İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

21.07.2008

Hesap Kitap Zamanı

1-)Milli takımımız gruptan çıkamayacak. Terim ders almayacak ders verecek

Belki de turnuvanın en büyük sürprizi idi Türkiye. Hakikaten hiçbir teknik taktikte yer almayan bir strateji ile oynadık. İlk maç haricinde iyi hücum yaptık denebilir ancak böyle bir yapının uzun süre sürdürüleceğine inanmadığım için kendimizi başarılı bulmuyorum. Ne yazık ki günümüz futbolu sistemlere ve sağlam taktiklere dayanıyor ve biz bu iki şeye ne yazık ki hiçbir zaman tam olarak sahip olamadık.

2-)Panzerler yine en fazla yarı final görecek

Yarı finalde bol eksikli olan Milli takımımız ile karşılaşmasalardı bu kehanetim tutacaktı. Gerçekten takım olarak birkaç kişi halinde yaratıcılıktan çok yoksunlar sadece makine gibi çark döndürmeyi biliyorlar ve oyun sıkışınca açabilmek için herhangi bir fikirleri bile yok. Löw’ün de böyle bir konum için yeterli olmadığını düşünenlerdenim.

3-)Fransa başarılı olamayacak Raymond Domenech kapı dışarı edilecek.

Ne kadar başarılı bir tahmin. Domenech kovulmadı ancak bu kadroya bu imkânlara rağmen nasıl bu kadar rezil bir futbol oynadı anlayabilmek mümkün değil. Zaten bu gruptaki tüm takımlar teknik direktörlerden baya çektiler. Romanya hocası Piturca cesaretsizliğinden Donadoni yeteneksizliğinden bu da beceriksizliğinden gitti. Van Basten’in dişi yılların kurdu Hiddink’e geçmedi.

4-)Turnuva gol krallığını yine ve yine Klose alacak

Turnuva boyunca bir türlü isteneni veremeyen bir görüntü çizdi. Zaten böyle tahminlerin bilimsel bir yanı olmadığı için fazla bir yoruma da gerek yok.

5-)Bay Zeplin Ronaldo bu turnuvada yokları oynayacak

Gelelim değerlendirmesi şahsımca en zevkli olan maddeye. Daha önce de tartışmalarda belirttiğim gibi bu balonun numarası anca Premiership’in ağır bek ve stoperlerine yürür Kıta Avrupa’sında hiçbir şey yapamaz diye. İlk örneği Barcelona maçıydı ve Ronaldo bu maçlarda çok etkisiz kaldı Zambrotta ve Abidal karşısında. Bu turnuvada da önem taşıyan tek maç olan Almanya maçında sahada gezip top ezmekten başka hiçbir şey yapmadı ki eline iyi pozisyonlar da geçmişti. Hiçbir zaman büyük maçlarda sorumluluk alabilecek yetenek ve kaliteye sahip değil bence Alex Amca hemen bu adamı Real’e okutmalı çünkü birkaç yıl içerisinde bu düzensiz hayatıyla beraber onun da çöküşünü izleyeceğiz.

6-)Final müsabakasını Alman Hakem Herbert Fandel yönetecek

Finalistlerin biri Almanya olunca bu tahmin direk suya düştü finali İtalyan hakem Roberto Rosetti başarıyla yönetti.

7-) Marco Materazzi turnuvayı kırmızı kart görmeden bitiremeyecek.

Tüm takım olarak berbat olan İtalya’da fazla göze batmadı zaten sakat olduğu için de oynamadı. Kariyerinin son Uluslar Arası şampiyonasını kavgasız geçirmeyi bildi.

Buna ek olarak

Turnuvanın şıkı

Sarah Bradner(Bastian Schweinsteiger’in kız arkadaşı)

Turnuvanın rüküşü

Luca Toni ve iğrenç bıyıkları

Bir turnuvanın ve onun kehanetlerinin sonuna geldik. Bir başka müsabakaya kadar hoşça kalınız

Efsanenin Dönüşü

Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen, bu topraklarda yaşayan herkesin gururu olan İstiklâl Savaşı’nın bitmesiyle Ankara Başkent ilan edilmişti. Yeni Cumhuriyet’in modern yüzünü ortaya koymak için, sıfırdan başlayan başkent inşasında dünyaca ünlü mimarlar sırayla davet edildiler Ankara’ya. Başkente yapılan ilk binalara bugün sırayla bakıldığında aslında ne kadar güzel bir devletin kurulduğu ortaya çıkıyor. İlk Meclis, Ankara Garı, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi ve diğer hem devlet ciddiyetini hissettiren hem de harika estetiğe sahip bir sürü mimari harikası. Laik cumhuriyet böylesine modern ve batılı bir şehir inşa etmeye çalışırken aslında Ankara’ya gelen memurlardan ziyade Ankaralıların laik yaşama pek uzak olmadığı, doğu batı sentezine ta o zaman başlandığı görülmektedir.

Ankara’nın diğer sakinlerine göre en az birkaç kuşak Ankaralı olanların yaşadığı Kayabaşı, Hamamönü, Samanpazarı, Hacettepe civarında her şehirde olan yasadışılık merkezi oluşmaya başlamıştı. Bugün adı sadece bir üniversiteden ibaret zannedilen Hacettepe Mahallesi’nde kendine özgü kuralları olan Hacettepeliler oturmaktaydı. Henüz kalabalıklaşmayıp mahalle kültürünün en hızlı zamanlarını yaşadığı yıllarda Hacettepe Ankara’ya korku salan, kabadayılarıyla ünlü, racon lafını kimse bilmezken en sağlam raconların kesildiği bir merkez haline gelmişti. Ankara’yı seçkinlerin merkezi yapmaya çalışan idareye inat Hacettepeliler kendi seçkinciliğini oluşturup Cumhuriyet’i “anladıkları gibi “ yaşamaya başlamışlardı. Ankara’nın ilk yıllarında yerleştirilmeye çalışılan kültürün tersine Hacettepe ortama hakim oluyordu. Batı müziği çalan ve kadınlı erkekli gidilen pastane, gazinonun yerine bol sarımsaklı mezelerin hüküm sürdüğü, rakı bilemedin şarap içilen ve utla kanunun geri döndüğü meyhaneler açılmaya başlamıştı Hacettepe’ye.

Ankaralıların laik yaşama uygun olduğundan bahsetmiştik. Hacettepe’nin gençlerinden olan anne tarafından dedem lakabıyla “Albay Cemal” Cuma namazlarına neden gitmediklerini soran mahallenin yaşlılarının Hacettepeli gençler tarafından “cumartesi gidiyoruz biz tenha oluyor” diye cevaplandıklarını söylemiş ve rahmetli olana kadar bu iddiasını sürdürmüştür. Artık ölmek üzere olan ve belikli kurtarma yazılısına giden ihtiyarlar dışında pek camiye gidenin oruç tutanın olmadığı ender mahallelerden biriydi Hacettepe.

Hacettepe kabadayılarıyla ünlü art arda açılan meyhanelerde yaşamın sürdüğü meydandaki büyük havuzun kenarında hep beraber pikniklerin yapıldığı en önemli mücadelenin futbol olduğuna inanılan bir mahalle olarak yükselmiştir. Sırf bu yüzden bu mahalleyle başa çıkmak kolay olsun diye mahallenin yakınına “Yıldırım Ekipler Amirliği” kurulmuştur. Aynı zamanda fakir insanların yaşadığı bir semt olduğundan sol fikirlerin serpilmesi karşısında bu tedbir şart olmuştur. İdam cezalarının infaz edildiği yıllarda bu cezalar için hemen Hacettepe’nin yanında bulunan “At pazarı”nın seçilmesi ve Adliyenin Hacettepe çıkışına yapılması “ensenizdeyiz” mesajını Hacettepelilere hissettirmiştir.

BİR GARİP KURULUŞ HİKAYESİ

Hacettepeliler sadece mahallelilerden oluşanlarla ve Hacettepe Parkı’ndaki menekşelerden rengini alan “menekşe mor – beyaz” renklerle Hacettepe Spor Kulübü’nü kurmak için mahallenin büyüğü Fahri Apça’ya müracaat ederler. Fahri Apça’da resmi başvuruları yapıp kulübü kurmaya çalışırken 1. Şube tarafından evinden alınıp merkezde bir güzel sopa yer. Bu örgütü hangi amaçla kurmaktasın vs diye. Niyetini anlatana kadar bir çok yeri morarmış biçimde geri döner. Ardından dönemin valisi Nevzat Tandoğan’a başvurulur ve kötü niyetli bir başvuru olmadığı anlaşılınca 28 Temmuz 1945’te Hacettepe Spor Kulübü kurulur.

Parlatır Mustafa, Karagöz Kemal, Dişi Bakkal, Diksaç Nevzat, Japon Ali, Orley İhsan, Albay Cemal diye bilinen ünlü simalar takımın nasıl taraftarları olduğunu gösteren isimlerdir. İçki içmeyenin mahalleye sokulmadığı Hacettepe bir de futbol takımıyla Ankara’da başarı kazanmaya başlayınca, kabadayılığa özentinin artmasından korkan idare bu mahalleye bir çözüm bulmayı düşünmeye başlamıştır. 1959 da deplasmanlı Türkiye Ligi kurulunca Hacettepe’de 1962 yılında lige yükselmiş ve 1968 e kadar mücadele etmiştir. Ancak Hacettepe maçlarındaki olaylar ve sık sık fair-play e aykırı hareketlerin görülmesi bardağı doldurmaya başlamıştır.

HARBİYE-HACETTEPE MUHAREBESİ

Kabadayılığı ülke çapına şamil olan Dündar Kılıç henüz Hacettepe Kabadayısı iken, Harp okulu’nda okuyan bir kaç öğrenci Hacettepeli bir kıza laf atmışlardır. Sarı Veli ve Karagöz Kemal bu grubu takip edip bir rivayete göre Sus Sineması’nda bir rivayete göre “Pala’nın Kahvesi”nde sıkıştırıp dövmüşlerdir. Bunun üzerine Harbiyeliler toplanıp Hacettepe’yi basmaya karar vermişler ve otobüslerle Hacettepe’ye gelmişlerdir. O dönemin bir çok tanığına göre bu laf duyulunca herkes sopa, silah, bıçak, balta, keser gibi aletlerle silahlanıp müdafaaya geçmişler ve Harbiyelileri biraz fena benzetmişlerdir. Bu olay hem Harp Okulu Komutanlığı’nda hem de Ankara Mülki İdaresi’nde infial yaratmıştır. Zaten istimlak planları sürerken böyle bir olay süreci hızlandırmış ve Hacettepe’nin tam ortasına benim yıllar sonra dünyaya geleceğim hastane dikilmiştir.

Ankara’nın başına bela olmuş olan Melih Gökçek Keçiören Belediye Başkanlığı döneminde 1988 de artık amatör kümedeki Hacettepe’yi alıp Keçiörengücü ile birleştirmiş ve Hacettepe ismi tarihten silinmiştir.

Yazarın futbola adım attığı ASAŞ Spor’un sonradan OFTAŞ haline gelmesi ve şimdilerde adını Hacettepe olarak değiştirmeye karar vermesi hem garip bir bağlantı hem de bütün Hacettepelilerin yattıkları yere güzel haberler gitmesini sağlayan bir olay olmuştur.

Şimdi İsmetpaşa ve Sakarya civarında görebileceğiniz eski Hacettepelilerin benim tanıdığım son iki kişisinden bir tanesi olan Büfeci Avni’nin sevincini ve Albay Cemal’in öldüğünde odasında asılı duran Mor-Beyaz flamanın hüznünü düşündüğümde bu yazının yazılması kaçınılmaz oldu. Artık Ankara’da Hacettepe maçına gitmek denen yarı dini töreni bizde yaşayabileceğiz diye düşündükçe sezonun bir an önce başlamasından başka bir temennim kalmıyor.

KAYNAKÇA

1-Sanki Viran Ankara(İletişim-1.baskı 2006) kitabında Levent Cantek’in yazısı

2-Çünkü Biz Ankaragüçlüyüz…-Ziya Adnan-İletişim Yay.

3-20 Temmuz 2008 tarihli Hüriiyet Gazetesi

16.07.2008

Avrupa'da Transfer Dönemi - İngiltere

Dünyanın en önemli ligi olan ve Avrupa Şampiyonlar Ligi'ni de son iki yılda domine eden takımlara sahip olan İngiltere Premier Ligi'nde yapılan transferlere göz atalım.

         Geçen sezonu lig şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olarak tamamlayan Manchester United bugüne kadar transferde sessiz kaldı. Savunmacı Gerard Pique'yi Barcelona'ya gönderen Manchester United'ın en önemli hamlesi dünyanın en iyi futbolcularından birisi olan Cristiano Ronaldo'yu ellerinde tutmaları oldu. Ronaldo er ya da geç Real Madrid'e transfer olacak gibi dursa da en azından bu sezon Manchester'da kalacak. Takım için ismi geçenler Portekizli orta saha oyuncusu Miguel Veloso ile Euro 2008'in yıldızı Andrei Arshavin ve Hollanda Ligi gol kralı Klaas-Jan Huntelaar. Sporting Veloso'yu, Ajax da Huntelaar'ı satmaya niyetli olmadıklarını açıkladılar. Arshavin ise gitmek istediğini belirtti ama adresinin İspanya olmasını istiyor. Sir Alex'in felsefesine bakacak olursak, bir hafta içinde transfer olmazsa bu dönemlik transfer hikayesi kapanabilir.

         Geçen sezon hem ligde hem Şampiyonlar Ligi'nde Man Utd'in arkasında kalan Chelsea takımın başına Portekiz'in teknik direktörü Luis Felipe Scolari'yi getirdi. En önemli transfer ise Barcelona'nın 30 yaşındaki orta saha oyuncusu Deco oldu. Sekiz milyon ile on milyon arasında bonservisi olduğu söylenen Deco'nun Premier Lig'e ne kadar sürede uyum sağlayacağı soru işareti. Bir diğer transfer PSV'den alınan 23 yaşındaki savunmacı Alcides. Alcides'in Ricardo Carvalho'nun yerini alması bekleniyor. Chelsea'nin bir diğer önemli transferi de Porto'dan yirmi milyon euro'ya gelen sağ bek Jose Bosingwa oldu. Orta sahada oynayan Steve Sidwell Aston Villa'nın yolunu tutarken, Inter'in ısrarla istediği Frank Lampard kulübünde kaldı. Andriy Shevcenko'nun ise kiralık olarak eski takımı Milan'a dönmesi bekleniyor.

         Geçen sezonun üçüncüsü Arsenal her sezon olduğu gibi önemli futbolcularını gönderiyor. Tecrübeli kaleci Jens Lehmann Stuttgart'a giderken, geçen sezonun yıldızı orta saha oyuncusu Mathieu Flamini de bedelsiz olarak Milan'a transfer oldu. Bana göre takımın en iyi oyuncularından Belaruslu Aliaksandr Hleb Barcelona'ya gidecek gibi. Milan'ın istediği Adebayor kulüpte kalacak. Arsenal'in en önemli transferi Euro 2008'de Fransa'da oynayan genç Fransız Samir Nasri oldu. Bir diğer genç transfer de Cardiff'ten gelen 1990 doğumlu orta saha oyuncusu Aaron Ramsey.

         Dört büyüklerin sonuncusu Liverpool teknik direktör Rafa Benitez'le yola devam ediyor. Liverpool, Dortmund'un başarılı savunma oyuncusu Philip Degen'i bedelsiz olarak, Udinese'li sol bek Andrea Dossena'yı 7 milyon sterline kadrosuna kattı. Riise Liverpool'a, Crouch Portsmouth'a, Kewell ise Galatasaray'a transfer oldular. Liverpool'un transfer etmek istediği Gareth Barry ve Robbie Keane takımlarında kaldılar. Yeni hedefler Valencia'nın süper ikilisi David Silva ve David Villa.

         Dört büyükler dışındaki önemli transferler ise şunlar: Giovani dos Santos Tottenham'da, CSKA Moskova'lı forvet Jo 38 milyon euro karşılığında Manchester City'de, PSV'nin kalecisi Artur Gomes Tottenham'da, Luka Modric de yine Tottenham'da.

         Şu ana kadar gerçekleşen transferler ışığında en başarılısı Tottenham gibi gözüküyor. Yine de dört büyükleri zorlayıp zorlayamayacaklarını göreceğiz. Jo da aldığı parayla heyecanlı bir bekleyişe neden oluyor..

14.07.2008

Avrupa'da Transfer Dönemi - İspanya

İspanya geçen sezon Şampiyonlar Ligi yarı finaline bir takım taşımayı başarmıştı. En önemlisi ise daha çok İspanya Ligi'nde forma giyen futbolcuların yer aldığı İspanya Milli Takımı'nın Euro 2008'i kazanması oldu. Geçen sezon ligi Real Madrid kazanırken, Villarreal ve Atletico Madrid çıkış yapan ekipler oldu, Valencia ise hayal kırıklığı yarattı.

Şampiyon Real Madrid Racing Santander'in savunma oyuncusu Garay ile Osasuna'nın orta saha oyuncusu Ruben de la Red'i transfer etti. Balboa'yı Benfica'ya, Soldado'yu ise Getafe'ye gönderdiler. Real Madrid için söylentiler hızla devam ediyor. Man Utd'li Cristiano Ronaldo Real Madrid'e transfer olmak istediğini belirtirken, yine bu takımda oynamak isteyen Rafael van der Vaart'ın durumu kesinleşmiş değil. Julio Baptista ise geçen sezon olduğu gibi bu sezon da gönderilecekler listesinde. Robinho ise Chelsea yolunda. Real Madrid geçen sezon şansın fazlaca yanında olduğu bir takımdı. En az dört tane üst düzey transfer yapmadan başarısız olacaklarını düşünüyorum.

Geçen sezonun ikincisi Villarreal transfer sezonunun en hareketli takımlarından birisi. Forvete geleceğin en büyük yıldızlarından biri olan Amerikalı Jozy Altidore ile beraber geçen sezon La Liga'nın yıldızlarından Joseba Llorente'yi transfer ettiler. Orta sahaya Mallorca'dan tecrübeli Ibagaza ve Barcelona'dan Edmilson transfer edildi. Savunmacı Josemi Mallorca'ya, orta sahacı Somoza Velez'e transfer oldular. Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'ne dönecek olan Villarreal'den daha önce başardığı yarı final kadar olmasa da turnuvaya heyecan verecek bir renk katmasını bekliyoruz.

Geçen sezonu kupasız kapatan Barcelona yeni sezona fazlaca iddialı hazırlanıyor. Teknik direktörlüğe eski futbolcusu Josep Guardiola'yı getiren Katalanlar, transferde çok hızlı. Deco'yu Chelsea'ye satan takımdan Ronaldinho da Milan'a transfer olacak gibi duruyor. Eto'o da kısa vadede ayrılması beklenen isimlerden. Zambrotta Milan'a transfer olurken, Thuram ve Edmilson bedelsiz ayrıldılar. 2006 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu takımın neredeyse tamamı takımdan ayrılmış oldu. Sağ beke herkesin peşinde olduğu Sevilla'lı Dani Alves, orta alana da takım arkadaşı Seydou Keita transfer edildi. Savunmanın ortasında da Caceres oynayacak. Barça Villa'yı alamazken, David Silva'yı istiyor. Arshavin için de yanıt bekleniyor. Barcelona'nın sakatlık gibi sorunlar yaşamazsa 2005-2006 gibi bir sezon yaşamasını beklemek hayal değil.

Atletico Madrid savunmaya Heitinga ile Ujfalusi'yi, orta alana Paulo Assuncao ile Diego Costa'yı transfer etti. Kaleci Gregory Coupet ile forvet Sinama Pongolle da Atletico yolunu tutanlardan. Bu transferlerin yanında kanatları çok iyi olan takımın orta alanın ortasına da transfer yapmak istediğini biliyoruz. David Silva/Van der Vaart/Mikel Arteta üçlüsünden birisi Atletico'ya transfer olabilir. Takımın yumuşak karnı ön libero mevkiinde ise Assuncao'nun yeterli olup olmayacağını göreceğiz.

Ligin bir başka güçlü takımı Sevilla da hareketli bir yaz geçiriyor. En büyük yıldız Dani Alves'in satılması büyük gelir kaynağı yarattı. Sol beke Fernando Navarro, ileriye Le Mans'tan Romaric ve geleceğin yıldızlarından Arjantinli orta saha futbolcusu Acosta transfer edildi. Poulsen'in ise Juventus'a transfer olduğu belirtiliyor. Poulsen-Keita ikilisinin ayrılmasından sonra o bölgeye ne transferler yapılacağını merakla bekliyoruz.

Geçen sezonu onuncu bitiren ve kupayı kazanan Valencia şu ana kadar transferde hareketsiz kaldı. David Villa'yı ve David Silva'yı ellerinde tutmaya çalışıyorlar.

İtalya Ligi transferleri ile devam edeceğiz. Görüşmek üzere...

12.07.2008

Belçika Jupiler Lig Transfer Dosyası - 1

AA Gent

Gelen Oyuncular:
Phiri (Brussels), Benoit Ladrière (La Louvière), Pedro Rivas (Fernando de la Mora), Michel Preud'homme (Standard), Stan Van den Buijs (Standard), Manu Ferrera (Standard), Roy Myrie (Alajuelense), Ernest Nfor (terug van Kortrijk), Kenny Thompson (terug van Roeselare), Ekpoki Mohammed Abdulrazak 'Raza' (Hit Gorica), Valery Sorokin (Brussels)

Giden Oyuncular:
Djordje Svetlicic (G. Beerschot), Stijn Van Der Kelen (Zulte Waregem), Trond Sollied (Heerenveen), Chris Van Puyvelde (Heerenveen), Khalilou Fadiga (Germinal Beerschot), Steve De Ridder (De Graafschap), Mehmedalja Covic (Interblock Ljubljana), Dennis Wittesaele (Dender)



Geçen sezonu 6. bitirerek artık bir istikrar sağlamaya başlayan Gent takımında köklü değişiklikler yaşandı.Onlar için transferin en hareketli kulüplerinden biri diyebiliriz.
Öncelikle teknik direktör Trond Sollied Heerenven kulübüne gitti.Onlar da bu boşluğu Standard Liege ile şampiyonluk yaşayan Michel Preud'homme ile doldurdular.Bu bence onların yaptığı en önemli transferdi.Ayrıca Preud'homme en büyük özelliği olan genç oyunculara yönelmeyi burda da sürdürecektir.

Yapılan trasnferlere bakarsak..Takıma Brussels'den kazandırılan Sorokin gerçekten önemli bir transfer.Rusya Ümit milli takımında da oynayan yetenekli ve Preud'homme ile patlama yapabilecek bir oyuncu.Gent'in hücum hattına önemli bir güç kazandıracaktır.Ayrıca Bryan Ruiz'in tavsiye ettiği Kosta Rikalı Roy Myrie'den de bir şeyler bekliyecekler.

Kaybettiği oyunculara bakarsak çok da önemli isimleri kaybettiklerini söyleyemeyiz.34 yaşındaki Svetlicic ve takıma fazla katkı sağlayamayan Fadiga yerleri doldurulabilecek oyuncular.Ancak geçen sene 2. ligde 17 gol atan genç isim De Ridder'i takımda tutabilirlerdi.


Anderlecht

Gelen Oyuncular:
Mattias Suarez (Belgrano), Rubenilson dos Santos da Rocha 'Kanu' (Barueri), Arnold Kruiswijk (Groningen), Hernan Losada (Germinal Beerschot), Nemanja Rnic (Partizan Belgrado), Besnik Hasi (Cercle), Jakovenko (Genk), Gil Servaes (Dender), Roland Lamah (Roda JC), Cheikhou Kouyaté (Brussels)

Giden Oyuncular:
Ahmed Hassan (Al Ahly), Mbo Mpenza (Larissa), Serhat Akin (?), Luigi Pieroni (Valenciennes), Cyril Théréau (Charleroi), Cheik Tioté (Twente), Mark De Man (Roda JC), Christian Leiva (terug naar Argentinië)



Anderlecht geçen seneki başarısız sezonun ardından bu sezona hedeflerine göre transferleri yapmaya başladılar.Özellikle takıma büyük uğraşlarla kattıkları Mattias Suarez bu sezon Anderlecht'te patlama yapabilir..Arjantin 2. liginde Belgrano'da oynamasına rağmen bir çok kulübün gözüne girmeyi başaran Suarez için Arjantin'in yeni yeteneklerinden diyebiliriz.Geçen sene bu oyunuyla ön protokol yapmışlardı ama Belgrano daha fazla para koparmaya çalışmıştı.Ancak Arjantin'de iyi bir oyuncu araştırma ekibi olan Anderlecht Frutos ve Biglia transferinde olduğu gibi Suarez'de de mutlu sona ulaştı.Uzun boylu pivot santrafor Frutos'un yanında 1.75 lik Suarez ile Anderlecht bu sezon çok can yakabilir.Tabi Frutos yine sakatlıklarla dolu bir sezon geçirmezse.

Bu transfer dışında defansın göbeğinde sürekli soru yaşayan Anderlecht Groningen'den Belçikalı oyuncu Kruiswijk i transfer etmeyi başardı.Kruiswijk i defansa katarak bence önemli bir iş başardılar.Ayrıca orta sahaya Germinal'dan kattıkları Losada'da kadroya bir derinlik kazandırdı.
Bu transferlerin dışında genç isimler Jakovenko ve Kanu da takıma kazandırıldı.Jakovenko'nun yetenekleri gerçekten iyi ancak Brezilyalı Kanu için 1 senelik deneme kontratı yapıldığını söyeleyebilirm.

Kaybettikleri isimlerden en önemlisi ise tecrübeli oyuncu Ahmed Hassan oldu.Bu isimlerin dışında bence gönderilmesi gereken isimlerle yolları ayırdılar.


Mons-Bergen

Gelenler:
Mustapha Jarju (Lierse), Jérôme Van Der Zijl (Lierse), Ivica Dzidić (Zrinjski Mostar), Philippe Saint-Jean (Tubeke), Thierry Pister, Ludovic Buysens (Deinze), Steven De Pauw (Tienen), Cédric Collet (Brest), Grégory Delwarte (Doornik)

Gidenler:
Albert Cartier (Tubeke), Charly Konstantinidis (Salamina), Johan Cavalli (?), Michaël Wiggers (Dender), Wilfried Dalmat (Standard), Francois Zoko (Genclerberligi), Mo Dahmane (Eskishirspor), Aliyu Datti (Einde contract), Ilja Stolica (Einde contract), Benjamin Nicaise (Standard)



Mons takımı geçen sene kabus gördüğü sezondan sonra çok kaliteli isimleri kadrosuna katamadı ancak zaten kötü bir kadroları yok.Takımın başına geçen senenin Belçika 2. ligi şampiyonu takımı Tubeke'nin antrenörü Philippe Saint-Jean'ı getirdiler ve Cartier de Tubeke'nin başına geçti.Yani bir nevi antrenör değişikliğine gittiler :) Ayrıca Dalmat ve Nicaise'yi Standard'da, Zoko'yu Gençlerbirliğine,Dahmane'yi de Eskişehir'e satarak takımın kadrosunun gücünün de düştüğünü söyleyebiliriz.


Cercle Brugge

Gelenler:
Jo Coppens (Genk), Lorenzo Staelens (Roeselare), Arnar Vidarsson (Twente), José Carlos Fernandez (Odessa), Thomas Buffel (Glasgow Rangers)


Gidenler:
Tom Van Mol (Sint-Niklaas), Besnik Hasi (Assistent, Anderlecht), Rubin Dantschotter (Beveren), Slobodan Slovic (?)

Cercle geçen senekli büyük başarısından sonra takımı korumayı başardı.Çok önemli isimler kaybetmediler.Bunun dışında önemli de transferler yaptılar.Glasgow'dan Thomas Buffel gibi Belçika milli takımın önemli golcüsünü kapmayı başardılar.Bu transferle birlikte Tom de Sutter gibi önemli bir forvet arkasında Buffel ile birlikte lig standartlarının üstünde bir hücum hattı oluşturabilirler.Ayrıca forvete alınan Jose Carlos Fernandez'de Rusya tecrübesinden sonra Cercle'da iyi işler yapabilir.


Charleroi

Gelenler:
David Vandenbrouck (Tubeke), Cyril Théréau (definitief overgenomen van Anderlecht), Mohsine Yajour (FC Chiasso)

Gidenler:
Juan Pablo Pino (terug naar Monaco), Christian Leiva (terug naar Argentinië), Filippo Porco (terug naar Bergen), Ulens (Club Luik), Moreaux (Union), Laurent Ciman (Club Brugge), Damien Lahaye (Namen), Steve Verelst (Namen), Michaël Blanc (Namen), Loïc Thomas (Namen), Gregory Christ (Duisburg)

Charleroi geçen sene takım için en önemli isim teknik direktör Mathijsen'i Club Brugg e kaptırdıktan sonra en azından kadrosunu koruyarak ligde orta sıralarda tutundu.Ancak bu sezon kadrosundan da önemli isimleri kaybettiler.Savunmanın önemli ismi Ciman'ı Brugge'e , orta sahanın önemli oyuncusu Gregory Christ'i Duisburg'a kaptırarak büyük güç kaybettiler.Ayrıca kiralık oyuncularda takımlarına döndüler.Transferler'de ise pek bir şey yaptıklarını söyelyemeyiz.Thereau'yu Anderlecht'ten kiraladılar ancak başka doyurucu isimler alamadılar.
Bu sene de orta sıralarda oynamaya devam edecektir Charleroi.

Club Brugge

Gelenler:
Nabil Dirar (Westerlo), Bernt Evens (Westerlo), Ronald Alejandro Vargas (FC Caracas), Geert De Vlieger (Zulte Waregem), Laurent Ciman (Charleroi), Jared Jeffrey (Dallas)

Gidenler:
Brian Priske (Vejle BK), Joos Valgaeren (Emmen), Sven Vermant (?), Birger Maertens (Heracles), Gaëtan Englebert (Tours), Timothy Dreesen (Lierse), Stephan Kucera (Sparta Praag), Olivier De Cock (vrij)

Club Brugge geçen sene iyi bir performans gösterdi.Anderlecht'in de kötü bir sezon geçirmesiyle ligde 2. sırada yer aldılar.Takımın başına benim beyendiğim isim Mathijsen'i geçirdiler ancak bir türlü transfer konusunda Anderlecht gibi cömert olamadılar.Bu yüzden bu sezon Anderlecht'in de tekrar güçlenmesiyle şampiyonluktan yine uzak kalacaklardır.

Transferlere geçersek pek tatmin edici oyuncular almadılar.Savunmaya Evens ve Ciman gibi bu ligi tanıyan tecrübeli isimler aldılar.36 yaşındaki kaleci De Vlieger'i neden aldıklarını bende bilmiyorum.Ancak Dirar ve Vargas orta sahada takıma faydalı olacaklardır.Bütün bunlara rağmen forvete bir türlü takviye yapmadılar.Geçen sezon Sterchele'nin de hayatını kaybetmesiyle iyice güçsüz kalan hücum hattına hiç bir transfer yapılmadı.Hala Sonck'un Genk'deki gol krallığı performansını bekliyorlar ancak bu durumda o seçenek biraz zor gözüküyor.

Dender

Gelenler:

Steve Jacobs (Borussia Mönchengladbach), Christophe Copel (Namen), Bart Van den Eede (Westerlo), Xavier Fred (Standard), Siebe Blondelle (VVV Venlo), Sulejman Smajic (Zrinjski Mostar), Michaël Wiggers (Bergen), Dennis Wittesaele (Gent)

Gidenler:

Henri Munyaneza (G. Beerschot), Marcin Zewlakow (APOEL Nicosia), Sebastien Dufoor (Tienen), Dieter Malfait (Oudenaarde), Gil Servaes (Anderlecht)

Dender takımı ligde kalmayı geçen sene 2. yarıdaki performansıyla hak etti.Devre arasında iyi oyuncuları kadrolarına kattılar ve de sonuç olarak iyi futbol da ardından geldi.

Bu sezon da takıma orta kalitede isimler de kattılar.Genç Jacobs'u Mönchengladbach'dan aldılar.Defansa Standard'ın genç Brezilyalısı Fred'i aldılar.Tecrübeli Wiggers ve Van den Eede gibi isimlerle de kadrolarını daha da tecrübelendirdiler.
Gerçi Munyaenza,Zewlakow,Dufoor,Servaes gibi oyuncuları kaybetseler de yine de bu sezon ligde kalabilirler.

Germinal Beerschot

Gelenler:
Henri Munyaneza (Dender), Bartholomeo Ferrara (Sochaux), Paul Kpaka (Roeselare), Djordje Svetlicic (AA Gent), Gustavo Tormena (Juventude), Khalilou Fadiga (Germinal Beerschot), Rocky Peeters (STVV)

Gidenler:
Arsène Né (Metallurg Donetsk), Mor Diop (Metallurg Donetsk), Hernan Losada (Anderlecht), Tim Vleminckx (Hamme), Gustavo Colman (Trabzonspor), Jasper Vermeerbergen (Beveren), Junior (contract ontbonden), Emmanuel Okoduwa (Dynamo Kiev), Jan Moons (?), Sébastien Chabaud (Charleroi)


Başarılı bir sezonun ardından GBA'nın oyuncu kaybetmesi de gayet normal oldu.Losada-Colman lı orta saha 2 lisini kaybetmelerinin yanı sıra daha bir çok önemli oyuncuyu da bşka takımlara kaybettiler.Ancak Munyaenza,Kpaka,Svetlicic,Tormana,Fadiga,Peeters,Ferrera gibi iyi isimler de alarak seneye yine iyi şeyler yapmaya çalışacaklar.


Diğer takımların da transferleri ve de son durumlarını da diğer yazımda aktarmaya çalışacağım..