10.05.2012
Topcast 9 Mayıs 2012
7.03.2012
Topcast 06.03.2012
17.02.2012
Topcast 16 Şubat 2012
26.01.2012
Mirandes
31.05.2010
Jose'nin Madrid'e İstedikleri



Guardian'ın haberine göre, Jose; Gerrard, Lampard ve Ashley Cole'u Madrid'e getirmek istediği söylentilerini yalanlamamış, kabul etmiş. Bakalım Real Madrid bu üç İngiliz için ne kadar büyük meblağlar sunacak.
28.05.2008
İspanya
İspanya yine iddialı takımlar arasında. Kadro kalitesi açısından en değerli birkaç takımdan biri durumundalar. Luis Aragones’in çalıştırdığı İspanya takımı buraya gelirken, bol tartışmalardan geçerek geldi. Aragones’in kadro seçimi oldukça fazla tartışıldı İspanya kamuoyunda. Özellikle de Raul’un kadroda yer almıyor olması, İspanyolların son 10 gün içindeki en önemli gündemlerinden biriydi. Aragones’in şu tartışmalı kadrosuna bir göz atalım.
Aragones’in kaleci seçiminden başlayalım. Casillas’ın bu takımın kaleyi koruması gerektiği, sanırım yeryüzündeki tüm insanların ortak görüşü olsa gerekir. Liverpool’un kalesini koruyan Reina’da, uzun bir süredir Casillas’ın en önemli alternatifi. Aragones’in üçüncü kaleci seçimi ise son birkaç yılın formda kalecisi Palop oldu. Bu tercihi de normal karşılamak gerekiyor. Belki üçüncü kaleci tercihi için bu sezon Palop’a oranla daha başarılı bir yıl geçiren Villarreal’li Diego Lopez de tercih edilebilirdi.
Aragones’in aklındaki Casillas’dan sonra 11’deki ikinci ismi sağbekte görev vereceği Sergio Ramos. Real Madrid forması altında mükemmel maçlar çıkaran Ramos, İspanya’nın bu turnuvadaki yıldız adaylarından biri. Ramos’un alternatifi ise Liverpool’da başarılı bir sezon geçiren Alvaro Arbeloa. O’nun da kalitesi fazla tartışma götürmez. Aragones’in savunma göbeğinde görev vereceği ilk ve garanti isim ise Barça kaptanı Puyol. Önceki yıllara göre daha kötü bir Puyol izlediğimizi düşünsem de hem tecrübesi hem de mükemmel savunmacılığıyla Puyol İspanyol savunmasının en önemli ismi. Yanında görev yapmasını beklediğim ise berbat bir sezon geçiren Valencia’nın ve Milli takımın tecrübeli ismi Marchena. O’nun alternatifi ise takım arkadaşı, 21 yaşındaki Albiol. O’da özellikle hava toplarına hakim ve yetenekli bir oyuncu. Son stoper ise İspanya Milli takımında Aragones’in her zaman tercih ettiği isimlerden biri olan Betis’li Juanito. Son alternatif gibi görünse de önemli bir savunmacı. Sürpriz golleriyle de zaman zaman dikkat çeken bir isim.
Savunmanın solunda oynayacak isim Capdevila. Villarreal’in bu sezon ki başarısında en önemli pay sahiplerinden biri. Elemelerde de İspanya takımına çok önemli katkı sağladı. Özellikle hücuma çıkışları çok etkili olan bir isim. O’nu basit bir solbek olarak düşünmemek lazım. Zaten hem Ramos, hem de Capdevila hücumu çok fazla destekleyen isimler. Bu nedenle onların iki alternatifi olan Arbeloa ve Navarro hücum yönleri daha az olan isimler. Mallorca’nın iki sezondur önemli isimleri arasında yer alan Fernando Navarro’da takımdaki birçok isim gibi Barça kökenli.
İspanyol savunmasında yer verilebilecek önemli başka savunmacılar da vardı elbette. Espanyol’lu Daniel Jargue, sanırım bu sezon sakatlık sorunuyla karşılaşmamış olsaydı takımda kendine yer bulabilirdi. Yine Valencia’lı Alexis de oldukça kaliteli bir savunmacı, sakatlık sorunu O’nun da bu takımda yer alma şansını sıfıra indirdi. A.Bilbao’da çok başarılı bir yıl geçiren Amorebieta, Aragones’in değişilmezleri arasındaki Pablo ve Antonio Lopez, Villarreal’li Angel gibi isimler takımda yer alabilecek isimler olarak değerlendirilebilirdi.
İspanyol takımının orta sahası şampiyonadaki belki de en iyi orta saha. Özellikle topu yönlendirmek konusunda en kaliteli oyuncular burada yer alıyor. Aragones’in orta sahadaki tercihi muhtemelen Senna’nın yanına; Xavi, Fabregas, İniesta’yı koyacaktır. Dördüncü orta saha tercihi olursa da bu isim David Silva olur gibi görünüyor. Villarreal formasıyla önemli bir ön libero haline gelen Senna oldukça sert ve bir o kadar da topu yönlendirebilen bir isim. Sertliği sayesinde de Xabi Alanso yerine savunmanın önündeki ilk tercih olacak gibi görünüyor. Ön liberonun önündeki üç isim ise gerçekten çok büyük yetenekler. Barça’nın beyni Xavi, müthiş bir tekniğe sahip olan ve milli takımda golcü kimliğiyle de öne çıkan bir başka Barça’lı İniesta ve Arsenal takımının henüz 21 yaşındaki her şeyi Fabregas. Ufak tefek olan bu üç adam kesinlikle turnuvadaki en yetenekli orta saha. David Silva ise yine hücuma dönük yönüyle hem solda hem de forvet arkasında çok değerli bir oyuncu. Önemli şeyler yapmasını bekliyorum.
Bu turnuvada 10 numaralı formayı giyecek olan Fabregas’a ayrı bir paragraf açmak lazım. Dört sezondur aralıksız üst düzey futbol oynayan Cesc Fabregas, milli takımda şu ana kadar önemli performans ortaya koyamadı. Bu şampiyonada O’dan çok fazla şey bekleniyor ve bu sezon ki futbolundan sonra çok daha olgun hale gelen Fabregas, muhtemelen bu turnuvada İspanya takımını bir adım ileriye taşıyacak ilk isim olacak.
İspanyol orta sahasında göbekte oynayacak son isim ise De La Red. La Liga’nın bu sezon ki en iyi isimlerinden biri olan genç oyuncu, alternatif olarak kadroda yer alıyor olsa da önemli bir yetenek. Orta sahanın solunda Cazorla’yı tercih etti Aragones. Genç oyuncu Nihat, Pires ve Rossi ile birlikte Villarreal’in hücum gücünü oluşturan isimdi. Kadroda yer alması sürprizdi kesinlikle. Sağ kanattaki alternatif ise Sergio Garcia. Düşen Zaragoza’da bu yıl oynadığı futbolla çok fazla dikkat çekti ve milli takımada girmeyi başardı. Aslında bir forvet, kendine yer bulabilirse bence çok önemli şeyler yapabilecek, önemli bir kapasiteye sahip. O’da yine birçoğu gibi Barça kökenli.
Orta sahadan bahsetmişken kadroda olmayan bazı isimleri belirtmeli. Albelda, “Koeman belasını “ yaşamamış olsaydı, kadroda yer alması kesin olan bir isimdi ancak O bu kez turnuvada yer alamayacak. Guti’den bahsetmeli tabiî ki. 12 yıldır Real Madrid gibi bir takımda oynayacaksınız, son üç dört sezondur takımın her şeyi olacaksınız ama hala milli takım yüzü göremeyeceksiniz. Guti’yi oldukça şansız ilan etmek gerekiyor. Valencia’dan Vicente uzun süredir futbol oynamıyor, bu nedenle çok kaliteli bir oyuncu olsa da burada olmaması normal. Joaquin’in durumu ise biraz daha farklı. O burada olabilirdi ama kötü bir sezon geçirdi ve yok. Atletico’lu Raul Garcia bu takıma alınabilirliğini hayli fazla düşündüğüm bir isimdi. Özellikle sertliğiyle tercih edilebilirdi. Zaragoza’dan Zapater de yine takımzedelerden biri. Getafe’den Granero açıkçası Cazorla ya da Sergio Garcia yerine orta sahada daha iyi bir tercih olabilirdi ama O’nun da Xavi, Fabregas tarzı bu takımda olmamasının nedeni olabilir.
İspanyol forvetinde ise çok büyük iki isim var. Fernando Torres ve David Villa. Çok hızlı olan ve kolay adam eksiltebilen iki forvet. Her ikisi de iyi vuruş özelliklerine sahipler. Aragones 4-5-1’i seçerse bu iki isimden birini kenara oturtabilir. Fernando Torres’de tıpkı Fabregas gibi milli takıma artık önemli katkı vermek durumunda. İngiltere’de süper bir sezon geçiren El Nino, gol kralı adaylarından biri. Çok büyük bir golcü olduğundan şüphe yok. David Villa ise sezonun son bölümüne kadar ortalarda görünmese de son haftalarda iyi bir form yakaladı ve bu da şampiyonada önemli bir performans ortaya koyabilir. Zaten Milli takımda da çok iyi işler yapabiliyor. Son alternatif ise La Liga’nın gol kralı Guiza. Gol vuruşu açısından belki de hem Torres hem de Villa’dan daha iyi. Önemli bir golcü olduğunu düşünüyorum. Görev aldığı zaman işini iyi yapacaktır.
Raul tabi 18 gol attığı bir sezonda milli takımda yer alabilirdi diye düşünülen bir isim. Barça’nın genç yıldızı Bojan’da milli takımda ismine rastladığımızda sürpriz olmayacak bir isimdi.
İspanyol takımı bu kez öncekilerden daha farklı olacak. Kendini milli takım seviyesinde kanıtlamak, takımlarına şampiyonluk yaşatmak isteyen ve şu an dünyanın “en kaliteli” ligi olarak tanımlanan, Premier ligin dört önemli yıldızından ikisi yani Fabregas ve Torres, başarılı geçen sezonlarının ardından buraya bileniyorlar. 10 ve 9 numaraların takımlar için çok büyük şey ifade ettiklerini biliriz. Bu ikili bu kez takımlarını taşımak niyetindeler. Yine Villa, İniesta, Xavi ve Ramos gibi bu düzeyde kendilerini ifade etmek isteyen yıldızlar var. Bu da İspanya’yı farklı kılacak etkenlerden. İspanya için endişe edilebilecek en önemli iki konu var. Bu turnuvaları iyi bitirememeleri ve müthiş hücum güçlerine karşın, savunmada yaşayabilecekleri sıkıntılar.
Barça kökenli birçok oyuncuyla beraber, turnuvanın en iyi futbol oynamaya aday takımı İspanya. Topa daima sahip olan, ayağa pas yapan ve kısa, hızlı ve yetenekli hücum silahlarıyla oldukça tehditkar bir takım. Göze hoş gelen futbollarıyla yine kısa sürede birçok futbolsever için favori takım haline geleceklerini düşünüyorum. Özellikle sahaya çıkaracakları onbir çok kaliteli ama yedekleri de çok iyi futbolcular. Bu sebeple yine en iyi kadronun bu takımda olduğunu iddia edilebilir. Sonuç bakalım bu kez istedikleri gibi olacak mı? Bekleyip göreceğiz.
Kaleciler: Casillas(1), Reina(13), Palop(23)
Defans: Puyol(5), Marchena(4), Sergio Ramos(15), Juanito(20), Arbeloa(18), Albiol(2), Navarro(3), Capdevila(11)
Orta Saha: Senna(19), Xabi Alanso(14), Xavi(8), İniesta(6), Cazorla(12), De La Red(22), David Silva(21), Fabregas(10), Sergio Garcia(16)
Forvet: Fernando Torres(9), David Villa(7), Guiza(17)
1.07.2006
Hayal Kırıklığının Adı Yine Değişmedi
Kupa öncesi yazdığım yazıda İspanya’nın artılarını eksilerini, nasıl bir turnuva geçireceğine ilişkin bazı tespitlerde bulunarak aktarmıştım. İspanya kupaya iyi başlamasına rağmen bu kez de ikinci turda belki de hiç oynamak istemeyeceği bir rakiple karşılaşmak zorunda kaldı. Fransız takımı Kore Cumhuriyeti’nden son dakikalarda yemiş olduğu golü yememiş olsa ben şu an bu yazıyı hiç yazmaya da olabilirdim ya da bir süre sonra yazıyor olurdum. Bu işler böyledir diyerek İspanyollarla ilgili aşağıdaki paragraflarda birkaç şey söyleyelim.
“Belki de turnuvadaki en iyi birkaç kadrodan biri” bu yandaki tırnak içinde ifade bana aitti. Hala arkasındayım tabi bu ifadenin. Peki Aragones ismindeki 68 yaşındaki teknik adam bunun farkına varabilmiş miydi? Önemli olan da benim değil O’nun varmasıydı elbette. Luis Aragones ile ilgili endişelerim olduğunu yazımda aktarmış mıydım hatırlamıyorum ama çevreme aktardığım bir durumdu bu. 23 kişilik kadronun seçimiyle ile ilgili bir takım hatalardan bahsetmiştim. Tekrarlayalım; Kadroda sakatlıktan yeni kurtulmuş bile olsa Vicente’nin yer almayışı önemli bir handikaptı. Bunu okurken Xavi ve Raul ne kadar faydalı oldular da Vicente olacak diyebilirsiniz haklı olabilirsiniz ama ben de haklı olabilirim. Real Madrid formasıyla belki de ilk kez tam yerinde oynamış olan ve en iyi sezonunu geçirdiğine inandığım, dünyanın en ince paslarını atan Guti’ye yer verilmeyişi de kanımca bir hataydı. Sağbek konusunda bir takım sıkıntılar yaşanacağını belirtmiştim. Kadrodaki tek sağ bek Salgado’nun yetersizliği ve stoperden bozma Ramos’un istenileni bu bölgede verememesi İspanya takımını olumsuz etkiledi. Asıl solbek olarak düşünülen Del Horno’nun sakatlanıp yerine kadroya dahil edilen Pernia bu bölgede A.Lopez’e tercih edilecek bir oyuncumuydu bu da oturulup düşünülmesi gereken bir nokta. Aragones’in tercih ettiği 4-3-3 sistemi hücuma yönelik gibi görünse de gol noktalarında ne kadar zorlanacakları hazırlık maçlarından belliyken Aragones bunda ısrarcı oldu. Asıl önemli olan noktanın Aragones’in takım tertibini bile hala belirleyememiş olmasından kaynaklanmakta. Kadro zenginliğini kullanmak adına yaptıgı değişiklikler eleştiriye tabi. Orta üçlü takım için çok önemli olmasına, turnuva öncesi Albelda’yı burada deneyeceğinin işaretini vermesine rağmen turnuvada işler değişti. Bunlara rağmen İspanya kupaya uzanabilirdi tabi. Bir sonraki paragrafta Fransa maçından bahsedelim.
İlk üç maçından sadece Tunus ve Ukrayna maçının da ilk yarısını izleyen ben, Fransa maçını doğal olarak izledim. İlk maçların ne kadar önemli olduğu gerçekten tartışılır. Fransa ile oynamak ikinci turda İspanyollar için gerçekten önemli bir şansızlıktı bunla başlamak lazım. Son dört maçını kaybettiği bir ülkeyle(Bu dört maçtaki Fransız kadrosunun benzerliğini de dikkate alırsak), hem de kupaya kötü başlayarak epeyce eleştiri almış bir takımla oynamak oldukça sevimsizdi. Maça da daha iyi başlayan Fransızlar oldu. Zaten oturmuş kadroları, muazzam tecrübeleri ve iyi savunmaya sahip bu takım, bir de inançlı bir mücadele ortaya koyunca İspanyollar beklenen etkinliği sağlayamadılar. Topa yine de İspanya sahipti bunun aksi de düşünülemezdi zaten. Hangi takımla oynarsa oynasın top mutlaka İspanya’da kalacaktı. Raul ve Fabregas değişiklikleriyle maça başlayan Aragones, İspanya’nın yıkımını 1-0 öne de geçmesine rağmen akıl almaz ofsayt taktiğiyle yapıyordu. Kim, Hangi hoca 1-0 öndeyken bile ofsayt taktiğine sığınır. Hem de Henry ve Riberry gibi oyuncuları olan bir takıma. Bu anlamsız savunma anlayışı 1-0 öndeyken farkı artırma şansına bile sahip olan İspanyol takımına komik bir gol yedirtti. İkinci yarıda da aynı taktik devam etti tabi. Henry bol bol ofsayta düşerken onun pasif kaldığı bir başka pozisyon da neredeyse golle sonuçlanıyordu. Fabregas, Xavi, Xabi Alonso üçlüsü gibi beyin bir üçlü oluşturulamazdı ama onlardan biri yerine daha savaşçı olan Senna yada Albelda gibi bir isim İspanyol takımına orta sahada daha fazla direnç sağlayabilirdi diye düşünüyorum. Makalele ve Vieria gibi dünyanın en iyi önliberolarından ikisine sahip ve çok da iyi savunması olan Fransızlara karşı Aragones’in ikinci devre başında yaptığı değişiklikler anlamlıydı aslında. Özellikle Joaquin’in maça ilave edilmesi çok doğruydu. Aslıda olması gereken Joaquin ve Reyes’in ilk onbirde olduğu sol ve sağ açığa sahip bir İspanya’nın sahada olmasıydı. Aragones bunu düşünmedi ya da düşünemedi. Turnuvaya ve Fransa maçına da iyi başlayan Torres’i, İspanyollar önde oldukları süre içinde çok daha verimli kullanabilecekken bunu başaramadılar. Öndeyken de topa çok sahip olan İspanya, ofsayt taktiği ve savunmayı orta sahaya yakın kurup geride geniş alanlar bırakarak oynamamalıydı.
Gelelim maçın hakemine; İspanya yukarıda anlatılanlara rağmen Fransız takımını Hannover’de mağlup edebilirdi. İki kritik hata çok şeye mal oldu diyebiliriz. Fransa’nın ilk golünden önce orta sahada İspanyol oyuncuya yapılan net faulu vermeyen hakem İspanya’nın savunmada sağlıksız yakalanmasına neden oldu ve sürekli dediğimiz tuhaf ofsayt anlayışının da etkisiyle ilk yarının bitimine beş dakika kala maç berabere oldu. Herkesin dikkatini daha fazla çeken de Fransa’yı 2-1 öne geçiren Puyol’un Henry’i düşürdüğü kararı ve bu serbest vuruştan gelen gol. Bu iki karar İspanya’nın elenmesine yetti diyorum. Ayrıca hakemin takdir haklarını maç içinde de Fransa lehine kullandığı intibası bende oluştu. Hakem ve teknik adam hataları İspanya için 2006’nın da erken bitmesine neden oldu.
Aragones’in hazır edemediği genç İspanyol takımı geçmişin izlerinden midir nedir belki de en kritik maçta ürkek davrandı. İstedikleri futbolu sahaya yansıtmakta bir hayli zorlandılar. 2002’deki hakem faciasını yaşamamış olsaydılar ve muhtemelen o kupanın finalisti olmuş olsaydılar acaba bugün bu turnuvadan bu kadar kolay elenirler miydi? Bu bir tartışma konusu olabilir. Hakemlerin gazabına daha önce Amerika 94’de, Japonya-Kore 2002’de uğramış olan bir takımın yine bundan nasiplenmesi FIFA’yı da sorgulamamıza yol açmalı. Maç spikerinin üçüncü Fransız golünden sonra Hoşça kal İspanya narası da kulağımdan uzunca zaman silinemeyecek.
Nostradamus mu yanıldı yoksa İspanyollar mı bunu yanlış yorumladı takdir sizlerin…
30.05.2006
İspanya: Beklentilerin ve Hayal Kırıklıklarının Buluşma Noktası
Almanya 2006 için favori gösterilmeyen takımlardan biri İspanya. İspanya’nın favori olmamasını sağlayan sebebin geçmiş turnuvalarda yaşanan hayal kırıklıkları olduğu açık. Yoksa kimsenin İspanyol Milli takımının kadrosuna tek kelime edecek hali yok. Belki de turnuvadaki en iyi birkaç kadrodan biri.
1964 Avrupa Şampiyonluğu ve 1984 Avrupa ikinciliği İspanya Milli takımının bugüne kadar ki en önemli başarıları. İspanya bundan önce ilki 1934’de İtalya’da düzenlenen Dünya Kupası olmak üzere toplam 11 kez yer aldı Dünya Kupalarında. En önemli başarısı 1950’de dördüncülük. 90’lı yıllardan sonra İspanyol futbolunda önceki yıllara oranla bir yükseliş gözlendi. İlk izlediğim Dünya Kupası olan İtalya 90’da İspanya ikinci tura çıkmış ve Yugoslavya’ya uzatma dakikalarında 2-1 yenilerek elenmişti. Michel’li, Vazquez’li, Butrogueno’lu, Zubizarreta’lı kadrosuyla istediklerini elde edememişlerdi. Sonra Amerika 94’de çeyrek finale yükseldiler. İtalya ile çeyrek finalde karşılaşmışlardı ve Del Pierro’nun golüne engel olamayarak 2-1 kaybetmişlerdi maçı. Tabii kamera görüntülerinden sonra 8 maç ceza alan Tasotti’nin Luis Enrique’ye ceza sahası içinde atmış olduğu dirsek maçın sonucuna ne kadar tesis etmişti düşünmek gerek. Her zaman olduğu gibi oldukça kaliteli oyuncularla örülmüş bir İspanya kadrosundan söz etmek mümkündü yine. Fransa 98 ise tam bir hayal kırıklığıydı Boğalar için. Daha gruptaki ilk maçta Nijerya karşısında 2-1 öne geçtikleri maçta İspanyol tarihinin en çok milli olan adamı Zubizarreta’nin yemiş olduğu iki hatalı golle maçı 3-2 kaybetmişlerdi. Sonrasında 90 dakika baskılı oynadıkları Paraguay maçı 0-0 bitmiş son maçta Bulgarları 6-1 yenmeleri bir anlam ifade etmemiş ve gruptan çıkamamışlardı. Türkiye’nin üçüncü olduğu 2002 Dünya Kupasında ise Fifa’nın ayıbıyla karşılaşmışlardı. Çeyrek finalde penaltılar sonucu Güney Kore’ye elenen İspanya’nın bu maçta Morientes ve Helguera’nın attığı iki gol faul ve topun dışarıdan ortalanması gibi anlamsız nedenlerle sayılmamıştı. İspanya hiç kuşku yok ki bu turnuvada Brezilya ile beraber turnuvanın eniyisiydi. Muhtemelen finalde Brezilya’nın rakibi olacaktı başına bu kaza(Kaza diyorum ama art niyetli olunduğu açık) gelmeseydi. Bundan önceki turnuvalarda yaşanan Şansızlıklar, beceriksizlikler İspanyol Milli takımını bu turnuvada favori klasmanından bir alt klasmana itmiş durumda.
Şimdi İspanya, Almanya 2006’ya nasıl geldi buna bir göz atalım. 7. Grupta yer alan İspanya Sırbistan-Karadağ’ın ardından ikinci olarak play-off maçları oynamaya hak kazandı. Dünya Kupası ve Avrupa Kupası elemelerinde son iki elemeye kadar hep çok rahat çıkan İspanya Euro2004 elemelerinde ve bu son elemelerde oldukça zorlandı ve grup ikincisi oldu. Sırbistan-Karadağ’ın yanı sıra grubunda;Bosna-Hersek, Litvanya, Belçika ve San Marino yer aldı. Oynadıkları on maçta beş galibiyet beş de beraberlik aldılar. Play-off mücadelesinde ise Slovakya ile eşleşen İspanya ilk maçta İspanya’da Slovakya’yı Luis Garcia’nın mükemmel bir performans çizdiği maçta 5-1 yendi. İkinci maç ise 1-1 sona erdi ve İspanya Dünya Kupasına gitmeye hak kazandı. Teknik direktör Aragones eleme maçlarında çok sayıda oyuncuya yer verdi. Son olarak Nisan ayında 34 kişik bir kadro belirlemişti ve Mayıs ayı başında bu sayıyı 27’ye düşürdü. Betis’den Melli, Celta’dan Quibina, Getafe’den Gavilan, Zaragoza’dan Cani, Valencia’dan Vicente, Real Madrid’den Guti, Espanyol’dan De
Kaleciler:
1. Iker Casillas(Real Madrid):25 yaşındaki Real Madrid’li kaleci Almanya’da takımın as kalecisi olacak. Yaklaşık altı yıldır Real Madrid kalesini koruyan ve şu an Dünya’nın en başarılı kalecilerinden birisi olan Casillas ile İspanya kalesinin güvende olduğunu söyleyebiliriz. Bu sezonu da Real Madrid adına başarılı geçiren nadir oyunculardandı. Genç ama tecrübeli kaleci 56 kez A Milli takım forması giydi.
19. Santiago Canizares(Valencia):Yıllarca Real Madrid’de Buyo’nun yedeği olarak yer aldıktan sonra Valencia’ya geçip İspanya milli takımını da Zubizareta’dan devralan Canizares son birkaç yılda Casillas’ın yedeği durumuna düştü. 37 yaşındaki tecrübeli kaleci hiç kuşkusuz çok önemli bir kaleci. Canizares bugüne kadar 42 kez A Milli oldu.
23. Jose Manuel Pepe Reina(Liverpool): Barcelona menşeli, Villarreal kalesinden Benitez’in isteğiyle Liverpool’a giden ve Dudek’i yedek bırakan Reina da son derece başarılı sezonlar geçiriyor. İspanya Milli takımında Casillas ve Canizares’in varlığı nedeniyle üçüncü kaleci durumunda da olsa görev düştüğü takdirde başarıyla bunu yapacaktır. 2 kez Milli olmuş durumda.
Üç kaleci’nin de Dünya çapında üst düzey kaleciler olduğunu düşündüğümüz zaman belki de kaleci konusunda Dünyada bir numara olduğunu bile söyleyebiliriz İspanya’nın.
Defans:
5. Carles Puyol(Barcelona): 27 yaşındaki Puyol bana göre dünyanın en iyi defans oyuncusu. Barça’da ve İspanya Milli takımında uzun yıllardır müthiş bir performans çiziyor. O’nun olduğu bir takımda kalecinin görevi yarı yarıya düşüyor. (Sanırım kalecilerin aldıkların paralarının bir kısmını ona vermeleri gerekecek. )Henüz Puyol’un kötü bir gününü hatırlayan çıkmamıştır diye düşünüyorum. Barça ve Milli takımdaki ilk yıllarında sağbek oynayan oyuncu son dört yılda göbekte oynamaya başladı ve muazzam bir başarı gösterdi. 44 kez İspanya Milli takım formasını giydi.
15. Sergio Ramos(Real Madrid):20 yaşındaki Ramos bu sezon Sevilla’dan Real Madrid’e oldukça yüksek bir bedelle transfer olmuştu. Real Madrid savunmasının en önemli ismi haline gelen genç oyuncu çok sık da gol atabilme özelliğine sahip. Çok hırslı, çok çabuk ve Puyol’a göre de önemli bir hava hakimiyetine sahip. Çok kart görüyor olması onun tecrübe eksikliğinden kaynaklanıyor. Tek sıkıntısı tecrübe sorunu. Bunun dışında harika bir defans oyuncusu. Ramos bugüne kadar 8 kez Milli oldu.
22. Pablo İbanez(Atletico Madrid):24 yaşında ve 1. 92 m boyundaki Atletico savunmasının başarılı ismi Pablo son iki yılda Milli takımda yer alıyor ve bu süre içinde 8 kez Milli takım formasını giydi. Özellikle hava hakimiyeti üst düzey olan oyuncu Juanito ile birlikte Puyol ve Ramos’dan formayı almaya çalışacak. Oldukça kaliteli bir savunma oyuncusu olduğunu Atletico maçlarını izleyenler bileceklerdir.
20. Juanito(Real Betis): Betis’in başarılı savunma oyuncusu da uzun süredir milli takım kadrosunda yer alıyor. 29 yaşındaki, 1. 83 m boyundaki Juanito savunmadaki başarısının yanında yan toplarda da çok etkili olabiliyor. Tecrübeli savunmacı 14 defa milli oldu.
4. Carlos Marchena(Valencia):Kadrodaki beş Valencia’lıdan biri de Marchena. Savunmanın ortasında ve orta sahada savunmaya dönük oynayabilir. Marchena güvenilir bir stoper ancak çok sert olduğu ve sıkça kart gördüğü söylenebilir. Aragones O’nun tecrübesinden yararlanmak isteyecektir. 27 kez İspanya Milli takım formasını giyen Marchena 26 yaşında ve 1. 83m boyunda.
12. Antonio Lopez(Atletico Madrid):24 yaşındaki solbek Del Horno ile birlikte İspanyol takımının solbeki olacaklar. Bu sezon oldukça iyi bir performans çizen oyuncu hem hücumda hem de savunmada başarılı. Özellikle kesme diye tabir edilen frikikleri harika kullanan Antonio Lopez 8 kez A Milli oldu.
3. Asier Del Horno(Chelsea):Chelsea’nin A. Bilbao’dan bu sezon transfer ettiği oyuncu için ideal bir solbek diyebiliriz. 25 yaşındaki oyuncu İspanya’nın ilk onbirinde yer alması muhtemel. Mourinho’nun takımında savunma yönünü daha da güçlendirdi. İspanya Milli formasını 10 kez giydi.
2. Michel Salgado(Real Madrid):Real Madrid’in tecrübeli sağbeki Salgado’da 23 kişilik kadroda kendine yer buldu. Özellikle çabukluğu sayesinde savunmada önemli bir görevi yerine getiren Salgado hücumda da zaman zaman etkili olabiliyor. Eski yıllara oranla bir düşüş yaşadığını söyleyebiliriz. Ancak İspanyolların tecrübeli bir sağ beklerinin olmayışı O’nu kadroda tutan en önemli etken olsa gerek. Tecrübeli oyuncu 33 kez İspanya Milli takımında yer aldı.
İspanyol savunması eskiden beri eleştirile gelmiş bir savunmadır. Fakat son yıllarda iyi savunmacıları hem yetiştirmişlerdir hem de takım olarak nasıl iyi savunma yapılır çok daha iyi uygular hale gelmişlerdir. Puyol, Del Horno, Ramos, Pablo, Juanito, Marchena gibi sağlam savunma oyuncularıyla bu konuda bir sıkıntı yaşamaları muhtemel değil. Sadece sağbek konusunda biraz tereddütlerim var. Puyol ya da Ramos’u sağbekte kullanarak bu sorunu ortadan kaldırabilirler.
Orta Saha:
8. Xavi(Barcelona):Barcelona ve İspanya Milli takımının kuşkusuz en önemli orta saha oyuncusu. 33 kez Milli olan, 25 yaşındaki yıldız bu sezonun neredeyse tamamında sakattı. Geçtiğimiz günlerde tekrar takımına dönen Xavi yavaş yavaş oynamaya başladı. Dünya Kupasına 25 günlük bir süre kaldı ve Xavi hazırlık maçlarıyla birlikte form grafiğini yükseltecektir. Kuşkusuz mükemmel bir orta saha oyuncusu. Oyun zekası, teknik kapasitesi, devamlılığıyla her takımın sahip olmak istediği türde bir oyuncu.
18. Cesc Fabregas(Arsenal):Arsenal’in 18 yaşındaki genç yıldızı bir süredir İspanya Milli takımında da yer alıyordu ve kadroya da seçildi. Hatta ilk onbirde de onu sıkça göreceğiz. Mükemmel bir oyuncu olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım. Şampiyonlar ligi finalisti Arsenal’in orta sahasının en önemli oyuncusu. Bu kupaya damgasını vurması beklenen isimlerden biri. 2003 FİFA 17 yaş altı dünya gençler şampiyonasının en değerli oyuncusu olmuştu Cesc. Şu ana kadar 1 kez İspanya forması giydi.
13. İniesta(Barcelona):Andres İniesta 21 yaşında ve Barça’da bu sezon Xavi’nin de sakatlık probleminden sonra ilk onbir de çok sık yer aldı. O’nu izlerken Xavi’yi izlermiş gibi oluyoruz. Hücumda da etkili olabilmesi klasik orta saha oyunculuğunun yanında hücuma dönük orta saha oyunculuğu da yapabilmesini sağlıyor. Şampiyonlar ligi finalinde ikinci yarıda oyuna girip takıma yaptığı katkıyı hatırlayabiliriz. Henüz Milli takım formasını giymedi.
14. Xabi Alonso(Lİverpool):Guardiola futbolu bıraktıktan sonra Xavi ile birlikte O’nu aratmadılar desek yalan olmaz sanırım. Real Sociedad’da göstermiş olduğu mükemmel performansa Liverpool’da da devam etti. Xavi için söylediklerimin aynılarını O’nun için de aynen söyleyebilirim. İsabetli şutları da önemli bir artısı. Xabi Alonso 23 kez İspanya forması giydi.
6. David Albelda(Valencia):İspanyol futbolunun klasik ikili orta saha düzenin çalışkan adamını uzun zamandır Albelda oluşturuyor. Yanındaki isim Xavi, Baraja, Alonso, Guti gibi isimlerden biri de olsa O’nun yeri değişmiyor. 31 defa milli olan, 28 yaşındaki tecrübeli oyuncu rakibi bozmak konusunda hünerli olduğu kadar oyun başlatmakta da usta bir isim.
17. Joaquin(Real Betis):25 yaşındaki Betis’li sağ açık Jouquin İspanyolların son on yılda yetiştirdikleri önemli yıldızlardan biri. Bu sezon artık takımından da ayrılarak Avrupa’nın devlerinden birine transfer olması muhtemel. Dünyadaki en iyi açık oyuncularından biri durumunda. Karşısına rakip savunmacıyı aldığı zaman O’nu durdurmak bir hayli zor ve çok da güçlü bir oyuncu. Joaquin 36 kez İspanya forması giydi.
16. Marcos Senna(Villarreal):Brezilya asıllı olan Senna Villarreal’de göstermiş olduğu üstün performansla İspanyol vatandaşlığının ardından İspanya Milli takımında da forma giymeye başladı. (Türkiye’de Auerello’yu artık Milli takımda oynatmaya başlasa akıllıca olacak)29 yaşındaki oyuncu Albelda’nın yedeği olacak gibi görünüyor. Orta sahada çok koşan, rakibi bozan ve uzaktan mükemmel şutlar atan çok iyi bir oyuncu. Şu ana kadar O da Fabregas gibi 1 kez Milli oldu.
11. Luis Garcia(Liverpool):Atletico Madrid ve Barcelona’da oynadıktan sonra Benitez’in Liverpool’a transfer ettiği 27 yaşındaki Luis Garcia biraz istikrarsız bir oyuncu. Bazı zamanlarda sahada görünmeyen bazen ise maçı alıp götürebilen bir isim. Sol ve sağ açık olarak Jouquin ve Reyes ile birlikte kadroda yer buldu. Özellikle Slovakya ile oynanan eleme maçında harikalar yaratmıştı. Garcia 7 kez Milli oldu.
10. Jose Antonio Reyes(Arsenal):Sevilla’dan Arsenal’e önemli bir meblağ karşılığında transfer olan Reyes için hem biraz forvet hem de sol açık diyebiliriz. Vicente’nin olmadığı bu turnuvada sol kanadı ne kadar iyi kullanabilecek merak konusu. İstikrarsız grafiği en önemli dezavantajı ama iyi gününde de olursa mükemmel bir oyuncu. 10 numaralı formayı giyecek olan Reyes 16 defa Milli oldu.
İspanyol orta sahası her zaman özellikle göbekte oynayan müthiş oyunculardan kurulu olmuştur. Bu şampiyonada da bu bölgenin en iyilerine sahipler. Guti ve Baraja gibi son derece kaliteli iki oyuncu bile kendilerine yer bulamadılar. Sol ve sağ açıkları da her zaman çok etkili isimler olmuştur. Euro 2004 de İspanya adına en iyi iki isim sol ve sağ açık olarak oynayan Vicente ve Exteberria idi. Ne var ki bu iki oyuncu da yok bu Dünya Kupasında. Reyes, Garcia ve Jouquin de bu işi iyi yapacaklardır ama burada biraz sıkıntı yaşayabilirler. İspanyol futbolunun yaşadığı 10 numaralı oyuncu sıkıntısını Reyes ve Fabregas ne kadar giderebilirler bu da merak konusu. Bazı sıkıntılara rağmen çok yetenekli ve tecrübeli orta saha oyuncularına sahipler.
Forvet:
9. Fernando Torres(Atletico Madrid):İspanya’nın 21 yaşındaki altın çocuğu bir forvette olması gereken tüm özelliklere sahip. Boş alanlarda etkili olabilecek kadar hızlı, pivot santrafor oynayacak kadar da mücadeleci. Topu istediği yere kadar gönderecek kadar golcü, istediği rakibi geçecek kadar da teknik. Henüz çok genç olmasına rağmen oldukça da tecrübeli. İspanya iyi bir ritim yakalayabilirse O’da Dünya Kupasının yıldızı olabilir. Bu sezon Atletico’da zaman zaman etkili olamasa da Milli takımın en önemli golcüsü. Genç yaşına rağmen 27 defa İspanya Milli takımında yer aldı.
7. Raul(Real Madrid):28 yaşındaki Raul İspanya futbolunun en golcü ismi. Şampiyonlar Ligi tarihinin de en önemli golcüsü olan Raul bu sezon sakatlık nedeniyle verimsiz oldu. Henüz form düzeyi de yetersiz görünen golcü eski günlerinde olmasa da çok önemli bir futbolcu. Hazırlık dönemini iyi geçirebilirse Raul Torres ile birlikte önemli bir hücum silahı olacaktır İspanyollar için. 92 defa Milli olan Raul şu ana kadar attığı 46 golle İspanya Milli takım tarihinin en golcüsü.
21. David Villa(Valencia): İspanya’nın bu sezonki en önemli golcüsü David Villa. Zaragoza’dan Valencia’ya bu sezon transfer olan genç oyuncu harika bir sezon geçirdi. 24 gol atan Villa da neredeyse diğer tüm İspanyol oyuncuları gibi çok teknik bir oyuncu. Bu form düzeyi ile Torres’in partneri O olacak gibi. Villa 5 kez Milli oldu.
İspanyolların hücum hattında sadece üç oyuncu olması dikkate değer bir durum. Ancak Luis Garcia ve Reyes’in de hücum oyuncusu özelliklerinin fazlaca olması bu dikkat edilecek konuyu ört bas ediyor. Yine de kadrodaki tek gerçek santraforun Torres olması onun başına gelebilecek herhangi bir şeyde sıkıntı yaşamalarına neden olabilir.
Son olarak İspanya’nın turnuvadaki şansını değerlendirelim. Kadro itibariyle en güçlü bir iki takımdan biri oldukları şüphe götürmez bir gerçek. En önemli problemleri bugüne kadar yaşamış oldukları hayal kırıklıkları. Bu hayal kırıklarının nedenlerine burada eğilmek bir hayli zor. Ne var ki genel hatlarıyla İspanya başarısızlığıyla ilgili birkaç şey söylenebilir. 90 Dünya Kupasıyla birlikte Dünya ve Avrupa Şampiyonalarını izlemeye başlayan birisi olarak dört Dünya Kupası dörtte Avrupa Şampiyonası izledim. İspanya bunların bazılarında kendi beceriksizliğinden bazılarında şansızlıktan bazılarında ise hakemlerden ötürü istediklerini hiç gerçekleştiremedi. Hakem konusunu bir kenara bırakırsak şansızlık ve beceriksizlik gibi kavramlar İspanyolların bir türlü Almanvari turnuva takımı olamamalarından kaynaklanıyor düşüncesindeyim. Özellikle son şampiyonalarda kadrolarının oldukça kaliteli olduğu ortada zaten. Son Dünya Kupasını ayrı bir yere koymak da fayda var. Çünkü bu turnuvada İspanya finali hak eden bir oyun oynamış ama Mısırlı hakeme yenik düşmüştü. Bir türlü istenileni yapamamak onlar üzerinde strese neden oluyor elbette. Bu onlar üzerinde artı bir motivasyon da sağlayabilir. Bu sezon önemli bir çok oyuncusunun sakatlık ve form grafiklerinde düşüş yaşamaları da önemli bir sorun. Vicente ve Valeron’un olmayışları önemli bir handikap olacak. Vicente sakatlıktan çıkmış olmasına rağmen Raul ve Xavi nasıl takıma alınmışlarsa O’da takıma alınabilirdi. Raul, Xavi gibi çok önemli oyuncularının da bu sezon sakatlık ve formsuzluk problemleri onlarında takıma ne kadar fayda sağlayabileceği konusunda şüphe uyandırıyor. Genel olarak 4-2-3-1 oyun tarzını tercih eden İspanyol futbolu 4-4-2 yi de uyguluyor bazı zamanlarda. Ancak Luis Aragones 4-3-3 dizilişini bu turnuvada kullanacağını belirtti. Alan savunmasını başarıyla uygulayan ve mevkilerinin futbolunu nasıl oynamaları gerektiğini çok iyi bilen oyunculara sahip olmaları önemli bir avantaj. Torres gibi bir golcünün varlığı da kuşkusuz çok önemli. Sağbek, Solaçık ve forvet hattında sıkıntı yaşama ihtimalleri var gibi görünüyor. Dünya Kupasının en genç takımlarından biri olduğu düşüncesindeyim İspanya’nın. Kadroda genç ama tecrübeli çok oyuncu yer alıyor. Turnuvaya iyi başlayabilmeleri çok önemli. İlk maçında Ukrayna ile karşılaşacak olan Boğalar için grup aslında oldukça kolay. Tunus ve Suudi Arabistan’ın da bulunduğu grupta zorlanmadan çıkacaklardır. Grup birinciliği ise oldukça önemli. Birinci olurlarsa muhtemelen İsviçre rakipleri olacaktır bu da onları çeyrek finalist yapar. Tabi zaman ne gösterecek yine de bilinmez. Çeyrek final maçında ise Brezilya ile karşılaşmaları olası. İlerleyen turlar ise bildiğiniz gibi biraz şans biraz da FİFA ile alakalı. Bu nedenle çeyrek final oynamaları oldukça olası. Ondan sonra ise ne kadar gidebilirler bilmiyorum. Her mevkide çok önemli oyunculara sahip olan İspanya eğer kadrosuna layık olan futbolu ortaya koyabilirse Almanya’da finali de görebilir.
İspanya’nın ideal on birini tam anlamıyla şimdiden söylemek zor. Yapılacak olan hazırlık maçları ve rakip takımların özellikleri kadronun nasıl oluşacağını gösterecektir. Fabregas ve İniesta bu sezon yakaladıkları çıkışları Milli forma altında da Haziran ayında gösterebilirlerse şampiyonaya İspanya adına damga vurabilecek oyuncular. Torres’in Dünya üzerindeki en komple santrafor olduğu düşüncesinde olan birisi olarak O’nun performansını da merakla bekliyorum. İspanya Arabistan ve Tunus gibi takımların yer aldığı grupta çok gol atabilir bu da Torres’i Dünya Kupasının gol kralı yapabilir. İspanya için başka kritik oyuncular da var. Reyes ve Joaquin segileyecekleri performansı önceden kestirilmesi zor oyuncular. Bu iki adam da iyi bir turnuva geçirebilirse İspanya’nın önü açılacaktır.
Kalbimin İspanya ile birlikte olması Onlar için zaman zaman iyimser yorumlarda bulunmama neden olmuş olabilir diye düşünebilirsiniz. Ancak kamuoyunda oluşan-özellikle son Avrupa şampiyonasındaki başarısızlık ve elemelerde zorlanılmış olması- bu kez İspanyolların şansı az havası bir avantaja dönüşebilir. Hem bakarsınız 2006 yılı sadece İspanyol takımlarının Avrupa’yı fethettiği bir yıl olmaz, Milli takımının da dünyayı fethettiği bir yıl olur.
Hep çok şey bekledim hep hüsrana uğradım. 2002 Dünya Kupasında sabah saatlerinde, televizyon karşısında penaltı atışları sonucu Güney Kore’ye elenirlerken ellerimi yüzüme kapadığım anı hatırlıyorum da şimdi bu kez fazla şey beklemeyeyim diyorum bu ülke takımından. Olmuyor yine de Beklentiler ve başarısızlıklar İspanya Milli takımı için bir fark edilirlikse de benim yine İspanya’dan beklentilerim var. Bakalım bu kez belki beklentilerle başarısızlıklar bir araya gelmez İspanya için.