27.04.2012
Topcast 26.04.2012
20.04.2012
TopCast 18.04.2012
17.02.2012
Topcast 16 Şubat 2012
25.01.2012
Podcast!
19.12.2011
Hamit'in Golü
11.12.2011
Real Madrid - Barcelona
- Bu arada Alexis ile Sabri Sarıoğlu arasında en az yedi benzerlik sayabilirim.
- Acetobalsamico "Ronaldo, Real Madrid'deki en kötü oyununu oynadı" yazmış. Babamın maç esnasındaki yorumu daha güzeldi: "Bu Ronaldo bi önceki gece çok çalışmış galiba, ayakta durmaya hali yok" Gerçekten de Di Maria - Mesut - Ronaldo - Benzema dörtlüsü Alves- Puyol - Pique - Abidal dörtlüsüne karşı hiç dikine oynayamadı. Barcelona savunması hiç delinmedi.
- Barcelona'ya karşı önde şok baskı nereye kadar yapabilirsin ki? İlk 20 dakika Real Madrid bunu denedi, sonrasında zaten Barça en iyi bildiği iş olan pas yapmaya başlayınca maçın seyri değişti.
- Maçla alakası olmayan Toskana'dan kalan bir anektod:
Floransa'daki resepsiyon görevlisi: Siz nasıl Türksünüz, soyadınıza bakınca ben sizi Yugoslav sanmıştım.
Ben: Nassı yani ?!?
Görevli: E Dalg-ic. Ic ile biten soyadları Yugoslavlarda olur !!
27.11.2011
Madrid Derbisi: Arda
Maçtan aklımda kalen enstantene ise Arda'nın oyundan çıkışı oldu. Tamam takım 10 kişi ve 3-1 geride. Dakika olmuş 70. Bu saatten sonra maç kurtarılmaz ama ne olursa olsun geride olan takımın oyuncusunun sahadan yürüyerek çıkmaya hakkı var mı? Zaman çalmak niye? Bu mudur kalan sürede oynayacak ve teoride skoru çevirmeye uğraşacak takım arkadaşlarına saygın?
10.05.2011
Tükürdüğünü yalamak!
Öncelikle ufaktan blog üzerindeki ölü toprağı atıp tekrar yazmaya başlayan yazarlara teşekkür ederim. Yazan birileri olunca daha çok yazma isteği geliyor. En azından ıssız Teksas kasabasında olmadığımızı anlıyoruz.4.12.2010
Yazıcı niye özür diliyor?
* Sabah NTVspor'u açtım ve İbrahim Yazıcı'nın "Avrupa'da aldığımız sonuçlardan dolayı Bursa ve Türkiye'den özür diliyoruz" açıklamasını gördüm. Neden özür dilediğini anlamadım, aynen Valencia maçından Ertuğrul Sağlam ile yolların ayrılması konusunun dillendirilmesini anlayamadığım gibi. 30.11.2010
Seneye görüşelim

31.05.2010
Jose'nin Madrid'e İstedikleri



Guardian'ın haberine göre, Jose; Gerrard, Lampard ve Ashley Cole'u Madrid'e getirmek istediği söylentilerini yalanlamamış, kabul etmiş. Bakalım Real Madrid bu üç İngiliz için ne kadar büyük meblağlar sunacak.
11.05.2010
Real Hüsran Vs Umutlu Madrid

28.04.2010
8.04.2010
21 Sene Öncesinin Rövanşı Olur Mu?
Şampiyon Kulüpler Kupasında o yıl final Nou Camp'ta oynanacak yarı finalde de Real Madrid var.Yani Real'in finale çıkıp Katalunya'da Avrupa'nın en büyük kupasını kaldırıp rakiplerini tilt etmesi işten değil.
Amaa bir Milano takımı geliyor yarı finalde Real'i eliyor Nou Camp'a finale gidiyor kupayı da kazanıyor.
Aradan 21 yıl geçiyor.
Bu sefer maç kralın evinde.Kral'ın takımı ortada yok.Ve finalin ve kupanın en büyük favorisi siyasi,sportif ezeli rakip Barça.Barca'da yarı finalde bir başka Milano'lu ile karşılaşıyor.
İster misiniz tarih tekerrür etsin.
5.04.2009
El Clasico ve Real’e Öneriler
Barcelona’nın bu sezon ne müthiş şeyler yaptığını hafızalarımızdan silecek değiliz. 34 maç ve 100 gol. Defalarca atılmış altı gol. Rakibi şaşkına çeviren paslaşmalar. Xavi, İniesta, Messi. Onlara eşlik eden Eto’o, Henry ve diğerleri. Pep Guardiola’nın futbolculuğundaki zekasının takımına da sirayet edişi. Daha neler söylenir ki! Bir yerde durmak ve bu takımı susarak, keyifle izlemekten başka bir şey yapmamak, gerekir. Bir futbol takımı herhalde bundan daha iyi oynuyor olamaz. Bu takımı sadece
Susmak ve sonuna kadar keyifle onları izlemek! Barça için sözün bittiği yer bu olsa gerek.
Bir yanda Barcelona harikalar yaratırken, onların karşısında acizlikten, şaşkınlığa düşmüş Real Madrid’li futbolcuları görmek. Evet asrın takımını, mabedinde bu kadar aşağılayan bir takım daha olmamıştı. Yerin dibine mi girdiler, sahanın orta yerine mi gömülüp kaldılar nedir ne değildir bilmiyorum ama hüzün denilen şey Los Galacticos için dün gece Santiago Bernabeu’daydı.
Real Madrid için artık dün akşam ki hezimet bir milat olmalı diye düşünüyorum. Değişimin başlaması şart. 2008 yazı ve 2008-09 futbol sezonunda iki takım ortaya çıktı. Bu futbolda yeni bir çağın başladığını gösteren iki takımdı. İspanya Milli takımı ve Barcelona’dan bahsediyorum. İspanyol futbolunun genel özelliği ayağa pas yapan bir futbol olagelmiştir daima. Teknik futbolcuların fiziksel güçlerini artırmasıyla, oyunu çift yönlü oynar hale gelmesi ve İspanya futbol takımının geldiği nokta. Diğer yanda da İspanyolların bu futbol anlayışının en iyi temsilcisi olan Barcelona. 70’lerden itibaren “pas yaparak oynanan futbolun en iyi temsilcisi olan kulüp “. Rijkaard’la başlayan ve Guardiola ile taçlanan bir futbol mekanizması. Xavi ve İniesta üzerine inşa edilmiş, Messi ile katları çıkan bir futbol bu.
İspanya ve Barcelona takımları, futbolun yeni ve sevimli yüzü. Özellikle de Barça’nın yakalamış olduğu bu “mükemmel futbol” bütün takımlara örnek olabilecek, harikulade bir şey. Futboldan zevk almamızı sağlayan bu model, Real Madrid’e de örnek olabilir. Real Madrid’de yeni başkanıyla birlikte bu ekole bir adım atabilir inancındayım. Şu an için Barça’yı taklit etmek ya da onlardan esinlenmek yapılabilecek en güzel şey.
Bu yaz dönemi Real Madrid için epey hareketli olacak. Juande Ramos ile yola devam etmeyeceklerdir diye düşünüyorum. Frank Rijkaard bu yolda onların başvurabileceği bir isim olabilir. Ya da kim bilir onlar da Barça gibi yaparlar ve Hierro’yu takımın başına getirirler. Gelecek teknik adamın her ne olursa olsun, Barça ve İspanyol tarzına dönük bir şeyler yapması gerekiyor.
Barcelona ve İspanya’yı bu mükemmel oyuna götüren esas etkenin yukarıda da söylediğim gibi Xavi ve İniesta olduğu düşüncesindeyim. Real Madrid’in de yapacağı bu ikilinin bir benzerini yakalamak. Aklıma ilk gelen iki ismi hemen söyleyeyim. Fabregas ve David Silva. Real Madrid’in orta sahasını bu iki süper yıldızla şekillendirmesi gerekir. Bu ikili yanına koyabilecekleri, Diarra ve Lassana Diarra’nın olduğunu düşünürsek yada Athletic Bilbao’nun orta sahadaki 20 yaşındaki ön liberosu Javi Martinez’i bu iki adama monte ederlerse ya da Xabi Alonso alınabilirse, Real Madrid için çok üst düzey bir orta saha kurulmuş olur
İşin en önemli kısmı da bu; Yani orta saha. Bu tamamlandıktan sonra üzerine kurulacak bir hücum hattı ve savunma kalıyor. Kalecisinin dünyanın en iyi bir iki isminden biri olan Casillas olduğu, sağ bekinin de dünyadaki en iyi isim olan Sergio Ramos olduğundan hareket edersek, Pepe’nin savunmadaki hızı ve kalitesinin yanına eklenecek bir stoper ve sol bek. Valencia’dan Raul Albiol ve Alexis, Athletic’den Amorebieta ve sezon sonunda Real Madrid’e katılacak olan Garay savunmada Pepe’nin partneri olabilecek kalitede isimler. Sol bek için çok seçenek zaten yok. Marcelo ile yola devam edilir. Heinze yedek bekler. Newcastle’den Jose Enrique’de bu yer için düşünülebilir.
Gelelim forvet hattına. Şu son günlerde ismi geçen bir isim mutlaka bu takımın santraforu olmalı. Zlatan İbrahimovic. O’nun solu Robben’e teslim edilir. O’nun sağına ise Cristiano Ronaldo transferi gerçekleştirilebilirse.
Casillas – Sergio Ramos, Pepe, Albiol, Marcelo – David Silva, Fabregas, Javi Martinez – Robben, Zlatan, Ronaldo.
Barcelona’ya yeryüzünde kendisi gibi oynayan ve en az onlar kadar kaliteli bir takım çıkarmış olamazlar mı! Elbette Barça, o oyuncuları alt yapısından çıkarmış ve felsefesini onlara uzun yıllar önce sindirmiş bir takım ancak Real Madrid’de bunu böyle oyuncularla çabuk içselleştirebilir. Bahsettiğim isimler değişebilir ama özellikle Fabregas ile Silva’nın alınarak o ikili üzerine bir takım inşa etme yoluna gidilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
Son yıllarda Real Madrid’in Avrupa’da yaşadığı başarısızlıklar ve dün gece ki hezimet, beni Real için çareler aramaya itti. Yukarıda bahsettiğim kadroyu oluşturabilmek için çok para harcamak gerekiyor olabilir ama dün gece ki hezimetten sonra tekrar en büyük olacak kadro için bunu yapmak şart. Real’i Real yapan yıldız oyunculara tekrar ihtiyacı var baş altı oyuncularla bu işin olmayacağı tekrar görüldü.
23.01.2008
Hepimiz Real Madrid'iz
Merhabalar sevgili ortakafagol okurları. Yine bir ara transfer dönemi ve takımlarımız yine tonla para saçmakta. Son zamanlarda her bir olayda hepimizle başlayan ve ‘’ iz’’ birinci çoğul şahıs ekiyle biten pankartlar afişler veya sloganlar görmekteyiz. Bende bunu Anadolu kulüplerimiz ekseninde Türk futbol kulüplerine uyarlamaya karar verdim. Takımlarımız normal transfer döneminde ve ara transfer döneminde o kadar çok harcama yapıyorlar, o kadar çok oyuncuyu getirip gönderiyorlar ki bende artık onların hepsinin Real Madrid olduğu görüşü uyandı. Hem de ne oyuncular… İki maç oynayıp yığınla para alanlar, sadece cebini doldurmak için buraya gelenler ve daha niceleri. Ben bu transfer döneminde de yine böyle ikinci sınıf yabancıların geldiklerini görünce bu konuya değinen bir yazı yazmaya karar verdim. En ilgi çekici örneği de daha giriş paragrafından vermek istiyorum. Hepiniz İbrahim Ba isimli Senegalli oyuncuyu bilirsiniz. Bilmeyenler veya hatırlayamayan futbolseverler için sizlere tanıtayım. Ba isimli bu Senegalli arkadaşımız 6 sene boyunca Milan’ da oynamış bunun yanında Bordeaux, Bolton, Marsilya gibi çok iyi takım isimlerini kariyerinin bir köşesine alnının hakkıyla not etmiş bir oyuncudur. Bizim yazımıza konu olmasının sebebi ise böyle bir oyuncunun 2004-2005 sezonunda Ç.Rizespor’ a gelmiş olması ve sadece 2 maçta forma giyip bir sonraki sezon İskandinav ekiplerinden Djurgardens’ e gitmiş olmasıdır. Hem böyle bir oyuncu Türkiye’ ye geliyor hem de iki maç oynatılıp geri dönüyor. Sizce de ironik değil mi?
Her sene transfer dönemlerinde Anadolu takımlarımızın gazetelerde yer alan minik kutucukların Brezilya’ nın, Arjantin’ in, birçok Güney Amerika veya Afrika ülkesinin ikinci lig takımlarından veya herhangi bir birinci lig ekibinden namını bilmediğiniz bir oyuncunun ismiyle dolduğunu görebilirsiniz. Arada sırada böyle oyuncular tutsa da çoğu hemen gözden çıkarılır ve bir diğer transfer döneminde gönderilir ve yerine bir türevi alınır. Her dönemde bunu eksiksiz görebilirsiniz.
Bu kadar geniş bir transfer piyasasından sonra ise bu Anadolu takımlarımızın nedeni bilinmez bir şekilde mali zorluğa düştüğünü görürsünüz. Sonrasında da Belediye Başkanı’ na, Vali’ ye, yerel iş adamlarına giden ve bağış isteyen yöneticileri görürsünüz. Peki bu yöneticilerin transfer döneminde futbolculara ve oyuncu menajerlerine para kaptırırken aklı neredeydi? Hemen cevabımı vereyim: Çünkü yeni bir yabancı oyuncu alındığında ve bu oyuncu basına forma ile tanıtıldığında oyuncunun yanında kimler boy gösterir ve kendi reklamlarını yaparlar? Tabii ki yöneticiler. Artık bu komik oyunlarını lütfen bitirin sayın yöneticiler ve bu mali darlıkta paraları çarçur etmeyin.
Transfer döneminden sonra ise başlayan ligde antrenörlerin bu oyuncuları kulübeye kitlediğini görürsünüz. Çünkü başıboş ve kendi kafalarına göre transfer yapan yöneticiler, antrenörlerin bütün planlarını alt üst eder antrenörler de buna misilleme olarak bu yabancıları oynatmaz ve olan bu kulüplerin zaten az olan paralarına olur.
Sevgili ortakafagol okurları biraz dolu olduğumu fark etmişsinizdir. Lütfen yanlış bir şey yazdıysam şimdiden sizden özür dilerim ve affınıza sığınırım ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim ‘ Sevgili Anadolu kulüpleri yöneticilerimiz lütfen HEPİMİZ REAL MADRİD’ İZ sloganını ağızlarınızdan bırakınız.


