İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com
Real Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Real Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.04.2012

Topcast 26.04.2012

26 Nisan Topcast'inde İlker ve Ali Aktaş ile ağırlıklı olarak Şampiyonlar Ligi'nden, Chelsea'nin Barça'yı destansı bir şekilde eleyişindnen, Di Matteo'nun görevde kalıp kalmayacağından, haftasonu İngiltere'de oynanacak olan muhteşem maçlardan, Fener'in CAS davasını geri çekmesinden ve Beşiktaş'ın mali iflasından bahsettik.

20.04.2012

TopCast 18.04.2012

Bu TopCast'te İlker ve Cuma Ali ile birlikte ağırlıklı olarak haftaiçindeki Şampiyonlar Ligi maçlarını, Premier Lig'de geçen hafta olan bitenleri ve Bundesliga'yı konuştuk.

17.02.2012

Topcast 16 Şubat 2012


Bu yayınımızda İlker ve Ali Aktaş'la beraber Afrika Kupası ve Zambiya ile başladık, oradan Glasgow Rangers ve Portsmouth'un iflasını tartıştık, sonra sırasıyla İngiltere, İspanya ve Serie A'ya atladık. Sonunda ise Avrupa Ligi, Beşiktaş, Trabzonspor ve Milan-Arsenal maçıyla bitirdik.

19.12.2011

Hamit'in Golü

Hamit'in Real Madrid formasıyla ilk golü. Golden ziyade Mourinho'nun sevinci dikkat çekici. Adam sanki galibiyeti getiren gol gibi sevinmiş maçı 6-1 yapan gole. İkisini de severiz.

11.12.2011

Real Madrid - Barcelona

- Birileri Kuşadası hakem seminerlerinde şu maçı hakemlere göstersin. Alexis maç boyunca her kendisine faul yapıldığında hakeme kart işareti yaptı. Hakem oralı bile olamadı! Yüz karası! Sen milyonların seyrettiği, dünyanın en iyi oyuncularının oynadığı el classico'ya atanmışsın ama "kart isteyene kart vereceksin" kuralını öğrenememişsin!

- Bu arada Alexis ile Sabri Sarıoğlu arasında en az yedi benzerlik sayabilirim.

- Acetobalsamico "Ronaldo, Real Madrid'deki en kötü oyununu oynadı" yazmış. Babamın maç esnasındaki yorumu daha güzeldi: "Bu Ronaldo bi önceki gece çok çalışmış galiba, ayakta durmaya hali yok" Gerçekten de Di Maria - Mesut - Ronaldo - Benzema dörtlüsü Alves- Puyol - Pique - Abidal dörtlüsüne karşı hiç dikine oynayamadı. Barcelona savunması hiç delinmedi.

- Barcelona'ya karşı önde şok baskı nereye kadar yapabilirsin ki? İlk 20 dakika Real Madrid bunu denedi, sonrasında zaten Barça en iyi bildiği iş olan pas yapmaya başlayınca maçın seyri değişti.

- Maçla alakası olmayan Toskana'dan kalan bir anektod:
Floransa'daki resepsiyon görevlisi: Siz nasıl Türksünüz, soyadınıza bakınca ben sizi Yugoslav sanmıştım.
Ben: Nassı yani ?!?
Görevli: E Dalg-ic. Ic ile biten soyadları Yugoslavlarda olur !!

27.11.2011

Madrid Derbisi: Arda

Maç ile ilgili çok fazla detaya girmek gereksiz. 20. dakikada Bernabeu'da 10 kişi kalan takımın yenilmemesi mucize olurdu. Olmadı. Nuri, 90 dakika oynadığı Zagreb maçından sonra bu kez oyuna girmedi. Hamit tribündeydi. Abdullah Avcı da paella yemeye gitmiş oldu böylece Madrid'e.

Maçtan aklımda kalen enstantene ise Arda'nın oyundan çıkışı oldu. Tamam takım 10 kişi ve 3-1 geride. Dakika olmuş 70. Bu saatten sonra maç kurtarılmaz ama ne olursa olsun geride olan takımın oyuncusunun sahadan yürüyerek çıkmaya hakkı var mı? Zaman çalmak niye? Bu mudur kalan sürede oynayacak ve teoride skoru çevirmeye uğraşacak takım arkadaşlarına saygın?

10.05.2011

Tükürdüğünü yalamak!

Öncelikle ufaktan blog üzerindeki ölü toprağı atıp tekrar yazmaya başlayan yazarlara teşekkür ederim. Yazan birileri olunca daha çok yazma isteği geliyor. En azından ıssız Teksas kasabasında olmadığımızı anlıyoruz.

Haftasonu 4 günlüğüne Sofya'daydım. Bir arkadaşım "çok geziyosun, şu gezdiklerini bloga yazsana" demişti. Sofya anılarını bu hafta yazmaya niyetim var ama önce Nuri ile başlayalım.

Geçtiğimiz sene görmemişin bilmem nesi olmuş misali; adam her ne kadar "ben Almanya'da doğdum, Almanya'da büyüdüm, kendimi Alman hissediyorum" dese de "Yok, yok sen Türksün!" deyip Mesut'un gitmesi ile mutlu olmuştuk. Şimdi gerçekten ay yıldızlı formayı giden biri gidiyor.

Çok değil bir sene önce bloga şöyle yazmışım: "Nuri Şahin'in, Khedira'dan hiçbir eksiği olmadığını, tam tersine daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Eğer bugün Khedira, Real Madrid'e transfer olup, Nuri daha vitrine çıkamadıysa, bu kanımca ne yazık ki Nuri'nin milli takım tercihi ile alakalıdır."

Çok güzel bir şekilde tükürdüğümü yalattı bana Nuri. Demek ki olay hangi milli takımda değil, nerede yetiştiğin, hangi ligde oynadığınla alakalıymış. Olur da, Arda bu sene de Avrupa'ya gidemezse, otursun Nuri'ye bir baksın, sonra şapkasını önüne koyup tekrar düşünsün. Arda konusunda tereddütü olanlar da bir zaman Arda'nın son 3 yıldaki milli maç performanslarını tekrar gözden geçirsin.

Son dip not: Nuri Şahin 10 milyon avroya Real Madrid'e transfer oluyor, Mehmet Topuz 9 milyon avro + Gökhan Emreciksin'e karşılık. Emre Belözoğlu yıllık 3.5 milyon avro alıyor; Nuri 2.5 milyon avro alacak.Artık serbest ekonominin şartlarını kabul edip, şu yabancı sınırlamasının artık bitmesi gerekiyor.

4.12.2010

Yazıcı niye özür diliyor?

* Sabah NTVspor'u açtım ve İbrahim Yazıcı'nın "Avrupa'da aldığımız sonuçlardan dolayı Bursa ve Türkiye'den özür diliyoruz" açıklamasını gördüm. Neden özür dilediğini anlamadım, aynen Valencia maçından Ertuğrul Sağlam ile yolların ayrılması konusunun dillendirilmesini anlayamadığım gibi.

Sanki her sene Avrupa'da ülke olarak çok başarılıyız da Avrupa'da alınan sonuçlar sonrasında bir takımı tarihinde ilk defa şampiyon yapan, bu yıl da ligde ikinci giderken sorgulanıyor. Bu ülke daha önce de bir temsilcisinin Şampiyonlar Ligi'nde 0 puan aldığını, başkasının Leeds'den 6 yediğini, ötekisinin evinde Chelsea'den 5 yediğini görmüşken, bu sezon 3 takımı daha ağustosta Avrupa'dan elenmişken daha hala neden özür dileniyor ki?

* Dünya Kupası, Olimpiyat gibi etkinliklerin evsahipliği seçimi 15 - 20 kişinin oyu ile belirlendiği sürece her zaman rüşvet konuşmaları olacaktır. Wikileaks bunların da belgesini bulsun, yayınlasın. Pazarlamaya o kadar para harcayana kadar her bir üyeye 1 milyon dolar ver, 15 milyon dolara işi bitir. Neden 2018 ile 2022'nin seçimleri bir arada yapıldı, bu konuda herhangi bir açıklama yok. Komplo teorisi; Sepp Blatter'in koltuğunun sallandığının, 4 sene sonra burada olup olmayacağının belirsizliğiyle "ikisinin de stad yapımı ve altyapı konularını bağlayayım gider ayak" anlayışı olduğu yönünde.

Polyanacılık yapacak olursak Güney Afrika ve Ukrayna örneklerinde gördüğümüz üzere 8 yılın tüm altyapıyı tamamlamaya yetmediği, futbol ülkesi olmayan bu ülkelere daha fazla zaman vermek amacının güdüldüğünü de düşünebiliriz. Katar'ın çok büyük iki avantajı vardı.

1. FİFA'nın bu organizasyondan en büyük ekmeği TV yayın haklarından yiyor. 2010 Dünya Kupası yayınlarından toplam 4 milyar dolar aldılar ve tabiki ekmeğin en büyük payı Avrupa. Avustralya başta olmak üzere Katar hariç diğer tüm ülkelerin saatleri Avrupa ile fazlasıyla ters ve primetime yayın olmadan bu kadar paralar kazanamazsın.

2. Japonya ve Kore daha 8 yıl önce Dünya Kupası organize ettiler. ABD'nin de 16 yıl önce yaptığını unutmayalım.

* Çarşamba, Sinan Erdem'deydim. Yıllardır, Ataköy'de yaşayan biri olarak; Saraçoğlu, Caferağa, Burhan Felek'e gitmeyi bir nevi deplasmana gitmek gibi tecrübe edinen biri olarak evime 10 dakika yürüme mesafesindeki salona gitmek büyük rahatlık. Yıllardır Tanjevic'in dışardan şut atmaya dayalı hücum sisteminden sonra, sürekli içeriden oynamaya çalışan, köpek gibi savunma yapan bir takım izlemek inanılmaz bir keyif. Gerçi galibiyetsiz Cibona bir ölçü değil, haftaya Barcelona maçı var. Sonra zaten Top16 ile esas mücadele başlayacak.

* Dominos'ta işlerim çok yoğun, Barça maçına 1 haftadır birşeyler karalayacak vakit bulamadım. Dominos'tan alışveriş yapacaksanız, (ki yapın zaten :) kendi internet sitesini kullanın, yemeksepetini değil. Bana destek olun :) Barça maçının 8. dakikası falandı:

Babam: Ben daha Mesut'un ismini duymadım.
Ben: Ben daha herhangi bir Real Madridlinin ismini duymadım.
Babam: Niye? Casillas ve Pepe! Yetmez mi?

Ne kadar içinde İtalyan olmasa da bir İtalyan takımıyla savunma yapmakla, Real Madrid'den aynı savunma performansını beklemek hiç bağdaşmayan iki konuydu. Nitekim Mourinho da, Khedira ile Alonso'nun yanına Lass'ı koymak yerine, savunmadan tek anladıkları topun arkasında durmak olan dört oyuncuyla çıkarak, "ben kendi topumu oynarım" dedi, ama onu oynayacak top olmayınca bu kumar tutmadı.

Kapanışı İspanyol televizyonun yaptığı bir çalışma ile yapalım:

30.11.2010

Seneye görüşelim


Demek ki neymiş yiğen, Special One falan dinlemez, bu Barcelona her takımı ters düz edermiş..
Bu nasıl bir takım ki Real Madrid gibi bir takıma ilk yarıda top aldırmadılar be. Bu nasıl bir düzen, tek taraflı oyun tarzıdır...
Anlaşılan Mourinho'nun en az 1 seneye daha ihtiyacı var, taşları tam oturtmaya.

31.05.2010

Jose'nin Madrid'e İstedikleri






Guardian'ın haberine göre
, Jose; Gerrard, Lampard ve Ashley Cole'u Madrid'e getirmek istediği söylentilerini yalanlamamış, kabul etmiş. Bakalım Real Madrid bu üç İngiliz için ne kadar büyük meblağlar sunacak.

11.05.2010

Real Hüsran Vs Umutlu Madrid


Bu aralar yabancı dizilerin favori konusu alternatif evrenler.Lost olsun Flash Forward olsun derinlemesine inceliyorlar bu konuyu.

Birde alternatif futbol ligi diye bir kavram girdi bu sene hayatımıza.Zira 37 haftada 101 gol atıp 95 puan toplamış bir takım şampiyon olmasının son hafta itibariyle imkansıza yakın olduğu bir lig yaşanıyor İspanya'da ve bunu herhangi bir istatistikle,gerçeklikle,denklemlerle,kuantum fiziği ile açıklamak oldukça zor.Bende basit yoldan gerçekliğini sorgulamayı seçtim :)

Türkcell Süper Ligin bir senelik yayın hakkına eş değer bir bedelle yapılan transferlerle sezona giren Real Madrid'in, bir senede süpersonik Barcelona'yı tahtından indirmesi tabi ki beklenmiyordu ama bu kadar trajik bir sonu dünyanın belkide en çok nefret edilen takımı bile hakketmiyor. Bir yanda önüne gelene 3'er 4'er gol atan Umutlu Madrid,öte yanda bu sezon çıktığı 6 kritik maçta Milan,Lyon ve Barcelona'yı yenemeyen Real Hüsran.

Bütün bir sezonda toplam 6 maç kaybeden Real Madrid'e özellikle 3'ünün faturası çok ağır nitekim Barcelona'dan 2 maçta 0 puan alan Pellegrini'nin öğrencileri o maçlardan sadece birinden 1 puan çıkarabilseydi şimdi şampiyonluğu kutluyor olabilir, Lyon deplasmanındaki sezonun en kötü futbolunu sergilediği maçta biraz daha derli toplu olabilse, çok istediği Bernabeu'daki finale Bordeaux ve Bayern'i eleyerek gelebilirdi ama olmadı ve belki de La Liga'nın en fantastik performanslarından birine imza atan bu takım başarısız olmakla suçlanmaya devam edecek.

İronik bir şekilde Real Madridliler Bernabeu'daki finali tv'den izlerken Pellegrini'nin kalmalarını istemesine rağmen takımdan adeta kovularak gönderilen Robben ve Sneijder'in Şampiyonlar Liginde final oynayayacak olup oynadıkları ligleri dublelerle kapatmış olmaları da yaraya adeta tuz biber ekiyor.

Yine de yazının başında ki istatistiklere ek olarak ligde en yakın 3 rakibine 6 maçta 16 gol atıp 6 galibiyet alan Real Madrid'in CR9 ve Kaka'nın sakatlık problemleri sebebiyle bu oyuncularda tam olarak verim alamadığını düşünürsek, bu oyuncularında formlarını bulması ve büyük ihtimalle Maicon, Rooney gibi süper starları kadroya katıp Jose Mourinho'yu takımın başına getireceğini varsayarsak, gelecek sene adına ümitli olmamak için hiç bir sebep yok.

Bu senenin toplama takımı olarak Barcelona'yı bu kadar zorlayabilen Real Madrid gelecek sezon 38 maçta 114 puan toplayıp(zira Barca'yı geçmenin başka yolu yok gibi) tahtını alabilecek mi yoksa Barcelona yine Real'den 1 fazlasını alıp 115 (metematiksel olarak imkansız fakat ??Barca istatistik?? yuh artık!!!) başkentte bir hüsran daha mı yaşatacak hep birlikte göreceğiz.

8.04.2010

21 Sene Öncesinin Rövanşı Olur Mu?

Sene 1989 Ben O zaman 4 yaşımda imişim.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde....


Şampiyon Kulüpler Kupasında o yıl final Nou Camp'ta oynanacak yarı finalde de Real Madrid var.Yani Real'in finale çıkıp Katalunya'da Avrupa'nın en büyük kupasını kaldırıp rakiplerini tilt etmesi işten değil.

Amaa bir Milano takımı geliyor yarı finalde Real'i eliyor Nou Camp'a finale gidiyor kupayı da kazanıyor.

Aradan 21 yıl geçiyor.

Bu sefer maç kralın evinde.Kral'ın takımı ortada yok.Ve finalin ve kupanın en büyük favorisi siyasi,sportif ezeli rakip Barça.Barca'da yarı finalde bir başka Milano'lu ile karşılaşıyor.

İster misiniz tarih tekerrür etsin.

5.04.2009

El Clasico ve Real’e Öneriler

Cumartesi gecesi öyle bir futbol keyfi vardı ki anlatılacak, yazılacak türden bir şey değil. İzlemek, tekrar tekrar izlemek bu futbol keyfini! Ancak öyle tatmin olabilirdi insan. Real Madrid’liler dışında, yeryüzündeki tüm futbolseverler için tarifi olmayan harikulade bir maç ve Barça’nın dillere destan oyunu.

Barcelona’nın bu sezon ne müthiş şeyler yaptığını hafızalarımızdan silecek değiliz. 34 maç ve 100 gol. Defalarca atılmış altı gol. Rakibi şaşkına çeviren paslaşmalar. Xavi, İniesta, Messi. Onlara eşlik eden Eto’o, Henry ve diğerleri. Pep Guardiola’nın futbolculuğundaki zekasının takımına da sirayet edişi. Daha neler söylenir ki! Bir yerde durmak ve bu takımı susarak, keyifle izlemekten başka bir şey yapmamak, gerekir. Bir futbol takımı herhalde bundan daha iyi oynuyor olamaz. Bu takımı sadece La Liga değil, ş.ligi ve Kral kupası şampiyonu olarak görmek taraflı tarafsız herkesin isteği olmalı.

Susmak ve sonuna kadar keyifle onları izlemek! Barça için sözün bittiği yer bu olsa gerek.

Bir yanda Barcelona harikalar yaratırken, onların karşısında acizlikten, şaşkınlığa düşmüş Real Madrid’li futbolcuları görmek. Evet asrın takımını, mabedinde bu kadar aşağılayan bir takım daha olmamıştı. Yerin dibine mi girdiler, sahanın orta yerine mi gömülüp kaldılar nedir ne değildir bilmiyorum ama hüzün denilen şey Los Galacticos için dün gece Santiago Bernabeu’daydı.

Real Madrid için artık dün akşam ki hezimet bir milat olmalı diye düşünüyorum. Değişimin başlaması şart. 2008 yazı ve 2008-09 futbol sezonunda iki takım ortaya çıktı. Bu futbolda yeni bir çağın başladığını gösteren iki takımdı. İspanya Milli takımı ve Barcelona’dan bahsediyorum. İspanyol futbolunun genel özelliği ayağa pas yapan bir futbol olagelmiştir daima. Teknik futbolcuların fiziksel güçlerini artırmasıyla, oyunu çift yönlü oynar hale gelmesi ve İspanya futbol takımının geldiği nokta. Diğer yanda da İspanyolların bu futbol anlayışının en iyi temsilcisi olan Barcelona. 70’lerden itibaren “pas yaparak oynanan futbolun en iyi temsilcisi olan kulüp “. Rijkaard’la başlayan ve Guardiola ile taçlanan bir futbol mekanizması. Xavi ve İniesta üzerine inşa edilmiş, Messi ile katları çıkan bir futbol bu.

İspanya ve Barcelona takımları, futbolun yeni ve sevimli yüzü. Özellikle de Barça’nın yakalamış olduğu bu “mükemmel futbol” bütün takımlara örnek olabilecek, harikulade bir şey. Futboldan zevk almamızı sağlayan bu model, Real Madrid’e de örnek olabilir. Real Madrid’de yeni başkanıyla birlikte bu ekole bir adım atabilir inancındayım. Şu an için Barça’yı taklit etmek ya da onlardan esinlenmek yapılabilecek en güzel şey.

Bu yaz dönemi Real Madrid için epey hareketli olacak. Juande Ramos ile yola devam etmeyeceklerdir diye düşünüyorum. Frank Rijkaard bu yolda onların başvurabileceği bir isim olabilir. Ya da kim bilir onlar da Barça gibi yaparlar ve Hierro’yu takımın başına getirirler. Gelecek teknik adamın her ne olursa olsun, Barça ve İspanyol tarzına dönük bir şeyler yapması gerekiyor.

Barcelona ve İspanya’yı bu mükemmel oyuna götüren esas etkenin yukarıda da söylediğim gibi Xavi ve İniesta olduğu düşüncesindeyim. Real Madrid’in de yapacağı bu ikilinin bir benzerini yakalamak. Aklıma ilk gelen iki ismi hemen söyleyeyim. Fabregas ve David Silva. Real Madrid’in orta sahasını bu iki süper yıldızla şekillendirmesi gerekir. Bu ikili yanına koyabilecekleri, Diarra ve Lassana Diarra’nın olduğunu düşünürsek yada Athletic Bilbao’nun orta sahadaki 20 yaşındaki ön liberosu Javi Martinez’i bu iki adama monte ederlerse ya da Xabi Alonso alınabilirse, Real Madrid için çok üst düzey bir orta saha kurulmuş olur

İşin en önemli kısmı da bu; Yani orta saha. Bu tamamlandıktan sonra üzerine kurulacak bir hücum hattı ve savunma kalıyor. Kalecisinin dünyanın en iyi bir iki isminden biri olan Casillas olduğu, sağ bekinin de dünyadaki en iyi isim olan Sergio Ramos olduğundan hareket edersek, Pepe’nin savunmadaki hızı ve kalitesinin yanına eklenecek bir stoper ve sol bek. Valencia’dan Raul Albiol ve Alexis, Athletic’den Amorebieta ve sezon sonunda Real Madrid’e katılacak olan Garay savunmada Pepe’nin partneri olabilecek kalitede isimler. Sol bek için çok seçenek zaten yok. Marcelo ile yola devam edilir. Heinze yedek bekler. Newcastle’den Jose Enrique’de bu yer için düşünülebilir.

Gelelim forvet hattına. Şu son günlerde ismi geçen bir isim mutlaka bu takımın santraforu olmalı. Zlatan İbrahimovic. O’nun solu Robben’e teslim edilir. O’nun sağına ise Cristiano Ronaldo transferi gerçekleştirilebilirse.

Casillas – Sergio Ramos, Pepe, Albiol, Marcelo – David Silva, Fabregas, Javi Martinez – Robben, Zlatan, Ronaldo.

Barcelona’ya yeryüzünde kendisi gibi oynayan ve en az onlar kadar kaliteli bir takım çıkarmış olamazlar mı! Elbette Barça, o oyuncuları alt yapısından çıkarmış ve felsefesini onlara uzun yıllar önce sindirmiş bir takım ancak Real Madrid’de bunu böyle oyuncularla çabuk içselleştirebilir. Bahsettiğim isimler değişebilir ama özellikle Fabregas ile Silva’nın alınarak o ikili üzerine bir takım inşa etme yoluna gidilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

Son yıllarda Real Madrid’in Avrupa’da yaşadığı başarısızlıklar ve dün gece ki hezimet, beni Real için çareler aramaya itti. Yukarıda bahsettiğim kadroyu oluşturabilmek için çok para harcamak gerekiyor olabilir ama dün gece ki hezimetten sonra tekrar en büyük olacak kadro için bunu yapmak şart. Real’i Real yapan yıldız oyunculara tekrar ihtiyacı var baş altı oyuncularla bu işin olmayacağı tekrar görüldü.

23.01.2008

Hepimiz Real Madrid'iz

Merhabalar sevgili ortakafagol okurları. Yine bir ara transfer dönemi ve takımlarımız yine tonla para saçmakta. Son zamanlarda her bir olayda hepimizle başlayan ve ‘’ iz’’ birinci çoğul şahıs ekiyle biten pankartlar afişler veya sloganlar görmekteyiz. Bende bunu Anadolu kulüplerimiz ekseninde Türk futbol kulüplerine uyarlamaya karar verdim. Takımlarımız normal transfer döneminde ve ara transfer döneminde o kadar çok harcama yapıyorlar, o kadar çok oyuncuyu getirip gönderiyorlar ki bende artık onların hepsinin Real Madrid olduğu görüşü uyandı. Hem de ne oyuncular… İki maç oynayıp yığınla para alanlar, sadece cebini doldurmak için buraya gelenler ve daha niceleri. Ben bu transfer döneminde de yine böyle ikinci sınıf yabancıların geldiklerini görünce bu konuya değinen bir yazı yazmaya karar verdim. En ilgi çekici örneği de daha giriş paragrafından vermek istiyorum. Hepiniz İbrahim Ba isimli Senegalli oyuncuyu bilirsiniz. Bilmeyenler veya hatırlayamayan futbolseverler için sizlere tanıtayım. Ba isimli bu Senegalli arkadaşımız 6 sene boyunca Milan’ da oynamış bunun yanında Bordeaux, Bolton, Marsilya gibi çok iyi takım isimlerini kariyerinin bir köşesine alnının hakkıyla not etmiş bir oyuncudur. Bizim yazımıza konu olmasının sebebi ise böyle bir oyuncunun 2004-2005 sezonunda Ç.Rizespor’ a gelmiş olması ve sadece 2 maçta forma giyip bir sonraki sezon İskandinav ekiplerinden Djurgardens’ e gitmiş olmasıdır. Hem böyle bir oyuncu Türkiye’ ye geliyor hem de iki maç oynatılıp geri dönüyor. Sizce de ironik değil mi?

Her sene transfer dönemlerinde Anadolu takımlarımızın gazetelerde yer alan minik kutucukların Brezilya’ nın, Arjantin’ in, birçok Güney Amerika veya Afrika ülkesinin ikinci lig takımlarından veya herhangi bir birinci lig ekibinden namını bilmediğiniz bir oyuncunun ismiyle dolduğunu görebilirsiniz. Arada sırada böyle oyuncular tutsa da çoğu hemen gözden çıkarılır ve bir diğer transfer döneminde gönderilir ve yerine bir türevi alınır. Her dönemde bunu eksiksiz görebilirsiniz.

Bu kadar geniş bir transfer piyasasından sonra ise bu Anadolu takımlarımızın nedeni bilinmez bir şekilde mali zorluğa düştüğünü görürsünüz. Sonrasında da Belediye Başkanı’ na, Vali’ ye, yerel iş adamlarına giden ve bağış isteyen yöneticileri görürsünüz. Peki bu yöneticilerin transfer döneminde futbolculara ve oyuncu menajerlerine para kaptırırken aklı neredeydi? Hemen cevabımı vereyim: Çünkü yeni bir yabancı oyuncu alındığında ve bu oyuncu basına forma ile tanıtıldığında oyuncunun yanında kimler boy gösterir ve kendi reklamlarını yaparlar? Tabii ki yöneticiler. Artık bu komik oyunlarını lütfen bitirin sayın yöneticiler ve bu mali darlıkta paraları çarçur etmeyin.

Transfer döneminden sonra ise başlayan ligde antrenörlerin bu oyuncuları kulübeye kitlediğini görürsünüz. Çünkü başıboş ve kendi kafalarına göre transfer yapan yöneticiler, antrenörlerin bütün planlarını alt üst eder antrenörler de buna misilleme olarak bu yabancıları oynatmaz ve olan bu kulüplerin zaten az olan paralarına olur.

Sevgili ortakafagol okurları biraz dolu olduğumu fark etmişsinizdir. Lütfen yanlış bir şey yazdıysam şimdiden sizden özür dilerim ve affınıza sığınırım ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim ‘ Sevgili Anadolu kulüpleri yöneticilerimiz lütfen HEPİMİZ REAL MADRİD’ İZ sloganını ağızlarınızdan bırakınız.