İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.07.2012

Burak Fener’e İmza Atsa!




Futbolcu köle değildir. Totti Roma’nın kölesidir. Roma’da Totti’nin evi. Futbolcu
Totti gibi Romalı’ysa, her yerde her paraya oynamaz. Burak Trabzonspor için aldığını
karşılığını verdi. Gitmesi vefasızlık değil. Parasına oynuyor, formaya değil. Formaya
oynayan kaldı mı? Niye formaya oynasın ki! Neden, niçin? Sizin büyük tarihiniz,
büyük başarılarınız olabilir ama bu onu hiç ilgilendirmez. O geleceğine bakar. Öyle
de yaptı. Trabzonlular Burak’a farklı anlamlar yükledi. Efsanelerle bir tutmasına
rağmen, Burak ile Trabzon arasında bir bağ oluşamadı.

En büyük çelişki şu oldu;
Burak’ın Galatasaray’a gidişinden önce ona KRAL, ADAMIN HASI diyenler,
bir gün sonra HAİN demeye başladı. Bu mudur Trabzon’un bakışı? Döner gelirse
yeniden KRAL mı diyeceksiniz?

Burak Yılmaz’ın sözleşmesindeki 5 milyon Euro, satma niyeti değil de nedir? Hadi
daha başka bir ihtimali düşünelim; Burak Yılmaz Fenerbahçe’ye bile imza atabilirdi.
Fenerbahçe Galatasaray’ın üç katını hem Burak’a hem de Trabzonspor’a verse kim
hayır diyecekti? Burak 9 milyon Avro’ya hayır mı çekecekti? Sadri Şener 15 milyon
Avro’ya vermem mi diyecekti?

Trabzonspor; Zengin Arap Kulüpleri Gibi
Trabzonspor son on yılda Türkiye’nin Katar’ı, Arabistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri
olmuş. Çok paraların dağıtıldığı zengin Karadeniz kulübü. Tek farkı, Katar’a
30’undan sonra gidenler, Trabzon’a 25’inden önce uğruyor. Kazanıp gidiyorlar.
Trabzonspor ne kazanıyor? Ne oluyor orada? Bir altyapı projesi mi çıkarmışsın?
İlk 25’e giremeyen oyuncusuna 1 milyon Avro garanti para veren kaç takım var?
Trabzon var işte. Kadroya giremeyene 1 milyon Avro, altyapı hocasına 3-5 bin
TL. Güldürmeyin bizi. Oradan futbolcu falan yetişmez. Siz Burak’ı tartışacağınıza
bunları tartışın. Bu kulüp uzaktan zengin Rus, Katar kulüpleri gibi algılanır olmuş.
Yakından öyle. Yerliler de anlamışlar, çözmüşler. Güya altyapısı var. 1 oyuncu mu
çıkmaz oradan? Taklit ettiği İstanbul kulüpleri gibi bastırır ve alır. Büyük kulüp ya!
Sonra ya bedavaya gider ya da davalık olur. Trabzonspor’a gelenler, büyük takıma
geldiğini anlıyor. İyi kontrat yapar. Ayrılsa da gittiği yerlerden iyi paralar kazanır.
Havaalanında meşalelerle karşılanır. Otel lobisinde yarım saat fotoğraf çektirir.
Deplasmanda 60 bin kişiye oynar.

Ama ne hazindir ki, bütün bunların üstüne senede 2 milyon lira para ödenen oyuncu
Trabzonsporlu olamaz? Olamıyor; çünkü aidiyet kuramamış senle, kulüple, şehirle.
Trabzonsporluluk aidiyetler üzerinden yükselir. Oyuncu Beşiktaş’a da parasına
oynuyor, Trabzonspor’a da. Ne farkı var şimdi ikisinin? Burak, Selçuk, Yattara, Jaja
ve diğer hepsi için Trabzonspor, parasına oynanan yerden daha fazla bir şey midir?
Daha fazla paranın verileceği zamana kadar durulacak kulüptür.

Oyuncular, yöneticiler, hocalar, gazeteciler! Trabzonspor’un farkı aidiyettir.
Kurulamayan, kuramadığımız aidiyettir. Bir parçası olmaktır oranın. Şehirle organik
bağdır. Siz aidiyeti parayla değiştirmişsiniz haberiniz yok. Bu aidiyeti kurana kadar
Selçuk ve Burak’ları daha çok tartışacak ve birbirinizi üzeceksiniz. Bakın Volkan
Demirel’e, Emre Belözoğlu’na, nasıl da Fenerbahçe’yle aralarında sıkı bir aidiyet
kurmuşlar. Anladınız mı şimdi Burak neden Galatasaray’da?

6.02.2012

Temiz Futbolla İmtihan


Sonda söylenmesi gerekeni sonda söyleyeceğim. Başta söyleyeceğim ise
hepinizin bildiği şikeli lig. Ne zamandan beri oynandığı meçhul olsa da
tevellüdü eski. Hele bir yirmi yıl sayarsın. Başta Beşiktaş olmak üzere, bazı
kulüpler, başkanları üzerinden dik ve onurlu duruştan bahsediyor ya, ben
onlara 100.yıllarını, menajerlerinin nasıl da takımı içerden sabote ettiğini
hatırlatayım yeter. Bilsinler de tribünlerde sahte kahramanların posterlerini
asmasınlar.

Gelelim asıl konumuza; Trabzonspor’a... Kupası çalındığından, hakkı
yendiğinden bahsetmeyeceğim. Kupasını almak ister ama verirlerse alacak.
Koparıp alacak dirayeti yok henüz. Kaderine razı yapısı var. Şikeden dolayı
toplanan federasyon genel kurulunda bile, adalet isteyemedi. ‘Talimatlar
uygulansın, suç işleyenler cezasını çeksin, Etik Kurul raporuna göre de kupa
Trabzon’a gelsin’ diyemedi. Üç cümle.

3 Temmuz’dan sonraydı. En fazla 50-60 gün sonra. Arşivlerde var, isteyen
bakabilir, dedik ki, ‘Bu davada taraf ol, şikayetçi ol, mağdur olarak suç
duyurusunda bulun.’ Hırsız ya da hırsızlardan şikayetçi olmak hakkın.

Mağduriyetini suç duyurusuyla pekiştiremedi. Yapsaydı UEFA’nın da işini
kolaylaştırırdı. Oturduğun yerden Plati’ni var nasılsa, İnfantino gerekeni
yapacaktır dersen, geldiğin noktaya da üzülmeyeceksin. Ki bu federasyoncular
da böyle kafalarına göre şikeli maçı uzatıp istedikleri anda da ‘Bitirdik
hadi evimize’ diyemeyeceklerdi. Bunları ve daha pek çoğunu yapamadı
Trabzonspor. Süreç de süreç dendi. Yok yargıyı, Aydınlar’ı, Etik Kurulu’nu,
Play-Off’u bekle.

Siyasette, bürokraside, mecliste orda burada sürekli temiz toplum nutukları
atanlar da ne yazık ki, sürecin 3 maymunu oldular. Adlarını yazmıyorum, siz
kim olduklarını anladınız. ‘Halkın avukatı, dik ve onurlu duran gazeteciler
onlar.’ Şikeci zihniyetinin YILMAZ savunucularına UĞUR’lar olsun diyoruz.
Fenerbahçe önemlidir, temiz futbol ondan sonra önemlidir. Kara parayı, suç
örgütünü yutkundunuz ya, bunu da yazdık bir yere.

Galiba son perdesi olmayacak bu işin. Fenerbahçe, aba altından sopa
göstererek hem kendini hem de kupasını kurtarma derdinde. Trabzonspor
kupaya odaklandı. Hak edilen şampiyonluğun kupasını verin demekten daha
masum ne olabilir. Kupasız 30 yıl geçiren taraftara bunu çok görmemek lazım.

Ancak kupamı verin derken, kendisini, futbolu, ülkeyi kirletenlere ‘Cezasını
verin, takipçisiyiz, tarafız. Kupa için değil temiz futbolun tarafındayız’
diyebilmelidir. Başbakan ne demişti; “BU SÜREÇ, FUTBOLDA BİR
TEMİZLENME-ARINMA SÜRECİDİR.” Başbakan sözü takip edilir, beklenir.
Takipçisiyiz, 100 yıl da geçse bekleyeceğiz.

Aytekin AKAY

24.07.2011

Trabzonspor’un Korkuları!

Eğri oturalım doğru konuşalım. Futbol hiç olmadığı kadar kuşatma altında. Bu hep vardı. İstanbul ligi uzun senelerdir böyle. Trabzonspor’un şampiyonluğunu hep şikeye mi takıldı? Hayır, kesinlikle. Sadece İstanbul’dan gelmedi kuşatma. Kendi içinden de yaşadı (yaşıyor). Trabzonspor’u dünya kulübü yapacağım, şampiyon yapacağım diye gelenlerin verdikleri zararları size başka bir zaman anlatırım.

Onun için gönüllü yöneticilik bitsin diyoruz. Yönetecekleri derin Trabzonspor seçmesin diyoruz. Bu kulüp başarı uğruna, A’ya, B’ye, C’ye kiralanacağına satılsın diyoruz. Türkiye liginde oynasın ama İngiltere’deki gibi bir sahibi olsun diyoruz. Trabzonspor’un sahibi kim? Kim savunacak? Kim geleceğini planlayacak? Yöneticileri mi? Onlar gönüllü. Bir gönüllü ne kadar yaparsa o kadarını yaparlar.

Şike olayı patlak vermiş. Trabzonspor mağdur olmuş. Mağduriyetini anlatamamak ne acı! Mağdursun, çünkü başarın çalınmış. Yönetim başarı gelsin diye seçilmedi mi? Başarını çalanlarla hukuk önünde karşı karşıya gelmekten neden korkasın? Galatasaray bunu herkesten önce yaptı. Dik durdu. Tek dik duran o. Mağdur olmamasına rağmen.

Trabzonspor, yöneticisi Nevzat Aydın aracılığıyla başını gösterir gibi mi oldu? Yoksa Nevzat Aydın, kendi görüşlerini mi söyledi anlayamadık. Eğer gazetelere çıkan doğruysa geç söylense de doğruyu söylemiş. Ancaaak, bu açıklama resmi siteden ilan edilirse bir anlamı olur. Çok kel alaka konular için basın açıklaması yapan, Trabzonspor.org.tr, kendin için hayati önemli bir şeyde ‘görmedim-bilmiyorum-duymadım’ demek gölgesinden korkmak demek değil mi? Korkma gölgenden, açıkla. “Suçluysam gereğini yap, suçsuzsam, bu çocukların emeğini, emeklerimizi çalma” de.

‘Suçluysak ligden çekiliriz’ açıklamasının resmi siteden yayınlanmasını hemen bekliyoruz. Galatasaray yayınladı işte. Yayınlanmazsa, Trabzonspor yönetiminin görüşü olmadığı anlaşılır. Bir yönetici bir yerde konuştu işte denir. Trabzonspor’un haklı davasına zerre kadar katkı sağlamaz.

Bir başka konu, Trabzonspor neden hala daha Kulüpler Birliği’ne üye? TFF’ye üye olmak zorundasın. Kulüpler Birliği’ne üye olma zorunluluğun yok. Kulüpler Birliği’nin başkanı Aziz Yıldırım. Halen Aziz Yıldırım. Henüz istifa etmedi. Başkan vekili İlhan Cavcav. Kulüpler Birliği, ‘Aman Fenerbahçe’ye bir şey olmasın’ demedi mi? Yani şike bu birliğin umrunda değil. Şike vardır, güzeldir, en az kazandığımız paralar kadar güzeldir diye düşünenlerle aynı birlik altında olmaya devam edeceksen, buyur ol.

Bakalım Türkiye’de bu işin kirli olduğunu söyleyenlerle, temiz olduğunu savunanların çatışmasından kim galip çıkacak? Yoksa filler çatışacak, karıncalar (Trabzonspor) ezilecek mi olacak? Göreceğiz.

13.06.2011

Gözün Aydın Trabzon!



Gözümüz aydın yeni bir 1996’ımız oldu. 96’ya kardeş geldi. Ali Şen’i,Metin Tokat’ı, Vanlı Erkan’ı, kaleci Metin Mert’i hatırladık. (Sanki onlar hep yanımızdaydı) Şampiyonluk gelmedi. Öyle ya da böyle olmadı işte. Şampiyonluk gelmemesi bir şey değil, asıl tehlike sonrası. Seneler sürer bunun değerlendirmesi. 9 puan fark nasıl kapandı sorusu 9 sene sorulur? Cevabı yoktur, boşuna sorulur. Sonuç, kederlenmedir. Ne şehir efsaneleri türeyecek, ne masallar anlatılacak. 1996’daki Van maçı ve öncesinde yaşananlar, sanki yeni olmuş gibi anlatılır. Bu sezonki hikaye de zamanla bir yere oturur. Bir on sene daha anlatılır. On birinci seneyi devriyesinde kaseti başa sararız.

Bu iki anlama gelir:

1) Siz sürekli kaybedersiniz, ama sizi yönetenlerin, kabahati dışarıda arama huyu hiç değişmez. Federasyon, hakem oyunları der, siz de inanırsınız. Lig zaten şaibeliydi. Fenerbahçe, Galatasaray şaibeyle kazandı, biz ne yapalım deyip işin içinden çıkarlar. Böylece siz de kulübünüzle gurur duyar, acınızı hafifletirsiniz.

2) Gerçekten ligin şaibeli olduğu döneme denk gelir ki, bu durumda yapacak bir şey yoktur. Aslında vardır. Şaibelilerle kol kola yürümemek. Zamanında Anadolu takımlarına sırtını çevirip onlara yakın görünmeyecektin. Üç İstanbullunun şaibeli büyüklüğüyle, Trabzonspor’un büyüklüğü arasındaki derin farkı anlamayanlar, sözüm size. Ağlardan topu çıkarın bakalım!






Fatih ve Gökdeniz’e geç de olsa TEŞEKKÜR!
Trabzonspor’un şampiyonluk serüveni en fazla giden oyunculara yaradı. Hala daha gitmek isteyen olursa onlara da yarayacak. 1 milyonluk oyuncular, artık, 3-4 milyon değerine yükseldi. Üstelik de bedava gittiler. Atay Aktuğ yönetimini Trabzon’da çok kişi tutmamış olabilir. Onun en büyük artısı, Fatih ve Gökdeniz gibi oyuncularla 1 sene öncesinden sözleşme yenilemesi oldu. Hatırlarsınız, Fatih tekke ve Gökdeniz Karadeniz, gittiklerinde Trabzon’da bazı kesimler onları hain bile ilan etti. Her biri 7 milyon Avro para kazandırmasına rağmen. Maalesef Gökdeniz için yıldız değil bile denildi. Neyse eski defterleri boşverin de, bizim bu çocuklara teşekkür borcumuz var. Onlar, Trabzonspor’u bir tek şampiyon yapamadı. Para kazandırmadan gitmeyeceğiz dediler. Sözlerinde durdular. Onları hain ilan edenlere ve sevmeyenlere duyurulur!


İşte Transfer Listem!
İzleme komitesinde değilim, scout ekiplerinden birinin içinde zaten yokum. Futbolu takip eden biri olarak, giden oyuncuların arkasından ağlayacak değilim. Ben gelene bakarım. İşte benim transfer listem:


David Degen: Fenerbahçe’yi tek başına yıkan adam da diyebilirsiniz. Young Boys’un sağ kanat oyuncusu. Gol vuruşları, içe kat edişleriyle komple oyuncu.

Mehmet Eren: Kayserispor’dan tanıyoruz. Kale hariç her yerde oynayabilen ender oyunculardan. Real Madrid Hamit Altıntop’u transfer ederken, takımın her yerinde oynayabilme özelliğini ön plana çıkarmıştı. Mehmet Eren, işte böyle bir oyuncu. Üstelik bonservisi elinde.

Hasan Ali: Kayserispor’un sol beki. Trabzonspor’un 2 yabancı sol bekinin de ihtiyaca cevap vermediği, çok uzun seneler Trabzon’da kalamayacağı düşünüldüğüne göre Hasan Ali, yaşı ile gelecek vaad ediyor. Hem iki sol bekiniz yabancıysa üçüncünün de yabancı olması, yabancı hakkınızı da düşünerek yanlış olacaktır.




Georgios Samaras: Yunan milliyetçisi olabilir ama futboluna, golcülüğüne laf yok. Belki onu Trabzon’a getirmek zor. Yaşı 30’u geçti, gelebilir de. Tek forvetli sistemde Trabzonspor, bundan iyisini bulamaz. Samaras’a alternatif olmasa da, Bursasporlu Turgay da doğru bir tercih olur.

 
Aydın Doğan Trabzonspor Onur Üyesidir
Şenol Güneş, ilk kez isim vererek merkez medyaya yüklendi. Biri Lig Tv, diğeri Fenerbahçe yayın organı gibi çalıştığını söylediği Hürriyet Gazetesi. Doğan grubunun en tepesi birkaç ay önce Trabzonspor’u ziyaret etti. Aydın Doğan’a bu ziyaretin sonunda Trabzonspor Onur Üyeliği verildi. Şenol hoca ve pek çok Trabzonlu Hürriyet’i eleştiriyor, gazeteleri almayın diyor. Unuttuğunuz şu: Eleştirdiğiniz, şampiyonluğun çalınmasında etkisi var dediğiniz gazetenin sahibi Trabzonspor onur üyesi. Ya eleştiriler ya bu üyelik yanlış.



Şener ulusal medyayı neden eleştirmedi?
Sadri Şener, Fenerbahçe yüzde 70 hak etti dedi, diğer yüzde 30’u açıklayamadı. Üstelik bilerek hata yapılmadığını da söyledi başkan. Demek ki başkana göre Fenerbahçe’nin şampiyonluğunda sorun yok. Başkanın aksine Şenol hoca bilerek yapılan hakem hatalarından bahsetti. Sadri Şener, medyaya hiç değinmezken, Şenol Güneş isim vererek medyayı eleştirdi. Şenol hocanın aksine, başkan Şener’in merkez medya ile ilgili konulara girmemesi de manidar. Konuşsa ne olacak diyeceksiniz? Doğru. Olan oldu…

4.02.2011

Trabzonspor Şampiyon Olsa Bile


Fenerbahçe maçından sonra konuşulanları gördükten sonra, şampiyonluktan değil değişiminden umudumu kestiğimi söylemeliyim.

Trabzon zor yer, Trabzonspor zor camia.

Bu şehir, bu camia bir şampiyonlukla değişmez.

Yönetimler gelmiş, gitmiş, kongreler olmuş ama değişim adına elde var sıfır.

Aziz Yıldırım, dokuz puan geriden gelip şampiyon olacağım diyor, Trabzon, eski yöneticilerinin stadyumda nerede oturduğunu tartışıyor.

Bu değil Trabzon, olmamalı.

Kafasında tilkiler olanlara sormak lazım;

Şenol Güneş Fenerbahçe’yi çalıştırsa, Aykut Kocaman Trabzonspor’u neler düşünülebilirdi mesela!

Trabzonspor maalesef; şehirde her şeye araç olmuş.

Kavgalar, hesaplaşmalar onun üzerinden yapılıyor.

Geri kalmışlık da onun üzerinden örtülüyor.

Birleştirici olması beklenirken, ayrıştırıcı oluyor. Öyle olmasını isteyenler olduğu için öyle oluyor.

Suç Trabzonspor’un değil. Suç Trabzonluların.

Ben senelerdir bunu yazıyorum. Trabzonspor henüz bir camia olma yolunda ergenlik dönemini yaşıyor. Şu anki ruh hali de ergen bir çocuğun ruh halinden farksız.

Ve bu ergen beden, kendini ne kadar taşıyabiliyorsa o kadar taşıyor.

Bütün yük bir adamın sırtında, saha dışındaki bu kronik sorunları çözecek ki, sıra saha içine gelsin.

O adamın her şeye ve herkese yetişmesi de zor.

Elbirliğiyle nasıl şampiyon olunmaz, bunu göstermek yerine, nasıl şampiyon olunur’u göstermek lazım. Bu sezon şampiyonluğa kesin gözüyle bakanlardanım. Trabzonspor bu yarışı birinci bitirir. 27 sezon sonra şampiyonluk gelir.

Bu şampiyonluk gelir ama bu kent, bu camia, bu kafa değişmez. Onun için şampiyonluktan mutlu olamazlar. Ruhlar, kavgaya, hesap görmeye meyilli.

Trabzonspor’un şampiyonluğu basit bir matematik hesabı da, içerdekiler ve dışarıdakiler ne olacak. Zor iş, zor.

31.01.2011

Şenol Güneş'in Cesareti


Herhalde hiçbir spor yorumcusu, Trabzonspor’un bu kadroyla Beşiktaş maçına çıkacağını tahmin edemedi. Buna ben de dahil. Hafta içi idmanları takip eden Trabzonspor muhabirleri bile. Şenol hoca neden böyle bir şey yaptı?

Neden yaptıyı az çok herkes tahmin ediyordur. Önemli olan buna cesaret edebilmek. Şenol Güneş, önemli bir maç öncesinde yaptığı kadro tercihiyle, yüksek standartlı bir teknik adam algısı yaratmıştır bende.

Böyle cesaretli kararı ancak büyük düşünen, günlük başarılar peşinden koşmayan, daha ileriye bakan bir teknik adam yapabilirdi.
En basitinden Daum olsa ve yapsa dahi olurdu. Ki öyle de oldu zaten.

Mustafa Denizli bu rotasyonu yapsa, yine ha keza büyük hoca diye manşetler atılırdı.

Ki her ikisinin de bu denli bir cesaret gösterisi yapacağını tahmin etmiyorum.

Trabzonspor medyası, camiası, kupadan elenmenin faturasını Şenol Güneş’e kesmeden önce düşünmeliler.

İnönü’de, cesaret gösterisi yapabilen bir liderleri olduğu için, dünden daha fazla sahip çıkmalılar.

Fark yeseydi, bugünkü eleştirilerin yüz katı eleştiri gelecekti.
Berabere ayrılsa, ‘Helal olsun, rotasyona bak’ denecekti.

O, Türk antrenörlerinde çok az gördüğümüz cesaretiyle, kimsenin kadro beklentilerine kulak asmadan, bildiğini cesaretle okudu.

Bence antrenörlere eğitim verirken Beşiktaş maçındaki Şenol Güneş irdelenmeli.
Vermek istediği teknik adamlık dersi anlatılmalı.

Kore’ye gitti, değişti geldi diyerek Şenol Güneş’i anlamamakta ısrar edenler,
Onu kabul etmemekte ısrar edenlerdir.

O her zaman garantici ve cesurdu. Hedefinin ne olduğunu da cesaretle anlattı.
Trabzonspor camiası umarım anlamıştır. Anlayacaktır.

27.01.2011

Kötü Sonuç


Sahaya yedek kadro ile çıkıp,yetenekli oyuncuları yerine kazmalarını oynatan "karakterli" hocaya çok teşekkür ederiz.
Kupa maçını önemsemediler,ligi düşünüyorlar diyen yalan söyler Trabzonspor için.Çünkü hedeflerini güzel gerçekleştirdiler,takımın bel kemiği bir oyuncuyu tarumar etmeyi başardılar...
Üzgünüm ama Ersan'ın defans hattına getirdiği hareketliliği Sivok,İbrahim ve Ferrari sağlayamayacak.Gelecek sene için şimdiden yerli defans oyuncularının peşine düşmesi lazım Beşiktaş'ın.

Serkan'ı Trabzon'dan koparma ihtimalini severim olsa olsa....

2.01.2011

Trabzonspor, olanlar, olacaklar!

Futbol yazarlarına her zaman toleranslı bakmak lazım. Dünyada son on yılda tahminlerin en az tuttuğu konular, finans piyasaları ve futbol. Onun için hisleriyle, öngörüleriyle yazanları biraz daha anlayışlı okumak lazım. (Beni de..)

Altı ay önce Trabzonspor’u, tesislerinde organik hayvan çiftliği kurdu diye eleştiri getirenler, Sadri babanın çiftliği yakıştırması yapanlar, Fenerbahçe futbolcu siz inek alıyorsunuz diyenler şimdilerde herhalde elleri acıyana kadar alkışlayanlardır.

Teofilo’ya dünyanın en iyi 4.golcüsü diye methiyeler düzenlerden de ses seda yok. Manisa yenilgisinden sonra, Trabzonspor’un karanlığa sürüklendiğini ima edenler, bu sezon da gitti diyenler, şimdi neredeler ve ne düşünüyorlar? Ee daha beterlerini de gördük şüphesiz; top çizgiyi geçerse adayım, geçmezse aday değilim gibi yeni bir anlayışa da 2010’da tanık olduk.

Sonra Şenol Güneş diye bir adam geldi. Kimsenin tanımadığı Şenol Güneş..! Adama başkan ol dediler, sen artık başkansın dediler, hiç yüz vermedi. O da biliyordu, teknik direktörünü Kore’ye sürenler, başkanını Alaska’ya kadar kovalardı. Ne olursan ol, başkan ol diyenlere aldırmadı, futbolu seçti. Esnaf kenti, esnaf kafasıyla idare edilen Trabzonspor’un sorunlarını altı ayda halının altına süpürdü. Çok basit bir şekilde sahada kazanan bir takım yarattı.

Sonra zorunlu bir kongre çıktı karşımıza. Tek liste olunca yönetime girmek için sayının 100’leri bulduğu söylendi. Şaşırmamak ne mümkün? Altı ay önce Sadri Baba’nın çiftliği, altı ay sonra ben de ben de. Katılım ve ibra tartışmaları, Trabzon’da güçlü, istediği zaman harekete geçebilen derin muhalefetin varlığını ortaya çıkardı ki, aman ha takım kötü gitmesin!

Geçen yıldan akılda kalanlar hemen hemen bunlar. Tabii bir de nasıl oluyor, Şenol Güneş gibi disiplinli birinin olduğu yerde iki oyuncu kafasına göre ülkelerine gidiyor?

Bunları da o oyuncuların ülkelerine, iklimlerine, bağlayalım ve 2011’e geçelim.

Şampiyonluk: Bursaspor şampiyon olduktan sonra Trabzonspor şampiyon olur demek kahinlik değil, güçlü olasılık. Olasılıkla, olacak ve olan farklı şeyler. Camiası tedirgin. Geçen sezonki Bursaspor vakası bu sene işin kolay olmayacağını gösteriyor. Trabzonspor’un şampiyon olmaması sürpriz olur.

Brozek kardeşler: Umarım Fatih Tekke tezahüratı olmaz. Kişisel olarak Fatih Tekke’yi isteyenlerdenim. Daha garanti bir transfer. Bu saatten sonra golcü Brozek ve ikizine başarılar dileyeceğiz.

Seçimler: Bu yılın sonunda seçimler var. Trabzonspor şampiyon olur, olmaz o başka. Ancak seçimleri, seçilecekleri, yani Trabzon’da siyaset, Mayıs’a kadar belli olmaz.

Stadyum: Şampiyonluğa ve seçimlere bağlı. Her iki durumdan da olumlu ve olumsuz etkilenecek. Bir şampiyonluk kadar (27 yıl) beklenmeyeceğini söyleyebilirim.

Şenol Güneş: Bırakın Trabzonspor’u, Trabzon’a yatırım gelse ondan bilinecek. Eskiye göre daha güçlü ve kredisi iyi durumda. O da bunun farkında. Yönetimden daha çok itibarı var. Yeni yönetimde kim nedir, necidir, ne yapar’a bakmayanlar, biz hocaya güveniyoruz diyor. İtibarı bu sene tavan yapacak.

Yönetim: Varlıkları ve yoklukları belli olmayan bir dönem olabilir. Sıra dışı bir yüz ve beyin, başkan Şener. Ona rağmen, yönetimin varlığı yokluğu belli olmayabilir. Tabii Trabzonspor sahada kazanırsa. Kazanamasa? İşte o zaman yönetime karşı eski defterler açılır –ki- bu hiç de iyi olmaz.

Bursaspor: Trabzonspor’un sahadaki gerçek rakibi. Üstelik, Bursa’nın birlikteliği Trabzon’a göre yukarda. Daha az kavgacı bir kent. Birbirini seven çok. Ortak payda Bursaspor olgusunda birleşmeyi başarıyorlar. Ligi en kötü ikinci bitirir diyenlerdenim.

Fenerbahçe: Bu takımın durumu hem Trabzonspor’un hem de Bursaspor’un ligi nerede bitireceğini gösterecek. Trabzonspor, Fenerbahçe ismi geçince daha bir tedirgin, Bursa daha rahat. Ligi nerede bitireceğini en zor tahmin ettiğim kulüp., Fenerbahçe..!

21.09.2010

Madde madde Trabzonspor


BİR: Maçın sonucuna hiç şaşırmadım. Bu mağlubiyet Fenerbahçe maçında da gelebilirdi, Antalya maçında da. Trabzonspor Liverpool’u elese yine şaşırmayacaktım. Eleyecekmiş gibi yaptı, başaramadı. Manisa maçında –miş- gibi bir durum yaşandı ama olmadı. İlk yarım saatte yenecekmiş gibi yaptı, yıkıldı.

İKİ: Teo, Umut, Jaja, Yattara, Colman, Selçuk. Bu oyuncuların hangisi gol atsa kimse şaşırmaz. Demek ki neymiş, bol forvet, bol santrafor, bol gol demek değilmiş. Takım organizasyonu, futbolun gerçekten bir taktik ve sistem ürünü olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

ÜÇ: Bir Türk futbolu yanlışı daha. Takımınız ilk 4 ya da 5 haftada gelene 6 gidene 4 atıyorsa şampiyon olacağına inanıyor, bunu da 8 ay önceden açıklıyorsunuz. “Bu sene en büyük aday Trabzonspor, en iyi futbolu Trabzonspor oynuyor” gibilerinden klişe laflarla yazılar yazılıyor, yorumlar yapılıyor. Fener’e 3, Sivas’a 6 atan, Liverpool deplasmanında bile 2 gol yemeyen Trabzonspor, Manisa gibi ilk 4 haftada sıfır çeken takımdan Trabzon’da 3 gol yiyorsa hangi yorumu yapmak lazım?

DÖRT: Aslında yorum belli; bir Trabzonspor klasiğidir bu. Sezona iyi başlar, kendi kendini över. İlk haftalar bu şekilde bol gollü galibiyetler alırsa şampiyonum der. Diyelim tersi oldu, ya hocasını değiştirir ya da kongre yapar. Size yakın tarihten iki çıplak örnek. 2004-2005 sezonu başkan Atay Aktuğ, teknik direktör Şenol Güneş. Avrupa kupalarında Famagusta mağlubiyetinin ardından, içerde Manisa’ya 2-0 mağlup olan Trabzonspor’da Şenol Güneş daha 4.hafta görevi bırakıyor. Tam bir sene sonra, bu kez başkan Nuri Albayrak, teknik adam Lazaroni. Ligin 4. haftası istifa ettirilip ülkesine gönderiliyor. Budur.

BEŞ: Yönetim kurulundaki istifanın bu maçın sonucuyla hiç mi hiç alakası yoktur. Teofilo, asbaşkanının istifasına üzüldüğü için mi golü kaçırmıştır? Bu düşünceler, ‘Geçen hafta nasıl oluyor da 6 gol atan takım bu hafta kendi evinde 3-1 yeniliyor’ diye düşünüp işin içinden çıkamadığımızda cevap bulup sevindiğimiz cümlelerdir?

ALTI: Öyle ya da böyle maçın olayı sonucu değildir. Makukula’dır. Trabzonspor kendisine her gol atan adamı almak zorunda mıdır? Değildir, olmamalıdır. Ancak, nasıl oluyor da Makukula’yı Trabzonspor değil de Manisaspor transfer edebilmektedir? Futbolcu, parayı çok veren biraz da anlı şanlı bir yer olursa üçe beşe bakmaz, gider. Trabzonspor’da yöneticilik sonuç almadır. Trabzonspor’san, Makukula’yı istersin alırsın. Ronaldinho’yu istersin alamazsın. Yoksa bu işi muhtar Kazım dayı da yapar. O da istedik ama olmadı diyebilir pekala!

YEDİ: Manisa maçı Trabzonspor kazanını kaynatır. Trabzon’da herkesin bir hesabı vardır. Çünkü orası kulisler kentidir. Bu hesapların Kayseri maçındaki 1 golden daha önemli olmadığını bilmem yazmaya gerek var mı? Futbolcunun umurunda olmadığını da. Keşke Trabzon’da herkes en iyi anladığı işi yapsa!

SEKİZ: Kriz kelimesini sanki ilk kez duyar gibi olanlar çok şaşırıyor. ‘Her şey yolunda giderken nereden çıktı bu istifalar? Sanki Trabzonspor çok kurumsal, sanki Trabzonspor dünya kulübü. Asbaşkanı istifa etti diye futbolcusu krize giriyor, hocası demoralize oluyorsa vahh benim Trabzonspor’uma!

DOKUZ: Bursa Beşiktaş’ın eski sağbeki, Trabzonspor’un eski sol beki ve ön liberosuyla şampiyon olabildiğine göre, demek ki iş takım olabilmekte. Havan olmayacak, ‘Biz büyüğüz, Trabzonspor’uz, 6 şampiyonluğumuz var, 7 de Kenan Evren kupamız’ diye ortalıkta dolaşmayacaksın. Kulis, kriz, muhalefet üretip kendi kendinle kavga etmeyeceksin. Başarı üreteceksin. Hem de yeni. Onlarla varolacaksın. Yıl, 1977 değil!

2.09.2010

Trabzonlu Fatih Tekke!


Trabzon’un ikiye bölüneceği bir gelişme daha. Fatih Tekke’yi Beşiktaş kaptı. Hem de transferin son gününde, son anında. Beşiktaş tarihinin en büyük transferi, övünebilirler. Özelliklerini herkes ezbere biliyor. Onun özelliklerinde çok az forvet oyuncusu var. Santrafor da oynar, forvet de. Orta alanın ortasında da oynar. Nitekim Trabzonspor’un orta alanında da oynadı.

Yaşının geçtiğini düşünenler yanılabilir. Türkiye ligini en az 3 sene daha rahat götürür. İstatistiklere göre, ortalaması 15 gol. Beşiktaş enayi takımı mı, en kritik yerine, en dar zamanda yaşı 33 olan bir adamı alsın? Yaşına itiraz edenlerin sonuna kadar karşısındayım.

Neden? Bir adam alırsın yaşı 23. Genç, enerjik. Bu adama yatırım yapalım dersin, yaşı 28’e gelir, sana yüktür. Gitse de kurtulsak diye bakarsın. Sonuç ne? Beş yıl kaybetmişsin. 23 yaşında hiçbir zaman üst düzey olamayacak bir adam mı, 33 yaşında yeteneklerinden, futbol bilgisinden, futbolculuğundan emin olacağın bir adam mı?

Futbol koşu oyunu değil. Maç ortasında verilen futbol istatistiklerinin de çok önemi yok. Yani belirleyici değil. Liverpool, Trabzon’u koşturdu, sonra 2 gol atıp maçı aldı götürdü. Avrupalı sonuç alıyor, biz ise saha içinde ne kadar çok koşarsak o kadar farklı kazanacağımızı sanıyoruz. Bu yaş mevzuu da buna benziyor. Fatih Tekke iyi ama 33’ünde olmasa diyenler yanlış yolda. Çıktı yarın öbürgün İnönü’ye, ne yapacak? 5 bin metre koşusuna mı hazırlanacak? İşi gol atmak değil mi? Gol attırmak değil mi? Takımına oynamak değil mi? Maçın sonucunu değiştirmek değil mi? Bence hepsini yapar.

Tekke Gaziantep’teyken Beşiktaş yine talip olmuştu ama Özkan Sümer erken davranmış ve onu geri almıştı. Samet Aybaba’nın da katkılarıyla. O da kapris yapmadı, istedi Fatih’i. Zaten Fatih ondan sonra aldı yürüdü. Trabzonspor’a 8 milyon Euro’ya yakın para kazandırdı. Daha ne olsun?

Trabzonsporlular nasıl sınav verecek onu bekliyoruz. Onun Beşiktaş’ta başarısız olmasını isteyen Trabzonsporlular olacak. Sayıları az değil. Benim gibi çok başarılı olmasını isteyecekler de vardır. Trabzonsporlular, Tekke’yi desteklememeliler. Tekke, Beşiktaş’taki Trabzon’dur.

Bir sözüm de Trabzon medyasına;

Trabzon medyası Fatih Tekke konusunda ne bir lobi oluşturabildi ne de bunun için elini oynattı? “Transferler geç kaldı, nerede o adam, nerede bu adam” diye dövünenler, işine geldiği zaman istedikleri oyuncu için baskı kuranlar, gerçek bir Trabzonlu için 3 maymunu oynadı. Vasat yabancılara methiye düzenler, iki senede 4 gol atanları dünyanın en büyük topçusu diye bize yutturanlar, Fatih’in Trabzonspor’da olmamasının sorumlusu olarak akıllarda kalacak. Onu Trabzonspor’a kazandırmayanlar, kulüp kapılarını ona kapatanlar, ‘Biz varken o asla olamaz’ diyenlere Volkan Konak’la cevap verelim:

“Tarihin çektiği fotoğrafta onların bir gözü kapalı çıkacak”

8.08.2010

Kazandıran Oyun!



Geçen sezonki Bursa maçlarını aklıma geldi de, hemen hemen aynı maçları izlemiştik. O maçlardan galip çıkamayan Trabzon’a bu kez beraberlik yetmiyordu. Trabzonspor böyle tek maçlarda iyi, lakin sürekliliği yok. Sonuç alamıyor. Şampiyonluk tek maç olsa kazanır ama 34 maç olunca kazanamıyor işte.

Umut’suz ama daha derli toplu bir takım izledik. Umut’un yerinde geçen sezonun kayıp adamı Teo var. Burak, Alanzinho, Colman ile etrafı örülen Teo, attığı gollerle gol becerisini göstermiş oldu. Doğru yerlerde oldu ve doğru vuruşlar yaptı.

Ancak gol, öyle topun altına yumuşak girişlerle atılmıyor. Bunun bir orta sahası savaşı var. İşte o savaşı Şenol Güneş’in askerleri kazandı. Güneş için kimse bundan sonra iyi insan kötü teknik direktör demesin. Bursaspor orta sahasını, çok pasla ve çok presle çökertip, kendi ceza alanına yaklaştırmadı. Bursaspor’un tek tük gelişleri cılız gelişlerdi. Sonuçsuzdu. Olanları da Glawacki Egemen ikilisi kesti. Glawacki, buz adam. Bursalılar herhalde bu adamı nereden buldular demiştir. Egemen’in geçen yılki dağınık görüntüsü de onun sayesinde bitebilir.

Bursa, orta sahayı Trabzon’a verince aslında ilk yarıda bitmesi gereken iş ikinci yarıda bitti. Selçuk, Ceyhun takımın oksijeni oldu. Bir de Serkan tabii.

İyi de hiç mi olumsuz bir şey görmedik derseniz, bu maçın lig için ölçü olmayacağını kesin olarak söyleyebiliriz. Şampiyon Bursa’ya 3 attık, Liverpool’a da herhalde 2 atarız diye düşünmesin kimse. Trabzonspor’u bir de savunma yaparken izlemek lazım. Bu akşam savunma yapmadı. Meydanı buldu, hücum yaptı. Onun için tamam olduk değil, bir kupa kazandık diye bakmalılar. En olumlu neydi derseniz, direnç. Fizik üstünlüğü. Orta alandaki doğru pas trafiği. Ve hemen karşı yarı alana geçme bilinci.

Beni şaşırtan ise Bursalıların ilgisizliği oldu. Kendilerine ayrılan yerde boş yer olmamalıydı. Trabzonspor taraftarı ise bıraksalar karşı tarafı da doldurur. Bilse yüz sene daha şampiyon olmayacak, yine doldurur. Süper kupa müzeye gidecek. Türkiye kupası gibi milli kutlama haftaları tertip etmeye gerek yok. Trabzonspor’un müzesinde daha değerlileri var. Trabzonspor’un kupa maçındaki oyunu süper değil, sadece kazandıran oyun. Bunun bilinmesinde de fayda var.