17.02.2012
Topcast 16 Şubat 2012
25.01.2012
Podcast!
15.09.2010
Biri Bu Adamların Kimliğini Ortaya Çıkarsın!
Maç sonrasında Bahreynli oyuncular ve teknik görevliler karşılarındaki takımın oynadığı aciz futboldan ve zayıflığından şüphe duyuyorlar. Sonrasında federasyon aracılığıyla Togo Futbol Federasyon'uyla temasa geçiyorlar. Ama o da ne? Togo Futbol Federasyonu, böyle bir fikstürden haberlerinin bile olmadığı cevabını veriyor.
Peki Bahreyn'in maç yaptığı takım Togo değilse kimdi? Kimse cevaplayamıyor. Benim şahsi tahminim A) ülkeden kaçmak isteyen çok yaratıcı bir grup Togolu mülteci, B) dünyadaki espri anlayışı en gelişmiş arkadaş grubu, C) Geçtiğimiz Afrika Kupası sırasında takım otobüsü taramalı tüfeklerle taranan Togo Futbol Federasyonu'nun aldığı bir potansiyel saldırı istihbaratına karşı geliştirip test etmek istediği yeni bir yönetm.
17.06.2010
Yassah Gardeşim!!!
11.02.2008
6. defa Mısır
Bu yarı final maçlarından çıkan sonuç şuydu: Kadro ne kadar iyi olursa olsun iş kalecide bitiyor. Turnuva başından bu yana Fildişi için söylenen kadronun 10’u çok üst düzey ama kaleci problemi var. As kaleci Barry için bile bu söylenirken, onun sakatlanmasıyla Gili’nin oyuna girmesi bu eksikliği daha da belirginleştirdi.
Finalist iki takım turnuvanın bana göre en iyi kalecilerine sahipti. 2 sene önceki finalde penaltı atışlarının ikisini kurtaran 35’lik Hadary, yarı finalin kesinlikle kader adamıydı. İkinci yarı başlarken Mısır 1-0 öndeydi ve 62. dakikada ikinci golü yiyene kadar Fildişi mutlak bir baskı kurdu. İşte bu dakikalarda Hadary, Drogba’nın iki mutlak kafasını çıkartarak maçın kırılma anını gerçekleştirdi.
Öte yandan Kamerun’da Kameni’nin gelecekte sadece Afrika’da değil, tüm dünyada önemli bir konuma gelmesini bekliyorum. Henüz 23 yaşında ve 2004’den bu yana Espanyol’da 100’ün üzerinde maça çıktı. Kamerun finale çıktıysa Kameni’ye teşekkür etmeleri lazım. Bütün maçı Gana oynarken, tek bir kontratak ile finale çıktılar.
Bu arada, Dünya Kupası’nda Benhaker’in Trinidad’da yaptığını, Le Roy da bu yarı finalde Gana ile yaptı. Hatırlarsanız Benhaker takımın en tecrübeli oyuncusu santrafor Yorke’u oyunu kontrol etmesi için orta sahanın göbeğinde oynatmıştı. Le Roy da defans organizasyonunu sağlaması için Essien’i stoper oynattı.
Fildişi’nin bu turnuvadaki en büyük şansızlığı bana göre grup maçlarında bir Kuzey Afrika takımıyla oynayamaması oldu. Bir Batı Afrika ülkesi olarak Fildişi’nin Mısır karşısına gelene kadar yine dört Batı Afrika ülkesi ile oynaması (Mali, Nijerya, Benin ve Gine) turnuva süresince hep tek tip takımlarla oynamasına sebep oldu. Bu bağlamda kara Afrika ile hiç bağdaşmayan Mısır, Fildişi’ne biraz ters geldi.
Hem ilk Mısır-Kamerun, hem de yarı finalleri izledikten sonra finalin çok tek taraflı olmasını bekliyordum. Kaldı ki, iddaa yanlış tarafı favori ilan ederek 2.9’luk oranıyla Mısır’ı aynı zamanda oldukça kazançlı bir yatırım aracı haline getirdi.
Mısır, Sahara aşağısı ülkelerden apayrı bir oyun oynuyor. Oyunlarının klasik bir Avrupalı Akdeniz futbolundan hiçbir farkı yok. Oldukça organize, topa hakim, sahayı parselleyen diye başlayan bir Ömer Üründül cümlesiyle Mısır’ı tanımlayabiliriz. Şampiyonluğu sonuna kadar hakettiler.
Yalnız forvetler dışında kadro yaşlanıyor. Mısır bu kadro ile en fazla 2010 Dünya Kupası’nı görür. Daha sonra gerilemeye başlayacaklardır. Kadrosu oldukça genç olan Fildişi önümüzdeki 5 yıl boyunca Afrika’yı rahatlıkla domine edecektir. 2010 yılında artık kupa tecrübesi de olan bu ekip, Dünya Kupası’nda çok büyük işler yapabilir. Bir diğer genç kadroya sahip olan takım Nijerya. Ancak onların kadro yapısında ciddi sorunlar var. Forvet bolluğuna karşılık, orta sahada Mikel dışında oyuncu yok. Eğer orta sahaya oyuncu yetiştirebilirlerse onlar da yine Afrika’nın en güçlü takımlarından biri olacaktır.
Yazının sonuna dip not: Eğer biryerlerde Bikey’in neden böyle salakça bir kırımızı kart gördüğünü okuduysanız, lütfen yorumlar bölümüne yazarak benim merakımı da giderin.
26.11.2007
Fas
Fransa maceramın üçte ikilik kısmı tamamlanırken, geçtiğimiz hafta Fas’a gittim. Kanadalı ev arkadaşım 2 aydır bütün ülkelerde diplomat itibarı görüp, her haftasonu bir Avrupa ülkesini vizesiz gezerken ben evde köskös oturduğumdan, Türkler'den vize istemeyen Fas benim için de iyi bir tercihti.
Yolculuğumuz Çarşamba günü başladı. Madrid aktarmalı olarak Casablanca’ya uçarken, uçakta verilen Herald Tribune’de, bir önceki cumartesi İsrail’in Rusya’yı yenip İngiltere’yi favori konuma sokmasından bahseden İngiliz yazar, Rusya’nın Sovyetler'in çökmesi ile birlikte düşüşe geçtiğini, eski Sovyet takımında hızlı Ukraynalı kanat oyuncularının, sağlam Gürcülerin, Ermenilerin olduğunu ancak SSCB bölündükten sonra hiçbir Sovyet ülkesinin başarıda istikrarı yakalayamadığını yazıp durmuş. 4 gün sonra eve dönerken aynı gazetenin "FA bu takım sizin eseriniz, kıçınıza kına yakın!" şeklindeki yakarışlarını okuyunca, maç skorunu bilmeyen ben, uçakta ufak bir türbülans yaşadım.
Fas’a gelirsek, 4 günde Casablanca ve Fez’i gezdik. Fas’ın 10-15 yıl öncesinin Türkiye’sinden ya da şehirlerin varoş mahallelerinden pek bir farkı yok. İlk defa bir Müslüman ülkeye gelen benim coni arkadaşlarıma Fas çok değişik gelirken, Osmanlı’nın 500 yıllık başkentinden gelen benim için, 2 tane kıçı kırık cami, ya da kapalı çarşı çakması çarşılar pek de ilginç değildi. Mimari olarak Türkiye’den tek farkı minarelerin silindir değil, dikdörtgen prizması şeklinde olmasıydı.
Çarşamba akşamı, yapacak fazla bişi bulamayınca, bir kahveye girip Fas – Senegal maçını izledik. Tabi, barda bira içerek maç izlemeye alışmış benim coni arkadaşlarım için kahvede çay içerek maç izlemek ilginç bir deneyimdi. Fas, maçı 3-0 aldı. 3 gün önce de Stade de France’da 2-2 berabere kalmışlardı. Ben maçı izlemedim. Maçı izleyen Faslı arkadaşım, takımın oynadığı oyunla gururlandığını söyledi. Golleri izleyince zaten kalecinin iki aptal hatasıyla gol yediklerini anlıyorsunuz. Arkadaşım, sırf maç için Fas’tan birçok insanın günübirlik Paris’e geldiğini de söyledi. Zaten özetlere bakarsanız stad full Faslı.
3 sene önce bir arkadaşım Fas’a gittiğinde her yerde Chamakh forması gördüğünü söylemişti. Halen daha çakma Chamakh formaları duruyor. Ancak şu sıralarda Fas’ın en formda oyuncusu Boukhari. Porto’da oynuyor. Şampiyonlar Ligi’nde bu sene Marsilya’ya çok güzel bir gol attı. Fransa maçındaki 2 gol de ona ait. Senegal filelerini de boş geçmedi.
Fas futbolu için şu dönemlerde iyi şeyler söyleyebilirim. Senegal'e karşı oynadıkları maçı, çok az pozisyon vererek tamamladılar. Ocak sonunda başlayacak ve takvim itibariyle benim izlemekten en keyif aldığım turnuvalardan biri olan Afrika Uluslar Kupası’nda işleri pek kolay olmayacak. Kurada torbalar FIFA sıralamasına göre değil önceki kupalardaki başarılara göre düzenlendiğinden torbalar güç dengesine pek yansımadı. Bunun sonucunda Fas kendini Essien ve Appiahlı evsahibi Gana ile birlikte, şu anda FIFA Afrika sıralamasında Nijerya ve Fildişi Sahilleri'nin arkasında üçüncü sırada olan Gine ile aynı grupta buldu. Gine’de Trabzonlu Yatara, Antepli Diawara, eski Beşiktaşlı Youla tanıdık oyuncular var. Grubun son takımı ise Namibia.
6.02.2006
Afrika Cephesi
Dünya Kupası’na ve ÖSS’ye 4.5 ay kala Dünya Kupası takımlarını değerlendirmeye devam etmek için bilgisayarın başına oturduğumda, baktım yetiştiremeyeceğim, bütün takımları ayrı ayrı yazmaktansa sadece favorileri ayrı değerlendirmeyi, diğer takımları da grup halinde vermeyi uygun gördüm..
İlk olarak da Afrika’dan turnuvaya katılan takımları ele alalım.. Şu anda devam eden Afirka Kupası nedeniyle bu takımlar hem gündemdeler hem de izleme şansımız mevcut..
Gerçi artık izleme şansımız kalmadı.. Çünkü Dünya Kupası elemelerinde olduğu gibi Afrika Uluslar Kupası’nda da sürprizler oluyor.. Dünya Kupası’na katılan hiçbir takım yarı finale kalamadığı gibi, Afrika’nın üstün güçleri Nijerya ve Kamerun da elendi.. Kalan takımlar da Gine, Senegal, Kongo ve ev sahibi Mısır.. Düşünüyorum da Afrika hakikaten futbolda bayağı gelişti.. Bugün Türk Milli Takımı’nı yenebilecek bir ton Afrika takımı sayarım gibime geliyor..
Neyse fazla uzatmadan 2006 Almanya’ ya katılacak Afrika takımlarına kısaca bir bakalım..
FİLDİŞİ SAHİLLERİ
Benim ve çoğu kişinin sürpriz adayı olan Fildişi Sahilleri hakikaten çok iyi bir kadroya sahip.. Henri Michel’in kontrolündeki Afrika’nın yeni aslanları, Arjantin, Hollanda, Sırbistan-Karadağ ile bu Dünya Kupası’nın ‘Ölüm Grubu’ na düşmesine rağmen eğer potansiyellerini sahaya yansıtabilirlerse gruptan çıkabilirler.... Takımın yıldızı Dünya Kupası’nın da gol kralı adaylarından Didier Drogba… Partneri ise PSG’de ciddi takip etme fırsatı bulduğum ve çok beğendiğim Bonaventure Kalou.. Kardeşi Feyonoord oyuncusu Salomon Kalou da forvet için bir aday ama Afrika Kupası’nda kadroda yoktu.. Ayrıca yine Hollanda’da PSV forması giyen genç Arouna Kone de forveti zorlayacak..
Fildişi Sahilleri’nin göze çarpan başlıca özelliği takımın oyuncularının tıpkı Senegal’de olduğu gibi Fransa Ligi’nde forma giymesi.. Bunlardan biri Lens’li Dindane.. Orta saha da iki solak Auxerre’li Akale ve Nantes’lı Yapi Yapo da kaliteli isimler.. Saint-Etienne’li Didier Zokora da orta saha da forma adaylarından.. Defansta ise Marsilyalı Abdoulaye Meite var… Defansın belkemiği tabii ki Arsenal’li Kolo Toure…
Fildişi Sahilleri, daha bir çok yetenekli ve genç oyuncusuyla kupada sürpriz yapmaya adav ve Afrika’dan katılanlar arasında en iyi gibi gözüküyor.. En büyük sorunları kalede.. Eğer kalede de sorun yaşamazlarsa bir çeyrek final oynamaları beni şaşırtmaz..
GANA
Gana’nın en iyi yeri orta saha’nın ortası elbette.. Bu mevkii de Dünya’nın en iyilerinden Chelsea’li Essien ve onun kadar iyi olmasa da Avrupa çapında diyebileceğimiz Fenerbahçeli kaptan Stephan Appiah var.. Bu iki oyuncunun da ortak özellikleri, defansif nitelikli olmaları ve hayatlarının özel uçaklarda geçmesi..
Gana‘da bir başka tanıdık isim eski Bayern Münih’li, şu an Roma’lı Samuel Kuffour.. Milli Takım’a geri dönen Kuffour defansı toparlayacaktır.. Böyle olunca da zaten dmc’leri iyi olan Gana zor gol yiyecektir..Takıma baktığımızda Dortmund’lu Mathew Amoah ve Vitesse’li Abubakari Yakubu haricinde bırakın ünlü bir ismi tanıdık bir isim bulmak bile çok zor… Ve bu şartlar altında İtalya, Çek Cumhuriyeti ve ABD’nin bulunduğu gruptan çıkmaları çok zor.. Teknik Direktörü Ratimor Dujkovic’in işi çok zor..
TUNUS
Teknik direktörlüğünü Roger Lemerre’in yaptığı, Suudi Arabistan, İspanya, Ukrayna ve ile aynı gruba düşen Tunus fena bir kadroya sahip değil… Yıllardır Dünya Kupalarına katılan ama pek bir şey yapamayan Tunus bu kez grubun da kolay olması ile bir ihtimal 2. Tur görebilir.. Takımın yıldızları Ajax’lı sağ bek Hatem Trabelsi, ülkemizden de tanıdığımız Troyes’da oynayan Jaziri ve Tunus’un Zidane’ı denilen eski PSG’li şimdi Guimares’li Selim Benachour.. Lens’li Jemaa forvette, Bolton’lı Jaidi defansta ve Glasgow’lu Namouchi de orta sahada takımın diğer demirbaşları.. Bir çok oyuncusu Avrupa’nın önemli liglerinde oynayan Tunus’ta Kais Ghodbane ve Anis Ayari Samsunspor’da, Bouazizi de Kayseri Erciyesspor’da forma giyiyor.. Kalecileri Ali Boumnijel ise Dünya Kupası’nda kırk yaşında olacak eğer oynarsa ve turnuvanın en yaşlı oyuncusudur herhalde.. Zaten kendisini bir çok Dünya Kupası’ndan, en azından çıkartma albümlerinden tanıyoruz…
TOGO VE ANGOLA
Angola’nın durumu ise daha vahim.. Antrenörleri Luis Olivira Gonçalves ve takımın yıldızı Benfica’lı Pedro Manuel.. Teknik Direktörü Angola’lı olan, (zayıf ülkelerde pek görülen bir şey değil bu nedenle takdir ettim) oyuncularının çoğu Angola liginde oynayan, bayrağında komünist semboller bulunan (okuduğum kadarıyla 91’de komünizmden ayrılmışlar ama o bayraklarını tam olarak çözemedim) bulunan, kısacası ezilenleri takımı Angola.. Şimdiden Dünya Kupası sonunculuğuna adaylar her Dünya Basketbol Şampiyonası’nda olduğu gibi.. Oynayacağı maçlar çoğu kişinin ilgisini çekecek olan Angola’nın alacağı puan ya da puanların Dünya Kupası’nın sürprizi olması kuvvetle muhtemel.. Her ne kadar Dünya Kupası’nın en zayıf grubunda da yer alacak olsalar (Portekiz, Meksika, İran) 2006’nın ezileni Angola gibi.. Bu yazıyı okuyacak bir Angola’lı yoktur herhalde…(umarım)
Evet, Dünya Kupası’nın Afrika Cephesi bu şekilde… Bir daha ki yazıda içerik değişikliği yapıp, stadyumlardan ve Dünya Kupası Tarihi’nden söz edebilirim.. Şimdilik Hoşçakalın.
