İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com
Portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.12.2010

Dejavu


  • Portekiz Milli takımında 2 si düzenli 1'i arasıra olmak üzere oynayan 3 önemli futbolcu. 3'ü de takımın gerçekten ihtiyaç duyduğu mevkilere transfer edildiler ve taraftarın sevgilisi Q7 ile yakın arkadaşlar. Mümkün olduğunca kolay adepte olabilecek durumdalar. Ama bu adamların Bjk forması giymesi sanki dejavu dedirtiyor birçoklarımıza.

  • Biz bu filmi görmüştük diyenler çoğunlukta. Keita, Baros, Kewell, Elano, Arda'lı kadrosu Rijkaard'lı Neeskens'li kenar yönetimi ile tarihinin en iyi ekibini kurmuştu GS. Sezon harika başlamış, hücum futbolundan güzel örnekler sergileyen takım gelene gidene 3-5 atıyordu, herşey toz pembe olmuştu. Ne olduysa 9. haftadan sonra oldu. Yıldızlar tek tek sakatlanmaya başladı puan kayıpları üstüste geldi derken devre arasında 2 flaş isim daha kadroya eklendi: Jo ve Dos Santos. Filmin devamı ortada. Değişen aktörler, değişmeyen skorlar, önlenemez düşüş.

  • 1 sene arayla aynı yoldan ilerleyen bir Beşiktaş. Sezon başında tarihinin en iyi kadrosu kuruldu iddiası, 2 süper yıldız, parlak bir antrenör, ilk yarının ortalarına kadar iyi bir performans, sonra sakatlıklar derken puan kayıpları vs. vs.. Şimdi Bjk devre arasına ezeli rakibinin yanlış yolunda ilerlemeye devam ederek giriyor. Yapılan transferler daha şaşaalı ve daha fazla takımın ihtiyaçlarına yönelik ve gerçekten etki yapma ihtimalleri GS'deki meslektaşlarına göre daha fazla isimler.

  • Peki Avrupa Ligi'nde oynayamayacak oluşları nasıl bir tablo yaratıyor. Beşiktaş yönetiminin bu transferlerdeki en büyük amacının kulübü CL'ye sokmak olduğu ortada. Uefa 'da istenilen noktaya çoktan gelindi gibi görünüyor. Bunun için masraftan kaçmadılar ama ya tutmazsa? Bu adamların parası ödenemez ise? Elimizdeki yabancıları da yok pahasına elden çıkardıktan sonra gelecekteki alacaklarına karşılık bonservisleri eline verilerek bu arkadaşlar da kaçırılırsa? Bu karanlık tabloda kopacak kelle çok ama olur da başarı gelirse Yıldırım'dan kralı yok. Bu da iyi mi kötü mü onu zaman gösterecek. Ama ben de dahil pek çok BJK'lı dışarıdan mutlu olsa da içten içe artık daha sıkıntılı, daha umutsuz ..

5.09.2008

Porto ve Lyon

Avrupa’da 2000 li yıllara hangi takım damgasını vurdu? Bir önceki yüzyılın takımı Real Madrid mi? İki kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu olup, bir kez de finalde kaybeden Milan mı? Abramovic’in renklendirdiği Chelsea mi? Yoksa Ferguson’un istikrarlı Manchester United’ı mı?

Tam anlamıyla hiçbiri değil. Elbette yukarıda saydığım takımlar ve bunların dışında Barcelona, Arsenal, Inter, Juventus gibi takımların kuruldukları günden itibaren olduğu gibi 2000li yıllarda da adlarından çok söz ettirdikleri gerçek. Fakat damga vurmak farklı bir anlama geliyor. Adından söz ettirmek, şampiyonluk kazanmaktan fazlası. Ekstra işler yapmak gerekiyor. Örneğin Fenerbahçe 17 kez şampiyon olmuştur ama 103 gol attığı sezon Türk futboluna damga vurmuştur. O nedenle benim adaylarım üstteki takımlardan biraz farklı. Hatta son Quaresma transferiyle artık eminim diyebilirim. Avrupa’da 2000 li yıllara Porto ile Lyon damga vurdu. Bu takımlar oynadıkları ligleri domine ettiler, Avrupa kupalarında başarılar kazandılar, ve en önemlisi bir çok yıldız oyuncuyu futbol piyasasına sundular.

Porto: Miladı 2000 alırsak, 2000 yılında Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıktıktan sonra 2002 yılıyla birlikte Avrupa’ya damga vurdular. Kendi liglerinde o yıldan itibaren 6 sezonda 5 kez şampiyon oldular, Mourinho yönetiminde 2002-03 sezonunda Uefa Kupası’nı, 2003-04’de ise Şampiyonlar Ligi’ni kazandılar. Sonrasında 3 kez ilk 16’ya kaldılar. Avrupa’ya ihraç ettikleri en önemli isim Mourinho oldu fakat futbolcu olarak da bir çok önemli isimi Avrupa futboluna sundular, dünyanın parasını kazandılar, kıyamete kadar o paraları saklayacakları söyleniyor.

İşte Porto’nun Avrupa futboluna kazandırdığı bazı oyuncular

Ricardo Carvalho: Mourinho Chelsea’nin başına geçer geçmez 30 milyon avroya onu Chelsea’ye getirdi. 2004-05 sezonundan beri düzenli olarak Chelsea’de ilk onbir oynuyor. Muhtemelen Terry ile birlikte Avrupa’daki en iyi tandemi oluşturuyorlar.

Deco: Şampiyonlar Ligi şampiyonluğundan sonra takımın yıldızı olarak 21 milyon avroya Barcelona’nın yolunu tuttu. 4 sezon istikrarlı bir şekilde Barca’da oynadı, bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu da orada kazandı. Bu sezon Chelsea’ye geçti. Portekiz Milli Takımı’nın da en iyi oyuncularından biri.

Pepe: Geçtiğimiz sezon başında 30 milyon avroya Real’e sattılar. Avrupa Şampiyonası’nda bize attığı golle de gösterdi ki Dünya’daki ayaklarına en hakim defans oyuncularından biri. Portekiz Milli Takımı’nın ve Real Madrid’in stoperi, daha ne olsun.

Paulo Ferreira: 2004-05 sezonu başında 13 milyon avroya Chelsea’ye gönderilen Paulo Ferreira o günden beri istikrarlı olarak Chelsea’de oynuyor. Çok sıra dışı bir oyuncu olmamakla birlikte biraz da sağ bek sıkıntısından hep vazgeçilmez oldu. Tam güvenilmediği için yerine sağ bek olmayan Essien de oynadı fakat bu yaz 5 yıllık sözleşmeyi kaptı. Portekiz Milli Takımı’nda sol bek de oynadı.

Bosingwa: Bu sezon başında Chelsea’ye 25 milyon avroya satılan Bosingwa henüz Chelsea’deki oyunu için bir şey diyemeyiz. Ama yine Avrupa Şampiyonası’ndan yola çıkarsak, orada oynadığı oyunla Avrupa’nın en iyi birkaç sağ bekinden biri olduğunu gösterdi diyebiliriz.

Anderson: Geçtiğimiz sezonun başında 18 milyon pounda Manchester’a transfer olan Anderson için ise ilk sezonunda iyi bir performans ile fiyatını hak ettiği söylenemez. Fakat henüz çok yeni ve ilerleyen yıllar ne olacağını gösterecek. Manchester tarihinin Kleberson’dan sonraki ikinci Brezilyalısı olarak kariyerinin Kleberson seyrinde devam etmemesi ve alttaki listeye girmemesi dileğiyle…
Quaresma: Aslında Querasma’yı sırf Porto’nun ürünüymüş gibi görmek pek doğru değil. Çünkü Sporting altyapısından yetişti. Daha Porto’ya gelmeden genç bir star olarak anılıyordu ve Barcelona’ya transfer olmuştu. Fakat Barcelona’da bekleneni veremedikten sonra 6 milyon avroya Porto’ya gitti ve Porto’da oynadığı futbolla ismini Avrupa’nın sayılı yıldızları arasına yazdırdı. O nedenle Sporting – Porto ortak ürünü diyebiliriz. Bu yazın sonunda da 18.6 milyon avroya Inter’e transfer oldu. Bakalım Inter’de beklentileri karşılayabilecek mi? Milli takımda kariyer yapamaması da maalesef Portekizli olmasından kaynaklanıyor, önünde Cristiano Ronaldo var.



Bunların dışında Porto’nun attığı bazı “kazıklar” da mevcut…

16 Milyon dolara Galatasaray’a sattıkları Jardel, Galatasaray’da ve Sporting Lizbon’da birer sezon iyi oynadıktan sonra ortalıklarda gözükmedi, Sonra Türkiye’yi falan ziyaret etti, kokain kullandığını söyledi, şu an Brezilya 2. liginde oynuyor sanırsam.

2005 yazında daha büyük bir takıma gitmesi beklenirken 16 milyon avroya Dinamo Moskova’ya giden Maniche ise bir türlü istikrar yakalayamadı. Aynı sezonun ikinci yarısında beklenilen büyük takım transferini Chelsea’ye giderek gerçekleştirdi fakat oynayamadı. Atletico Madrid’e transfer oldu, geçtiğimiz sezon Inter’e kiralandı. Bu yaz Fener’in gündemine geldi, Atletico Madrid’de kaldı.

Olympique Lyon: 2002 yılına kadar Fransa’da hiç şampiyonluk görmemiş olan Lyon 2002 yılından beri 7 yıldır Fransa Ligi’ni kimseye bırakmıyor. Geçtiğimiz yıl Fransa Kupası’nı da kazandılar. Avrupa’da bir türlü istenilen başarı yakalanamadı ve bu bir çok Lyon’un “şampiyon” teknik direktörlerinin işlerinden olmasına sebep oldu. Fakat Avrupa futboluna kazandırdıkları öyle isimler var ki…

Michael Essien: 2005 yazında 24 milyon pounda Chelsea’ye geçtiğinden beri takımın dinamosu. Sağ bek de oynadı orta saha da. Şu an Lampard, Ballack, Deco gibi isimlerle kanımca Avrupa’nın en kaliteli orta sahasının bir üyesi.

Eric Abidal: Aslında 2002-04 yılları arasında Lille’de gösterdiği performansla kendini tüm Avrupa’ya tanıtmıştı fakat Lyon’a gitmeseydi hiçbir zaman bu seviyelere gelemezdi. O nedenle Abidal’i 3 yıl oynadığı Lyon’un Avrupa Futboluna kazandırdığını düşünüyorum. Geçen yaz Barça’ya geçti.(15 milyon avro) Bence şu anda Dünya’nın en iyi sol beki.

Florent Malouda: 2003-07 yılları arası Lyon’da 138 maçta 25 gol attıktan sonra 2007 yazında Chelsea’nin yolunu tuttu. Geçtiğimiz yıl pek çok maçta ilk on bir oynadı. Şu an da takımın önemli isimlerinden biri. 4-2-3-1 sisteminde 3 kişilik attacking midfielder hattının sol kanadında oynayabilecek Avrupa’daki en iyi isimlerden biri, Uğur Boral’ın gelişmiş versiyonu, Fransa Milli Takımı’nın vazgeçilmezi.

Mahamadou Diarra: 2006 yazında Real Madrid defansif orta saha eksiğini doldurmak için onu transfer etti.(26 milyon avro) Kazanılan iki şampiyonlukta da büyük pay sahibi oldu. Şu an belki de Real Madrid’in en önemli oyuncusu.


Juninho Pernambucano: Lyon’a 2001 yılında geldi. O geldiğinden beri Lyon düzenli olarak şampiyon oluyor. Bu süreçte oyuncular, antrenörler sürekli değişti fakat o hiç ayrılmadı. Geçtiğimiz yaz başında Galatasaray’dan yıllık 4 milyon avro gibi ciddi bir teklif almıştı fakat kulübünde kalmayı tercih etti.(Bu transfer gerçekleşseydi ben şu anda daha mutlu, huzurlu ve neşeli bir insan olurdum, muhtemelen ömrüm 2 yıl uzardı) Kariyeri bittiğinde bir Lyon efsanesi olarak anılacak.


Karim Benzema: Lyon altyapısı ürünü 21 yaşındaki genç star, patlamasını geçtiğimiz yıl yaptı. Bu sene de sürdürüyor. Geçtiğimiz sezon Ligue 1 gol kralı olan Benzema şu an Fransa Ligi’nde oynayan en iyi futbolcu olarak gösteriliyor. Ciddi bir fiyata transferi yakındır.

20.08.2007

Portekiz Transfer Dosyası

Portekiz Ligi'nin başlamasına günler kala takımlar da yeni sezon için kadrolarını netleştiriyorlar. Yeni sezonda, ligin üst sıralarında fazla değişiklik olmasını beklemiyoruz. Geçen sezonki tabloya bakalım; Porto şampiyon olurken, Sporting Lisbon ikinci, Benfica üçüncü oldu. Üç büyüklerin tepeyi tutması hiç sürpriz olmazken, dördüncülüğü de son yılların bu sırayı tutan ekibi Braga aldı. Belenenses ve Paços de Ferreira da UEFA Cup'a katılmaya hak kazanan diğer takımlar oldular.

Transfer dosyasına bakarken önceliğimiz Avrupa'ya giden takımlar olacak, elbette. Son şampiyon Porto'ya bakalım öncelikle. Porto'dan bu transfer döneminde ayrılan isimler: Emektar kaleci Vitor Baia emekliye ayrıldı. Savunmacı Pepe, Avrupa'da transfer rekortmeni olarak Real Madrid'in yolunu tuttu. Jorginho serbest kalırken, genç Brezilyalı Anderson da Ada'ya gitti. Takıma yeni katılanlar: Trabzonspor'dan genç savunma oyuncusu Milan Stepanov; geçen seneyi Inter'de geçiren sol kanat oyuncusu Mariano Gonzalez; River'dan forvet Ernesto Farias; genç orta saha oyuncusu Bolatti önemli bir isim olacak gibi duruyor; Uruguay'dan gelen hücuma dönük orta saha Luis Bernardo Aguiar; Pogon'dan orta sahacı Kazmiercak. Porto'nun önemli transferleri olarak sayılabilir. Porto'nun bu dönemde en önemli artısı; önemli yıldızlarını kaybetmemesi oldu. Transfer dönemi henüz bitmedi ama sezona yıldızlarla başlamış olacak Porto. Porto'nun yeni sezon düzenine bakalım: Kalede başarılı kaleci Helton olacak, savunma dörtlüsünün sağında Bosingwa var, solda da Marek Cech. Savunmanın ortası için üç aday var: Milan Stepanov, Pedro Emanuel ve Fucile. Orta sahada geçen yılki üçlü Raul Meireles-Lucho Gonzales-Paulo Assuncao'nun oynaması hiç garip olmaz. Yeni transferlerden Mario Bolatti ile Kazmiercak'ın ne yapacaklarını ise sezon içinde göreceğiz. Bu üçlünün önünde Ricardo Quaresma var. Forvet ikilisi için ise adaylar çok: Geçen sene formayı paylaşan Postiga, Lisandro Lopez ve Adriano'nun yanında yeni transferler Ernesto Farias ve Mariano Gonzales. Uyum sağlaması halinde Ernesto Farias sezonun en flaş isimlerinden biri olabilir...

Gelelim Sporting Lisbon'a... Geçen sezona kötü başlayan, ikinci yarısında gençlerin etkisiyle çok iyi bir performans sergileyen ve sezonu Portekiz Kupası'yla kapatan Sporting Lisbon, bu dönemde çok hareketli bir transfer dönemi yaşadı. Takımdan ayrılan en önemli isim genç sol kanat oyuncusu Nani oldu. 25,5 milyon euro karşılığında Manchester United'a gitti. Sporting Lisbon için hayli karlı bir transfer olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Takımdan ayrılan bir diğer önemli isim sezonu Nani'nin arkasında geçiren Rodrigo Tello oldu. Tecrübeli kaleci Ricardo, Real Betis'e transfer oldu. Hücuma dönük orta saha oyuncusu Carlos Martins ise Recreativo'ya gitti. Bir diğer orta saha oyuncusu kaptan Custodio ise Dinamo Moskova'nın yolunu tuttu. Takıma yeni katılan isimlere bakalım: Lokomotiv Moskova'dan kiralık olarak gelen orta saha oyuncusu Marat Izmailov, Kızılyıldız'dan genç forvet Milan Purovic, Saturn'den genç oyun kurucu Simon Vukcevic, kaleye Nantes'dan genç Sırp Vladimir Stojkovic ve bir diğer önemli transfer de Dinamo Moskova'dan gelen eski Porto'lu ve Benfica'lı forvet Derlei. Sporting'in yeni sezonda düzeninin nasıl olacağını tahmin etmeye çalışalım: Kalede Vladimir Stojkovic başlayacak gibi gözüküyor. Savunmada tecrübeli Anderson Polga'nın kesilmesi zor gibi. Yanındaki isimlerden biri de Tonel olacak. Bu ikili dışında savunmada sağlam isimler göremiyoruz, açıkçası. Orta alanda gençler Joao Moutinho ve Miguel Veloso'nun yerleri sağlam gözüküyor. Carlos Paredes, Pontus Farnerud, Simon Vukcevic ve Marat Izmailov da pek fena alternatifler değil. Sporting'in orta sahada epey zengin olduğunu söyleyebiliriz. Forvette de alternatifler bol: Geçen sezonların en golcü ismi Liedson, genç Portekizli Yannick Djalo, uzun Karadağlı forvet Milan Purovic ve de tecrübeli Derlei.

Benfica ise özellikle ''transfer out'' olarak çok zengin bir dönem yaşadı. Miccoli ve Derlei kira dönemini bitirirken, Azar Karadaş ve Andrei Karyaka da kiralık olarak gönderildiler. Takımdan ayrılan en önemli isim Atletico Madrid'e giden kaptan Simao oldu. Genç orta saha oyuncusu Manuel Fernandes Everton'a giderken, Karagounis de bedelsiz olarak Panathinaikos'a gitti. Yeni transferlere bakalım: Tecrübeli Alman kaleci Hans-Jorg Butt geldi. 24 yaşındaki Paraguaylı forvet Oscar Cardozo takıma katıldı. 1.94lük Cardozo geçen sezon 33 maçta 22 gol attı. Lige uyum sağlaması halinde çok başarılı olacaktır. Messina'dan savunmacı Marc Zoro transfer edildi. Kızılyıldız'dan gelen genç savunmacı Sreten Serenovic de bir diğer önemli isim. Rosario'dan gelen orta saha oyuncuları Angel di Maria ile Andrez Diaz da başarılı olabilirler. Bu dönemin en önemli transferi ise kuşkusuz Amerikalı genç yetenek Freddy Adu oldu. '89 doğumlu Adu, orta sahada ve forvette oynayabiliyor. Çocukluğundan beri gözümüzün önünde olan Adu, haddini bilirse çok başarılı olacaktır. Bu sezon kaleyi Butt koruyacak gibi gözüküyor. Savunma ikilisi olarak Luisao-Marc Zoro yer bulacak. Solda Leo'nun yeri garanti gibi. Savunmanın önünde Petit-Katsouranis var. Soru işareti onların önünde ne olacağı. Arjantinliler ve Freddy Adu beklenildiği gibi olacak mı? Oscar Cardozo neler yapıcak? Bu soruların cevabı, Benfica'nın bu sezonki durumunu da gösterecek gibi...

Diğer takımlarda ise çok etkileyici değişiklikler göze çarpmıyor. En önemlisi Belenenses'in transfer ettiği Hugo Leal dersek daha iyi anlaşılır, sanırım. Kalan takımların bu sezonda da yukarıdaki üçlüyü zorlamaları imkansız gibi görünüyor. Bu üçlü ligde ve Avrupa'da ne yaparlar? Bu sorunun cevabını da bir sonraki yazıya bırakıyorum...

29.05.2007

Bwin Liga: Sezon Sonu

Portekiz Ligi'nde sezonu bitirdik ve bu sezonun bir özetini yapmak isterim. Ligin zirvesinde -beklenileceği üzere- üç büyükler Porto, Sporting Lisbon ve Benfica yer aldı. Üç büyüklerde ise üst sırayı Porto aldı. Üç büyükleri izleyenler Braga ve Belenenses olurken, diğer takımlar fazla puan farkı olmadan sıralandı ortalarda. Ligin altlarında ise dört takım çekişti ve Beira-Mar ile Aves aşağı düşen takımlar oldular...

Ligin tepesinden başlayalım değerlendirmeye. Sezon başından beri bir iddiam vardı: ''Porto ligi rahat alır, ikincilik kapışması olur'' diye... İkincilik kapışması doğru çıktı ama Porto, lig şampiyonluğunu son haftaya bırakarak bizi şaşırttı. Porto 69, Spl 68, Benfica 67 ile bitirdiler ligi. Ligin son haftalarına doğru en yakın rakibiyle arasını 5-6 puan farkta tutan Porto, son haftalara doğru form düşüklüğüne kapıldı. Deplasmanlarda bocalayan Porto, işi son maça bıraksa da, mutlu sonla bitirmeyi başardı. İçerideki maçlarının çoğunu kazanan Porto'nun en büyük handikapı deplasman maçları idi. Büyük maçlarda da çok iyi performans veremediler. Benfica'yı içerde yendiler, dışarıda berabere kaldılar. Sporting Lisbon'a ise içerde kaybettiler, dışarıda berabere kaldılar. Porto kadrosuna bakıyoruz: Jesualdo Ferreira teknik direktörlüğündeki takımda; kaledeki Helton'un müthiş performanslarını izledik. Sağ bek Bosingwa'yı da çok beğendim bu sezon. Savunmacı Pepe, büyük ihtimalle takımdan ayrılacak. Sağlam bir orta sahası olan takımda, ileriye yönelik kaptan Lucho Gonzales, Ricardo Quaresma, Jorginho ve Anderson var. Genç Anderson'un geleceğin en büyük yıldızlarından biri olması muhtemel. Onu kazanarak büyük bir adım attılar. Forvette ise Lisandro Lopez, Helder Postiga ve Adriano var. Diğerlerinden az maç oynayan Adriano'nun onlara göre daha fazla golü olması ilginç. Porto, Şampiyonlar Ligi'nde zorlu grubundan çıkmayı başardı, Chelsea'yi elinden kaçırdı. Umut vaad eden bir kadro var, önemli bir tecrübe yaşadılar. Gelecek sezonlarda Avrupa'da başarılı olmaları büyük ihtimal...

İkinci Sporting Lisbon'a bakıyoruz. Bu sezon beni en çok şaşırtan takımlardan biri oldular. Ligin ilk yarısında bocalayan Sporting Lisbon, ligin son dokuz maçında sekiz galibiyet ve bir beraberlik aldı. Bir beş hafta daha olsa, büyük ihtimalle şampiyon olurlardı. Teknik direktör Paulo Bento'nun ekibinde dünya starı sayılabilecek bir isime rastlamak zor. Tecrübeli kaleci Ricardo, kalede güven veriyor. Orta sahada forma giyen Joao Moutinho yine gelecek için büyük bir kazanım. Takımda yaş ortalaması düşük, hepsi de yetenekli gençler. Takımın en büyük yıldızı 30 yaşındaki Liedson. Bu sezon Avrupa'ya Şampiyonlar Ligi gruplarında veda ettiler. Gelecek sezon da bu hızla devam ederlerse, Porto'nun işi zor açıkçası. Sporting Lisbon'un gelecek sezonlarda doğru hamleler yapılması durumunda Avrupa'da adından söz ettirmemesi zor olur...

Üçlünün son basamağında ise Benfica yer alıyor. Benfica, üç büyükler arasında belki de en iyi kadroya sahip olanı. Sezonun son beş maçında dört galibiyet alan Benfica, yine de üstteki ikiliyi geçemedi. Fernando Santos teknik direktörlüğündeki takımda; gerçekten büyük yıldızlar var: Katsouranis, Simao, Karagounis, Rui Costa, Miccoli, Nuno Gomes ve diğerleri. Kaptan Simao ve Miccoli dışındaki isimler, bu sezon potansiyellerini gerçekleştiremediler, gerçekleştirselerdi özellikle Avrupa'da başarılı olabilirlerdi. Şampiyonlar Ligi'nden aşağıya inen Benfica, çeyrek finalde Espanyol'a elendi. Diğer iki takımın aksine -aynen Türkiye'dekilerle ilgili düşündüğüm gibi- gelecekle ilgili pek bir ümidim yok. Yine de, doğru adımlar atılırsa; belki...

Dört ve beşinci sıralara bakıyoruz. Son yıllarda üç büyükleri takipte Boavista'nın yerini alan Braga, 50 puanla dördüncü bitirdi. Beşinci ise 49 puanlı Belenenses oldu. İç sahada büyüklere karşı başarılı olan Braga, UEFA Kupası'nda son altıya kalmayı başardı. Kadrosunda önemli isimlere sahip olmayan Braga, gelecek sezonlarda da bu çizgide devam edecek gibi...Beşinci Belenenses ise geçen sezon 15. olduktan sonra büyük aşama kaydetti ve bu sezonun beşincisi olmayı başardı. Portekiz Kupası'nda finale kalmaları da başka bir büyük başarı. Onların kadrosunda da yıldız isimler yok. Geçmişlerine baktığımızda da aynı durumu görüyoruz: İnişli-çıkışlı sezonlar geçiriyorlar. Gelecek sezonu da 5-10 sıraları arasında bitirmeleri sürpriz olmaz...

Ligin orta sıralarıan bakıyoruz. Leiria sezon başında iyiydi ama düşüşe geçtiler ve yedinci bitirdiler. Paços Ferreira ise yukarıya çıktı. Nacional, Boavista, E.Amadora, Naval, Maritimo sıralanıyorlar. Boavista, geçmiş sezonlardaki başarılarını tekrarlayamadı ve ortalarda yer aldı. Son sıralarda Academica, Setubal, Beira-Mar ve Aves yer aldılar. Setubal son haftaki deplasman galibiyetiyle ligde kalmayı başardı. Academica da diğerlerine şükretti. Beira-Mar'ın iç saha galibiyetleri yetmezken, Aves de son üç maçını kaybederek ipini çekmiş oldu...

Bu sezon da böylece bitmiş oldu. Ligin ortalarında gelecek sezon da fazla birşey değişeceğini düşünmüyorum. Merak ettiğimiz; tepede nelerin olacağı. Üç büyükler arasındaki mücadele ve Avrupa Kupaları'nda neler yapacakları... Gelecek sezondan hemen önce buluşmak üzere...

13.01.2007

Açın Yolu, Şampiyonların Şampiyonu Geliyor

ncelikle yazı biraz gecikmeli oldu, ondan dolayı özür dilerim. Güzelim Portekiz Ligi'nde ikinci devre başlıyor, önümüze biraz bakalım. Aslında ilk yarı tam olarak bitmemişti. 14'er maç oynandı ve geriye 16 maç kaldı. Ligi daha iyi inceleyebilmek için üç bölüme ayıracağım: Şampiyonluk mücadelesi, UEFA mücadelesi ve küme düşmeme hattı. (not: ilk üçe şampiyonlar ligi'ne, 4-5 ve kupa şampiyonu uefa'ya kalıyor, iki takım düşüyor)

Önce yukarı üçlüye bakalım. Önceki yazıda üç büyüklerin Avrupa Kupası iddialarını yakından incelemiştik. Beni en büyük hayalkırıklığına uğratan Sporting Lisbon oldu. Grubu sonuncu bitirdiler ve evlerinde kaldılar. Beklediğim üzere, Porto ŞL'ye, Benfica da UEFA Cup'a devam edecek. Bu üçlünün ligdeki durumlarına bakalım. En son bıraktığımızda Porto ile Spl arasında iki puan vardı, arka taraf kopmuştu. Porto'nun ligi koparacağını iddia etmiştim. Porto son yedi lig maçını kazanırken, Spl ezeli rakibi Benfica'ya evinde kaybederek beş puan geride kaldı. Kalan haftalarda Spl'nin daha fazla yaklaşması çok büyük sürpriz olur. Üçüncü sıradaki Benfica, Spl'nin üç puan gerisinde. Çok iyi bir seri yakaladılar, rakiplerinin puan kaybetmesiyle kendilerini çok rahat bir yerde buldular. Önceki yazıdaki iddiamı sürdürüyorum: Porto, çok rahat şampiyonluğa gider, ligin sonlarında çok heyecanlı bir ikincilik mücadelesi izleriz. Porto, Şampiyonlar Ligi ikinci turunda kupanın en büyük favorilerinden Chelsea'yle eşleşti. Chelsea tabi ki turun favorisi ama Porto çok basit bir rakip değil. İlginç bir eşleşme olacak. Benfica, UEFA Cup'ta Beşiktaş'ı geçen ekiplerden Dinamo Bükreş ile eşleşti. Güç dengesi bakımından Benfica'nın oldukça avantajlı olduğunu düşünüyorum. Sonraki turda, AEK-PSG galibiyle eşleşecekler. Bu dörtlü arasında Benfica çeyrek finale en yakın olanı ama futbol bu, belli olmaz...

Gelelim UEFA mücadelesine. Sekiz takımı sadece yedi puan ayırıyor. Yani, bu mücadelede çok takım yer alıyor. Bunların arasında en üstteki Braga. Braga, son maçlarda düşüşe geçmeseydi üst grupta yer alacaktı ama o kadar kaliteli değiller. Hemen arkalarında Maritimo var. İnişli-çıkışlı performansları güven vermiyor. Leiria, Nacional, Belenenses, Naval, Paços Ferreira ve Boavista sıralanıyor. Bunların hepsi istikrarsız takımlar. Şahsen, Braga ve Belenenses'in daha kaliteli ekipler olduklarını düşünüyorum. Belki Nacional'in de şansı olabilir. Diğer taraftan; beklediğim üzere Braga, UEFA Cup'ta grubundan çıkmayı başardı. Parma isimli İtalya'dan gelen oldukça sert bir taşa çarptılar. Kalite olarak Parma'yla boy ölçüşmeleri mümkün değil. Parma da çok şanslı bir kura çekti. Sonraki turda, Feyenoord-Tottenham galibi geleceğinden ikisinin de çeyrek finali imkansız gibi görünüyor.

Aşağıda dört takım var. Academica yukarda, düşmeleri zor. Ama; ekonomik sıkıntılar ciddi. Setubal, Aves ve Beira-Mar son üçlü. Setubal, kalite olarak diğer ikisinden daha üstün. Academica dibe inmez ise, Aves ve Beira-Mar ikinci lige yollanırlar...

Portekiz Ligi'nde sonlara doğru ikincilik ve beşincilik mücadeleleri kızışacak gibi. Zevkle takip etmeye devam. Bir dahaki yazıda görüşmek üzere...

29.11.2006

Portekiz Futbolunda Son Durum

Portekiz, bu yıl Avrupa'ya altı takım gönderdi. Şampiyonlar Ligi'ne giden üçlüden Porto ve Sporting Lisbon direkt olarak gruplara kalırken, Benfica üçünü öneleme turunda Austria Wien'i eledi. Son maçlar öncesi takımların durumlarını inceleyelim.

B Grubu'nda İnter ve FC Bayern arasından çıkmaya çalışan Sporting Lisbon gruba iyi başlamıştı. Sonrasında iki Bayern Münih maçında alınan bir puan Lisbon ekibini zor durumda bıraktı. Kader maçında İnter ile deplasmanda karşılaştılar. Bu zorlu maçta da iyi bir oyun çıkarmalarına rağmen, Crespo'nun tek golüyle maçı kaybettiler ve yollarına Uefa Kupası'nda devam edecekler -tabi son maçta farklı mağlup olmazlarsa evlerinde Spartak Moskova'ya- .

Şimdi, Sporting'in bu kupadaki şansının ne olduğuna bakalım. Sporting Lisbon, Avrupa Kupaları'nda tecrübeli bir ekip. 4-1-4-1 düzeniyle oynuyorlar. Kalede milli takımdan tanıdığımız tecrübeli Ricardo var. Savunmada; Caneira,Anderson Polga gibi tecrübeli ve taktiksel disipline sahip oyuncular var. En büyük handikapları orta sahada üst düzey bir yıldıza sahip olmamaları. Rodrigo Tello, Pontus Farnerud ve Carlos Paredes tecrübeleriyle takımı sırtlamaya çalışıyorlar. Genç isim Joao Moutinho takımın en yaratıcı ismi. Forvette de takımın en iyisi olarak gösterebileceğimiz Brezilya Liedson var. (kendisi İnter maçında oynayamadı.) Sporting Lisbon'un bu kadro yapısıyla Uefa Kupası'nda sonuna kadar gitmesi zor gözüküyor ama unutmamak gerekir ki; tecrübeli isimlerin varlığı ve genç Moutinho ile Liedson'un potansiyelleri bu takımı tehlikeli bir ekip yapıyor.

Şampiyonlar Ligi F Grubu'nda Benfica var. Benfica'nın tur mücadelesi Manchester United ve Celtic ile. Geçen sezonun çeyrek finalisti Benfica, lige çok kötü başlayarak ilk üç maçta sadece bir puan alabildi. Son iki maçta aldıkları iki galibiyetle tur iddiasına sahip oldular. Benfica, grubun son maçında Manchester United'la deplasmanda karşılaşacak ve bu maçı kesinlikle kazanmaları gerekiyor. Geçen yılı hatırlayalım hemen. Bu iki takım arasında yine gruptan çıkma mücadelesi son maça kalmıştı ve son maç Benfica'da oynanacaktı. Maçı kazanan ekip Benfica oldu. Bu maç adeta geçen yılın rövanşı ve harika geçeceğini tahmin etmek zor da değil. Benfica'nın en büyük handikapı deplasmanlarda bu sezon kötü olması ve gol bile atamaması. Diğer taraftan, Manchester United ise içsahadaki iki maçını da üçer gol atarak kazandılar. Bu istatistik Manchester'ı favori gösterse de futbol sahada oynanır ve Benfica'nın sahaya çıkması muhtemel isimleri küçümsenecek isimler değil.

Benfica, 4-1-2-1-2 formatıyla oynuyor. Kalede Quim, savunmada tecrübeli isimler Ricardo Rocha ve Leo var. Orta alanda; klasik ön liberolar Katsouranis ile Petit var. Katsouranis'in mücadeleci futbolu ile Petit'in uzun şutları orta sahada üstünlüğü Benfica'ya geçirebilir her maçta. Benfica'nın ileri uç adamlarına söyleyecek fazla birşey yok zaten. Forvet arkasında Simao veya Karyaka oynayacaklar. İkisi de süratli ve iyi şut atan isimler. Kaptan Simao bu bölgede öncelikli tercih olacaktır. Forvet ikilisinde ise tecrübeli golcü Nuno Gomes ile potansiyelini hiçbir zaman ortaya koyamayan Fabrizio Miccoli var. Miccoli'nin Manchester deplasmanında veya bu sezon sonuna kadar oynanacak maçlarda patlama yapmasını bekliyorum.

Benfica'nın Sporting Lisbon'a göre çok daha iyi bir kadrosu var. Bu takımın Şampiyonlar Ligi'nde devam etme şansı var. Bu arenada devam etmeseler bile, Uefa Kupası'nda en az çeyrek final oynacaklarını düşünüyorum.

Geçelim Portekiz tarihinin en önemli futbol ekibi Porto'ya. Porto, 2004 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu'ndan sonra başta Mourinho ve Deco gibi yıldızlar olmak üzere rüya takımını büyük ölçüde kaybetti. Bundan sonra, toparlanma sürecine giren ekip geçen yıl ligi şampiyon bitirdi ve Şampiyonlar Ligi'ne direkt katıldı. Grupta Arsenal, CSKA Moskova ve Hamburg ile eşleştiler. İlk bakışta; Arsenal'in zirvede kopacağı ve tur mücadelesinin CSKA ile Hamburg arasında geçeceği, Porto'nun belki Uefa Kupası'na kalabileceği düşünülüyordu. Grup başladıktan sonra işler değişti.

Gerçi, Porto kötü başladı, ilk iki maçta gol bile gelmedi. Hamburg da puan alamamıştı. Üçüncü maçlar geldiğinde artık CSKA'nın da Arsenal ile beraber tura yakın olduğu düşünülüyordu. CSKA, Arsenal maçlarından avantajlı çıkarken Porto Hamburg'u iki kere yendi ve tur için iddialı konuma geldi. Beşinci maç, en kritik maç oldu böylece. Evinde harika olan CSKA'nın fiyakasını Porto bozdu. Porto böylece son maçta ipleri eline alan takım oldu. Porto, son maçta evinde mağlup olsa dahi tur atlaması muhtemel.

Porto'nun oldukça genç bir kadrosu var -bu nedenle ilk maçlardaki kötü performansı garipsememek gerekir- . 4-3-3 formatıyla sahaya diziliyorlar. Kalede Helton var. Savunmanın sağında oynayan Bosingwa sanırım herkesin dikkatini çekmiştir. Pepe ile Ricardo Costa da savunmanın diğer yıldızları. Orta alanda yıldız isimler Paulo Assuncao, Lucho Gonzales ve Anderson var. Assuncao mücadeleyi seven bir önlibero. Lucho, hem mücadeleci bir oyuncu, hem de attığı üç golle takımı sırtlayan bir isim. 88'doğumlu Brezilyalı Anderson da geleceğin yıldızı. Yeteneklerini oynadığı her maçta sergiliyor. Forvette Quaresma, Lisandro Lopez ve Helder Postiga var. Sağ çizgide görev yapan Quaresma bir gol iki asistle ve oyun içi performansıyla kuşkusuz takımın yıldızı. İtalyan yıldız Lisandro Lopez'in üç golü var. Güçlü forvet Postiga'nın ise bir golü var. Porto'nun bu genç yıldızlarıyla evinde Arsenal'i yenmesinin muhtemel olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa elenmeleri büyük sürpriz olur. Elenseler dahi, Uefa Kupası'nda en az yarı final oynarlar. Üç dev arasında şu anda en iyi ekip Porto gözüküyor.

Portekiz'den bu yıl Uefa Kupası'na da üç takım katıldı. Bunlar da ; Braga, Nacional ve Vitoria Setubal idi. Bunlardan Vitoria Setubal, ilk turda Heerenveen'e ilk maçta kendi sahasında 3-0 kaybetti, deplasmandaki maç golsüz berabere bitti ve Setubal, gruplara kalamadı. Nacional ise Rapid Bükreş'le eşleşti ve iki maçta da rakibine mağlup oldu.

Portekiz'in bu turnuvada gruplara kalmayı başaran tek takımı Braga oldu. Braga, birinci turda İtalya'dan şike olayları sonrası buraya gelen Chievo'yu 2-0 ve 1-2 ile eledi. Braga, C Grubu'nda Sevilla, AZ Alkmaar, Grashoppers ve Slovan Liberec ile eşleşti. İlk maçta Hollanda deplasmanında kaybettiler, ikinci maçta evlerinde Slovan Liberec'i farklı mağlup ettiler. Braga'nın kura şansı var demek yanlış olmaz sanırım. Öyle ki, bu gece Sevilla deplasmanındalar. O maçı kaybetmeleri muhtemel, son maçta kendi sahalarında Grashoppers'i ağırlayacaklar. Tur için büyük ihtimalle rakipleri Grashoppers olacak. Kendi sahalarında bu rakibe kaybetmeleri uzak bir ihtimal olarak gözüküyor. Braga'nın gruptan sonra çok ileriye gidebileceğini söylemek biraz hayalcilik olur. Çok zayıf bir kadroları var eski PSG'li Hugo Leal dışında uluslararası tecrübeye sahip bir oyuncuya da sahip değiller.

Avrupa'da mücadele eden takımların şanslarını inceledikten sonra, bir de Portekiz Ligi'nin durumuna bakalım. Portekiz Ligi'ni, Türkiye Ligi'ne benzetmek yanlış olmaz sanırım. Türkiye'deki ''üç büyükler''in yerini orada Porto, Benfica ve Sporting Lisbon dolduruyor. Yakın geçmişte iddialı bir takım olan ama son yıllarda düşüşe geçen Boavista da Trabzonspor'a benziyor biraz. Braga'da bir nevi Gençlerbirliği gibi değerlendirilebilir. Tabi Türkiye'de bu yıl Vestel Manisa çıkış yapmıştı, orda da benzer bir çıkışı Leiria takımı yaptı. Portekiz Ligi'nin zirvesinde iki takım var şu anda: 25 puanlı Porto ile 23 puanlı Sporting Lisbon. En yakın takipçilerinin puanı 17. Porto'nun çok üst düzey performans sergilediğini söylemek yanlış olmaz.

Şu ana kadar oynanan 10 maçta 8 galibiyetleri var. Kaybettikleri tek maç Braga'ya kaybedilmiş, berabere biten maç ise Sporting Lisbon deplasmanında. Porto, bu iki maçta da gol atmayı başarmış, ayrıca Benfica'yı da yenmişler. Porto'nun bu kadar üst seviye performans gösterip arayı açamadığı tek takım Sporting Lisbon. Sporting Lisbon, ligdeki tek mağlubiyetini kendi sahasında Paços Ferreira'ya karşı aldı. Beira-Mar deplasmanında bir beraberlik aldılar. Üçüncü sıradaki Braga ve dördüncü sıradaki Leiria'nın 17 puanları var. Braga'nın burada olması sürpriz değil. Braga'nın Avrupa Kupaları'nda olduğu gibi ligde de deplasman sorunu var.

Deplasmanda şu ana kadar tek galibiyet alabilmişler, içeride ise Porto ve Benfica'yı devirmişler. Leiria takımı ise zirvede bulunmaya pek alışkın değil. Üç büyüklerin üçüne de mağlup olmuşlar ancak Braga'yı deplasmanda devirmeyi başarmışlar. Son dört maçta mağlubiyetleri yok. Bu ikilinin arkasında 16 puana sahip Benfica ile Nacional var. Benfica içsahada üstün performans gösterirken, deplasmanda zorlanıyor. Benfica'nın maç eksiği de var. Şampiyonluk yarışına baktığımızda Porto'nun güçlü kadrosuyla arayı daha da açacağını düşünüyorum. Sporting Lisbon'un tempoya ayak uyduramayacağını, diğer taraftan Benfica'nın çıkışa geçeceğini tahmin ediyorum. Kısacası, ligde ilk üçün değişmesi zor. Porto şampiyonluğa gider, Benfica ile Sporting ikincilik mücadelesi yapar gibi gözüküyor.

4.09.2006

Portekiz Ligi: Genel Bakış

Ve son olarak Portekiz Ligi ile Avrupa’da sezonun açılmayan lig kalmadı. Her Avrupa Ligi’nde şampiyonluk hedefi, Uefa, kümede kalma rekabeti verecek takımlar hedefleri ile sezonu açtılar. Peki Portekiz’de durum nedir? Kimler şampiyonluk için yarışacak, kimler ligde kalacak Uefa’ya ŞL’ye kimler gidecek? Elimden geldiğince Portekiz Ligi’ni değerlendirmeye çalışacağım. Aşağıda tüm takımların transfer listesi yer alacak ancak önce takımları değerlendirmeye çalışalım. Önce şampiyonluk adayları:

Şampiyonluk Yarışı:

Yine her zamanki gibi şampiyonluk için 3 takım var. Üç büyükler Porto, Benfica ve S.Lizbon.

Porto geçen sezonun şampiyonu ve tabiî ki bu senenin de en büyük şampiyonluk adayı. Geçen sezonki kadrosunu büyük ölçüde koruyan Porto’nun en önemli transferi Cruzeiro’dan aldıkları Adriona. Ancak lige başlamadan Co Adriense’nin istifa etmesi herkeste soru işaretleri bıraktı. Co Adriense’nin yerine Braga’nın 3 sezondur üst sıralarda yer almasını sağlayan başarılı hocası Jesualdo FErreira’yı getirdiler. Ancak ani gelişen bu değişiklik takımın uyumu, sistemin oturması açısından takımın bir süre istenen futbolu sahaya yansıtamamasını sağlayabilir. Buda diğer takımları ilk haftalarda ön sıralara taşıyabilir. Bir diğer sorunda Ferreira’nın ŞL tecrübesi olmaması ki Porto’nun bu seneki ilk hedefi geçen sene gölgesinde kaldıkları Benfica’yı ŞL’de geçmekti.

Gelelim S.Lizbon’a. Bu senenin en güçlü ve beklenilen şampiyon adayılar. Takımda düzenli oynayan Sa Pinto, Pinilla ve Deivid dışında kayıpları yok. Strasbourg’dan bir süre Beşiktaş’ın da peşinden koştuğu Fernarud ile Reggina’dan Carlos Paredes’i getirdiler. Bu sene dikkatle izlenmeliler.

Benfica: Geçen yılki kadrosunu koruyup üstüne Rui Costa Fonseca Kotsouronis gibi transferler yapan takım en çok PSV’ye giden Koeman’ı arayacak. Yerine Portekizli Fernando Santos’u takımın başına getirdiler. Kadronun uyumu ve lider özellikli Rui Costa ile ilk haftaları rahat geçeceklerini düşünüyorum. ŞL’de ise yine yeni transferlerin tecrübesi ve geçen seneki başarıya güveniyorlar ama yeni hocanın tecrübe eksiği ve takımla sürekli oynaması ŞL için soru işareti oluşturuyor. Takımın düzenini ve iskeletini ŞL’ye kadar toparlayamazsa Benfica serüveni çabuk bitebilir.

UEFA Yarışı:

UEFA’ya 4 ve 5. sıralardaki takımlarla kupa şampiyonu katılacak. Bunun içinde yine her zamanki gibi Braga ve Boavista en güçlü adaylar. Hatta sürpriz yapıp ŞL savaşı içerisinde yer almak istiyorlar. Ancak kadro yapıları ŞL savaşı için yeterli değil. Boavista’nın en büyük handikapı Braga’dan alıp takımın başına getirdikleri Ferreira’nın aniden Porto’nun başına geçmesi. Şu anda takımın başında 2.antrenör Pedro Banny bulunuyor. Zelijka Petroviç ile anlaşıldığı yolunda söylentiler var ama daha açıklanmadı. Boavista’nın geçen seneki en büyük sorunu gol yollarındaydı. Bunu için A. Wien’den Linz ve Pogon’dan kiralık olarak Grazelek’i getirdiler. Eğer bu iki oyuncu gol yollarındaki sıkıntıyı çözerlerse sadece lige konsantre olacak Boavista ligin sürpriz adaylarından biri olur.

Ve Diğerleri:Lig bildiğiniz gibi bu sene 16 takımla oynanacak ve ligden iki takım düşecek. Bunu için ilk aday geçen sene 2.ligden çıkan Aves olarak gösteriliyor. Ligin en zayıf takımı. Bunu dışında Beira-Mar, Paços, Estrela, U .Leira ACademica gib takımlar ligden düşmemek için savaşacaklar. Bunlara mali kriz yaşayan Setubal’de eklenebilir. Geçen senenin sürprizi Nacional yine aynı sürpriz için uğraşacak. Orta sıralar için ve büyüklerin dikkat etmesi gereken takımlar ise Naval, Belenenses, Maritimo ve Gil Vicente. Özellikle Gil Vicente üç büyüklerden aldığı tecrübeli oyuncularla başaltı takım olmak isteğini arttıran bir takım. Uyum sorunun çabuk atlatırlarsa ve gol yollarında geöen seneki sıkıntıları yaşamazlarsa bu sene çok can yakabilirler.

Transferler:

Porto

Gelenler: Adriano (Cruzeiro), João Paulo (Leiria),Diogo Valente (Boavista),Vieirinha (youth),Ezequias (academica),Sektioui (AZ Alkmaar)

Gidenler: Diego (Werder Bremen), Pedro Ribeiro (Gil Vicente),Sergio Organista (Pontevedra),Vitor Alves (Marítimo),Hugo Almeida (Werder Bremen, kiralık),Fatih Sonkaya (Académica, kiralık) Benny McCarthy

(Blackburn)

S.Lizbon

Gelenler: Ronny (Corinthians),Yannick (Corinthians), Abel (Braga),Pontus Farnerud (Strasbourg),Carlos Paredes (Reggina),Moises (Cruzeiro)

Gidenler: Mario Sergio (Naval),Paito (Mallorca),Sá Pinto (futbolu bıraktı),Hugo (Setubal),Hugo Machado (Apollon),Pinilla (Hearts, kiralık)

Benfica

Gelenler: Rui Costa (Milan),Marcel (Academica),Manu (Est.Amadora),Diego (Flamengo),Coimbra (youth),Katsouranis (AEK Athens),Miccoli (Juventus kiralık),Paulo Jorge (Boavista)
Gidenler: Paulo Almeida (Corinthians),Geovanni (Cruzeiro),Azer Karadas (Brann),Ronald Garcia (Aris Salonika),João Vilela (Gil Vicente),Manuel Curto (Estrela da Amadora),Laurent Robert (Levante),João Pereira (Gil Vicente)

Braga

Gelenler: Ricardo Chaves (Setubal),Joao Pinto (Boavista),Ze Carlos (Marítimo),Dani Mallo (Deportivo)

Gidenler: Henrique (Guimarães),Delibasic (Chongqing Qiisha),Baha (Creteil),Edinho (Gil Vicente),Marco (Belenenses)

Boavista

Gelenler: Rolando Linz (Austra Vienna),Peter Jehle (Grasshopers),Kazmierczak (Pogon),Mario Silva (Cadiz),Marquinho (Madureira),Nuno Pinto (genç takım),Bessa (Naval),Rafal Grzelak (Pogon, kiralık),Ricardo Sousa (Haonnover, kiralık),Daniel (Beira-Mar),Tambussi (Dorados)

Gidenler: Joao Pinto (Braga),Areias (St. Liege),Diogo Valente (Porto),Manuel José (Cluj),Paulo Jorge (Benfica),Cadu (cluj)

Maritimo

Gelenler: Gregory (Gil Vicente),Zé Gomes (Rio Ave),Neca (Guimaraes),Fabio Santos (ADAP),Moukouri (Cherbourg),Andre Barreto (Wisla),Milton do ó (Fluminense),Vitor Alves (Porto),Martin Prest (Noresa),Collins Mbesuma (Portsmouth, kiralık),Marcelo Lipatin (Grêmio)

Gidenler: Mitchell (Al Nasr),Zé Carlos (Braga),Nuno Morais (Chelsea),Caico (Coritiba),Demir Pekic (Maribor),Miklos Gáal (Hajduk Split)

Setubal

Gelenler: Joao paulo (Madalena),Hugo (Sporting),Emile Mbamba (Maccabi Tel Aviv),Cesar La paglia (Tenerife)

Gidenler: Pedro Oliveira (Cluj),Sougou (Leiria),Ricardo Chaves (Braga),Lacombe (Ajaccio),Fabio (Guimarães),Rubinho (Genoa)

Nacional

Gelenler: Luciano (Academica),Cássio (Chaves),José Vítor(Machico),Rafael Bracalli (Paulista),Adriano (Cabofriense)
Gidenler: Nuno Viveiros (Skoda Xanthi),Hilário (Chelsea),Marcelo Costa (Palmeiras)

Gil Vicente

Gelenler: Pedro Ribeiro (Porto),Simão Coutinho (Sporting),João Vilela (Benfica),Edinho (Braga),João Pereira (Benfica)

Gidenler: Gregory (Marítimo),Marcos António (Leiria)

Leira

Gelenler: Sougou (Setúbal),Serge N'gal (Brèst),Valdomiro (Palmeiras)
Gidenler: João Paulo (Porto),Maciel (Braga),Favio Felicio (Zaragoza)

Academica

Gelenler: Medeiros (Guimaraes),Douglas (Coritiba),Litos (Malaga),Alexandre (Corinthians Alagoano),Nestor Alvarez (Tolima),Lino (Juventude),Raul Estevez (Boca Juniors, kiralık),Fatih Sonkaya (Porto, kiralık),Fabiano Cabral (Paysandu)
Gidenler: Marcel (Benfica),Zé Castro (At. Madrid),Luciano (Nacional),Hugo Alcantara (Legia),Ezequias (Porto),Joeano (Beitar Jerusalem)

Estrele Amadora

Gelenler: Sandro (Tourizense),Manuel Curto (Benfica),Edson Sousa (Zamalek),Moses (Olhanense),Rui Duarte (Estoril)

Gidenler: Semedo (Cluj), Igor Souza (Estoril),Paulo César (Esportivo Bento Pessoa)

Naval

Gelenler: Mario Sergio (Sporting),Orestes (Santa Clara),Pimenta (Covilha)
Gidenler: Bessa (Boavista),Nélson Veiga (Omonia Nicosia)

Beira Mar

Gelenler: Jorge Vidigal (OLhanense),Vasco Matos (Olhanense),Bruno Sousa (Pampilhosa),Nuno Carvalheiro (Pampilhosa),Wegno (Chaves),Diogo Macedo (União Mato Grosso),Emerson (Maia),Diogo Cunha (Lixa),Ratinho (Paysandu),Jardel (Goiás),Andre Leao (Porto),Todor Angelov (CSKA Sofia)
Gidenler: Daniel (Boavista)

Paços

Gelenler: Antunes (Freamude),Coelho (Nelas),Dani (Vizela),Jean Carlos (S. João Araras)
Gidenler: Junior (Ergotelis),Bispo (Trofense),Alexandre (Olhanense)

Aves

Gelenler: Nené (Leiria-kiralık),Filipe Anunciação (Boavista),Anílton Junior (Corinthians Alagoano),Jocivalter (Portuguesa),Marcelo (Ovarense),Dill (Penafiel),Paulo,Musse (Juventus(BR)),Bruno Fernandes (Beroe)
Gidenler: Helder Neto (Trofense),Edu (Trofense)

19.05.2006

Beklenen Son: Şampiyon PORTO

Avrupa’da 4 ligde –ki bunun içinde bizim ligimiz de var- Ukrayna, İsviçre, Türkiye ve Portekiz- diğer liglerden farklı olarak mücadele son haftalara kadar sürdü. İsviçre’de Zürich son maçta, Ukrayna’da Shaktar yine son maçta hem de play-off’ta, Türkiye’de yine son maçta Galatasaray son maçlarında şampiyonluğu kazanırken düşme potasında yer alan takımlarda son iki haftada ya da son haftalarda belli oldu. Bu liglerin ortak özellikleri oynanan futbol kalitesi olarak diğer Avrupa ülkelerine göre düşük seviyede olması; ancak heyecanın son haftalara kadar sürmesi bu liglere olan ilgiyi arttırdı.

Portekiz Ligi de aynı konumdaydı. 06-07 sezonu için düşünülen 16 takımlı lig organizasyonu için ligden düşen takım sayısı federasyon tarafından 4’e çıkarıldı, ve bu lige ayrı bir heyecan getirdi, çünkü düşmemek için tam 10 takım savaştı. Üstte ve baş altında ise; Porto, Sporting, Benfica çekişmesine ŞL hedefi ile Braga’da katıldı. Ayrıca UEFA için Nacional, Boavista, Setubal ve yine Braga ile heyecan son haftalara taşındı.

Şampiyonluk için yine her zamanki gibi üç büyükler çekiştiler. Porto,Sporting ve Benfica...

Benfica:Ancak ŞL’de gelen sürpriz başarı Benfica için Portekiz Betandwin Lig’i düşünüldüğünde pekte hayırlı olmadı. Barselona maçına kadar Porto ve Sporting’in sadece bir-iki puan arkasından gelen Benfica, ŞL’den elendikten sonra ligden de koptu ve şampiyonluk yarışına erken havlu attı. Alttan gelen Braga’nın da fazla sıkıştırmamasının etkisi ile son haftaları rahat geçirdiler ve ligi 20 galibiyet 7 beraberlik ve 7 mağlubiyetle 67 puan alarak 3. sırada bitirdiler ve ŞL’ne 3.ön elemeden katılmaya hak kazandı. Ancak ŞL’de elde ettikleri çeyrek final başarısı onları bu sezon için ‘başarılı’ denebilecek konuma gelmelerini sağladı.

Sporting:Lizbon şehrinin diğer takımı Sporting ise son 3 haftaya kadar şampiyonluk şansını sürdürüyordu ama sadece matematiksel olarak! Aslında şampiyonluğu kendi sahalarında aldıkları Porto yenilgisi ile kaybettiler. Ondan sonra oynadıkları maçlar sadece formalite icabı olarak geçti ve ligi 22G 6B 6M ve 72 puan ile kapattılar ve şampiyonlar ligi için direk katılma vizesi aldılar. Geçen sezonki Uefa başarısını bu sezon mumla aratan Sporting seneye ŞL’de Benfica’nın ve Porto’nun gölgesinden kurtulmaya çalışacak

PORTO: Ve şampiyon... Bir seneliğine koltuğu Benfica’ya emanet eden Porto emaneti tekrar geri aldı ve lig tarihindeki 19. şampiyonluklarına ulaştılar. Sene başında başlarına Alkmaar’dan Co Adrianse’yi getiren Portolular sezon ortasında ŞL’nde yaşadığı hayal kırıklığını şampiyon olarak üzerinden attı. Co Adriense’de Alkmaar’la ulaştığı ‘iyi hoca’ tanımını burada pekiştirdi. Burada bir parantez açarak Hoca arayan büyüklerin zamanında neden Hollandalıyı düşünmediklerini merak ediyorum.Özellikle Fener’in yaşadığı hezimetten sonra bu soru daha bir önem kazandı bence... Ligi 78 puanla kapatan Porto’dan bu sene beklenen ise iki sezon önce yakaladıkları ŞL başarısını tekrarlamaları. Tabi artık Carvalho, Tiago, Ferreira gibi oyuncular yok...

UEFA’ya katılacak ekipler ise Braga ve Nacional olarak belirlendi. İkisi de Portekiz’in ülke puanı sayesinde direk 1. turdan katılıyorlar UEFA’ya!

Braga: İki sezondur kıyısından döndükleri ŞL’ni yine kaçırdılar ve ligi 3. Benfica’nın 9 puan gerisinde 58 puanla dördüncü bitirdiler. Sporting’in ve Benfica’nın kadrolarını güçlendirmeleri ve Braga’nın üç büyük takımla baş edebilecek kuvveti olmaması onların ŞL için fazla etkili olmamasında baş faktörlerdi. Benfica’nın Barselona’ya elenmesini iyi değerlendirebilirlerdi ancak bunu başaramadılar. Özellikle gol yollarında etkisiz kalmaları iyi bir forvetlerinin olmaması ve defansif futbolu tercih etmeleri yine ŞL’den uzak kalmalarına neden oldu diyebiliriz.

Nacional: Geçen sezon Guimares’in yaptığı sürprizi yaparak 52 puanla ligi beşinci bitirdiler ve UEFA’ya katılma hakkı kazandılar.Bunda Boavista’nın payını unutmamak gerek.Üst üste aldıkları 8 galibiyetten sonra bir varlık gösteremeyen Boavista’nın düşüşünü iyi değerlendirdiler.

Ve Alt Sıralar:Ligdeki en büyük çekişmenin yaşandığı yer.. 10 takım bu savaşın içindeydi. +1 olarak Penafiel vardı ama o da “bu takımın bu ligde ne işi var?” sorusuna cevap aramakla geçirdiler tüm sezonu. İkinci yarıya Naval, Guimares, Rio Ave ve Gil Vicente hoca değişikliği ile başladı. Ancak aşı bir tek Gil Vicente’de tuttu. Son 7 haftada topladıkları 12 puan onları üst sıralara taşıdı ve ligde kaldılar. Guimares ise geçen sezonki başarısının çok uzağında yer alarak Rio Ave ile son iki haftaya girdiklerinde ligden düşmeyi garantilemişlerdi. Son takım ise aynı puandaki Naval-Academica-Belenenses üçlüsünden ikili averajı en kötü olan Naval oldu.

Seneye lig 16 takımlı olacak ve üç büyükler ŞL’ne daha rahat hazırlanacak ve lig maratonunda fazla yorulmadan ŞL maçlarına çıkacaklar.Zaten takım sayısındaki değişimin ana nedeni The Champions League! Bu da bu seneki heyecanın gelecek sene bulunamayacağı anlamına gelebilir.ŞL’nin her ülkede giderek daha önem kazanması, takımların kendi liglerinden daha fazla ŞL’ye önem vermesi daha doğrusu paranın ekonominin giderek ve her sene daha hızlı bir şekilde futbolu sarması artık lig şampiyonluklarının önemini yitirmesine neden oldu. Birkaç seneye kalmaz Avrupa’da NBA tarzı bir oluşum yaşanır mı? Bu yaşanırsa neler olur? Bunların hepsi bir soru işareti... Bir zamanların Dünya Kupası finalisti Macaristan futbolunun durumu ortada! Asıl soru şu?

A.Bilbaolar’mı yoksa Chelsea-Real Madrid-Juventus-Bayern Münih’ler mi?

Tercih sizin...

2.03.2006

25. Hafta Portekiz Ligi Değerlendirmesi

Bu hafta Avrupa Ligleri’nin dikkat edici özelliği üç ayrı lig’de üç derbi maçının olmasıydı. Bakıldığı zaman en önemlisi Seri A’daki Lazio-Roma derbisiydi -ki Avrupa’nın sayılı derbilerinden biri- Süper Lig’de FB-BJK derbisi ve sonuncusu da yazımıza konu olan Portekiz Ligi’nin en önemli derbisi olan Benfica-Porto derbisiydi.

Benfica-Porto derbisinin özelliği iki takımında şampiyonluk şanslarının olmasıydı. Porto bu maçı kazanarak lig için rahatlamak Benfica ise muhtemel ŞL elenmesi sonrasında lige daha fazla asılmak için sahaya çıkmışlardı. Bu açıdan maçın zevkli ve heyecanlı geçmesi bekleniyordu. Benfica Robert’in freekick golüyle maçı 1-0 kazanarak lige heyecan getirdi. Şu anda ligin ilk dört sırasındaki takımın da şampiyonluk şansları eşit. Hatta 8 maçlık muhteşem seri yakalayan Boavista’yı da bu listeye ekleyebiliriz.

Ronald Koeman maçtan sonra ‘şampiyonluğu düşünüyorsak kazanmamız gerektiğini biliyorduk ve bunu için her şeyimizle savaştık ve 3 puanı aldık. Bunu hak ettiğimizi düşünüyorum, çünkü gecenin iyisi bizdik, ilk yarı sağladığımız skor avantajı ile ikinci yarıyı domine ettik’ yorumunda bulundu.

Benfica ve Porto Portekiz Ligi’nin en büyük iki takımı, 60’lı yıllarda Benfica’nın domine ettiği –ki 1960-1980 yılları arasında 14 şampiyonluk kazandı- ligde son yıllarda Porto egemenliği ve önlenemez yükselişi vardı. Son 15 yılda Porto 11 şampiyonluk kazanırken Benfica buna sadece bir kere karşılık verebilmişti(1994) Bu da Benfica’nın ülkede biraz daha geri plana düşmesine, Avrupa’da ikinci plana itilmesine neden oldu. Ancak son üç senedir çekişme iki takım arasında daha da yükseldi ve en sonunda geçen sezon Trappattoni yönetiminde Benfica 10 yıllık şampiyonluk özlemine son verdi. Bu senede şampiyonluk parolası ve R.Koeman ile lige giren Benfica’nın şu anda biraz geride kalmasının sebebi istikrarsız sonuçlar alması ve özellikle Şubat ayında sanırım kafalarının Liverpool maçında olması nedeniyle ardı ardına alınan yenilgiler. Ancak bu galibiyet ile takımın yükselişe geçeğini ve ligde tekrar şampiyonluğu alacağını düşünüyorum.

Aslında ligde şu anda konuşulması gereken iki takım var. Biri 8 haftalık muhteşem seri yakalayan ve bu dönemde kalesinde sadece 2 gol gören Boavista. Bu hafta da Academica’yı deplasmanda 3-0 yenerek çıkışını sürdürdü. Boavista son yıllarda yaptığı çıkışla biliniyor. 00-01 sezonunda yakaladığı şampiyonlukla ligde üç büyükler dışında şampiyon olan tek takım ve dördüncü büyük olma hakkını kazandı. (Bir de 30 yıllarda Belenense var ama devamını getiremedi) İkinci takımımız ise Braga. Son üç seneye kadar ligden düşmemeye oynayan Braga üç sezondur ŞL’nin kapısından kıl payı dönme seviyesine geldi ve bu senede ŞL için inanılmaz çabaları var. Son hafta Rio Ave’yi 5-0 yenerek bunu da gösterdiler. Ve Braga ile Boavista bu hafta karşılaşacaklar. ŞL’ni hedefleyen iki takım için son derece önemli bir maç.

Bu senenin Portekiz Ligi için en önemli ve daha heyecanlı hale getiren özelliği; ligin 06-07 sezonundan itibaren 16 takımla oynanacak olması. Bu yüzden bu sene ligden dört takım düşecek. Baştakiler ve baş altına oynayan iki-üç takım dışındakiler birbirine eşit güçte ve puanların yakın olması ligi heyecanlı hale getiriyor. İlk 7 sıra Avrupa kupaları için savaşırken diğer takımların hemen hepsi düşme korkusunu çok yakından yaşıyorlar. Ve 17. ile 8. sıra arasında sadece 8 puanlık bir fark var.

Yetiştirdikleri genç yıldızları ve sürpriz Brezilyalıları ile izlenmeye değer bir lig. Bakıldığında Süper Lig ile benzerlikleri çok fazla ama Portekiz’de futbol kalitesi ve klüplerin Avrupa vizyonları bize göre daha iyi durumda. Figo, Rui Costa, Ronaldo (ki bu tartışılabilir!!) gibi yıldızları çıkarıp bunları Avrupa’nın önde gelen klüplerine sunması bu lige olan ilgiyi arttırmakta. Ayrıca şu anda Avrupa’nın önde gelen liglerine baktığımızda lig liderlerinin uzak ara önde gittiklerini biliyoruz ama Portekiz’de şampiyonluk yarışı son haftaya kadar sürecek gibi ve bunu içinde izlenmesi gerekir diye düşünüyorum.

26.02.2006

Portekiz'de futbol

Portekiz Ligi'ne olan ilginin azlığından dolayı, geçen yazıda belirttiğim gibi bu kez daha değişik bir içeriğe sahip bir yazı yazdım.. Portekiz'in siyasi tarihinden girip, futbolunun şimdiki durumuna uzanan, benim yorumlarımla bezenen güzel bir yazı oldu.. Bir de bu benim Portekiz'le ilgili büyük ihtimalle son yazım.. Bu yazıdan sonra Portugal Super Liga'yı yazacak insan değişecek.. Bu haftaki Benfica- Porto maçı ve Portekiz Ligi'nin diğer tüm aksiyonlarını yeni yazarımızla okuyabilirsiniz.. Şimdi okuyacağınız ise Portekiz Futbolu'na ilgiyi arttırması amacı ve dileğiyle yazılmış, Portekiz Futbolu'nu tanıtma yazısı..

Bugün Avrupa'nın en güneybatısında yer alan, Atlas Okyanusu'na kıyısı olan, bu 10 milyon nüfuslu ülke, tarihte ilk kez Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olarak görülmüş.. Daha sonra Müslümanların(Endülüs Emevileri olması lazım) ele geçirdiği ve Hıristiyan-Müslüman çatışmasının yaşandığı bir ülke olmuş.. Bağımsızlığını ise 1139'da ilan etmiş..

Portekiz'i Portekiz yapan şey ise hepimizin bildiği gibi coğrafi keşifler.. Bartolomeu Diaz, Vasco De Gama ve R.A Cabral (Brezilya'ya ulaşmış.. Brezilya'da Portekizce konuşulmasının sorumlusu.. Türkiye'de Brezilyalı futbolcu bolluğundan her portekizce bilene ekmek kapısını açan adam) gibi ünlü denizcilere sahip olan Portekiz kısa sürede büyük bir sömürge imparatorluğu kurmuş.. Fakat daha sonra ekonomik sıkıntılar nedeniyle 70 yıl kadar İspanya egemenliği altında kalan Portekiz tekrar bağımsızlğını kazandıktan sonra sorunlar yaşamaya devam etmiş.. 20. yüzyıl başlarında monarşiye karşı ayaklanan halk ile cumhuriyet rejimine geçilmiş.. Fakat kısa ömürlü olmuş bu iktidar.. 1926 da ise askeri darbe sonucu yeni hükümet devrilmiş ve 'Salazar Dönemi' olarak adlandırılan diktatörlük dönemi başlamış.. (Zaten çoğu Avrupa ülkesinde görülen bir şey bu.. Hepsinde mutlaka bir tane diktatör var.) Salazar'ın 3F'sinden de bahsetmek gerekir tabii ki.. Herkesçe bilinir ama yine de açıklayalım.. Salazar yıllarca baskı rejimini ciddi bir direniş ile karşılaşmadan yönetebilmesini 3 F'ye borçlu olduğunu söyler: Fiesta, Fado, Futebol...
1974'te son devrim yaşanmış ve ülke sonunda bir siyasi istikrara kavuşmuş..

İşte böyle bir ülke Portekiz.. Futbol alanında ise her zaman güçlü olmuş ama hiçbir zaman devlerin arasına girememiş bir ülke... Avrupa Tarihi'nin en iyi on takımını sayın deseler, Real, Barca, Man U, Liverpool, Inter, Milan, Juventus, Ajax, Bayern Münih i banko koyarız.. 10. takım ise çoğu kişiye göre Marsilya'dır.. Ya da son yıllarda Chelsea denmeye başlanmıştır.. Abartıp coşanlar, Galatasaray bile der.. Fakat kimsenin aklına Benfica ve Porto gelmez.. Oysa bu takımlar hem Avrupa kupalarında son derece başarılı olmuş ( Benfica ve Porto'nun ikişer Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu var), hem de çok sayıda yıldızı Dünya futboluna kazandırmışlardır..

Bunlardan biri de Benfica'nın efsanevi topçusu (bu ifadeyi de çok seviyorum) Eusebio'dur.. Eusebio, sayısız gol atmış Avrupa'da altın ayakkabı ve yılın oyuncusu ödüllerini kazanmış, Dünya Kupalarında efsanevi maçlar oynamış, sadece Portekiz'in değil, tüm Dünya'nın son derece saygı duyduğu büyük bir efsanedir... Portekiz Tarihi'nin de gelmiş geçmiş en iyi oyuncusuydu..

Tabii Figo gelene kadar.. 90 yılların başlarından itibaren ise Portekiz'de yeni bir akım doğdu.. Altın Jenerasyon... Figo'nun önderliğini yaptığı bu jenerasyonda çoğu Avrupa Tarihi'ne yazılabilecek çapta oyuncular vardı.. Birkaç isim: Rui Costa, Vitor Baila, Jorge Costa, Fernando Couto, Poula Sousa, Joao Pinto, Pedro Pauleta...
Bu özelliği ile bize benziyorlar biraz.. Biz de 90 lı yıllarda doğan altın jenerasyonumuzla büyük işler başardık... Boyumuzun ölçüsünü bir hayli geçtik..

Fakat Portekiz'in bizden farkı bu jenerasyondan öncesi olmasıydı.. Her ne kadar hiçbir zaman altın jenerasyon kadar iyi olmasalar da en azından kabul edilebilecek bir futbol geçmişleri vardı.. Ve öncesi olduğu için sonrası da oldu.. Bizim ise ne öncesi vardı.. Ne de sonrası oldu.. Bu gidişle de olmayacak...

Neyse, Altın Jenerasyon'dan bahsetmişken yaptıklarından da bahsetmek gerekir.. Fakat yaptıkları pek birşey de yok.. Zaten bu jenerasyonu efsanevi yapan bir arada yaptıkları değil, her bireyinin kendi kariyerlerinde müthiş başarılar kazanmış olması... Bu takım 94 ve 98 Dünya Kupalarına katılamasa da özellikle Euro 2000'de yanlarına katılan Nuno Gomes'in de çok önemli katkısıyla büyük bir başarı elde etmişti.. (Bir başka not ise hem 96 hem de 00 Avrupa Şampiyonalarında bizi yenmiş olmaları) Daha sonra 2002'de tüm oyuncularının çok formda olduğu dönemde, şampiyonluk beklenirken, Portekiz gruptan çıkamadı.. Tek hatırlanan büyük PSG'li Pauleta'nın Polonya maçında yapmış olduğu hat-trick idi..

Burada yazıdan kopmak pahasına bir küçük parantez ile 01-03 arasında parlayan, Hugo Viana ve Hugo Leal'den bahsedeyim.. İkisi de ilk kez piyasaya çıktığında geleceğin yıldızı unvanı üstlerine yapıştırılımıştı.. Biri solak, biri sağlaktı ama ikisi de hücuma yönelik orta saha özelliklerine sahip, yetenekli oyunculardı.. Ama biri Newcastle United'da diğeri ise Paris Saint Germain'de bekleneni veremedi..

Bir daha ki şampiyona 04'te Portekiz'de yapılacak Avrupa Şampiyonası'ydı ama herkes artık bu jenerasyonun miadını doldurduğunu ve eline gelen son şansı değerlendiremediğini söylüyordu.. Fakat iki şampiyona arası inanılmaz şeyler oldu ve Portekiz süper bir jenerasyon yakaladı.. Tabii ki bu yeni kadroya en büyük katkıyı iki senede bir UEFA, bir Şampiyonlar Ligi alan Porto yaptı ama diğer takımların da katkılarıyla hakikaten süper ve bazılarına göre 90'ların takımını geçebilecek çapta bir 2000 jenerasyonu oluştu... Brezilya'dan devşirme Deco ve bardan devşirme Cristiano Ronaldo (devşirmenin ikinci anlamı toplamaktır, Cristiano Ronaldo'yu da sürekli barlardan topluyorlar) liderliğinde, Ricardo, Miguel, Jorge Anderade, Ricardo Carvalho, Nuno Valente, Maniche, Simao, Helder Postiga, Tiago, Queresma gibi isimlerden oluşan bu jenerasyon, eskilerden Figo, Pauleta, Rui Costa, Nuno Gomes gibi oyuncuların katkıları ile Avrupa Şampiyonası finali oynadı... Fakat finalde Yunanistan'a kaybetti.. Pauleta ise turnuvayı gol atamadan tamamlayarak beni ve tüm PSGlileri hayalkırıklığına uğrattı...

2004'ten sonra Portekiz futbolu duraklama dönemine girmiş durumda.. Ligi çok heyecanlı ama pek de kaliteli değil.. Portekiz Futbolu'nu son on yılda sürükleyen Porto düşüşte.. Gerçi Porto'dan bayrağı devralan takımlar olduğu da aşikar.. Sporting geçen sezon UEFA Finali oynadı.. Küçümsenebilir belki ama Taffarel, Henry'nin topunu inanılması güç bir şekilde çıkarmasaydı, hep övündüğümüz futbolumuzun en büyük başarısı olacaktı UEFA Finali.. Benfica'nın Şampiyonlar Ligi'nde elde ettiği başarılı sonuçlar da ortada.. Yani her ne kadar duraklasalar da durmadılar ve geçmişte elde ettiklerinin de etkisiyle en sınırlara sahipler.. Bu onların 2006'da İran, Meksika ve Angola ile kolay bir gruba düşmesini sağladı...

Belki de şu ana kadar hep beklenileni başaramamasının nedeni üzerlerindeki baskıydı.. Artık kimse onlardan çok büyük şeyler beklemiyor.. Bakalım daha iyisini başarabilecekler mi? İşte size 2006 Almanya'yı beklemek için başka bir neden daha..