İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com
Lionel Messi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lionel Messi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.06.2015

Bir Messi Kasidesi




Öncelikle cumartesi Messi'nin attığı golü izlemeyen kaldıysa yukarıdaki videodan bunu bir izlesin. Olay şu ki Messi artık bu golü o kadar normalize bir hale getirdi ki belki de gerektiği kadar tepki bile veremiyor hale geldik.

Messi, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu mu? 

Bir klişe var: "Yaa abi NBA eskisi gibi değil, aynı tadı vermiyor!" Bunun arkasındaki en temel sebep Ender Bilgin ile haftada bir tane banttan maç yayınındaki kısıtlı erişimden, NBA league pass ile her maça istenilen her an ulaşılabiliyor, ürün çok kolay tüketiliyor oluşu. İnternet çağında herşeye istenilen her an ulaşılıyor olmak gizliliği ve buradan doğan efsaneleşmeyi ortadan kaldırıyor.

Keza aynı şey futbol için de geçerli. Bugün örneğin, Maradona efsanesi denildiğinde normal bir futbol seyircisi için akla gelen anlar bir elin parmaklarını geçmeyecektir: 86 - 90 ve 94 Dünya Kupaları ile Napoli'nin şampiyonluğu. Erişim kısıtlı olduğu için hep iyi anlar akılda kalırken, Maradona'nın kötü maçları hatta sezonları dünyadaki birçok taraftar tarafından izlenmemiştir bile.

Haftada iki maçı dünyanın birçok yerinde canlı yayınlanırken Messi'nin böyle bir şansı yok. Her maç sırasında hakkında milyonlarca tweet atılırken, kötü bir formun gizli kalmasının yolu yok. Ama olay şu ki Messi 10 senedir öyle sürekli bir performans sergiliyor ki Messi için "kötü" kabul edilebilecek sezon bile başka herhangi bir oyuncunun pekala kariyer sezonu olabilir.

Örneğin geçen yıl Messi ne Barcelona ne de Arjantin ile hiçbir şey kazanamamışken "kötü" tabir edilen sezonunda 41 gol attı ki İngiltere tarihinin en büyük golcülerinden - kişisel olarak Shearer'dan sonra ikini gördüğüm - Lineker'in kariyerinde 38'den fazla gol attığı sezon yok.


Bugün Squawka'da gördüğüm bu tablo beni bu yazıyı yazmaya itti. Messi son 10 yılda kulüp ve milli takımlar için 311 deplasmana gitmiş, 44 günü uçakla havada geçmiş ve dünyanın çevresini tam 24 defa turlamış. Tamam İstanbul'da biz de her gün trafikte dünyanın saatini geçiriyoruz ve sonunda evde iki seksen yatıyoruz yorgunluktan. Adam bu fiziksel yorgunluğa karşılık bir de haftada iki maça çıkıp araba dolusu gol atıyor.

Messi  - Neymar - Suarez üçlüsünün beraber oynamaya başladıkları daha ilk yılda böyle bir uyum sergilemesi ve Suarez'in Kasım'a kadar oynamamasına karşılık üçlünün bütün resmi maçlarda toplam 114 gol atması insani tepkiler vermemi engelliyor, bildiğin Recep İvedik moduna geçiyorum. Sadece aşağıdaki lig maçlarında atılan goller ile ilgili tablo bile yeteri kadar durumu açıklayıcı.
Cumartesi maçın skoru ne olursa olsun, yıl sonunda Messi'nin 5. balon d'or'unu kazanması kuvvetle muhtemel. Bu kadar sayıda bu ödülü kazanan, bu kadar süre üst düzey performans sergileyen başka bir futbolcu daha yok. Her şeyden çabucak sıkılınılan, sürekli başarılı olanın içten içe bıkkınlık verdiği ve başarısızlığının ellerin ovuşturularak beklendiği bir dünyada 10 sene boyunca en üst düzeyde kalmak takdire şayan.

Baştaki soruya geri dönelim. Messi bana göre tarihin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu ve  düşüşe geçmeden önce olabildiğince her hafta maçlarını izleme imkanımız olduğu için bence çok şanslıyız.

18.03.2010

Leo sende insan mısın kardeşim ?


İtiraf ediyorum ; ne zaman bir Ronaldo vs Messi muhabbeti görsem balıklama atlar,Ronaldo'nun neden daha komplike bir futbolcu olduğunu açıklamaya çalışırdım.Hız,teknik,bitiricilik,zeka ve benzeri ortak özelliklerin dışında Ronaldo hem mükemmel fiziği hemde hava hakimiyetiyle her daim Messi'nin önünde olmalı diye düşünürdüm.Ama artık Messi'nin her hafta bize taktığı kapaklardan daral geldi.

Daha 3 gün önce Valencia'ya Hat-trick yaparken, attığı ilk golde normal insanların büyük ihtimall dizlerini kaybedecekleri arıza hızlanma-yavaşlama oranı ve hala çözemediğim bilek hareketiyle bizi kendimizden geçirmişti ki hooop dedi daha yeni başlıyoruz şova ...

Fotoğrafta gördüğümüz 17 mart Barcelona-Stuttgart maçında zataalinin yaptığı Tsubasa tarzı bir vuruşun snapshot'ı.Kendisi tıpkı Captain Tsubasa gibi topu alıp dağları taşları aştıktan sonra,kendisine has Neo-Cyclone vuruşunu yapıp önündeki 4 insan evladına acımadan golü yaptı.

Pele'yi es geçip, az çok Maradona'yı izlemiş bir nesil olarak kendimizi şanslı görürken bu fırlama çıktı piyasaya ve bu amcalarından tek eksiğini Temmuz ayında olmadı 4 sene sonra bidaha olmassa 2018'de kapatma şansı fazlasıyla var zira yaşı sadece 23.Dünyanın gelmiş geçmiş en iyisi olması için Güney Afrika'da 4-5 tane fedakar Arjantinli'ye kaleyi savunmaları için ihtiyacı var.Gerisini bizim Arjantinli Tsubasa halleder.

Bir futbolcu düşünün ki 22 yaşında dünyada yılın futbolcusu seçilmiş, Şampiyonlar Ligi, La liga,Dünya Kulüpler şampiyonluğu,Olimpiyat Altın Madalyası,İspanya Kral Kupası,Avrupa Süper Kupası,İspanya Süper Kupası şampiyonlukları görüp bir kanat oyuncusu olmasına rağmen CL'de gol kralı olup,buna rağmen her sene kendini geliştirmeyi başarabilen bir futbolcu olsun."Yuh artık" dediniz değil mi? Demeyin , öyle biri var ve şuanda futbol oynuyor kendisi ..

17 senede 4 Dünya Kupası,4 Avrupa Şampiyonası,15 Şampiyonlar Ligi sezonu , Zidane,Ronaldo,Rivaldo,Veron,Totti,Baggio,Laudrup,Giggs,Beckham,Ronaldinho,Kaka gibi yüzlerce büyük futbolcu izledim böylesini görmedim arkadaş.Arjantin'den bulup elinden tutup buralara getiren herkesten Allah razı olsun :)

Maçın golleri

14.09.2007

Tanrının Diğer Eli: Messi

İsa Mesih’lerini bekler gibi, yeni Maradonalarını bıkıp usanmadan bekleyen Arjantinlilerin yeni umudu, tanrının diğer eli: Messi. Futbol medyası tarafından yıldızlaştıkları gibi “Yeni Maradona” sıfatına layık görülen Arjantinli genç futbolcuların belki de hiçbiri, “Yeni Maradona” yakıştırmasına onun kadar yakışmamıştı.

24 Haziran 1987’de Arjantin’in Rosario şehrinde dünyaya gelen Lionel Andrés Messi, henüz beş yaşındayken babasının koçluk yaptığı Grandoli takımında top koşturmaya başladı. Sekiz yaşında Newell’s Old Boys takımına geçti. On bir yaşında, fiziksel gelişimini engelleyen bir hastalığı olduğu ortaya çıktı. O dönemlerde River Plate, Messi’yle ilgilenmeye başlamıştı. Hatta Messi burada denemelere de çıktı. Ancak kendisini parmak çocukluktan kurtaracak olan, pek ünlü hormon tedavisine bir an önce başlanılması gerekiyordu. Böylece Messi, 2000 yılında yıldızlaşacağı ülkede, İspanya’da, yeni bir hayata başladı.

Burada bir yandan tedavi olan, bir yandan da futbol oynayan Messi, çeşitli takımların altyapılarında kendini geliştirirken, Barcelona scoutları tarafından fark edildi ve tedavi masraflarının da karşılanması şartıyla Barcelona’yla anlaştı. 2000-2004 yılları arasında Barcelona’nın B takımında maç başına birden fazla gol ortalamasıyla oynadı. 2005 yılında İspanyol vatandaşlığını aldı ve yabancı oyuncu kotasını doldurmuş Barcelona A takımıyla Espanyol’a karşı ilk maçına çıktı. A takımındaki ilk golünü ise Albacete Balompié’ye 17 yıl, 10 ay ve 7 günlükken attı. Böylece Barcelona tarihinin en genç golcüsü unvanına da sahip olmuş oldu.

İspanya Milli Takımı’nda oynamayı reddeden Messi, Arjantin formasını ilk kez 2004 yılında, 20 yaş altı takımında giydi. 2005 yılında Hollanda’da düzenlenen ve Arjantin’in şampiyonluğuyla sonlanan U20 Dünya Şampiyonası’nın en golcü futbolcusu olarak Altın Ayakkabı ve en iyi futbolcusu seçilerek de Altın Top ödüllerine layık görüldü. Yaşıtlarıyla arasındaki farkı uluslar arası arenada da ortaya koymaya başlayan Messi, José Pekerman tarafından A Milli Takım’a davet edildi. Macaristan’a karşı oynadığı ve yedek başladığı ilk A Milli maçında, maçın hakemi Markus Merk’in tartışmalı bir kararı nedeniyle ancak 40 saniye oyunda kalabildi.

2005 Eylül’ünde Barcelona ile sözleşmesini 2014’e kadar uzattı ve aynı ay Barcelona’nın Şampiyonlar Liginde evinde ağırladığı Udinese’ye karşı forma şansı buldu. Bu maçta isabetli pasları ve özellikle Ronaldinho’yla yakaladıkları uyum sayesinde büyük ilgi topladı. Aynı yılın Aralık ayında, İtalyan gazetesi Tuttosport tarafından 21 yaş altındaki en iyi futbolcu seçildi.

2005-2006 sezonunda çıktığı 17 La Liga maçında 6 gol, 6 Şampiyonlar Ligi maçında ise 1 gol attı. Özellikle Chelsea ve Real Madrid’e karşı oynadığı maçlarda üstün bir performans sergileyerek bütün ilgiyi yine üstüne toplayan Messi, iyi başladığı sezonu Chelsea maçının rövanşında sakatlanarak erken kapatmak zorunda kaldı. Sakatlığı yüzünden üç ay sahalardan uzak kaldı ancak José Pekerman, sakatlığına rağmen Messi’yi 2006 Dünya Kupası kadrosuna dahil etti. Arjantin’in Sırbistan-Karadağ’ı farklı yendiği maçta Maxi Rodriguez’in yerine girerek, Arjantin’i Dünya Kupası’nda temsil eden en genç oyuncu oldu. Bu maçta bir gol atan, bir gol de Crespo’ya attıran Messi, böylece Dünya Kupalarına da hoş gelmiş oldu.

Bir röportajında milli takım formasının kendisi için çok özel anlamlar içerdiğini belirten Messi, kendisine sorulan “Şampiyonlar Ligi’nde oynamak Milli Takım’da oynamaktan daha mı zor sence?” sorusuna şöyle yanıt veriyor: “Evet, arada farklılıklar var. Ne kadar Şampiyonlar Ligi maçı oynarsanız, o kadar lehinize olur. Farklı ülkelerin en iyi takımlarına ve dünyanın en iyi oyuncularına karşı oynuyorsunuz. Çoğu Şampiyonlar Ligi takımı, bazı milli takımlardan daha güçlü diyebilirim.”

Messi, geride bıraktığımız sezonda ise attığı gollerle kendisinden yine çokça söz ettirdi. Mart ayında, Katalanlar’ın desteklediği Barcelona ile Kastilyalılar’ın desteklediği Real Madrid arasında oynanan maçta, bilinen adıyla El Clásico’da, hattrick yaptı ve El Clásico tarihinin en genç golcüsü unvanına sahip oldu.

18 Nisan 2007’deki Barcelona-Getafe maçında, kendisinin Maradona’nın veliahtı olduğunu iddia edenleri adeta doğrularcasına, Maradona’nın ‘86 Dünya Kupası’nda İngiltere’ye attığı, FIFA tarafından “Yüzyılın Golü” olarak adlandırılan unutulmaz golün bir kopyasını attı. Maradona, golünün ardından “Sadece İngilizler’e böyle bir gol atılabilirdi çünkü onlar dünyanın en centilmen oyuncuları.” demişti. Şimdi bu centilmen oyuncular listesine Getafe savunmasını da eklemek yanlış olmayacak. Zira bir top, bir adamın ayağından legal yollarla bu kadar uzun süre alınamazsa, faul yemesi normalde kaçınılmaz.

Messi, 9 Haziran 2007 gecesi ise La Liga şampiyonluğu için çok önemli olan Barcelona-Espanyol maçında, yine Maradona’nın ’86 Dünya Kupası’nda eliyle attığı golün bir benzerini atarak “Tanrı’nın diğer eli” olduğunu kanıtladı. Bu gol sonrasında, Maradona’yla futbolunun yanı sıra, olmayan sporcu ahlâkıyla da benzerlik gösterdiğiyle ilgili çokça eleştirilen Messi’nin gol hakkındaki yorumu ise şöyle: “İnsanlar bu gol hakkında konuşabilirler ancak futbolda böyle şeyler olur. Sonuçta bize sadece bir puan kazandırdı. Ayrıca beni Diego ile karşılaştırmanın hiçbir anlamı yok çünkü o eşsiz biri. Onun attığı gollerin aynısını atmaya çalıştığım da yok. Sadece olaylar benzer şekilde gelişiyor.”

İspanyol medyası tarafından Messidona, arkadaşları tarafından ise az konuşması nedeniyle El Mundo(dilsiz) olarak adlandırılan altın çocuk Messi’nin, umarım bundan sonraki hareketleri koluna Che dövmesi yaptırmak, Türkiye’ye gelip “Meraba Televole” demek ve ellisine gelmeden ölüp ölüp dirilmek olmaz. Son olarak, kendisini, defalarca izlediğim golünü anlatan Arap spiker gibi selamlıyorum: Ya selam ya Messi!

Futbol Extra dergisi 2007/08 Sayı: 29 'da yayınlanmıştır.