İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

8.05.2007

Avrupa Karnesi : Şimdilik İki Final

Yazının maksadıyla başlayalım söze. Maksat Şampiyonlar ligi ve UEFA kupasını yorumlamak değil, İspanyol takımları Avrupa’da bu sezon neler yaptılar onlara bir göz atmak. İki kupada da finalistler belli olmuşken yazının zamanıdır diyerek geçtim bilgisayarın başına.

La Liga’nın 10 takımı bu sezon Avrupa kupalarında mücadele etti. Şampiyonlar liginde Barcelona ve Real Madrid direk olarak mücadele ederken, Real Betis ve Villarreal ön eleme oynadıktan sonra Ş. Liginde mücadele etme hakkı elde ettiler. UEFA kupasında ise Espanyol, Sevilla ve Osasuna direk katılırken üç İspanyol ekibi Valencia, Deportivo ve Athletic Bilbao İntertoto kupasında mücadele ettiler. Bilbao ikinci turda Romanya’nın Cluj takımına elenirken, Valencia ve Deportivo intertoto kupasında finale yürüdüler. Valencia Hamburg’a elenirken, Deportivo da Marsilya’ya elendi. Böylece hiçbir İspanyol takımı İntertotodan UEFA’ya yükselememiş oldu.

Şampiyonlar Liginde Villarreal ön eleme de Everton’u iki maçta da 2-1 yenerek gruplarda mücadele etme hakkını elde etti. Betis ise Monaco’yu 2-2 ve 1-0 lık sonuçlarla saf dışı bırakmayı bildi. Kuralara Barça ve Real ilk torbadan, Villarreal ikinci torbadan, Betis ise Fenerbahçe gibi dördüncü torbadan katıldı. Kurayı canlı olarak izleyen birisi olarak son torbadan iki takım kaldığını bunların da Fenerbahçe ve Betis olduğunu kalan grupların da iki zorlu grup olduğunu hatırlıyorum. PSV, Milan, Schalke li grup bir yerde Liverpool, Chelsea, Anderlect li grup diğer tarafta. Her iki takım içinde zor gruplardı. Birinde ilk iki şansı olacaktı elbette ama sonunculuk da kaçınılmazdı diğerinde ise üçüncülük cepteydi ama ilk iki çok zordu. Sonuçta Betis, Liverpool, Chelsea, Anderlect G grubunu oluşturdular. C grubunda Barcelona, Panathinaikos, Werder Bremen, Udinese. D grubunda Man. Utd, Villarreal, Lille, Benfica, F grubunda ise Real Madrid, Lyon, Olympiakos, Rosenborg takımları yer aldılar.

İlk maçlar 13-14 Eylül tarihlerinde oynandı. Real Madrid Lyon’a deplasmanda 3-0, Betis de kendi sahasında Liverpool’a 2-1 yenilerek başladılar. Barcelona Werder’i deplasmanda Deco ve Ronaldinho ile geçerken, Villarreal sahasında M. United ile 0-0 berabere kaldı. 27-28 Eylül tarihlerindeki ikinci maçlarda ise Barcelona Udinese’yi 4-1, Real Madrid Olympiakos’u 2-1, Betis de Anderlecht’i 1-0 yenerken, Villarreal ikinci 0-0 lık skorunu Lille deplasmanında aldı. Üçüncü maçlarda Villarreal gruplarda tek golünü yediği maçta kendi sahasında Benfica ile 1-1, Barcelona deplasmanda Panathinaikos ile 0-0 berabere kaldılar. Real Madrid Rosenborg’u 4-1 ile geçerken, Betis Chelsea’ye 4-0 yenildi.

1-2 Kasım tarihlerinde oynanan dördüncü maçlar İspanyol takımları için harika geçti. Deplasmanda oynayanlardan Real Madrid Rosenborg’u 2-0, Villarreal Benfica’yı 1-0 mağlup etti. Sevilla’da Betis Chelsea’yi 1-0 yenerek sürpriz yaparken, Barça mükemmel bir oyunla Panathinaikos’u 5-0 yendi. Beşinci maçlarda sadece Barça kazanırken diğerleri berabere kaldılar. Barça evinde Werder’i 3-1 mağlup etti. Villareal ve Betis İngiltere’den 0-0 lık sonuçlarla döndüler. Betis Liverpool ile Villarreal de M. United ile berabere kaldılar. Bu sonuçlar Betis’in grup üçüncülüğü ve dolayısıyla Ş. Liginde elenmesi anlamına geliyordu.

Son maçlarda ise Barça Udinese’yi son on dakikada attığı gollerle 2-0 yenerek rakibinin elenmesine yol açarken kendisi de grubu 16 puanla birinci tamamlamıştı. Real Madrid son maçta Olympiakos’a 2-1 kaybedip Lyon’un ardından grup ikincisi oldu. Villarreal ise Lille’i 1-0 yenerek ilk kez katıldığı Ş. Liginde belki de en zorlu gruplardan birinde birinci olarak ikinci tura çıkma başarısı gösterdi. Betis son maçında puansız, Ş. Liginde üst üste 11 maç kaybeden Anderlect’e 1-0 yenildi ve üçüncü olarak UEFA’ya gitti. İlk tur maçları sonunda Real Madrid umut vermezken Barça her anlamda kupanın en iyi takımı olarak dikkat çekti. Villerreal ise taraftarlarını özellikle 6 maçta 1 gol yiyen bir takım olarak savunmasıyla umutlandırdı.

İkinci Turda ise Barça geçen sezon olduğu gibi yine Chelsea ile eşleşirken, Real de bir başka İngiliz Arsenal ile eşleşti. (Bu iki eşleşmenin galibi bugün finaldeler) Villarreal ise kendisi için mükemmel bir kura çekmiş ve O da diğer İspanyollar gibi Adadan bir takımla, İskoç Rangers ile eşleşti. Barça deplasmanda çıktığı ilk Chelsea maçını 2-1 kazanma başarısını gösterdi. Herkesin izlediği maçta Del Horno’nun oyundan atılmasıyla büyük avantaj elde eden Barça istediği skoru almayı başardı. Real Madrid ise Henry’nin golüne engel olamayıp Bernabeu’da rakibine 1-0 yenildi. Villarreal ise İskoçya’dan 2-0 öne geçtiği maçta 2-2 lik avantajlı bir skorla kendi evine döndü. İkinci maçlarda Barça ve Villarreal 1-1 lik skorlarla istediklerini elde ederken Real Madrid Arsenal ile 0-0 berabere kalarak Avrupa defterini kapamış oldu.

Çeyrek finalde Barça beklendiği üzere Benfica karşısında 0-0 ve 2-0 lık skorlarla turu geçerken, Villarreal kimilerine göre sürpriz bir sonuçla İnter’i 1-2 ve 1-0 ile eledi. Arruabarrena takımına çeyrek finalden sonra yarı finali de getirdi. Yarıfinaller ise bu hafta içi tamamlandı. Villarreal deplasmanda 1-0 yenildiği Arsenal karşısında çok iyi bir oyun oynayıp bolca pozisyonda yakalamış hatta son dakikada bir penaltı da kazanmış olmasına rağmen rakibine gol atamayarak 0-0 lık sonuçla Paris’i göremedi. Barça ise Chelsea’den sonra Milan’ı da deplasmanda yenerek turu atladı. 1-0 kazandığı maçın rövanşında gol olmadı. Yarı finallerin en önemli yanı kuşkusuz dört maçta sadece iki gol olmasıydı. Şimdi 17 Mayısta Paris de Arsenal ile karşılaşacak olan bir Barça var. Barça’nın kupayı almasını herkes bekliyor ama final maçlarının ne kadar zor geçtiği de biliniyor. Ben yine de Barça’nın kupayı kaldıracağını düşünüyorum.

UEFA kupasında ise üç İspanyol takımından bu sezonun ligde flaş takımı Osasuna Fransız Rennes’e ilk turda elendi. Sevilla Mainz’ı 0-0 ve 2-0, Espanyol da Teplice’yi 1-1 ve 2-0 ile eleyerek grup maçlarına kaldılar.

Sevilla Beşiktaş’ın da olduğu grupta ilk maçında Beşiktaş’ı 3-0 daha sonra deplasmanda daha sonradan eşleşip eleyeceği Zenit’ e 2-1, Kendi sahasında Guimaraes’i 3-1, son maçta da Bolton ile 1-1 berabere kalarak gruptan çıkmayı başardı. Espanyol ise Palermo ve Brondby ile 1-1 berabere kalırken, Lokomotif ve Maccabi’yi 1-0 yenerek üst tura çıktı. Üçüncü tur maçlarına Betis’in de eklenmesiyle İspanyol takım sayısı tekrar üçe çıktı. Betis Alkmaar’ı 2-0’ın rövanşında uzatmaya giden maçta 2-1 yenilerek turu geçerken, Sevilla Lokomotif’i 2-0 ve 1-0 yenerek tur atlamayı başardı. Bu sezonun başarısız takımlarından Espanyol (Kral kupasını kazanma başarısı gösterdiler) ise iki maçta da yenilerek Schalke’ye elendi.

Dördüncü turda Sevilla 1-0 yenildiği maçın rövanşında Lille’i Kanoute ve Fabiano’nun golleriyle 2-0 yenerek çeyrek finalist olurken, Betis için kötü geçen sezon burada da devam etti ve Steua Bükreş’e 0-0 lık skorun rövanşında kendi sahasında 3-0 yenilerek elendi. Çeyrek finalde Sevilla Zenit’i İspanya’da 4-1 yenerken, Rusya’da 1-1 berabere kaldı ve yarı finalist oldu. Yarı finalde de kendisiyle beraber kupanın favorisi olarak gösterilen Schalke ile iki maçta da yenişemedi. 0-0 biten iki maçın ardından kendi sahasında uzatmalarda Puerta’nın golüyle 1-0 kazanarak finalist oldular. Şimdi 10 Mayısta Middlesbrough ile karşılaşacaklar.

Yazımın son paragrafını biraz yorumlara ayırmak istiyorum. Şu ana kadar olan kısımda istatistiki bilgiler vererek İspanyol takımlarının bu sezonki Avrupa karnesine bakmış oldum. Bu sezonun Avrupa’da başarılı üç İspanyol takımı vardı diyebiliriz. Bunlardan ikisi zaten finale kadar da gelirken diğeri de ilk kez oynadığı Şampiyonlar Liginde yarı finalist oldu. Diğer İspanyol takımlarının karneleri aslında oldukça kırık. Gerek Real Madrid gerek Betis gerekse İnterToto da elenen üç önemli takım Avrupa’da kötü bir sezon geçirdiler. Osasuna ligde kasırga gibi estiği bir sezonda daha ilk turda Rennes’e elenmiş olması da tam bir hayal kırıklığı.

Mayıs ayında oynanacak olan her iki finalde de İspanyol takımları favori gözüküyor. Sevilla UEFA’nın, Barça’da Şampiyonlar liginin şu ana kadar en başarılı takımları. İkisi de İngiliz rakiplerini alt etmeye çalışacak. 10 Mayıs UEFA, 17 Mayıs da Şampiyonlar liginin galibini bizlere gösterecek. Sevilla UEFA da şu finale gelinceye kadar oynadığı 13 maçta 8 kez kazandı, 4 kez berabere kaldı ve sadece Lille’e deplasmanda 1-0 kaybetti. Bu 13 maçta 21 gol atıp 7 gol yedi. Barcelona ise Ş. Liginde 12 maç oynayıp 8 maçını kazandı ve 4 maçını da berabere bitirdi. Onlarda 22 gol atıp sadece 4 gol yedi.

Şimdilik Karnede iki final var, bakalım 17 Mayıs gecesi karne son halini nasıl alacak hep birlikte izleyip, göreceğiz.

2.05.2007

Bundesliga'da Haftanın Değerlendirmesi

Almanya 1.Ligi Bundesliga'da haftanın maçında gurbetçi oyuncularımızın da forma giydiği Schalke 04,deplasmanda lider Werder Bremen'i 2-0 gibi net bir skorla mağlup ederek liderlik koltuğuna oturdu. Schalke'nin galibiyetine sürpriz demek yersiz olur, ama kimse böyle bir skor beklemiyordu. Mavi beyazlı ekip müthiş bir futbol oynadı. Her maçı bol gollü geçen Werder Bremen bu maçta da bırakın golü, net pozisyonlara bile giremedi. Buna karşın kalesinde bir çok pozisyon gördü. Sezon boyunca savunmanın bel kemiği Bordon'un yaptığı hatalar nedeniyle birçok sıkıntı yaşayan Schalke 04, bu karşılaşmada Diego, Miroslav Klose gibi isimlere gol şansı tanımadı. Konuk ekibin golleri eski Glasgow Rangers’lı Danimarkalı oyuncu Lövenkrands'dan gelirken, 20.dakika sularında attığı gol izlenmeye değerdi. Milli ikizlerimiz Hamit ve Halil karşılaşmanın ikinci yarısında forma bulurken, diğer gurbetçimiz Mesut Özil forma şansı bulamadı. Schalke 04,bu galibiyetle yenilmezlik serisini 11 maça çıkardı.

Felix Magath’la yollarını ayırıp, takımın başına eski teknik direktörleri Ottmar Hitzfeld'i getiren B.Münih bu maçta da hüsrana uğradı. Kötü gidişine dur diyemeyen Bayern,Bavyera derbisinde iki senedir formunu giderek yükselten Nürnberg'e 3-0 yenildi. Ballack'ın ayrılmasından sonra önemli bir transfer yapamayan Münih, Owen Hargreaves'in de sakat olmasından etkilenerek bu aralar bocalama yaşıyor. Perulu golcüsü Cladio Pizarro'nun da seneye Juventus'a gideceği konuşulmaya başlandı.

Her sene sezona büyük umutlarla girip fazla birşey yapamayan Stuttgart, bu sezona diğer sezonların aksine süper başlamışlardı. Ama haftalar ilerledikçe büyük düşüş yaşadılar. Bu hafta deplasman da Dortmund'u yenerek düşüşe dur dediler.Dortmund ise Bayern'i yendikten sonra 2 maçını da kaybetti.

Milli oyuncumuz Yıldıray'ın da 86 dakika oynadığı karşılaşmada, Hertha Berlin Hamburg'u son dakika golüyle mağlup etti. Hertha son maçında Hannover'e farklı yenilmişti; herkes acaba Hamburg'un çıkış mçı bu olur mu diye düşünüyordu. Maça da iyi başladılar. Ama maça teknik direktörsüz çıkan Hamburg'un iyi oyunu onlara puan getiremedi.

Trabzon'dan ayrılan Brezilyalı oyuncu Marcelinho'nun da oynadığı Wolfsburg, Bayer Leverkusen'i 3-2 mağlup ederken, Herta Berlin'i beşleyen Hannover, Aachen'a da 4 gol attı.

Schalke 04 haftayı 45 puanla 1., Werder Bremen 42 puanla 2.,Stuttgart 38 puanla 3., Bayern de 34 puanla 4. kapattı. Son sırada ise bu sene şampiyonlar liginde de oynayan 15 puanlı Hamburg var...

1.05.2007

Son Altı Hafta

La Liga’da kritik haftalar başlıyor artık. Zirvedeki üç takım da haftayı galip kapatırken, Şampiyonlar ligi mücadelesi veren takımlardan Valencia kazandı. Zaragoza ve Atletico ise haftayı birer puanla kapamak zorunda kaldı. Üst tarafta bunlar olurken alttaki beş takım da haftayı puansız tamamladı. Sadece Levante ile Celta’nın sıralaması değişti. Geçelim ayrıntılara;

La Liga’nın lideri Barcelona, ligde 18. sırada yer alan ve ligde kalma savaşı veren Levante karşısında Eto’o ile bulduğu golle karşılaşmadan 1-0 galip ayrıldı. Son dört maçında sadece 2 gol atabilen Barcelona takımı havasından uzak görünüyor. Hücum gücü açısından belki de dünyanın en iyisi olmasını beklediğimiz takım, Mallorca ve Deportivo’dan sonra ardı ardına üçüncü iç saha maçını da tek farkla kazandı. Elbette Barcelona’dan özellikle Nou Camp’da rahat ve farklı galibiyetler bekleniyor. Sevilla’nın UEFA kupası yorgunluğuna rağmen onlardan kopamamış olmaları yetmezmiş gibi artık Real Madrid’de iyiden iyiye enselerine yanaşmış durumda. Bu Barcelona’nın şampiyonluğu kaybetmesi şaşırtmayacak. Bu hafta oynayacakları Sociedad maçı onlar için büyük bir şans çünkü en önemli iki rakibi Sevilla ve Real bu hafta sonu ligde karşı karşıya gelecekler.

Ben Sevilla’yı defalarca kez alkışladım bu sezon. La Liga, Kral Kupası ve UEFA kupasında sonuna kadar yürüyen takım sona yaklaştıkça performansını da artırmış görünüyor. Hafta içi UEFA kupasında Osasuna deplasmanında alınan 1-0’lık mağlubiyet elbette iyi bir skor değil ama Sevilla evinde Osasuna’ya birden farklı skorla kazanabilecek bir takım. Bu hafta sonu ise ligde Espanyol ile karşılaştılar. UEFA kupasında finale yükselirlerse muhtemelen karşılaşacakları rakip olan Espanyol karşısında alınan 3-1’lik galibiyet çok önemliydi. Sevilla bu sezon ligde 32, UEFA kupasında 13, Kral Kupasında 7 ve bir de süper kupa finali oynayarak tam 53 resmi maç yapmış durumda ve sezonu üç kupayla tamamlamak adına çok iddialı.

Barcelona deplasmanında oynanan güzel oyun ve son dakikada yenen golle alınan 3-3’lük beraberliğin ardından oynadığı altı maçın beşini kazanan ve birini de son anda kaybeden Real Madrid gerçek büyük olduğunu son haftalardaki performansıyla gösteriyor. Kritik haftalar ancak bu kadar iyi geçirilebilirdi. Athletic deplasmanında 4-1’lik galibiyet alan Real Madrid’in Sevilla ve Barcelona’ya nazaran en önemli üstünlüğü deplasmanda onlardan çok daha başarılı olması. Yine de son haftalarda Madrid’de de işler düzeldi. Kalan altı maçtan dördünü sahasında oynayacak olan Real Madrid için bu da önemli bir avantaj ama kalan altı maçın Sevilla, Espanyol, Zaragoza gibi kaliteli takımlar, Recreativo gibi ligin flaş takımı, Mallorca gibi ligin en formda takımlarından biri ve Deportivo gibi önemli bir takım olduğunu düşünürsek kalan haftaların müthiş geçmesini bekliyorum.

Recreativo’yu 2-0 yenen Valencia ise tekrar dördüncü sıraya yükseldi. Uzaktan da olsa şampiyonluk şansı bulunan Valencia için ligi 4. tamamlamak çok önemli. Şampiyonlar ligini kaçırmamaları gerekiyor. Joaquin bu hafta attığı iki golle takımına hayat verdi. Zaragoza ise Osasuna deplasmanından son dakika golüyle 2-2’lik beraberliği kurtardı ve önemli bir puan aldı. Aslında aklının bir tarafı UEFA’da olan ve bir miktar da yorgun olan rakibini bu maçta yenmeliydi diye düşünüyorum. Haftayı 5. tamamlıyorlar, puanları 54.

Son 11 maçının sadece dördünü kazanabilen ve beşini kaybeden Atletico Madrid bu hafta da Betis karşısında kendi sahasında iki puan bıraktı ve artık ş.ligi yarışından da uzaklaşmak üzere. Lig altıncılığını koruyup UEFA’ya gitmek sanırım onlar için daha anlaşılır bir hedef olarak görünüyor. Betis karşısında galip gelecek kadar pozisyon da üretmelerine rağmen Contreras’ın cezası nedeniyle ilk 11’de yer bulan Doblas’ın mükemmel performansına engel olamadılar ve gol atmayı başaramadılar. Doblas bu maçta tam 8 kurtarış yaptı. Tabii Torres’in sakatlanması da galibiyetin gelemeyişindeki bir başka etkendi. Kalan altı maçta dört kez deplasmana gidecek olan Atletico’nun işi hayli zor olacak.

Valencia deplasmanından puansız dönen Recreativo 49 puanla 7. sırada ve Deportivo ile evinde 0-0 berabere kalarak puanını 48’e yükselten Racing ile beraber Atletico’dan altıncılığı almaya çalışıyorlar. Onlara bu hafta bir ortak daha çıkmış görünüyor. O da Getafe. Sociedad karşısında alınan 1-0’lık skorla 46 puana yükselen Getafe kupadan ümidini kesince ligi asılmaya karar verdi anlaşılan. Barcelona’dan sonra bir başka Katalan Nastic’i deplasmanda 3-0 yenen Villarreal de ligin sonuna doğru vites yükseltti. Forlan’ın iki ve Mati Fernandez’in golleriyle mağlup eden ve oldukça iyi bir oyun ortaya koyan Villarreal, kalan maçlarını da kazanarak Avrupa Kupaları şansını sonuna kadar zorlamak istiyor.

Deportivo, Racing gibi zor bir deplasmandan bir puanla dönerek haftayı haftayı 43 puanla 11. sırada tamamladı. UEFA kupasında finale yürüyen Espanyol ise 42 puanda ve 12. sırada. Son sekiz maçta sadece bir kez kazanmış olmaları onların kötü olduklarını değil tamamen UEFA kupasına konsantre olduklarını gösteriyor. Bu zaten UEFA sonuçlarından da anlaşılıyor. Henüz mağlubiyet almadılar UEFA’da.

Mallorca’ya da bir haller oldu. İçerde altı haftadır kazandıkları yetmezmiş gibi deplasmandaki son üçüncü maçında 4 puan aldılar ve tek yenilgileri Barça’dan alınan son dakika golüyle gelen yenilgi. Bu hafta da ligde kalma mücadelesi veren Celta’ya deplasmanda üç gol attılar ve puanlarını 42’ye yükselttiler.

UEFA kupasında finale kalmaya çalışan Osasuna 37, Betis ise 35 puana yükseldiler bu hafta aldıkları beraberliklerle. İkisinin de düşme endişesini hissetiklerini düşünüyoruz ama bu çok da olası değil.

Geldik son beşe. Buradan üç takım düşecek. Bu hafta ki sonuçlar neticesinde Nastic’in pek şansının kaldığını söyleyemeyiz. Aslında bu hafta kazanan bir takım olsaydı müthiş bir hafta finali yaşamış olurdu. Barcelona’ya deplasmanda kaybeden Levante’nin haftanın en mutlusu olduğunu düşünüyorum. Evinde Mallorca karşısında dağılan Celta’nın ise gösterdiği performans “ligden düşsün” performansı bunu açıkça söylemek lazım. Real karşısında evinde dağılan Athletic ise şaşırtmadı. Getafe’ya kaybeden Sociedad ise içerdeki iyi performansıyla kalan haftalarda umutlu.

Her zaman olduğu gibi yazının son bölümünde haftanın kadrosuna bakalım;

Kalede; Barcelona’ya karşı müthiş oynayan Molina ile Atletico karşısında takımına bir puan getiren Doblas’ı ben ayıramadım. Haftanın kaleciliğini paylaştıralım istedim.

Savunmada; İspanya’nın geleceğinin kurulu olduğu bir savunma düzeni oldu. Real Madrid’li, 20 yaşındaki Sergio Ramos, Getafe’li 21 yaşındaki Alexis, Zaragoza’nın 19 yaşındaki oyuncusu Gerard Pique ve Sevilla’nın süper yeteneği 22 yaşındaki Antonio Puerta. Savunmamızın yaş ortalaması 20, 5.

Orta Sahada; Valencia’ya geldiğinden beri en iyi oyunlarından birini çıkararak iki gol atan Joaquin, Zaragoza’dan Aimar, Sevilla’dan Marti ve Mallorca’dan Gutierrez haftanın orta saha oyuncuları.

Hücumda; Forvetlerimiz ise Messi ve Forlan.

25.04.2007

Villareal'den Sihirli Dokunuş

La Liga’da 31. hafta maçları hafta sonu oynanan karşılaşmalarla tamamlandı. Barcelona bu haftayı da lider tamamladı ancak hem Sevilla ile hem de Real Madrid ile aralarındaki puan farkı 3 puan azaldı. Barcelona haftayı Villarreal deplasmanından alınan 2-0’lık yenilgiyle tamamlarken, Sevilla evinde Athletic’i 4-1’le geçti. Haftanın maçında ise Real Madrid, Valencia’yı 2-1 mağlup etmeyi başardı.

Şampiyonluk yarışında en şanslı aday olarak görünen ve haftaya 4 puanlık avantajla giren Barcelona, Villarreal deplasmanına gitti bu hafta. El Madrigal’de özellikle ilk yarıda rakip kalede önemli birkaç tehlike yaratan Barcelona, Villarreal’in başarılı kalecisi Viera’yı geçemedi bu pozisyonlarda. İkinci yarının 10. dakikasında ise Villarreal, Pires’le öne geçti maçın sonlarında ise Marcos skoru belirledi.

Villarreal deplasmanı kolay bir deplasman değildi elbette. Barcelona’da bu sezon deplasmanda oynadığı 15 karşılaşmadan sadece 5 tanesini kazanabilmişti. Bu nedenle bu skoru asla sürpriz olarak görmemek gerekir. Villarreal’i bu sezon Real Madrid’i 1-0 yendikleri maçta da izlemiş ve beğenmiştim. Dün akşam da oyunun genelinde iyi oynadılar, çok iyi pas yaparak hücuma çıktılar ve bu iyi pas organizasyonlardan birinde de Pires’le golü buldular. Barcelona Etoo’nun gol noktalarında acemice davrandığı bir maçta maç boyunca Villarreal’i hiçbir şekilde bunaltamadı. Oyunun genelinde topa daha çok sahip olan taraf olmalarına rağmen çok etkili değillerdi.

Bu sonuçla, Barcelona 4 puanlık avantajını yitirmiş oldu ve arkadan gelen iki takımın da galibiyetiyle ligde son yedi haftaya girerken heyecan fazlasıyla arttı.

Hafta arası Kral Kupasında Deportivo’yu deplasmanda 3-0 mağlup ederek turu büyük ölçüde garantileyen Sevilla, dün de Athletic karşısında oldukça baskılı bir oyun ortaya koydu ve sahadan 4-1 gibi farklı bir skorla galip ayrıldı. Perşembe günü Osasuna ile UEFA kupası yarı final ilk maçını oynayacak olan Sevilla’nın form durumunda bir artış gözleniyor. Son iki maçta oynadıkları oyun üç kupada da onları zirvede görmemizi sağlayabilir.

Cumartesi gecesinin ve haftanın en önemli maçında Real Madrid konuk ettiği Valencia’yı Nistelrooy ve Ramos’un golleriyle 2-1 mağlup etti. Bu sonuçla Real puanını 57’ye yükseltti ve Barcelona’nın iki puan arkasında yer almış oldu. Yani her şey iki hafta önceki durumuna dönmüş oldu. Valencia ise 53 puanda kaldı ve bir sıra gerileyerek 5. sıraya düştü. Artık şampiyon olmaları için kalan maçlarının hemen hemen hepsini kazanmaları gerekecek. Deplasmanda 16 maçta sadece 4 galibiyet alabilen bir takım için bu çok kolay olmasa gerek. Bu nedenle kalan haftalar onlar için daha çok ş.ligi yarışı demek.

Şampiyonlar ligi yarışının içindeki bir başka takım da Zaragoza. Onlar da evinde kazanmaya devam ediyorlar. Bu hafta da Celta’yı Ewerthon’un golleriyle 2-0 yendiler ve tekrar 4. sıraya yükseldiler. Puanları Valencia gibi 53.

Atletico ise iki hafta üst üste kazandıktan sonra bu hafta Sociedad’a deplasmanda 2-0 mağlup oldu ve 50 puanda kaldı. Zirvede puan kayıplarının yaşandığı bir haftada kazanmış olsalar ligi çok fazla renklendirmiş olacaklardı. Kalan haftalar onlar için de çok kritik. Bir tarafta ş.ligi şansları diğer yanda ise UEFA kupasına bile gidememe ihtimali var.

Ligde bu hafta, bu sezon en büyük sürprizini gerçekleştiren iki takımın maçı vardı. Recreativo, Racing’i konuk etti ve 4-2 mağlup ederek tekrar 7. sıraya yükseldi. Bu galibiyetle Recreativo 49 puana yükselirken, Santander 47 puanda kaldı. İki takımın nefesi de Atletico Madrid’in ensesinde hissediliyor.

Deportivo, Getafe, Espanyol, Villarreal gibi takımların ligin kalan haftalarında çok önemli bir hedefleri olmayacak. Belki intertoto kupası için şansları olabilir bu takımların ama bu da çok kolay değil. Evinde üst üste altıncı kez kazanan Mallorca da 39 puana yükselerek düşme tehlikesini tamamen atlattı ve yukarıda adını zikrettiğim takımlar arasına katıldı. 36 puanlı Osasuna ise UEFA kupasını düşünürken ligde alt sıralara doğru yaklaşmış durumda. Onlarında kalan maçlarda korku yaşamamak için ivmelerini artırmaları gerekiyor.

Haftalardır kazanamayan ve bu hafta Espanyol karşısında 90. dakikadaki olaylı penaltı golüyle sahadan bir puanla ayrılmak zorunda kalan Real Betis de artık düşme endişesi yaşamaya başladı. Puanları 34 ve düşme sınırının sadece 4 puan üzerindeler. 32 puanlı Athletic, 30’ar puanlı Celta ve Levante ile 27 puanlı Sociedad, 24 puanlı Nastic takımları ligin kalan yedi haftasında önemli bir yarış içinde olacaklar. Ben bununla ilgili bir başka yazı yazmayı düşünüyorum orada bu konuya enine boyuna değineceğim.

Son olarak haftanın kadrosuna bir göz atalım;

Kalede; Villarreal’in galibiyetinde çok önemli bir rol oynayan Sebastian Viera.

Savunmada; Real Madrid’li Sergio Ramos, Deportivo’lu Lopo, Villarreal’li Cygan ve Mallorca’dan Navarro.

Orta Sahada; Recreativo’dan Cazorla, Villarreal’den Senna, Real Sociedad’dan Savio ve Sevilla’dan Puerta.

Forvette; Betis’den Edu ve Zaragoza’dan Ewerthon

18.04.2007

Hollanda'da Taht Kavgası

Son bıraktığımızda ki bu bırakış bir türlü engellenemeyen aylaklığım sebebiyle 15.haftaya denk geliyor; PSV şampiyonluk yolunda tozu dumana katarak ilerliyordu. İlerliyordu diyorum çünkü makine düzeninde işleyen PSV’de bu aralar işler pek de iyi gitmiyor. 16.haftada Groningen’i 2-0, 17.haftada Heracles’i 3-0, 18.haftada vites yükselterek Willem II’yi 4-0 yenen PSV, 19.haftada Rotterdam deplasmanında Feyenoord önünden 1-1’lik beraberlikle döndü. Sonraki 2 haftayı da galibiyetle tamamlayan Boeren (Çiftçiler) takip eden üç haftada ise sadece bir puan toplayabildi. Bu döneme kadar sadece bir defa kaybeden PSV önce Roda’ya 2-0, ardından Koevermans’ın 88.dakikada gelen golüyle evinde AZ’ye 3-2 kaybetti. ( 88 ve devam eden dakikalarda atılan gollerle rakibinin hevesini kursağında bırakmak AZ’ye özgü bir espri anlayışı olsa gerek)

Ama PSV’ye asıl öldürücü darbe 29.haftadaki Ajax maçında geldi. Sneijder, Perez, Gabri ve “Avcı” Klaas Jan Huntelaar’ın iki golüne yalnızca Gılayvırtla (Kara kaşlıma selam olsun) cevap verebilen lider, sahayı başı önünde terk ederken Ajax taraftarı zafer şarkıları ile Eindhoven semalarını inletiyordu. Öyle ya Ajax bu galibiyetle 2005 yılında kendi evinde aldığı 4-0’lık mağlubiyetin rövanşını almakla kalmamış, 23 Ekim 1994’ten beri ilk defa Eindhoven deplasmanından galibiyetle dönmüştü. Bu galibiyetin son 25 sezonda alınan 3.deplasman galibiyeti olduğunu da ekleyeyim de Ajaxlılar’ın sevinci daha iyi anlaşılsın. (Ajax taraftar forumlarında “acab” nickini kullanan bir genç bu sevinci benden daha içten bir ifadeyle dile getirmiş: “Şu anda 22 yaşındayım,bütün hayatım boyunca bugünü bekledim,artık ölebilirim.”http://www.ajaxtalk.nl/Forum/viewtopic.php?t=8288&postdays=0&postorder=asc&start=100

Bu maçta yaşanan iki gol sevinci tüm taraftarların dikkatini çekti. Bunlardan ilki bir dönem Ajax formasıyla zaferden zafere koşan Kluivert’in bu kez PSV formasıyla Ajax filelerini havalandırdığı golden sonraki işini iyi yapan insanlara mahsus duru hali : http://www.youtube.com/watch?v=GFbBTCBwGRQ ,

Bir de ee, nasıl desem isterseniz kendiniz bir bakın : http://www.youtube.com/watch?v=a4vGE4isX-o, Maçın hakemi daha sonra yaptığı açıklamada “gol sevincini” golden hemen önceki bir faul pozisyonunda oyunu durdurmak yerine devam ettirmesine bağladı ama takdir sizin elbette…

Bu mağlubiyet PSV’yi derinden yaraladı ve sonraki hafta NAC Breda ile 1-1 berabere kalan kırmızı-beyazlılar 31.haftada bu kez NEC’ e 2-1’lik skorla kaybetti. (PSV’nin yoluna sessiz sedasız devam ettiği Şampiyonlar Liginde kendi evinde Liverpool’a 3-0 kaybettiği maçın da bu döneme denk geldiğini hatırlatayım.)

Peki PSV de bunlar olurken takipçileri neler yaptı? Son bıraktığımızda liderin takipçisi 5 puan geriden gelen AZ Alkmaar’dı. 31.hafta sonunda AZ yine ikinci ama puan farkı bu kez sadece iki. AZ Alkmaar belki seri galibiyetler alarak PSV’nin bocaladığı hatta daha bir esnek yorumla söylersek devrilmeye yüz tuttuğu bir dönemde “tahtı” ele geçiremedi ama hiç yenilmedi. 19.haftadaki 3-0’lik Twente bozgunundan beri AZ ligde kaybetmiyor. Bugün AZ ligin zirvesinde değilse bunun sebebi aralarında çok rahat kazanabileceği maçlar da olan 9 maçtan beraberlikle ayrılmasıdır.

Ya lig üçüncüsü Ajax? Aslında AZ Alkmaar için söylediklerimi Ajax için de tekrarlayabilirim. Zira Ajax’da AZ ile aynı puana (66) sahip, yani onlar da liderin sadece iki puan gerisinde. Kısacası ligin bitimine az bir zaman kala “taht kavgası” iyiden iyiye kızışacak.

Peki kalan maçlarda zirvedeki üçlü kimlerle oynayacak? Hemen bakalım: PSV 32.haftada lig dördüncüsü Twente ile içeride, (Twente forması altında 14 gole imza atan bir isim dikkat çekici:Kennedy Bakırcıoğlu) 33.haftada Utrecht ile deplasmanda ve son hafta içeride Vitesse ile oynuyor . Bu maçlardan en zorlu görüneni “ya nasip ya kısmet” diyecek Twente ile içeride oynanacak maç olarak gözüküyor. Çünkü Twente’nin de puanı 62. Utrecht ve Vitesse ise nispeten etli ve sütlü işleriyle ilgisi olmayan takımlar. AZ ise önce içeride Vitesse ile, sonra yine içeride Heerenveen’le oynayıp ligi Rotterdam deplasmanında Excelsior ile oynayacağı maç ile tamamlayacak. Excelsior’un ligdeki konumu AZ’ye problem çıkartabilir.(Excelsior şu anda on beşinci sırada ve ligde kalmak için play-off maçlarına çıkmak konusunda gönüllü olduklarını tahmin etmiyorum.) Buna karşılık Ajax ‘ın rakipleri ise NAC Breda, Sparta ve Willem II.

Kalan maçlara baktığımızda Ajax, fikstür açısından Eredivisie’nin play-off labirentlerini saymayacak olursak nispeten iddiasız orta-alt sıra takımlarıyla oynayacak olması sebebiyle bir adım önde duruyor gibi ama bu gözler 2005-2006 sezonunda Denizlispor-Fenerbahçe maçını da gördü.

Zaten biz futbolu neden seviyoruz ki? Sanırım sihirli kelime “öngörülemezlik…”