5.09.2013
TopCast 4 Eylül 2013: Transfer Deadline, Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi Gruplar
İlker'le beraber yaz transfer döneminin son dakika hamlelerini, Premier Lig'de geçtiğimiz haftasonu oynanan maçları ve Şampiyonlar Ligi kuralarını değerlendirdik.
16.08.2012
van Persie United'da
Bundan sonra ne olur?
- City'nin United'ın bu hamlesi karşısında transfer yapacağına inanıyorum. Bu sezon bir tek Rodwell'i aldılar, o da 21 yaş altı olduğu, kadroya yazılabileceği için. Ellerinde çok fazla şişik sözleşmeli oyuncu var ve onlardan kurtulamadan doğru dürüst transfer yapamayabilirler.
- Welbeck, Hernandez veya Berbatov'dan en az birinin United'dan tez zamanda ayrılacağını tahmin ediyorum.
- Wenger'in demeçlerine bakılırsa Arsenal, Song'un ayrılması ihtimali haricinde takviye yapmayacak. Bana kalırsa, Song kalsa bile yine iyi bir Song yedeği gerek ama tabi bu sadece şahsi fikrim.
7.03.2012
Topcast 06.03.2012
17.02.2012
Topcast 16 Şubat 2012
10.01.2012
12 numara!
Wenger ile birbirine sarıldıkları sahnede ağlamayan adam değil!
31.08.2011
Bir zamanlar firtinalar estirirdim
23.08.2011
Geleneksel Everton senlikleri basladi!
Senlik diyorum cunku diger takimlar icin sezon basinda Everton`la oynamak hele ki yeni cikan takimlar icin, tam bi senlik. Normalde Goodison Park`ta Qpr yuz macin kacini alir diye sorsaniz belki en fazla on diyen cikar ama iste o yuzde onluk ihtimali Everton`un artik geleneksellesen lige kotu baslangici baya bi yukseltiyor. Benim tahminim beraberlikti bu mac icin ama Beckford`un cok kotu oyunu ve Cahill ve Baines`in sanssizligi gelenegi bozmadi. Moyes macin ardindan yine hemen beklentileri dusurecek aciklamalar yapti ve ilk ona girmenin bu sene onlar icin cok zor olacagini belirtti. Aslinda hakli cunku Everton disindaki butun takimlar yuksek meblaglarda transferler yapti. Aslinda Everton da yapti ama tek transfer; Sporting`den kiralik Eric Dier. Bu noktada Moyes`e hak vermek lazim ama yine de Everton ilk on icinde rahat bitirir diye tahmin ediyorum.
Manu Tottenham` i rahat gecti gerci ilk yarida zorlandilar ama beklenen sonuc cikti mactan. Cleverley ve Anderson ikilisi Fletcher ve Carrick`i baya zorlayacak gibi. ManU defansindaki problemler ve De Gea`nin tecrubesizligi sampiyonluga mal olabilir cunku karsilarinda cok guclu bi City var.
Wolves ve Fulham bence bu sezonun surpriz iki takimi olacak ama sonraki icin biraz daha zaman lazim. Murphy artik yaslandigini iyice belli ediyor ve Jol`un bi playmaker`a bariz ihtiyaci var, Sidwell Etuhu`nun yedegi olabilir. Ayrica yeni bi sag bek transferi de gorursek sasirmamak lazim cunku Hughes`u sagda deniyor ama ne kadar verim aldigini veya alabilecegini tahmin etmek zor degil. Belki de defansi saglam tutup kendisine kredi kazandirmak istedi ama iki macta 1 puan simdilik isini zorlastiran seylerden biri, kaldi ki Avrupa Ligi`nde de devam etmesi kafasinda buyuk bi soru isareti olusturuyodur muhtemelen.
Villas-Boas bana gore futbol adina dogru ne varsa hepsini yapmaya calisiyor. Bosingwa`yi sag bekte tercih etmesi, Kalou(Anelka)-Malouda ve Torres-Drogba tercihleri tamamen dogru. Cunku bahsedilen bu ikili canlari ne zaman isterse oynayan oyunculardi ve bunlari caliskan, takim oyununa daha fazla katkida bulunan ve disiplinli isimlerle degistirmesi yakin zamanda guzel bi Chelsea izleyecegimizin habercisi.
Arsenal bu sene ciddi manada ilk 5 icerisinde bitiremeyecek gozukuyor benim gozumde. Liverpool karsisinda siradan bi takimdilar ve Newcastle karsisinda ciddi manada iki denk takimin mucadelesi goruntusundeydiler. Wenger`in en az 4 transfer yapmasi lazim, zaten bu sezonun onun son sezonu olduguna dair de bicok spekulasyon var.
Son olarak Villa`dan bahsetmek gerekirse McLeish klasik 4-4-2siyle basarili olacak gibi duruyor. Hele ki elinde Bent, Dunne, Collins ve Petrov gibi tecrubeli oyuncular olunca ilk 11 sakatlanmadigi surece ligi iyi goturecekler ama yedek kulubesi o kadar guclu degil ve bu da Villa`nin bu sezon yine ust siralari zorlayamacaginin onemli bi gostergesi.
Ikinci haftayi da geride birakirken sampiyonlugun City ve United arasinda gececegini soylemek cok da zor olmasa gerek. Yine de City`nin hala kisisel yeteneklere dayandigini soylemek yanlis olmaz sanirim. Silva ve Dzeko sakatlaninca Balotelli ve Johnson`a ne kadar guvenilebilir bilmiyorum acikcasi. Yine de Barry`nin golu ve Milner`in asistleri bu degisimin oldugunu gosterir nitelikte.
Not: Yazinin Ingilizce versiyonu ayni olmamakla beraber kendi blogum olan su adresten okunabilir:
http://waitforthewhistle.blogspot.com/
17.12.2010
Ah Wenger Vah Wenger

14.04.2010
9.04.2010
Kendini de unutsaydın!
Haber 2 günlük ama yahoo sports'ta yeni gördüm. Diğer bloglarda da görmediğime göre atlanmış bir haber sanırım. Vela'nın fotoğraftaki gibi kulağını çekmesinin bir sebebi var. Başkası çekmeden kendi kulağını kendi çekiyor. Esasında bu kulak çekmeyle kapatılamayacak bir mevzuu.Arsenal salı günü Nou Camp'ta 4 yerken, Bendtner'in gole rağmen pek de bir şey yapmadığı maçta gözler onu aradı ama o ilk 18'de değildi. Bunun sebebi ise elamının pasaportunu nereye koyduğunu unutması ve bu sebeple İspanya'ya gelememesiydi.
7.04.2010
"Bu Kardoyla Olmaz" ise Alternatif Nedir?

İlker sağolsun son yazısında geçen sene yazdığım bir yazıya gönderme yapmış. Eminim ki blogumuzu takip eden futbolseverlerin %90'ı da Arsenal hakkında şu an İlker'in düşündüklerini düşünüyordur.
Ben ise, açıkçası biraz finans-ekonomi okumaya başladıktan sonra Arsenal'in başarısız olduğu görüşümden 180° saptım. Evet, Arsenal 2004'te kazanılan namağlup Premier Lig şampiyonluğundan sonra (2005 Community Shield'ı kupadan saymıyorum) tek bir kupa dahi kaldıramadı. Bu süreçte, ezeli rakipleri Manchester United 4 kez Premier Lig'i, 1 kez de Şampiyonlar Ligi'ni, Liverpool ise 1 kez Şampiyonlar Ligi'ni kazanabilirken, Arsenal'in en büyük başarısı 2006'da yine Barça'ya kaybedilen Şampiyonlar Ligi finaline yükselmek oldu.
Yine aynı süreçte takımın yıldızları Arsenal'in hedef küçülttüğünü öne sürerek bir bir takımdan ayrıldı. Kimine göre kulüp tarihinin en efsane oyuncusu Henry, 2 yıllık bir flörtün ardından dün Arsenal'i 4-1 ile sahadan silen Barça'ya gitti. Bir başka efsane kaptan Vieira, Juventus'a satıldı (şimdi Manchester City'de oynuyor). Tecrübeli isimler Parlour, Ljungberg, Lehmann, Campbell bir bir takımdan koptu. Yıldızları parlayan, nispeten daha az önemli Adebayor, Flamini, Hleb gibi oyuncular da kariyerlerini seçerek Avrupa'nın diğer büyük kulüplerine gittiler ve zamanla kayboldular.
Peki Arsenal, bütün bu kayıpları yaşarken ne kazandı? Yukarıda bahsettiğim değişimler olup biterken, guru menajer Wenger, sürpriz bir şekilde, tıknaz bir İspanyol çocuğun etrafına kurulu, top tekniği daha fazla, boy ortalaması daha kısa, yaş ortalaması ise daha da genç, Premier Lig'in aşırı fiziksel standartlarına çok radikal kaçan, yerden ayağa paslarla oynayan bir takım yarattı. Aynı zamanda, Highbury müteahitlere satılarak, 60.000 kişilik Emirates stadına geçildi. Kulüp, finansal açıdan Avrupa'nın en zengin 5 takımı arasına girdi. Üstelik bu finansal performansın en önemli özelliği ise kendi kendine sürdürülebilir olması ki Avrupa'da herhalde benzeri bir performansın yakınına gelebilecek tek kulüp Lyon.
Okurlarımız haklı olarak soracaklardır: bir futbol kulübünün amacı para mı yapmaktır, yoksa kupa mı kazanmak? Dünyaca ünlü strateji gurusu Michael Porter'a göre, strateji, çevredeki değişkenleri gözetmesi gereken, dinamik bir kavramdır. Arsenal, son 6 senedir tek bir kupa bile kazanamamış, Messi, Ronaldo, Ronaldinho, İbrahimoviç gibi "PlayStation" tarzı oyuncular yetiştirememiş olabilir. Wenger, yeni transferlere milyonlar akıtmadığı için inatçılıkla, bunaklıkla suçlanmış olabilir. Fakat, buzdağının su seviyesinin altında kalan kısmına baktığımızda, Arsenal'in geleceğe yönelik çok önemli ve başarılı yatırımlar yaptığını ve bu çizgisinden sapmadığı sürece bırakın hedef küçültmeyi, aslında hedef büyüttüğünü görmemiz mümkündür.
İsterseniz bu hipotezi açıklamak için Arsenal'in rakiplerini ve kupasız geçen bu 6 senede neler yaşadıklarını ele alalım.
Manchester United: Son 6 senedir sportif olarak muazzam başarılar yakalayan (3 lig şampiyonluğu, 3 lig kupası, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi finali) United, bütün bu başarılarını Glazer ailesinin aldığı, kulübü mali açıdan tamamen batırmış kredilere borçlu. Carrick'e bile 30 milyon € civarı ödeme yapabilen bir transfer politikası, Ronaldo'yu 80 milyon €'ya satmasına rağmen açıklarını kapayamamış durumda. Bu sene mali zorluklar yüzünden ilk kez kulüp adına, çok yüksek faiz oranlı bonolar basan United'ın mali geleceği çok sakat ve Kızıl Şövalyeler kulübü alsa bile yine öyle kalacak. Çöküşü ise ne yazık ki Fergie'nin takımı bırakmasından sonra göreceğiz.
Chelsea: Farkındaysanız artık Abramoviç transfere eskisi kadar para harcayamıyor. Chelsea'nin oyuncu iskeleti, Mourinho'nun Chelsea'siyle aynı. Takım hızla yaşlanıyor ve bu sene ya da öteki seneye bir tökezleme görmemiz hayli mümkün.
Liverpool: Arsenal ile en iyi kıyaslanabilecek kulüp. Birkaç sene öncesine kadar varlıklarının toplamı Arsenal ile aşağı yukarı aynıydı. Wenger'i transfer yapmıyor diye eleştirenler, Benitez'in yaptıklarını beğenecekler mi acaba. Yeni stada geçilmedi ve bolca transfer yapıldı. Torres'ler, Mascherano'lar, Keane'ler, Kuyt'lar, Babel'ler geldi de ne oldu? Şu anki panoramada, City, Villa, Tottenham gibi takımların seviyesine inen Liverpool'un önümüzdeki birkaç sene parlak bir geleceğe sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Eminim Liverpool taraftarları İstanbul'da kazanılmış kupayı daha parlak bir geleceğe değişmek isterlerdi.
Manchester City: Şeyh parasıyla gümbür gümbür geliyorlar. Mali olanaklarının sınırı yok. Her oyuncuya ortalama 50-60 milyon € ödeyebilirler.
Villa, Tottenham & Everton: Son 3-4 senedir istikrarlı bir şekilde ligin 4., 5. ve 6. sıralarını zorlar hale geldiler. Transfere de az para harcamıyorlar.
Barça & Real Madrid: Aslında Arsenal'i bu tür Avrupa devleriyle kıyaslamak bile ilginç. Dünkü 4-1'lik hezimetin ardından "Almunia'yla, Vermaelen'le olmaz" diyebilmemiz bile, esasında gizliden gizliye Arsenal'in yavaş yavaş Barça, Real gibi takımlarla aynı potaya girmeye başladığının ve üzerlerindeki beklentilerin arttığının sinyalini vermiyor mu? Gerek Barça, gerek Madrid, tam anlamıyla kurumsallaşmamış 2 (adı üstünde) "kulüp." Bunların halen, hayli politik atmosferlerde gerçekleşen seçimleri var bir kere! Biri, İspanyol muhafazakarlarının, diğeri Katalan toplumunun simgesi. Yani sırf politik çıkarlar yüzünden, bu iki takımın sırtı parasal açıdan asla yere gelmez. İstedikleri gibi de yıldızlara para saçmaya devam edebilirler. Şike skandalı öncesi bu listeye Milan, Juve gibi takımları da ekleyebilirdik, nasip olmadı.
İşte "Vermaelen'le, Sagna'yla olmaz" zihniyetinin aslında gözden kaçırdığı Arsenal başarısı budur. Aslında ironik bir şekilde, evet, Vermaelen'le ve Sagna'yla da olmaz! Eleştirmek kolay. O zaman yapıcı olalım. Durum böyleyse Arsenal'in alternatifleri nelerdir? Arsenal'in transfere ihtiyacı var. Hatta Almunia'nın yerine adam gibi bir kaleciyle ve sağlam bir stoperle başlayabiliriz! Fakat o da ne? Küresel kriz ve birkaç zengin psikopat yüzünden transfer pazarı tamamen şişmiş durumda. İbra'ya verecek 40 milyon € + Eto'o'muz var mı? Kaka'ya önerecek 100 milyon €'muz? Ronaldo'yu alacak 80 milyon €'muz? Cevap: Yok. Liverpool bu yoldan gitmeye çalıştı, nefesi kesildi.
E, Premier Lig de profesyonel finans kuruluşlarınca denetlenen, her takımın tamamen borsada listelendiği bir lig. Oradan çıkıp Barça ve Real Madrid gibi politikaya malzeme olma ihtimaliniz de kalmadı.
Tek bir alternatif kalıyor: Arap şeylerinin ya da Rus oligarkların himayesi altına girmek. Bunu da ne kadar isterziniz, orası sizlere kalmış. Chelsea'nin durumu ortada: Abramoviç'in şevki kaçtı, transfere akan para bitti. Takım don değiştirir gibi teknik adam değiştiriyor. Oligark yarın Chelsea'yi bıraksın, kulübün durumu ne olur? Koskoca bir soru işareti...
Bugün dahi Uzmanov, Kroenke gibi pek çok para babası Arsenal hisselerini %30'un üzerine çıkarıp kulübün başkanı olabilmek için pusuda beklerken, çokça eleştirilen Peter Hill-Wood - Wenger ikilisinin, dünya kadar parayı alıp gitmek yerine Arsenal'in bağımsızlığını ve sportif başarısını düşünerek saflarını korumaları, Arsenal'in aslında kupa ve futbol için savaçtığının, çevresindeki bütün bu olumsuzluklara rağmen doğru ve sürdürülebilir bir stratejiyle büyümeye devam ettiğinin göstergesidir.
Arsenal taraftarları, dünkü hezimete her türlü hayıflanma hakkına sahip olmakla beraber, takımın geleceğinin emin ellerde olduğu gerçeğini görmeli, bu genç, birlikte büyüyen ve parlak geleceğe sahip takımına destek çıkmalıdır.
Haksız Rekabet
Maçı özeti benim için iki pozisyondur. Messi’nin birinci golünde Silvestre’den seken topta Silvestre kendini tekrar toparlayana kadar top çoktan ağları bulurken, ikinci yarıda Milito’dan seken topta Bendtner topa vurana kadar Milito çoktan kendini toparlayıpm, kayarak müdaheleyi yaptı ve topu aldı.
Bu iki pozisyon iki takım arasındaki kaliteyi göstermeye yeterdi. Gallas, fabregas, arshavin, van persie olsa da şu maçın gidişatının değişebileceğini kim iddia edebilir ki? Puyol ve Pique’nin yedekleri Marques ve Milito’yu gözü kapalı Arsenal’in defansına koyabiliyorsam, bir tarafta İniesta, Yaya Toure, Henry yedek kalırken öteki tarafta Denilson, Abou Diaby ilk 11 başlıyorsa rekabet kurulunun müdahele edip bu haksız rekabeti engellemesi gerekmez mi(!)
Vermaalen Arsenal topçusu olmamalı. Yok eğer Arsenal topçusu olacaksa Arsenal bu seviyelerde mücadele etmemeli. İlk maçta İbra’ya tıpkısının aynısı iki gol attırdıktan sonra, Messi’nin üçüncü golü de karbon kağıdı gibiydi. Esasında bu tarz bir tecavüz daha ilk maçın ilk 15 dakikasında gerçekleşecekti. Almunia bu defa mucize gerçekleştiremedi ve olması kaçınılmaz olan oldu.
Can Özenç’in geçtiğimiz yıl yazdığı yazısını okuyarak, Arsenal’in geçen yıl ki vaziyetini hatırlayabilir ve bir senede Arsenal açısından hiçbir şeyin değişmediğini görebilirsiniz. Altyapıdan oyuncu yetiştirip sonra bunları satarak, transfere çok para harcamayıp, kasayı dolu tutarak ne yazık ki büyük kulüp olunmuyor. Öyle olsa Gençlerbirliği çoktan 5. Büyük olurdu. İki yıldır Arsenal, Şampiyonlar Ligi’nde Chelsea’den daha iyi yerlere gelmesine rağmen, bugün Premierleague şampiyonluğu bahsi geçtiğinde halen daha “ya Chelsea ya da United” denilip Arsenal adamdan sayılmıyorsa ortada bi yanlış vardır ve Arsene Wenger’in hatta takımın chairman’ı Peter Wood’un şapkasını önüne koyup düşünmenin vakti gelmiştir.
2.04.2010
Bu futbol ise TFL nedir?

6.05.2009
Arsenal Ne Kadar Başarılı?
3.11.2007
Arsenal - Manchester United (3.11.2007)
Her iki teknik direktör de maçı kazanamamalarının gururlarına fazlaca dokunacağını bildiğinden dolayı maç boyu yerlerinde duramadılar. Yirminci dakikada Ferguson ayağa kalktı dördüncü hakeme bayağı bir veryansın ettikten sonra Wenger de boş durmadı ve o da hakemlere birşeyler söyledi. Taraftarın da muhteşem baskısıyla Arsenal sağlı sollu ataklar denerken Vidic kilit adamdı. Bir pozisyonda Hleb’i öyle profesyonelce düşürdü ki hakem Howard Webb penaltı vermekten çekindi. Ayrıca kritik pozisyonlarda(Özellikle Anderson’un yaptığı fauller) yanlış karar verdiğini düşündüğüm Howard Webb de ilk yarıda Arsenal’in hızının kesilmesine neden oldu.
İlk yarının tam da bu skorla biteceği düşünülürken ve de Manchester 44.dk’da oyunun kontrolünü eline aldı diye not düşerken, Rooney Toure’nin önlediği pozisyona benzer ön direğe doğru çapraz koşusunu yaptı ve Gallas’ın da yardımıyla takımını öne geçirdi. Emirates’de ilk yarı sonunda büyük bir sessizlik oluştu. Devre arasında Ferguson’ın Hargreaves’i kenara çekeceğini, Wenger’in de Walcott’u oyuna alacağını düşünürken iki teknik adam da aynı 11le devam etti. Manchester, önde olmanın da etkisiyle ikinci yarıya rahat başlarken Hleb’in müthiş pasında bir kontra ataktan, son pozisyonda Sagna’nın yerine Walcott’un olduğunu düşündüğüm bir şekilde golü Fabregas’la buldu. İlk yarının sonunda gelen golle sesi kesilen tribünleri geri döndüren bu gol, Manchester’ın da planlarını bozdu. Golden sonraysa yetmişinci dakikaya kadar müthiş bir orta saha mücadelesine dönüşen maçta özellikle 60 ve 70.dakikalar arası çok yüksek bir tempoda geçti maç ve iki takım da özellikle Manchester soldan geldiği ataklarda etkili oldu. Bu periyotta geçen senelerde kendileri hakkındaki düşüncelerimi adeta bana yedirircesine iki futbolcu takımlarının kilit isimleri oldu: Flamini ve Evra. Flamini doksan dakika boyunca her pozisyonda, maçın her dakikasında etkili oldu ve oyundan düşmedi. Evra’ysa Manchester özellikle 70.dk’dan sonra kontrolü ele geçirdiği dönemde yaptığı bindirmelerle çok etkili oldu ki nitekim golün asistini de o yaptı.
70.dk’dan sonra kontrolü eline alan Manchester ataklarda etkisiz gözüken Wes Brown’ın yerine John O’shea’yi oyuna dahil etti. Wenger’se bence geç kaldığı Walcott değişikliyle zaten çok iyi oynayamayan Eboue’nin yerine kontra atak ve uzun paslarla ileriye daha hızlı çıkmayı istedi. Bu hamleyi gören Ferguson yorulan ve ataklarda kararsız kalan Anderson ve Arsenal’in müthiş baskın ve istekli ortasahasında kaybolan Tevez’in yerine Saha ve Carrick’i aldı ki Saha’nın, Ronaldo’nun golünde önemli bir katkısının olduğuna dikkat etmek lazım. Bu arada Nani yerine Giggs’i tercih eden Ferguson’ın da kararında ne kadar doğru olduğunu Giggs’in Evra’yı etkili kılan paslarında gördük. 82. dk’da gelen golle yenik duruma düşen Arsenal’de 80.dk’da oyundan düşen Rosicky ve Hleb’in yerine Silva’ları oyuna dahil etmişti ancak bu iki değişikliğin de çok olumlu olduğunu söylemek zor. Zira Gilberto Silva ilk 11de zor şans buluyor ki maç eksikliğinden dolayı fiziksel olarak çok güçlü durmadı, Eduardo da Silva’da oynamaya alışkın olmadığı bir yerde Rosicky’nin yaptıklarını yapamadı. Ancak bütün bunlara rağmen son dakikada gelişen atakla kaptan Gallas’ın ayağından golü bulmayı başardı Arsenal.
Maç sonrasında Ferguson son dakikada yenilen gole karşı çok öfkeliydi çünkü Manchester yendiği anda Arsenal’in maç eksiğine rağmen liderlik koltuğuna oturacaktı ancak bundan daha önemlisi ezeli rakiplerinden Wenger’e karşı önemli bir zafer elde etmiş olacaktı. Ayrıca iki kere öne geçtiği maçtan 1 puan çıkartabilmişti. Buna rağmen Wenger, maçtan sonra yaptığı açıklamada kendine has olan üslubuyla takımının teknik kapasitesinin yanısıra gözden kaçmaması gereken bir karaktere sahip olduğunu bunu da iki kere yenik düşmelerine rağmen yenmeleriyle kantladıklarını söyledi. Ferguson’sa bu kadar zorlandıkları maçtan az daha galip gelmenin keyfine varacakken maçın berabere bitmesinden dolayı sinirliydi ve elimize gelen fırsatı teptik dedi. Önemli ayrı bir nokta da şampiyonlukla ilgili sorularaysa iki menajerin de Chelsea ve Liverpool’un düzeldikten sonra belli olur şeklinde açıklama yapmalarıydı. Müthiş bir maçı yorumlamanın zevkini bana tattırdıkları için de her iki menajer ve takımın da önünde saygıyla eğiliyorum.
21.10.2006
Liderlikle Beraber Kimlik de Gitti
Evet site yönetimi ile yapılan görüşmelerimiz sonunda sitemizin bir maç analizi köşesine ihtiyaç duyduğu kararına varıldı. Scout adlı köşemiz sitemiz için hayırlı olur umarım. Bu köşeden sizlere ben ulaşacağım. Scout köşesinde genelde benim maç analiz yazılarım yer alacak. Bunun dışında farklı konularla da bu köşede karşınıza çıkabilir.
Köşemizin ilk yazısını CSKA Moskova- Arsenal olarak seçtim. Bunda benim iki yeni yıldız adayımdan biri olan Daniel Carvalho’ nun CSKA Moskova’ da oynaması etkili oldu. Diğer yıldız adayım kim diye sorarsanız Brezilya milli takımı teknik direktörü Dunga’ nın yeni gözdesi Shaktar Donetsk’ li Elano. Bu maçı seçmemin diğer nedeni ise Arsenal’ in yeni oyuncularını izlemek istememdi. Rosicky, Djorou ve Gallas takıma uyumunu çok merak ediyordum. Bu maçta oyuncuların uyumunun nasıl olduğundan çok Arsenal’ in tanınmayacak halde olduğunu gördüm. Ancak hakemin maçın sonlarına doğru Henry’ nin nizami golünü saymaması Arsenal için büyük bir haksızlık oldu.
Maça gelecek olursak CSKA maça 3-5-1-1 düzeni ile başladı. Maçın bazı bölümlerinde Arsenal baskı kurduğunda Rus takımı bu sistemi 5-3-1-1’ e de çevirdi. CSKA maça kalede Akinfeev, stoperler Berezutsky kardeşler ve İgnashevic, sağ açık Semberas, sol açık Zhirkov, ön liberolar Rahimic, Aldonin ve Dudu, forvet arkası hayranlıkla izlediğim Daniel Carvalho ve forvet Wagner Love on biriyle başladı. Arsenal ise kalede Lehmann, sağ bek Justin Hoyte, sol bek William Gallas, stoperler Kolo Toure ve Djorou, sağ açık Alexhander Hleb, sol açık Robin Van Persie ön liberolar Fabregas, Gilberto Silva ve Tomas Rosicky, forvet Henry ile ve benim hiç sevmediğim sarı formalarıyla çıktı.
Maça CSKA çok iyi başladı. Daniel Carvalho’ nun üstün yeteneklerini sergilediği ilk 30 dakika boyunca Arsenal’ li oyuncular sadece yeşil sahada yürüdü. Zaten 24. dakikada ceza sahası yayı civarında kazanılan serbest vuruşu Daniel Carvalho çok güzel bir vuruşla topu ağlara gönderdiğinde Arsenal’ li oyuncular sadece Carvalho’ nun vuruşunu seyrediyordu. Golden sonra ilk yarının sonuna kadar Arsenal yalancı bir baskı kursa da pozisyon buldular. Bunda CSKA’ nın takım savunmasının zayıflığı etken oldu. En ufak bir Arsenal baskısı bile pozisyon oldu. İlk yarı bittiğinde ben Arsenal’ in ikinci yarıda çok iyi bir futbol oynayıp maçı rahat kazanacağını bekliyordum. Ancak Arsenal ikinci yarıya başladığında sanki Galatasaray’ ı izliyordum. ,
İ
kinci yarı boyunca Arsenal adeta Galatasaray gibi oynadı. Arsene Wenger’ in ikinci yarının başlarında Adebayor’ u oyuna almasıyla sahanın her yerinden Adebayor’ a topu şişirmeye başladılar. Sadece uzun toplarla sonuca gitmeye çalıştılar. Alıştığımız Arsenal kimliğini tamamen bıraktılar. Tanıdığımız Arsenal, orta saha oyuncularının kısa paslarıyla topu ileri taşır ya topu kanatlara taşır sıfıra iner ya da Henry’ ye ara top oynardı. Ancak bu maç sahanın her yerinden topu şişirdiler. Forvetinizde istediğiniz kadar uzun ve hava topuna hakim oyuncunuz olsun siz sıfıra inmedikçe pozisyon bulamazsınız. Arsenal maç boyunca bir kere bile sıfıra inmedi. Eğer sıfıra inerseniz savunmanın yüzü çizgiye doğru döneceği için marke ettikleri oyuncuları kaçırma riskleri artıyor. Ama siz topu sıfıra inmeden şişirirseniz savunmanın yüzü cepheye dönecektir ve marke ettiği oyuncuyu yanında tutacaktır. Bu yüzden hem topa bakabilir hem de adamını marke edebilir. Bana göre Arsenal bu maçı alıştığımız kimliklerini bıraktıkları için kaybetti. Bu maç hem kimliklerini hem de liderliklerini kaybettiler.
Bir paragrafta CSKA’ ya açmak gerekirse iyi kontra hücumlar yapıyorlar ama takım halinde savunmayı iyi beceremiyorlar. Hücum organizasyonları sadece Carvalho ve Love’ un ayaklarına bakıyorlar. Carvalho’ ya, ülkemizde bazı maçlarda Alex’ e yapıldığı gibi adam adama savunma yapılırsa CSKA hücumda oldukça zorlanacaktır. Çünkü Carvalho’ yu kitleyebilirseniz diğer CSKA oyuncularının yaratıcılıkları düşük olduğu için daha rahat alan daraltabilirsiniz. CSKA her maç bu kadar iyi kontra hücumlar yapabilirse çok Avrupa devinin canını yakabilir.
Maçı yayınlayan resmi yayın kurumu Star Tv’ ye gelirsek bu spikerleri değiştirmezlerse kendilerine antipati duyan insanların sayısını artıracaklar. Çünkü maçları anlatan Ertem Şener ve Sabri Ugan izleyicilere hiç zevk vermiyorlar. Sırf Sabri Ugan veya Ertem Şener maç anlattığı için Şampiyonlar Ligi maçlarını izlemeyen insanlar tanıyorum. Buna bir çözüm bulmaları o kadar zor değil. Star spor servisinde iyi spikerlerin olabileceğine inanıyorum. Spor servisinde yoksa dışarıdan da spiker alınabilir. Örneğin Güntekin Onay döneminde herkesin ekranları başına kitlendiğini biliyorum. İyi spiker iyi reyting getirebilir.
28.04.2006
Arsenal'in En Çalkantılı Yılı
14.11.2004
Arsenal Serbest Düşüşte
Rekorların takımı, maç trafiğinin getirdiği yorgunluğa dayanamadı. Geçen sezon çoktandır özlemini çektikleri lig şampiyonluğuna ulaştıktan sonra Nottingham Forest’ın ligdeki yenilmezlik rekorunu kırıp, yine aynı rekoru 47 maça uzatan “Topçular,” bekaretlerini ezeli rakipler Manchester United’a kaybettiler. Aynı geçen sezonun ilk Arsenal-United derbisi gibi ziyadesiyle olaylı geçen maçta Man Utd, tartışmalı penaltıyla galibiyeti alan taraf oldu. Maçtan sonra, televizyon görüntüleriyle Ruud van Nistelrooy’un Campbell’a yaptığı çirkeflik tespit edildi ve Hollandalı 3 maç ceza aldı. Hatırlayacağınız gibi geçen sezon da van Nistelrooy, Serhat Akın’a özenip artistik hareketlere başvurmuş ve Robert de Niro’yu kıskandıracak dramatiklikteki hareketleriyle Arsenal’li oyuncuların kart yağmuruna maruz kalmasına neden olmuştu.




