Arsene Wenger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arsene Wenger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5.09.2013
TopCast 4 Eylül 2013: Transfer Deadline, Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi Gruplar
İlker'le beraber yaz transfer döneminin son dakika hamlelerini, Premier Lig'de geçtiğimiz haftasonu oynanan maçları ve Şampiyonlar Ligi kuralarını değerlendirdik.
Goller
Arsenal,
Arsene Wenger,
Bayern,
Chelsea,
Eto'o,
Everton,
Gareth Barry,
Jose Mourinho,
Liverpool,
Manchester United,
Marouane Fellaini,
Mesut Özil,
Sakho,
Suarez,
Süper Kupa,
Şampiyonlar Ligi,
Transfer,
Victor Moses
17.02.2012
Topcast 16 Şubat 2012
Bu yayınımızda İlker ve Ali Aktaş'la beraber Afrika Kupası ve Zambiya ile başladık, oradan Glasgow Rangers ve Portsmouth'un iflasını tartıştık, sonra sırasıyla İngiltere, İspanya ve Serie A'ya atladık. Sonunda ise Avrupa Ligi, Beşiktaş, Trabzonspor ve Milan-Arsenal maçıyla bitirdik.
Goller
Afrika,
Arsenal,
Arsene Wenger,
Barcelona,
Emerson,
Fabio Capello,
fildişi sahili,
Glasgow Rangers,
İngiltere,
İskoçya Ligi,
İspanya,
İtalya,
La Liga,
Milan,
Portsmouth,
Premier Lig,
Real Madrid,
Serie A,
Zambiya
31.08.2011
Bir zamanlar firtinalar estirirdim
Manu yenilgisini duydugumda (izlemeyi 60.dk`dan sonra biraktim, skoru sonradan ogrendim) sonra aklima gelen ilk saskinlik ve kufur iceren ifadelerden sonraki ilk cumle (sarki) bu oldu desem yalan soylemis olmam zannediyorum. Arsenal`in yillardir daha da kotuye giden durumunun bariz bi sekilde daha da kotuye gidemeyecegini gosterdi sanki bu yenilgi. Wenger`in ogrenmesi gereken ilk seyse, mazeret bulmak yerine yenilgiyi kabullenmek. Cunku hala 8 oyuncum eksikti gibi sacma sapan bahanelerle 8-2lik yenilgiye mazeret bulma cabasi icerisinde.
Bana gore ilk yaptigi hata Vieira`yi gondermekle ya da gonderdiyse bile onun yerini doldurmamakla yapti. Cunku bariz bi sekilde Vieira bu takimin belkemigiydi ve o gittikten sonra bariz bi bocalama donemi gecirdi Arsenal, ta ki Gilberto Silva biraz cekip cevirene kadar. Aslinda Vieira`nin gidisi o donemin bittiginin gostergesiydi ve "Dokunulmazlar" cetesinden ondan sonra birer birer oyuncular kopmaya basladi, tabii yeri dolmamak sartiyla. Wenger`in gecenlerde "Dogru oyuncu icin 40 milyon pound dahi veririm" ve "Ortalama bi oyuncu icin abarti rakamlar vermek istemiyorum" demesi de ayrica gulunc bi olay olsa gerek. Cunku su anda futbol yorumcularina sorulsa cogunlukla Arsenal`in ortalama oyunculardan kurulu oldugunu soylerler ki katilmamak mumkun degil.
Wenger`in son 6-7 senedir yapmaya calistigi sey aslinda cok basit bi sey: Protesto. Chelsea`yle baslayan ve su zamanlarda City`le devam eden para babalarini futbolu cirkinlestirdigini dusundugu icin protesto ediyor ama metodu yanlis secmis gibi. Arsenal, hala ucuz miktarlara kaliteli oyuncular bulabilir ama Wenger nedense hala Fransiz marketinden istifade etmeye calisiyor. Ingiliz futboluna da garezi var mi yok mu tartisilir. Eger Koscielny, Squillaci, Eduardo, Adebayor... gibi futbolculara degil de Ingiliz oyunculara yatirim yapsaydi eminim daha basarili olurdu.
17.12.2010
Ah Wenger Vah Wenger

Şampiyonlar Liginde 2. tur eşleşmeleri belli oldu ve dikkatleri çeken en önemli 2 eşleşme; geçen sezonun finalistleri Inter ve Bayern'in henüz 2. turda karşılaşacak olmaları ve tabi ki 2010 sezonunun en keyifli eleme turlarından birinde 2 maçta bize 9 gol izleten Barcelona ve Arsenal'in eşleşmeleriydi.
Yılın en iyi performans ödüllerinin dağıtıldığı bu günlerde bir ödül de talihsizlik dalında Wenger'e verilse iyi olmaz mı? Fotoğrafta Arsene Wenger kaybedilen Braga maçından sonra bugünleri sezmiş görünüyor :)
7.04.2010
"Bu Kardoyla Olmaz" ise Alternatif Nedir?

İlker sağolsun son yazısında geçen sene yazdığım bir yazıya gönderme yapmış. Eminim ki blogumuzu takip eden futbolseverlerin %90'ı da Arsenal hakkında şu an İlker'in düşündüklerini düşünüyordur.
Ben ise, açıkçası biraz finans-ekonomi okumaya başladıktan sonra Arsenal'in başarısız olduğu görüşümden 180° saptım. Evet, Arsenal 2004'te kazanılan namağlup Premier Lig şampiyonluğundan sonra (2005 Community Shield'ı kupadan saymıyorum) tek bir kupa dahi kaldıramadı. Bu süreçte, ezeli rakipleri Manchester United 4 kez Premier Lig'i, 1 kez de Şampiyonlar Ligi'ni, Liverpool ise 1 kez Şampiyonlar Ligi'ni kazanabilirken, Arsenal'in en büyük başarısı 2006'da yine Barça'ya kaybedilen Şampiyonlar Ligi finaline yükselmek oldu.
Yine aynı süreçte takımın yıldızları Arsenal'in hedef küçülttüğünü öne sürerek bir bir takımdan ayrıldı. Kimine göre kulüp tarihinin en efsane oyuncusu Henry, 2 yıllık bir flörtün ardından dün Arsenal'i 4-1 ile sahadan silen Barça'ya gitti. Bir başka efsane kaptan Vieira, Juventus'a satıldı (şimdi Manchester City'de oynuyor). Tecrübeli isimler Parlour, Ljungberg, Lehmann, Campbell bir bir takımdan koptu. Yıldızları parlayan, nispeten daha az önemli Adebayor, Flamini, Hleb gibi oyuncular da kariyerlerini seçerek Avrupa'nın diğer büyük kulüplerine gittiler ve zamanla kayboldular.
Peki Arsenal, bütün bu kayıpları yaşarken ne kazandı? Yukarıda bahsettiğim değişimler olup biterken, guru menajer Wenger, sürpriz bir şekilde, tıknaz bir İspanyol çocuğun etrafına kurulu, top tekniği daha fazla, boy ortalaması daha kısa, yaş ortalaması ise daha da genç, Premier Lig'in aşırı fiziksel standartlarına çok radikal kaçan, yerden ayağa paslarla oynayan bir takım yarattı. Aynı zamanda, Highbury müteahitlere satılarak, 60.000 kişilik Emirates stadına geçildi. Kulüp, finansal açıdan Avrupa'nın en zengin 5 takımı arasına girdi. Üstelik bu finansal performansın en önemli özelliği ise kendi kendine sürdürülebilir olması ki Avrupa'da herhalde benzeri bir performansın yakınına gelebilecek tek kulüp Lyon.
Okurlarımız haklı olarak soracaklardır: bir futbol kulübünün amacı para mı yapmaktır, yoksa kupa mı kazanmak? Dünyaca ünlü strateji gurusu Michael Porter'a göre, strateji, çevredeki değişkenleri gözetmesi gereken, dinamik bir kavramdır. Arsenal, son 6 senedir tek bir kupa bile kazanamamış, Messi, Ronaldo, Ronaldinho, İbrahimoviç gibi "PlayStation" tarzı oyuncular yetiştirememiş olabilir. Wenger, yeni transferlere milyonlar akıtmadığı için inatçılıkla, bunaklıkla suçlanmış olabilir. Fakat, buzdağının su seviyesinin altında kalan kısmına baktığımızda, Arsenal'in geleceğe yönelik çok önemli ve başarılı yatırımlar yaptığını ve bu çizgisinden sapmadığı sürece bırakın hedef küçültmeyi, aslında hedef büyüttüğünü görmemiz mümkündür.
İsterseniz bu hipotezi açıklamak için Arsenal'in rakiplerini ve kupasız geçen bu 6 senede neler yaşadıklarını ele alalım.
Manchester United: Son 6 senedir sportif olarak muazzam başarılar yakalayan (3 lig şampiyonluğu, 3 lig kupası, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi finali) United, bütün bu başarılarını Glazer ailesinin aldığı, kulübü mali açıdan tamamen batırmış kredilere borçlu. Carrick'e bile 30 milyon € civarı ödeme yapabilen bir transfer politikası, Ronaldo'yu 80 milyon €'ya satmasına rağmen açıklarını kapayamamış durumda. Bu sene mali zorluklar yüzünden ilk kez kulüp adına, çok yüksek faiz oranlı bonolar basan United'ın mali geleceği çok sakat ve Kızıl Şövalyeler kulübü alsa bile yine öyle kalacak. Çöküşü ise ne yazık ki Fergie'nin takımı bırakmasından sonra göreceğiz.
Chelsea: Farkındaysanız artık Abramoviç transfere eskisi kadar para harcayamıyor. Chelsea'nin oyuncu iskeleti, Mourinho'nun Chelsea'siyle aynı. Takım hızla yaşlanıyor ve bu sene ya da öteki seneye bir tökezleme görmemiz hayli mümkün.
Liverpool: Arsenal ile en iyi kıyaslanabilecek kulüp. Birkaç sene öncesine kadar varlıklarının toplamı Arsenal ile aşağı yukarı aynıydı. Wenger'i transfer yapmıyor diye eleştirenler, Benitez'in yaptıklarını beğenecekler mi acaba. Yeni stada geçilmedi ve bolca transfer yapıldı. Torres'ler, Mascherano'lar, Keane'ler, Kuyt'lar, Babel'ler geldi de ne oldu? Şu anki panoramada, City, Villa, Tottenham gibi takımların seviyesine inen Liverpool'un önümüzdeki birkaç sene parlak bir geleceğe sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Eminim Liverpool taraftarları İstanbul'da kazanılmış kupayı daha parlak bir geleceğe değişmek isterlerdi.
Manchester City: Şeyh parasıyla gümbür gümbür geliyorlar. Mali olanaklarının sınırı yok. Her oyuncuya ortalama 50-60 milyon € ödeyebilirler.
Villa, Tottenham & Everton: Son 3-4 senedir istikrarlı bir şekilde ligin 4., 5. ve 6. sıralarını zorlar hale geldiler. Transfere de az para harcamıyorlar.
Barça & Real Madrid: Aslında Arsenal'i bu tür Avrupa devleriyle kıyaslamak bile ilginç. Dünkü 4-1'lik hezimetin ardından "Almunia'yla, Vermaelen'le olmaz" diyebilmemiz bile, esasında gizliden gizliye Arsenal'in yavaş yavaş Barça, Real gibi takımlarla aynı potaya girmeye başladığının ve üzerlerindeki beklentilerin arttığının sinyalini vermiyor mu? Gerek Barça, gerek Madrid, tam anlamıyla kurumsallaşmamış 2 (adı üstünde) "kulüp." Bunların halen, hayli politik atmosferlerde gerçekleşen seçimleri var bir kere! Biri, İspanyol muhafazakarlarının, diğeri Katalan toplumunun simgesi. Yani sırf politik çıkarlar yüzünden, bu iki takımın sırtı parasal açıdan asla yere gelmez. İstedikleri gibi de yıldızlara para saçmaya devam edebilirler. Şike skandalı öncesi bu listeye Milan, Juve gibi takımları da ekleyebilirdik, nasip olmadı.
İşte "Vermaelen'le, Sagna'yla olmaz" zihniyetinin aslında gözden kaçırdığı Arsenal başarısı budur. Aslında ironik bir şekilde, evet, Vermaelen'le ve Sagna'yla da olmaz! Eleştirmek kolay. O zaman yapıcı olalım. Durum böyleyse Arsenal'in alternatifleri nelerdir? Arsenal'in transfere ihtiyacı var. Hatta Almunia'nın yerine adam gibi bir kaleciyle ve sağlam bir stoperle başlayabiliriz! Fakat o da ne? Küresel kriz ve birkaç zengin psikopat yüzünden transfer pazarı tamamen şişmiş durumda. İbra'ya verecek 40 milyon € + Eto'o'muz var mı? Kaka'ya önerecek 100 milyon €'muz? Ronaldo'yu alacak 80 milyon €'muz? Cevap: Yok. Liverpool bu yoldan gitmeye çalıştı, nefesi kesildi.
E, Premier Lig de profesyonel finans kuruluşlarınca denetlenen, her takımın tamamen borsada listelendiği bir lig. Oradan çıkıp Barça ve Real Madrid gibi politikaya malzeme olma ihtimaliniz de kalmadı.
Tek bir alternatif kalıyor: Arap şeylerinin ya da Rus oligarkların himayesi altına girmek. Bunu da ne kadar isterziniz, orası sizlere kalmış. Chelsea'nin durumu ortada: Abramoviç'in şevki kaçtı, transfere akan para bitti. Takım don değiştirir gibi teknik adam değiştiriyor. Oligark yarın Chelsea'yi bıraksın, kulübün durumu ne olur? Koskoca bir soru işareti...
Bugün dahi Uzmanov, Kroenke gibi pek çok para babası Arsenal hisselerini %30'un üzerine çıkarıp kulübün başkanı olabilmek için pusuda beklerken, çokça eleştirilen Peter Hill-Wood - Wenger ikilisinin, dünya kadar parayı alıp gitmek yerine Arsenal'in bağımsızlığını ve sportif başarısını düşünerek saflarını korumaları, Arsenal'in aslında kupa ve futbol için savaçtığının, çevresindeki bütün bu olumsuzluklara rağmen doğru ve sürdürülebilir bir stratejiyle büyümeye devam ettiğinin göstergesidir.
Arsenal taraftarları, dünkü hezimete her türlü hayıflanma hakkına sahip olmakla beraber, takımın geleceğinin emin ellerde olduğu gerçeğini görmeli, bu genç, birlikte büyüyen ve parlak geleceğe sahip takımına destek çıkmalıdır.
25.03.2010
At Rahmiyle Sakatlık Tedavisi - 0532....
Soccernet.com'da yayınlanan bir Arsene Wenger röportajından aynen aktarıyorum.
(Wenger, bir basın açıklamasıyla forvet oyuncusu van Persie'nin sezon başında geçirdiği ağır ayak bileği sakatlığından sonra nihayet sahalara döneceği müjdesini veriyor.
"Van Persie, iyileşme sürecini çabuklaştırmak adına, at meşimesiyle ayak bileğine masaj yapıldığı radikal bir yerel tedavi yöntemini denemek için Sırbistan'a bile gitti."
Aha antrenmanlara ve takım yönetimine getirdiği bilimsel yaklaşım nedeniyle "profesör" lakabı takılan Wenger'in karizmayı çizdirdiği an... Tamam adamın sakatlıktan çıkmak için gösterdiği azmi basın karşısında takdir etmek istiyorsun. Taraftara da "Çocuktan öyle hemen her maç hat-trick beklemeyin. Eski formuna dönmesi zaman alır" mesajı vereceksin.
Fakat, hani atlı tedavi gibi saçma sapan bir gaflete de düştüysen, bari basın açıklamasında bahsetme! Kardeşim zavallı atın rahmini ne ara çıkardınız da adamın bileğinin etrafına süreceksiniz? Yanlış anlamayın: rahmin çıkarılmaıdığı, doğal bir tedavi yönetmini düşünmek bile istemiyoruz zaten. Ha bi de koskoca İngiltere'de, Avrupa'da doktor kalmadı, Sırp üfürükçülerden medet umuyorsunuz ya...
Bir de bel fıtığından kurtulmak için türbelere giden, otoyol kıyılarında duvarlara sprey boyayla yazılan cep numaralarını arayan kendi insanımıza cahil deriz. Futbolun dünyası yalan...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
