17.07.2011
Noolacak bu Arjantin'in hali?
Gece eve döndüğümde Arjantin - Uruguay maçının ikinci yarısına yetiştim. Arjantin'in ilk Bolivya maçını yarım yamalak izlemiştim. Onu saymazsak dün adam akıllı ilk defa Arjantin'i, Dünya Kupası'ndan sonra ilk defa izledim. Herkes kadrodaydı. Maradona da değişmişti ama 10 kişilik Uruguay karşısında koca ikinci yarı hiçbir şey yapamadılar. Evlerinde oynadıkları için tüm ülke, ellerinde o kadro bulunduğu için de tüm dünya onlardan bir şeyler bekliyor ve acayip bir baskı var.
10 kişi kalan rakibi karşısında halen daha orta sahayı Gago ve Mascherano ile tutuyorsan ortada bir sıkıntı vardır. Nitekim Mascherano ucuz bir ikinci sarı kartla atıldıktan sonra maçın penaltılara gideceği çok belliydi. Uruguay hata yapmadı, Arjantin'in Copa America hasreti 1993'ten beri devam ediyor. Muhtemelen gene teknik direktör değişikliği kapıda.
20.08.2007
Copa America Dosyası - III
YARI FİNALLER:
BREZİLYA – URUGUAY : 2-2 (5-4)
Herkes biliyor ki Brezilya bir futbol ülkesi. Ama Uruguay içinde aynı şeyler söylenebilir. İlk Olimpiyat Şampiyonu, İlk Dünya Şampiyonu, ilk Copa America Şampiyonu hep aynı; Uruguay. Kulüp takımlarında da en büyük başarıları yakaladılar. Nacional ve Penarol defalarca Libertadores Şampiyonu ve Dünya Kulüpler Şampiyonu oldular. Son yıllarda milli takım bazında çok büyük başarılar kazanamasalar da Avrupa’nın pek çok büyük ligine ihraç ettikleri yıldız oyuncular, bu 3,5 milyon nüfuslu küçük ülkenin hala futbolun nabzının attığı yerlerden biri olduğunu gösterir bence. İki ülke arasında oynanan karşılaşmalar her zaman ayrı bir öneme sahiptir. En unutulmaz maç ise Brezilya futbol tarihinin en dramatik gününe işaret eder. 1950 Dünya Kupası finalinde ünlü Maracana Stadı’nda tribünleri dolduranların tamamı emindir Brezilya’nın kupayı kaldıracağına. Ama Uruguay geriden geldiği maçta bir kez daha Dünya Şampiyonluğu’nu kazandığında Maracana üzerine sanki ölüm sessizliği çökmüştür. Yine iki ülke arasında yine aynı statda oynanan bir karşılaşma Copa America maçları içinde özel bir öneme sahiptir. Çünkü Maracana Stadı tribünlerinde tam 170.000 kişi maçı izlemektedir. Copa America 2007 de ki maçta dolu tribünler önünde oynandı. Ancak Jose Pachencho Romero Stadı’nın kapasitesi ne yazık ki bu maçı kaldıracak büyüklükte değildi. Sadece 40.000 kişi bu havayı soluyabildi. Karşılaşmanın ilk yarısındaki tek gol 12. dakikada bir türlü uzaklaştırılamayan pozisyonda Maicon ile geldi.
ARJANTİN – MEKSİKA: 3-0
Aslında turnuvadaki performansları incelendiğinde bu iki takımın 1993 yılında olduğu gibi finalde karşılaşmalarını isterdim. Sonuçta tipik olarak elenene yazık oldu diyeceğimiz bir eşleşme. Karşılaşmada Arjantin ilk yarı boyunca iyi top çeviren ve özellikle Messi’nin giriş çıkışlarıyla etkili olan ekipti. İyi alan daraltan Meksika’da zaman zaman önemli ataklar geliştirdi. Ama ilk yarıdaki tek gol son dakikada geldi. Kendisine yapılan faulden kaynaklanan serbest vuruşu kale alanına indiren Riquelme’nin ortasında arka direğe hareketlenen Heinze, kaleci sanchez’in hatalı çıkışını cezalandırarak takımını öne geçirdi. 55. dakikada kaleci ile karşı karşıya kalan Castillo’nun üst direkten dönen şutu maçın kader anlarından biriydi. Zira altı dakika sonrası Arjantin nefis bir golle rahatladı. Tevez’in ani pasıyla ceza alanında buluşan Messi, hiç kimsenin beklemediğini yaptı ve harika bir aşırtma ile skoru perçinledi. 65. dakikada Tevez Rafael Marquez tarafından engellenip düşürülünce mavi beyazlılar penaltı kazandı. Usta ayak Riquelme sık sık izleme şansına sahip olamadığımız nefis bir aşırtma vuruşla penaltıda estetik dersi verdi. Son anlarda oyuna dahil olan Palacio’nun etkili ataklarından gol çıkmayınca Albicelestes 3-0 lık galibiyetle finalde Brezilya’nın rakibi oldu.
3. LÜK – 4. LÜK MAÇI:
MEKSİKA – URUGUAY: 3-1
Karşılaşmanın 22. dakikasında Ignacio Gonzalez’in derinleme pası ile buluşan Pereira soldal güç pozisyonda güzel ortaladı. Arka direkte iyi yükselen Abreu, defansa rağmen güzel bir kafa golüyle Uruguay’ı öne geçirdi. Ancak ilk yarım saat sonunda önce oyunda dengeyi yakalayan Meksika, 36. dakika da skoru da dengeledi. Morales’in serbest vuruşunda üst direkten top geri döndüğünde Uruguay barajının hemen önündeki Torrado kendini yerde buldu. Ekvadorlu hakem Mauricio Reinoso penaltı noktasını gösterirken Lugano’yu da saha kenarına gönderdi. Daha önce tek golünü penaltıdan atan Blanco ikinci golünü de penaltıdan atarak maça eşitlik getirdi. Üstelik diğerinde olduğu yine toptan bir hayli uzaklaşarak ve yine çok sert bir şutla. Bu gol sonrası Uruguay oyundan düştü ve Meksika topa hakim olmaya başladı. Ama belirtmem gerekir ki hem penaltı hem de kırmızı kart oldukça ağır kararlardı. İkinci yarıda gerçekten güzel iki gol izledik. Önce 68. dakikada Omar Bravosürdüğü topu Carini’nin ileri çıktığını görünce sert bir vuruşla ağlara gönderdi. Sekiz dakika sonra Blanco sağ taç çizgisi kenarından uzun pasıyla ters kanatta bomboş durumda olan Guardado’yu gördü. Genç yıldız öyle sert vurdu ki üst direğin altına çarpıp çizgiyi geçen topun gol olduğunu anlamak kolay olmadı. Sonuçta Meksika Copa America 2007’nin üçüncülüğünü haklı bir şekilde alırken Ekvadorlu hakemin hatalı kararları olmasa sonuç değişik olur muydu sorusu kafaları karıştırdı. Misafir takım olarak turnuvaya davet edilen Meksika’nın turnuvaya en fazla oyuncu veren lig olması ilginç bir not olarak gözümüze çarptı.
19.08.2007
Copa America Dosyası II
GRUP MAÇLARI:
A GRUBU:
İlk bakışta katılımcılar arasında en zayıf ekiplerin bu grupta olduğunu görürüz. Örneğin FIFA sıralaması incelendiğinde turnuvaya katılan ülkeler arasında en geride olan takımlar 64. sıradaki Peru, 70. Venezuella ve 92. Bolivya’dır. Bu durumda 30 sırada bulunan ve 2 Dünya, 14 Copa America şampiyonluğu bulunan Uruguay’ın favori olduğu ortaya çıkıyor. Ancak bu tabloya ve tüm kadro zenginliğine karşı Uruguay açılış maçında adeta şoke oldu. Mutlak favori olarak çıktıkları karşılaşmada 90 dakika sonunda 3-0 lık skorla sahadan mağlup ayrılan taraf oldular. Maçtan sonra Uruguay’ın tanınmış teknik direktörü Oscar Tabarez, Peru karşılaşmasından ders aldıklarını, bazı oyuncu değişikliklerine gideceklerini ve daha kontrollü oynayacaklarını söyledi. Nitekim Tabarez’in dediklerini takımının Bolivya ile oynadığı maçta bizlerde gördük. Uruguay’da ilk maçta görev yapan Godin, Canobbio ve Estoyanoff yerlerini Scotti, Pereira ve Cristian Rodriguez’e bırakmışlardı. Maçın ilk devresinde her iki takımda çok top kaybı yaptı. Dikkatimizi çeken Uruguaylı oyuncuların hırslı ve mücadeleci oyunuydu. İkinci yarıda baskısını artıran
B GRUBU:
B Grubu maçlar başlamadan bakıldığında en zor grup olduğu söylenebilir. Bu grupta da maçlar sürpriz sonuçlarla başladı. Yıldız oyuncularını milli formaya davet etmeyerek büyük tepki toplayan Dunga’nın Brezilyası Gold Cup’ta finalde kaybeden ve ayağının tozuyla gelen Meksika’ya 2-0 yenildi. Brezilya’nın da kaçırdığı ve Ochoa’nın kalesinde devleştiği maçta bir gol atan Nery Castillo bir pozisyonu benciliğiyle harcarken bir başkasında kaleciyi geçtikten sonra kaleyi tutturamadı. Brezilya sonraki maçında Şili’yi 3-0 yendi. Ancak sonuç yanıltmasın oyun olarak Şili’nin rakibinden hiç eksiği yoktu. Maçın kırılma noktaları pozisyon bulmakta güçlük çeken Sambacılar lehine verilen ağır penaltı kararı ve Robinho ile öne geçmelerinin yanı sıra karşılaşma 1-0 devam ederken Şilinin yetenekli forveti Suazo’nun rakiplerini ve kaleci Doni’yi geçtikten sonra golü atamamasıydı. Brezilyanın diğer iki golü ise son 7 dakika içinde geldi. Brezilya grubun son maçında da iyi oynamadı ama Ekvador’u 1-0 yenmeyi bildi. Brezilya’yı Konfederasyon Kupası’ndan sonra bir kez daha yenen Meksika Ekvador’u 2-1 le geçerken çeyrek finali son maça kalmadan garantilemişti. Şili karşısında kendilerini çok sıkmadılar ve golsüz beraberlikle iki ekip de turu geçmesini bildi. Ama Şili açısında en önemli karşılaşma ilk maçtı. Ekvador’a karşı İki kez yenik duruma düştüğü ve son on dakikasına geride girdiği maçı Suazo ve Villanueva’nın golleriyle kazanarak büyük avantaj kazanmıştı. Dünya Kupası’nda gruptan çıkmayı başaran ve dikkatleri üzerine çeken Ekvador belki kötü futbol oynamadı. Ancak üç karşılaşma sonunda puansız olmalarını sanırım sorgulamaları gerekli.
C GRUBU:
Turnuvanın en büyük favorisi Arjantin beklentileri boşa çıkarmadı. Gerek oynadığı pozitif futbol ve gerekse attıkları güzel gollerle futbolseverlere en güzel maçları izlettirdiler. Önce mağlup duruma düştükleri maçta Birleşik Amerika’yı Crespo’nun iki, Aimar ve Tevez’in golleriyle 4-1 yendiler. İkinci karşılaşmada Kolombiya’yı yine dört golle geçtiler. Ama bu maçta penaltıdan attığı gol sırasında sağ ayak arka adalesinden sakatlanan golcü Hernan Crespo sahayı terk etti. Crespo’yu ne yazık ki diğer maçlarda da izleyemedik. Paraguay’da ilk maçında tarihi bir skora imza attı. Güçlü Kolombiya’yı 5-0 yenerek büyük moral ve avantaj kazandılar. Ardından Birleşik Amerika’yı 3-1 yenerek 2. maçlar sonrası çeyrek final vizesi aldılar. İki rahat takımdan aslarını dinlendiren Arjantin Şili’yi de yenerek hem grubu lider bitirdi hem de kayıpsız tek ülke oldu. Puansız iki ekibin mücadelesinde Kolombiya Birleşik Amerika’yı 1-0 yenerek turnuvayı galibiyetle kapattı. Kısa süre önce Gold Cup’ı kazana Birleşik Amerika eksik kadroyla geldiği turnuvada bekleneni veremedi.
ÇEYREK FİNALLER:
VENEZUELLA-URUGUAY: 1-4
Aynı grupta mücadele eden iki takım arasındaki karşılaşma Uruguay’ın üst üste tehlikeli ataklarıyla başladı. Uzaktan attığı bir şutla ev sahibinin kalecisini zor durumda bırakan Forlan, sonraki pozisyonda rakiplerini geçti ancak şutu kalecinin ayaklarına takıldı. Cristian Rodriguez ve Forlan’ın uygun pozisyonları değerlendirememesinden sonra orta alandan derinlemesine atılan uzun pasa hareketlenen Forlan defansın arkasına sarktı ve beklenen golü attı. Ama
ŞİLİ-BREZİLYA: 1-6
Brezilya ve Şili birlikte anılınca hemen 1989 yılı aklımıza geliyor. 1990 Dünya Kupası elemeleri için ünlü Maracana Stadı’nda karşılaştı iki ülke. Brezilya 1-0 önde iken karşılaşmanın 67. dakikasında tribünden atılan bir meşalenin kafasına isabet etmesi sonucu Şili kalecisi Roberto Rojas kanlar içinde yere yığıldı. Olay üzerine Şili takımı sahadan çekildi. Fakat yapılan incelemeler sonucu meşalenin Rojas’a isabet etmediği ve Şilili kalecinin meşaleye doğru kendini atarken eldivenini arasından çıkardığı bir bıçak ile kendini yaraladığı anlaşıldı. Sonuç olarak Şili hükmen yenik sayılıp elemelerden ihraç edilirken Rojas futbol karşılaşmalarından ömür boyu men edildi. İlginçtir ki aynı grupta mücadele eden iki ekip yine karşı karşıya geldi. Ama Brezilya turnuvadaki en iyi oyununu sergilediği bu maçta gollerede erken kavuştu. İlk 27 dakika içinde Juan, Baptista ve Robinho ile üç gol bulan Sambacılar maçı erken bitirdiler. Seleçao’nun diğer gollerini yine Robinho, Joshue ve Vagner Love atarken Şili’ye tek golünü Suazo kazandırdı. Bu sonuçtan sonra Şili’nin Uruguaylı teknik direktörü Nelson Acosta istifa etti. Dört saatlik bir toplantı yapan Şili Futbol Federasyonu ise çeyrek finale kalınmasını kutlamak amacıyla bir otelde sabaha kadar içen ve olay çıkaran oyuncuları Beşiktaşlı Tello, Ormeno, Valdivia, Vargas, Contreras ve Navia’ya ağır cezalar verdi.
MEKSİKA-PARAGUAY: 6-0
Paraguay’da kaleci Vilar’ın eksikliğinde, bir ara Trabzonspor’un gündemine de gelen Bobadilla kaleyi devralmıştı. Ancak onu uzun süre izlemek nasip olmadı. Daha maçın
3.dakikasında Bobadilla’nın kullandığı aut atışını Castro uzun bir kafa vuruşu ile karşıladı, defansın kısa düşen geri pasını yakalayan Nery Castillo kaleyi çalımladı ama kendini Bobadilla’dan kurtaramadı. Arjantinli hakem penaltı noktasını gösterirken Bobadilla’yı da kırmızı kartla saha kenarına gönderdi. Paraguay teknik direktörü Gerardo Martino orta beşlinin solundaki Santana’yı oyundan alıp kaleye 3.tercihi olan Zayas’ı yolladı. Zayas, kaleye geçer geçmez Castillo’nun penaltısında topu kendi filelerinden çıkardı. Bir kişi eksik kalan Paraguay açık futbolu tercih ederken Cardozo’nun yakın mesafeden kafavuruşunda golü kaçırdı. Ama kontrataklardan iyi pozisyonlar yakalayan Meksika 27. dakikada Castillo’nun al da at dediği pozisyonda Torrado’nun sert vuruşuyla çok rahatladı. 38. dakikada ise Cacho’nun nefis pasını göğsünde kontrol eden Castillo sol ayağıyla düzgün vurdu ve ilk yarı bitmeden işi bitirdi. İkinci yarıda Barreto, Cardozo ortak çalışmasında en son Santa Cruz’un yerden şutu direğin dibinden dışarı çıktı. Son on dakikada Paraguay güçten ve oyundan düşünce Meksika’nın ard arda golleri geldi. Önce Arce uzaktan kaleciyi avladı. Daha sonra Guardado düşürülünce oyuna sonradan dahil olan tecrübeli golcü Blanco, çok fazla gerildiği penaltı vuruşunu sert bir şutla gol olarak değerlendirdi. Uzatma anlarında ise Guardado’nun soldan ortasında yakın mesafeden kafayı vuran Omar Bravo son sözü söyledi, 6-0. Monumental Stadı’nı dolduran 52.000 seyirci gole ve futbola doyarken El Tricolor yola devam dedi.
ARJANTİN – PERU: 4-0
Bu ana kadar oynanan tüm çeyrek final maçları farklı sonuçlarla bitmişti. Arjantin ile Peru arasındaki karşılaşma ise güç dengesi açısından Arjantin’in kesinlikle favori olduğu bir karşılaşma olarak görülüyordu. Bu arada iki ülke arasında 1978 Dünya Kupası’nda oynanan ve ev sahibi Arjantin’in 6-0 kazanmasından dolayı şike söylentilerinin ayyuka çıktığı bir maç olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim. Bu maçta gerçekten şike yapılıp yapılmadığı bilinmez. Ancak Arjantin’in ilk kez Dünya Şampiyonu olması, cunta yönetimi altında ezilen halka soluk alma fırsatı vermesi bakımından futbolun kazandığını simgeler bana göre. Neyse artık maça dönelim. Karşılaşmanın ilk yarısında Arjantin’in oyun kurma ve Peru’nun bunu bozma taktiği arasında tatsız tuzsuz dakikalar birbirini izledi. İki takım arasındaki güç dengesizliğini iyi bilen Peru teknik direktörü Urube, taktiğini sadece gol yememek, rakibin oyununu bozmak ve 90 dakikayı golsüz tamamlayarak şansını seri penaltı atışlarına taşımak üzerine kurmuştu. Alfio Basile ikinci yarıya Milito kardeşlerden etkili olamayan Diego’nun yerine Tevez’i alarak başladı. Albicelestes (Arjantin) aradığı gole hemen kavuştu. 47. dakikada Riquelme mavi beyazlıları 1-0 öne taşıdı. İlk yarı boyunca bir tek akın geliştiremeyen Peru mağlup duruma düşmesine karşın hücum organizasyonları yapmadı ya da yapamadı. Durum böyle olunca Arjantin Messi, Mascherano ve yine Riquelme ile bulduğu gollerle yarı final vizesini kaptı.
3.08.2007
Copa America 2007 Dosyası - I
Geçtiğimiz ayın ortasında sona eren Copa America, Brezilya’nın şampiyonluğu ile sona erdi. Bizlere golleri ve hücum futbolunun güzelliklerini sunan bu turnuvayı mercek altına almak istedim.
Copa America dünyanın en eski uluslararası futbol turnuvası olarak bilinir. Temmuz 1916 da Arjantin’de düzenlenen bu ilk organizasyona ev sahibi Arjantin’den başka Brezilya, Uruguay ve Şili katıldılar. O zamanki orijinal adıyla Campeonata Sudamericano de Sellecciones yada dilimize çevirirsek Güney Amerika Uluslar Şampiyonasının ilk galibi Uruguay oldu. 1975 yılında organizasyon on takım arasında oynanmaya başlandı ve Copa America adını aldı. 1993 yılından itibaren ise turnuva 12 takım arasında yapılıyor. Conmebol üyesi 10 ülke ve iki davetli ülkenin katılımıyla...
Son turnuvada davetli ülkeler olarak izlediğimiz Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra çeşitli yıllarda Kosta Rika, Honduras ve Japonya da davetli olarak organizasyona iştirak ettiler. Tabii sadece on üye ülke olunca aynı ülkeler birçok defa organizasyona ev sahipliği yaptılar. Örneğin ilk ev sahibi Arjantin 1916 dışında yedi defa daha organizasyonu düzenledi. Arjantin’in yanı sıra Uruguay 7, Şili 6, Brezilya 4, Ekvador 3, Bolivya 2, Kolombiya ve Paraguay birer kez turnuvaya ev sahipliği yaptılar. Venezuela ise ilk defa bu yıl organizasyonu düzenledi. Şili’nin başkenti Santiago’da ki Nacional Stadı ise Copa America maçlarına tam 68 kez ev sahipliği yaparak bu alanda bir rekor sahibi. Şili’de 1945 yılında yapılan turnuva maç başına 59923 seyirci ortalaması ile dikkat çekiyor. 1989 yılında Brezilya ile Uruguay arasında ünlü Maracana Stadı’nda oynanan karşılaşmayı ise tam 170.000 futbolsever izledi. Bunun yanında seyircinin en az ilgi gösterdiği ülke ise Venezuela. 1967’den sonra ilk galibiyetini bu yıl alabilen Venezuela’nın, 1967 ve 1995 yıllarında Paraguay ve 1989 da Peru ile oynadığı maçları sadece 500 kişi izledi. Copa America’yı Arjantin ve Uruguay 14 defa kazanarak en başarılı ülkeler oldular. Daha önce 7 defa bu başarıyı yakalayan Sambacılar ise Venezuela’da da mutlu sona ulaşarak 8. kez kupayı havaya kaldırdılar. Güney Amerika’nın üç büyükleri dışında Paraguay ve Peru ikişer, Bolivya ve Kolombiya birer defa Copa America’nın en büyüğü olmayı başardılar. Copa America 2007 öncesi organizasyona 37 kez katılan Arjantin 167 maçta 106 galibiyet alarak en başarılı takım konumunda. 39 defa katılan Uruguay 177 maçta 101 galibiyet, Brezilya ise 161 maçta 91 galibiyetle Tangocuları takip ediyorlar. Bu üç futbol ülkesini kupa tarihi boyunca aldıkları galibiyet sayılarına göre sırasıyla Paraguay, Şili ve Peru izliyorlar. En başarılı teknik adam ise hiç kuşkusuz ülkesi Arjantin’e 1941, 1945, 1946, 1947, 1955 ve 1957 yıllarında 6 kez şampiyonluk kazandıran Guillermo Stabile’dir. Aktif futbolculuk döneminde milli takıma pek çok gol kazandıran Stabile saha kenarında da başarısını artırarak devam ettiren bir isim. Venezuella’da takımını finale taşıyan Alfio Basile 1991 ve 1993 de Arjantin’i, Juan Carlos Corazzo 1959 (o yıl 2 turnuva düzenlendi. Bu turnuvaların ikincisinde.) ve 1967 de Uruguay’ı ve Ernesto Figoli 1920 ve 1926 da yine Uruguay’ı en üst basamağa taşıdılar
.
Copa America genelde estetik hareketleri, güzel çalımlar ve bol golle hatırlanan bir organizasyon. Önceki şampiyonalar incelendiğinde gol ortalamasının genelde üçün üzerinde olduğu görülür. Hele 1927 yılında gol ortalaması insana hayret verecek derecede, maç başına tam 6,17 gol. Gol demişken hemen tarihin sahnesinde yerini alan golcülere yer verelim. 1916 da şampiyon Uruguay’dan Isabelino Gradin attığı 3 golle ilk gol kralı ünvanını kazandı. 1949 yılında Brezilyalı Jair Rosa Pinto ve 1957 yılında gol krallığını paylaşan Arjantinli Humberto Maschio ve Uruguaylı Javier Ambrois attıkları dokuzar golle isimlerini bir turnuvada en çok gol atan oyuncular olarak yazdırdılar. Ve bu bir turnuvada 9 gol barajına bir daha ulaşabilen olmadı. Yaklaşanlar ise sekizer golle 1953 de Şilili Francisco Molina, 1955 de Arjantinli Rodolfo Micheli ve 1959 da Brezilyalı Edson Arantes do Nascimento yada bildiğimiz adıyla Pele oldular. Tüm zamanların en çok gol atan oyuncusu ise 1945, 1946 ve 1947 de mücadele eden Arjantinli Norberto Mendez ve 1942, 1945, 1946, 1949, 1953 ve 1957 de ter döken Brezilyalı Zizinho. Her iki oyuncuda 17 golle zirvede bulunuyor. Mendez ve Zizinho’yu 15 gol atan Uruguaylı Sverino Varela ve Perulu Teodoro Fernandez izliyorlar. Arjantinli Gabriel Batistuta ve Jose Manuel Moreno, Brezilyalı Jair Rosa Pinto ve Ademir ve Uruguaylu Hector Scarone 13 golle en golcüler arasındaki yerlerini aldılar. Bir futbolcu tarafından aynı maçta atılan en fazla gol sayısı 5. Ve bu onuru dört oyuncu paylaşıyor. Uruguaylı Hector Scarone 1926 da Bolivya’ya, Arjantinli Juan Marvezzi Ekvador’a 1941 yılında, Arjantinli Jose Manuel Moreno1942 de yine Ekvador’a ve Brezilyalı Evaristo 1957 de Kolombiya filelerine beşer gol gönderdiler.
Hep başarılı golcülerden bahsettik. Şimdi sırada ilginç bir not vereceğim. Biliyoruz ki penaltı bir oyuncu için gole en yakın olunan an. Tanınmış bir Arjantinli golcü Martin Palermo 1999 yılında Kolombiya karşısında tam üç kez beyaz noktanın başına geldi. Ama Palermo ne yazık ki bunlardan hiçbirini gole çeviremedi. Düşündürücüdür ki Arjantin o gün sahadan 3-0 yenik ayrılmıştı. Ancak Kolombiya’nın şanslı olduğunu da düşünmek mümkün. Çünkü 1975 yılında Uruguay’ı 2-0 lık skorla geçerlerken rakip takımdan Fernando Morena’da iki penaltı vuruşundan yararlanamamıştı. Bir de tarihe geçen, diğerlerinden biraz daha farklı olan ve sayıları nedeniyle unutulmayan goller var. Örneğin 1916 yılındaki ilk turnuvada ilk golü Şili ağlarına gönderen Uruguaylı Jose Piendibene’yi unutmak mümkün mü? Bunun gibi 100. gol yine Uruguaylı Antonio Urdinaran, 500. gol Arjantinli Jose Manuel Moreno, 1000. gol Şilili Enrique Hormazabal, 1500. gol Perulu Oswaldo Ramirez ve 2000. gol 1997 yılında Meksikalı Luis Hernandez tarafından atıldı. Copa America’da en çok forma giyen oyuncular ise 34 maçta ter döken Brezilyalı Zizinho ve Şilili Sergio Livingstone. 29 maçta oynayan tanıdık bir sima, Brezilyalı eldiven Taffarel ise bu iki ismin arkasından geliyor. Biliyoruz ki her turnuvada pek çok başarılı isim olmasına karşın bir oyuncu daha ön plana çıkar ve turnuvanın en iyi oyuncusu olarak seçilir.
İlk turnuvanın en iyisi gol kralı da olan Uruguaylı Isabelino Gradin seçilmişti. Yaşadığımız yıllar göz önünde bulundurulduğunda bu isimler çok tanımadığımız, bizim için fazla şey ifade etmeyen isimler olarak düşünülebilir. Seksenli yıllardan itibaren turnuvalara damgasını vuran oyunculara göz atarsak belki daha anlamlı olacak diye düşünüyorum. 1983 de Uruguaylı Enzo Francescoli, 1987 de Kolombiyalı “Beyaz Pele” Carlos Valderrama, 1989 da Uruguaylı golcü Ruben Sosa, 1991 de Arjantinli Leonardo Rodriguez, 1993 de Arjantin file bekçisi Goycochea, 1995 de yine Enzo Francescoli, 1997 de Brezilyalı Ronaldo, 1999 da Brezilyalı Rivaldo, 2001 de Honduraslı Amado Guevara ve 2004 yılında Brezilyalı Adriano en iyi oyuncu seçildiler.
13.07.2007
Copa America'dan Göze Batanlar
Saygıdeğer ortakafagol.com okurları yeni bir yazıyla karşınızdayım. Avrupa ligleri bittikten sonra yine futbol açlığımız ülke olarak başladı. Bizim ülkemizde erkeklerin hayatı futbol üzerine kuruludur. Genç erkekler kız arkadaşlarıyla olacak buluşmalarını takımlarının maçı olmadığı günlere ayarlar. Evli erkekler eşleri maç esnasında televizyonun önünden geçerse en sağlam kavgalardan birini çıkarır. Bu yüzden ligler bittiği için erkekler bir buhran içindeydi ki ( bunun içinde ben de vardım) derdimize Copa America yetişti. Hem de öyle bir yetişti ki gol rekoruyla. Dünya Kupası bile gol açlığımıza derman olmamıştı ama Amerika kıtası takımları gol açlığımızı fazlasıyla giderdi. Tabii ki bu kupada da çok ilgi çeken ve yetenek avcılarına göz kırpan oyuncular ortaya çıktı. Bende bu sınıftaki oyuncuların birkaçını size anlatmaya çalışacağım.
Humberto Suazo
Şili milli takımının futbolu turnuva boyunca vasatı aşamadı bana göre ama iki oyuncuları vasatın çok çok üstüne çıktı. Bunlar Humberto Suazo ve Mark Gonzalez. Mark Gonzalez’ i yapmamaya karar verdim çünkü kendisi zaten Liverpool’ da oynuyor ve birçoklarınız onu tanıyor. Hiç bilinmediği ve tanınmadığı için ben size Suazo’ yu tanıtacağım. Bende kendisini bu turnuvadan önce tanımıyordum. Daha turnuvanın ilk maçı Ekvador maçından itibaren göz doldurmaya başladı. Zaten çok az pozisyona giren Şili takımının çeyrek finale çıkmasında Suazo’nun girdiği pozisyonların %80’ ini gole çevirmesi çok etkili oldu. Suazo’ nun ne kadar bitirice bir oyuncu olduğunu 06-07 sezonu boyunca oynadığı 75 maçta tam 70 gol oranıyla görebiliriz. Kendisi neredeyse her maçta bir gol atıyor. Vücudunu oldukça iyi kullanıyor. Sırtına aldığı stoperin topu ondan çalması oldukça zor. İki ayağına da oldukça hakim ve kafa toplarında da iyi zıplamasının etkisiyle oldukça kuvvetli. Takımı Colo Colo’ da bu sezon gösterdiği performanstan dolayı Meksika takımı Monterrey’ e transfer oldu. Santrafor arayan takımlarımız niye Şili gibi oyuncuların çok pahalı olmadığı ligleri taramazlar bilmiyorum. Boş boş forvetlere milyonlarca döviz akıtan takımlarımız çok daha düşük bir fiyata Suazo’ yu getirebilirdi. Bu gibi ligleri taramadıkları için menajerlerin elinde kepaze oluyorlar. Menajerler oyuncunun iki maçlık kasetini getiriyor. Bu kasetlerde de oyuncunun en iyi oynadığı maçlar oluyor. Ama bir oyuncunun sadece iki maçlık görüntüsüyle fikir edinemezsiniz ki. Bir oyuncunun koskoca bir sezon boyunca hatta birkaç sezon boyunca izlenmesi gerekir ki bu sayede oyuncunun her hali görülmelidir.
Salvador Ortega Cabanas
Cabanas’ ı çok fazla izleyememiş olabilirsiniz. Ama dış görünüşü ve ismiyle hatırınızda kalabilir. At kuyruğu saçları ve gereğinden fazla kilolarıyla tembel bir oyuncu kanısına kapılabilirsiniz ilk gördüğünüzde ama onu maç esnasında izlediğinizde ne kadar dinamik bir oyuncu olduğunu görebilirsiniz. Savunmalar için oldukça yıpratıcı ve top tekniği çok yüksek bir oyuncu. Genelde yedek olarak başlıyor ama girdikten sonra da oldukça olduğunu gösteriyor. Diyebilirsiniz ki o oyunun koptuğu rakip savunmaların maçı bıraktığı dakikalarda giriyor diyebilirsiniz. Ama onun takım arkadaşları bile maçı bırakmışken o çalışıyor didiniyor ve golünü atıyor. Kendisi Meksika’ nın Club America takımında oynuyor. Kendisi 06-07 sezonunda çıktığı 38 maçta 25 gol atarak iyi bir yüzde tutturdu.
Jose Andres Guardado
Meksika milli takımının orta sahasının önemli dişlilerinden biri olan Guardado kupada gösterdiği iyi performanstan sonra eski günlerini arayan İspanya’ nın köklü takımlarından biri olan Deportivo La Coruna’ ya transfer oldu. Aynı kültüre yakın bir ülkeye gittiği için uyum sorunu yaşamadan takımına oldukça iyi katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ancak gereğinden fazla değişen Deportivo on birinde başı da dönebilir. Bu kupada ise oldukça iyi performans gösterdi. Takımın yarı finale çıkmasında önemli katkıları oldu finale çıkamasalar da ben üçüncülük maçında başarılı olacaklarını düşünüyorum. Guardado sağlam orta saha görüntüsü veriyor. Oyunun iki tarafını da oldukça iyi oynuyor. Attığı paslar oldukça isabetli ve bu attığı pasların çoğu final pasları. Rakip orta saha oyuncularını da oldukça iyi bozuyor ve pas kanallarını çok iyi kapatıyor.
Bir scout köşesi yazısını daha sona erdirdik. Benim için yazması oldukça zevkli oldu. Umarım sizin içinde okuması zevkli bir yazı olmuştur. Mutlu günler bol gollü gerçek ve halı saha maçları dilerim.