birşey ifade etmiyor. Hücumda birşeylerin üretilmesi gerekiyor ki bizim oyuncu yetiştirme politikamız sebebiyle anca seyirci olursa hücum oluyor. Uzunlara yatırım yapıp Semih, Enes, Ömer, M.Okur, Ersan ve hatta Hidayet ile senelerce NBA seviyesinde, hatta All-Star seviyesinde oyuncular yetiştirdik. Amma velakin İspanya sadece Pau Gasol ile değil Calderon, Navarro ve Rubio ile bu seviyelere çıkıyor.
10 sene önce Türkiye'deki şampiyonada da Kerem'e ana avrat dümdüz gidiyorduk, sene 2011 oldu hiçbir şey değişmedi.Kerem'in arkasında ikinci adam olarak dura dura Ender 28 yaşına geldi. Futbolda Semih Şentürk ne ise Ender de odur.Her sene aşağıdan gencecik uzunlar geliyor ama aşağıdan gardımız yok.
Nihayetinde pazar gene epik bir maç çıkartıp, Teodosic'e sahayı dar edip, maçı kazanıp üst tura da çıkabiliriz. Sonrasında Euro 2009'da olduğu gibi saçma sapan bir Yunanistan mağlubiyeti ile turnuvayı gene 8. kapatabiliriz.
"Hücum maç kazandırır, savunma şampiyonluk" felsefesini benimsememiz güzel ama hücum yapamayıp maç kazanamayınca şampiyonluk gelmiyor. %28 üçlük isabeti ile oynuyoruz ve şu noktadan sonra hangi birimizin hücumda maç topunu oynadığımızda, o topun gireceğine inancımız var ki?
26 sayı attığın sürece rakibi koca devre 23 sayı tutmak birşey ifade etmiyor. Hücumda birşeylerin üretilmesi gerekiyor ki bizim oyuncu yetiştirme politikamız sebebiyle anca seyirci olursa hücum oluyor. Uzunlara yatırım yapıp Semih, Enes, Ömer, M.Okur, Ersan ve hatta Hidayet ile senelerce NBA seviyesinde, hatta All-Star seviyesinde oyuncular yetiştirdik. Amma velakin İspanya sadece Pau Gasol ile değil Calderon, Navarro ve Rubio ile bu seviyelere çıkıyor.
10 sene önce Türkiye'deki şampiyonada da Kerem'e ana avrat dümdüz gidiyorduk, sene 2011 oldu hiçbir şey değişmedi.Kerem'in arkasında ikinci adam olarak dura dura Ender 28 yaşına geldi. Futbolda Semih Şentürk ne ise Ender de odur.Her sene aşağıdan gencecik uzunlar geliyor ama aşağıdan gardımız yok.
Nihayetinde pazar gene epik bir maç çıkartıp, Teodosic'e sahayı dar edip, maçı kazanıp üst tura da çıkabiliriz. Sonrasında Euro 2009'da olduğu gibi saçma sapan bir Yunanistan mağlubiyeti ile turnuvayı gene 8. kapatabiliriz.
3.09.2011
Önümüz Açık
Basketbol milli takımımız ile devam edelim. Litvanya maçıyla gördük ki bizim 2 senedir yakaladığımız ivme tesadüf değil, biz Avrupa'nın her takımıyla başa baş oynarız, işler iyi giderse Avrupa Şampiyonu bile oluruz.
Milli takımımız çok iyi savunma yapıyor. Savunmanın birinci kaynağı kenetlenme ve iyi mücadele. Ancak teker teker baktığımızda da oyuncularımız hep iyi savunmacılar, bu nedenle müthiş bir savunma takımı olduğumuz çok açık.
Bir başka artımız ise tabii ki pota altımız. Yıllardır pota altımız kuvvetliydi ancak hiç bu kadar iyi olmamıştı herhalde. Ömer, Ersan, Enes, Oğuz, Semih pota altı İspanya ile birlikte Avrupa'nın en iyisi. Furkan, İzzet, Dusan gibi daha tam olmamış isimleri de unutmayalım. Kerem Gönlüm, Kaya, Mirsad, Mehmet Okur gibi eski jenerasyonun yıldızlarını hiç saymadım bile ki bu isimler hala kullanılabilir.
2 ve 3 numara pozisyonlarında ise sıkıntı çekiyorduk, hele ki Hidayet'in kötü performansı bu sıkıntıyı arttırıyordu. Ancak son 2 yılda Ömer Onan'ın çıkışı muazzam. Ömer'den daha uzun yıllar yararlanamayacağız belki ama bu yıl Cenk'i kazanmaya başladık gibi, ve en önemli kazancımız Emir Preldzic oldu elbette. Henüz ilk yılında takıma inanılmaz bir katkı veriyor ve oyun sıkıştığında "al at" diyebileceğimiz bir numaralı oyuncumuz konumuna geldi. Bu turnuvada şu ana kadar çok süre almadı ama Sinan Güler'i de unutmayalım.
Point Guard konusunda ise Kerem Tunçeri şu an iyi götürüyor ve 2-3 yıl daha üst düzey seviyede basketbol oynayacağını ümit ediyorum. Ama ilerisi için bir fikrim yok, Doğuş'u hiç izlemedim, Tutku'yu beğenirim ama Orhun Ene tercih etmiyor. Hakan Demirel ve Engin Atsür maalesef olmadı. Ender Arslan'ı da hiç bir zaman güvenilir bulmamışımdır ama Emir'den sonra "al at" diyeceğimiz ikinci oyuncu konumunda.
Buradan da takımımızın hücum gücünün zayıflığına vurgu yapabiliriz. Evet, hücumda çok sınırlı değiliz ama oyuncularımız genelde tamamlayıcı, skor üreten NBA tabiriyle "go to guy" oyuncumuz yok. Bir Harun Erdenay yok yani..
Yazımı bitirirken şunu ilave edeyim dünkü maçta da gördük ki Ömer serbest atışlarını mutlaka geliştirmeli. Avrupa basketbolunda "Hack the Ömer" furyası başladı. Her potaya uzanışında faul yapıyorlar.
Hidayet "The End"
Basketbol milli takımımız geçtiğimiz yıl Dünya ikincisi oldu diye bu yıl da Avrupa Şampiyonu olacak diye bir şey yok, geçtiğimiz yıl çok ekstra durumlar söz konusuydu, bunları basketbolu az çok takip eden herkes biliyor.
Fakat yerimiz de çok aşağısı değil, bugün Avrupa'nın her takımıyla başa baş oynayabilecek kapasitede bir takımımız var ve gelecek yıllarda işler daha da iyiye gidecek gibi gözüküyor. İnşallah turnuvalara damga vuracağımız bir 10 yıl bizi bekliyor.
Futbolla karmaşa olduğu için sadece ikinci yarısını izlediğim Litvanya maçıyla ilgili analiz yapmamız gerekirse büyük sıkıntının Hidayet olduğunu söyleyebilirim. Hidayet'i severdim ta ki geçtiğimiz yılki maddi - manevi mevzusuna kadar. Ancak burada bahsedeceğim şeyler tamamen tarafsız düşüncelerim.
Hidayet 2001 yılından beri milli takımın lideri ve 11 yıllık NBA kariyeri gayet başarılı. Ancak Hidayet başarılı NBA kariyeri olduğu için Avrupa standartlarında skorer bir yıldız olduğunu düşünüyor, bu 10 yıldır değişmedi.
Oysa öyle değil, tam tersi Avrupa'da sayı atmak NBA'e göre çok daha zor. 2001'de, 2002'de, 2007'de yine takımın skor yükünü çekecek kadar attı ama üç turnuvadır Hidayet dripling ile adam geçemiyor, şutları girmiyor, yaptığı şey topu aldığında vakit geçirip zorlamak, adamını geçemeyince ya top kaybı yapıyor, ya el üzerinden isabetsiz bir şut atıyor. Kendisi için en iyi seçenek dün maçtaki gibi zor pozisyonda yanındaki oyuncuya verip yanındaki oyuncunun topu kaybetmesini sağlıyor.
Hidayet şu an bir üç numara için fazlasıyla ağır ve şutu kötü, ancak belli ki hiç bir zaman Avrupa standartlarında NBA'deki kadar bile iyi oyuncu olmadığını kabul etmeyecek. Hidayet bence milli takıma zarar vermektedir. Bunu 2009'da da söyledim, geçen sene maçları yarım yamalak izlediğimde de söyledim, şimdi de söylüorum. Hidayet'i milli takımdan kesmek kolay değil ancak kendisi bırakmazsa maalesef o da Hakan Şükür'ün durumuna düşecek, bıraktırılmak zorunda kalacak. Kendisi 2012 olimpiyatlarında oynamak istediğini sonra bırakacağını söylemişti zannedersem, bu da kendisi ve Türk basketbolu için iyi bir gelişme bence. Türk basketboluna büyük hizmetleri oldu ve belki de basketbol tarihimizin en büyük oyuncusu. Hidayet'i iyi hatırlamak istiyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


