İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

16.05.2007

Katalanlar mı, Endülüsler mi?

UEFA kupasında finale çok kısa bir süre kaldı. 17 Mayıs gecesi Glasgow’da UEFA kupası 2007 yılındaki sahibini bulacak. Öncelikle geçmişten günümüze UEFA kupası hakkında birkaç bilgi aktarmak istiyorum.

Fuar Şehirleri Kupası olan ismi 1971-72 sezonunda değişerek, bugünkü ismi olan UEFA kupası ismini alan, eskiden Kupa 3 olarak adlandırılırken, Kupa Galipleri Kupasının kaldırılmasıyla Kupa 2 haline gelen UEFA kupası, yeni sahibini İskoçya’da Glasgow’da bulacak. İlk UEFA kupasını 1971-72 sezonunda kazanan Tottenham’ı eleyerek finale yükselen Sevilla, bir önceki UEFA kupasının galibi olarak sahaya çıkacak. Bir nevi unvan maçı olacak. Rakibi ise daha önce 1987-88 sezonunda yine bir UEFA finaline çıkmış ve penaltı atışları sonucunda kupayı kaybetmiş olan, Espanyol.

UEFA kupası 1955 sezonunda başlayan fuar şehirleri kupasının devamı olarak 1971’de bugünkü halini aldı. Bu nedenle kupanın tarihine 1955’den başlamak lazım. İlkini Barcelona’nın kazandığı kupada, İspanyol takımları ilk kez finalde karşılaşmayacaklar. 50 ve 60’lı yılların İspanyol takımları Avrupa Kupalarına önemli bir damga vurmuşlardı. İlk iki kupayı Barcelona kazandıktan sonra, 1961-62 sezonunda Valencia finalde Barcelona’yı yenerek kupayı kazanmıştı. Bir sonraki yılı yine Valencia kazanırken, 1963-64 finalinde yine iki İspanyol takımı karşılaşmışlar ve maçı Zaragoza, Valencia’ya karşı Nou Camp’da 2-1’lik skorla almış ve kupayı kazanmıştı. 1965-66 yılında bu kez Barcelona, Zaragoza’yı yenerek kupayı kazanıyordu. Beş yıllık aradan sonra Barcelona 1971 yılında bir kez daha kupayı kazanma başarısı gösterdi.

Kupanın adının değişmesi ve 70’li yıllarla birlikte İspanyol takımlarında düşüş başlamış, onların yerini İngiliz ve Alman takımlarının özellikle de Ada takımlarının hegemonyası başlamıştı. 70’ler gibi, 80’li ve 90’lı yıllarda da İspanyol takımları UEFA kupası kazanma konusunda başarısız kalmışlardı. 1984-85 ve 1985-86 sezonlarında Real Madrid üst üste bu kupayı kazanmayı başardı. 2000’li yıllarda ise İspanyol takımları UEFA kupasını çok sevmiş görünüyorlar. Önce 2003-2004 yılında Valencia, ardından ise 2005-2006 yılında Sevilla kupayı kazanma başarısı gösterdiler.

Bu yıllar boyunca finale çıkan diğer İspanyol takımları ise 1976-77’de Juventus’a kaybeden Athletic Bilbao, 1987-88 yılında Leverkusen’a kaybeden bugünkü finalist Espanyol ve 2000-2001’de Liverpool’a kaybeden Alaves.

60’larda İspanyollar, 70 ve 80’lerde Alman ve İngilizler, 90’larda İtalyanların başarılarına sahne olan UEFA kupası 2000’li yıllarda tekrar İspanyolların başarılarına sahne oluyor.

İngiliz ve İtalyan takımları 18 kez final oynayıp 10 kez kazandılar bu kupayı. İspanyol takımları ise 16 finalin 10 tanesini kazandılar. Bu yıl bu sayı 18’de 11 olacak ve ilk sıraya yükselecekler. Almanlar ise 13 kez finale çıkıp 6 kez kupayı kazanma başarısı gösterdiler. Hollandalılar 6 finalden, 4 tanesini kazanırlarken, Fransız takımları 4 kez finale çıkıp hiçbirini kazanamadılar.

Takımlar düzeyinde ise Juventus 6 kez final oynayıp 3 kez kupayı kazandı. Barcelona, Valencia ve İnter ise dört finalin üçünde kupaya uzanan taraf oldular. Liverpool çıktığı üç finali de kazanırken, Alman Mönchengladbach dört finalin ikisini kazandı. İkişer kez kazanan diğer takımlar ise Real Madrid, Leeds, Tottenham, Feyenord, Parma ve Göteborg. UEFA kupasını bir kez kazanan takımlar ise Anderlecht, Roma, Zaragoza, Ferencvaros, Dinamo Zagrep, Arsenal, Newcastle, PSV, Frankfurt, İpswich, Leverkusen, Napoli, Ajax, Bayern Münich, Schalke, Galatasaray, Porto, CSKA Moskova ve Sevilla.

Şimdi Glasgow’daki final nasıl olacak, takımlar buraya nasıl geldiler bir bakalım;

Kupanın geçen yıl ki sahibi olan Sevilla, birkaç yıl önce yaptığı atılımın karşılığını geçen yıldan bu tarafa alıyor. Caporros ile başlayan süreç, Juande Ramos’un takımın başına gelmesinin ardından somut başarılara dönüştü. Geçen sezon ligi beşinci bitiren UEFA kupasını ise müzesine götüren Sevilla bu sezona da Süper kupa finalinde Barcelona’yı 3-0 yenerek başlamıştı. Ligde son haftaya kadar şampiyonluk yarışını sürdürecek olan, Kral Kupasında finale yükselen Sevilla, UEFA kupasında da finale adını yazdırmayı başardı.

Sevilla, bu sezon UEFA kupası yolculuğuna 1. turda Yunanistan’ın Atromitos takımıyla başladı. Rakibini Yunanistan’da 2-1, Sevilla’da ise 4-0 mağlup ederek UEFA kupasında gruplara kalmayı başardı. C grubunda Liberec, Braga, AZ Alkmaar ve Grasshopers ile karşılaşan Sevilla, bu dört maçta Braga ve Grasshopers’ı 2-0 ve 4-0 mağlup ederken, Liberec deplasmanında 0-0’lık beraberlik elde etti. Kupadaki bugüne kadar olan iki mağlubiyetinden ilkini grubun son maçında AZ karşısında 2-1’lik skorla aldı. 3. Turda Steua Bükreş’i 1-0 ve 2-0, 4. Turda ise Schaktar’ı 2-2’lik ilk maçın rövanşında mucizevi bir son dakika golüyle, kaleci Palop’un golüyle, uzatmalarda 3-2 yendi ve çeyrek finalist oldu. Çeyrek finalde ise Tottenham’ı 2-1 ve 2-2 ile eleyip yarı finalde bir başka İspanyol Osasuna’nın rakibi oldu. İlk maçta 1-0 kaybettiği turda ikinci maçı 2-0 alarak finalist olmayı başardı.

Kupadaki favorim olduğunu uzunca bir süre önce ilan ettiğim ve bu sezon ki kupa performansıyla, geçen yıl ki Sevilla’yı hatırlatan Espanyol ise şu ana dek hiç yenilgi almadan finale kadar geldi. UEFA kupasında oynadığı 14 maçtan 11 tanesini kazanan ve sadece üç kez berabere kalan Espanyol, kuşkusuz şu ana dek en başarılı takım. İlk turda Slovak Petralzka’yı 3-1 ve 2-2’lik skorlarla eledikten sonra grup maçlarında, Sparta Prag ve Ajax’ı 2-0, Zulte Waregem’i 6-2, Austria Wien’i de 1-0 mağlup ederek 12 puanla grubu tamamladılar. 3. Turda İtalyan Livorno’yu 2-0 ve 2-1, 4. Turda İsrail’den Maccabi Haifa’yı 0-0 ve 4-0’la geçip çeyrek finale kaldılar. Çeyrek finalde zorlu geçen maçlar sonucunda Benfica’yı 3-2 ve 0-0, yarı finalde ise Werder Bremen’i 3-0 ve 2-1 gibi önemli skorlarla devirerek finale kalmayı başardılar.

Ligde 3. sırada yer alan Sevilla ile 12. sırada yer alan Espanyol bu sezon UEFA finaliyle birlikte üçüncü kez karşılaşmış olacaklar. Ligde oynanan maçlarda Sevilla evinde 3-1 kazanırken, Espanyol ise onlar da evindeki maçı 2-1 kazandılar. İki takımın bugüne kadar oynadıkları maçlara baktığımızda ise 118 lig maçında Sevilla 55, Espanyol ise 42 maçta galip geldiler. 21 maç ise berabere sona erdi. Espanyol, Sevilla’nın 188 golüne, 167 golle karşılık verdi. İki takım arasında son yıllarda oynanan maçlarda bir denge söz konusu. Sevilla çok az bir farkla daha üstün diyebiliriz ya da.

Takımların öne çıkan özelliklerine bakmakta fayda var. Sevilla evinde oynadığı maçlarda çok baskılı ve etkili bir oyun sergiliyor. Hücum gücü hayli yüksek bir takım olan Sevilla’nın savunmasında ise zaman zaman problemler yaşadığını görüyoruz. Klasik 4-4-2 oynayan Sevilla’nın en önemli artısı çok iyi kullandıkları kanatlar. Sağ kanatta Dani Alves ve Jesus Navas, sol kanatta ise Adriano-Puerta gibi oyuncularla kanatlar hücuma çok önemli bir destek veriyor. Takımın orta sahası Poulsen ve Renato’ya emanet ediliyor. Poulsen savunma, Renato ise takımın orta sahadaki hücum gücü. Takımın çok önemli dört forveti var. Kanoute üstün fiziği ve bu fiziğe rağmen yüksek top tekniğiyle Sevilla ataklarının kilit ismi. O’nun yanında ise Fabiano’nun oynaması muhtemel. O da önemli bir yüksek top hakimiyetine sahip. Kerzhakov ise üstün süratiyle Espanyol savunması için risk oluşturabilecek bir oyuncu. Bu kadar iyi hücum eden bir takımın savunmada sorun yaşaması da normal. Javi Navarro savunmanın en kilit ismi. O yoksa sorunlar artıyor. Yanındaki Fransız Escude ile birlikte iyi bir ikili oluşturmuş durumdalar. Kalede ise belki de takımı buraya getiren isim Palop var. İki yıldır çok önemli işler çıkarıyor. Sevilla takımı sahaya tam olarak çıkabildiği takdirde her takıma karşı üstünlük kurabilecek bir ekip.

Espanyol ise muhakkak ki Sevilla kadar kadro kalitesine sahip bir takım değil ancak onlarında çok önemli silahları var. Espanyol’un hücumu demek, De La Pena demek. O’nun mükemmel derin topları Espanyol’un gole ulaşmasını sağlıyor. Onlarda Sevilla gibi 4-4-2 oynuyorlar. Sol kanadı Riera, Sağ kanadı ise Rufete işletiyor. İki oyuncu da zaman zaman önemli performanslar ortaya koymaktalar. Espanyol forvetinde ise Luis Garcia ve Tamudo, Sevilla’dakinin aksine topla çok hızlı ve çok teknik oyuncular. Bu nedenlerle de maç Sevilla’nın baskılı oyunu ve Espanyol’un hızlı çıkışlarına sahne olacaktır. Espanyol’un orta sahasında De La Pena’nın partneri ise Moises. O da Poulsen’in Espanyol versiyonu. Espanyol savunmasındaki iki isim yani Jargue ve Torrejon, Sevilla savunmasına göre daha genç ama daha yetenekli. Özellikle hava hakimiyetleri iyi. Zaten Kanoute ve Fabiano karşısında iyi olmaması demek çok kötü sonuçlar doğurur. Sağ kanadı Lacruz ya da Zabeleta, sol kanadı ise Chica savunuyor. Bu isimler Sevilla bekleri gibi hücuma yönelik değil daha çok savunma yapan isimler. Espanyol kalesinde ise bu sezon UEFA’daki tüm maçlarda olduğu gibi Iraizoz yer alacak.

Espanyol, Sevilla’ya oranla daha dinç bir takım olarak sahaya çıkacak. Rakipleri gibi üç kulvarda yorulmuyorlar tek hedef var o da UEFA kupası. Sevilla maçta daha çok atak yapacak, daha çok pozisyona girecek olan taraf gibi görünüyor ama Espanyol takımı bu tarz zor maçlarda bu sezon iyi savunma yapıp, geride iyi bekleyip oldukça etkili ataklar gerçekleştirmiş bir takım. Luis Garcia, Tamudo ve De La Pena üçlüsü sahada istediklerini yapabilirlerse değil Sevilla için her takım için büyük tehlike yaratacaklardır.

Espanyol takımının duran top organizasyonlarında da etkili olduğunu biliyoruz. Sevilla’nın pek böyle bir özelliği yok. Her iki takım da gol atmayı seven, golü düşünen takımlar bu da bizim güzel bir final izleme şansımızı hayli artırıyor.

Final maçları önceden kestirilmesi zor maçlardır kuşkusuz. Kimin kazanacağını bilmek hayli zor. Sahaya iki takımın hangi onbirlerle çıkacaklarını görmek de bize yardımcı olacak elbette. Ben bu finalin daha önceki finallerden daha güzel olacağını düşünüyorum. Bakalım UEFA kupası Katalanların başkenti Barcelona’ya mı? Yoksa Endülüslerin başkenti Sevilla’ya mı gidecek? Bekleyip göreceğiz.

13.05.2007

Futbolun Geleceği İspanya’da

Gelecek yıllarda yıldız olması muhtemel futbolculardan bahsedeceğim iki bölümlük yazı dizisinin ilk bölümü olacak bu yazı. İspanya’ya bir yazımı ayırmamın birkaç sebebi var. Öncelikle İspanyol futboluyla besleniyor olmam ilk aklıma gelen şey. Ne var ki bundan öte İspanya futbolunun geleceğe damgasını vuracak çok sayıda yıldız adayına sahip olması.

Yazımda henüz çok küçük olan yıldız adayları arasında fazla durmak istemedimse de çok yetenekli birkaç oyuncuyu da göz ardı edemedim.

Cristian Ceballos :

Barcelona’nın dünya futboluna kazandıracağı gençlerden ilk olarak henüz 12 yaşındaki Cristian’la başlamak istiyorum.Müthiş yetenekli bir çocuk. Ronaldinho’nun onun için neler söylediğini çok merak ediyorum.Onun görüntülerini izlerken bu küçük çocuğa hayran olduğumu söylemek istiyorum. İnanılmaz teknik,müthiş bilek hareketlerine sahip. Çok çabuk ve zeki, harika paslar atabiliyor. Ronaldinho ve Messi’den sonra Barça’da yıldızlaşacak çok önemli bir isim olacak diye düşünüyorum.Bunun için en az bir beş yıl beklemek gerekecek de olsa şimdiden bu çocuğun ismini duyun istedim.

David Moreno:

İspanya’nın yıldız adaylarından biri de 15 yaşındaki David Moreno Estivariz. O aslında şimdiden Madrid’de bir yıldız olmuş.Tribünler hayranlarıyla dolmuş durumda.Real Madrid’in alt yapısında oynuyor. 1.64 m boyunda. Çok teknik ve inanılmaz paslar atıyor. O da Cristian gibi kıvrak ve bileklerine hakim.Moreno’nun 10 numarası Madrid de şimdiden dillere destan olmuş. Yakın bir gelecekte Real Madrid’in 10 numaralı forması onun sırtında olacak.

Carlos Exposito:

Moreno ile aynı takımda oynayan,7 numarayı sırtına geçirmiş olan,1.82 boyunda ve 15 yaşında bir yetenek de Carlos Exposito Verdejo.Onun da Moreno’dan çok farkı yok Madridlilerin gözünde.Sağ açık oynayan bu genç oyuncu da diğerleri gibi çok teknik,Önemli de bir boya sahip.Onu izlerken de biraz Figo,biraz da Henry’den bir şeyler bulmak mümkün.

Toni Calvo:

Tekrar Barça’ya geçmek istiyorum. 1987 doğumlu olan 18 yaşındaki Toni Calvo’yu izlerken neden Barça’nın A takımında yer almıyor diye düşündüm. Muazzam bir sürate sahip. (Herhalde 100m de R.Carlos ile yarışır) Sağ açık olan Toni, Barcelona için Figo’suz geçen günlerin acısını çıkaracak türden bir oyuncu. Belki aynı kelimeleri kullanmak durumunda kalıyorum ama Toni de yukarıda bahsettiğim üç isim gibi müthiş bir tekniğe sahip. Onu izlemek için fazla zaman kalmadı diyerek mutlu oluyorum.

Bojan Krkic :

Bojan Krkic Perez de Barça’nın süper gençlerinden. 16 yaşındaki Bojan da adını ileride sıkça duyacağımız gençlerden.Sırtındaki 9 numarayı ilerleyen yıllarda A takımda da giyme şansını bulacağını düşünüyorum. Topu ayağına aldığında çok rahat adam geçebiliyor, çok kıvrak ve teknik. En önemlisi çok düzgün gol vuruşlarına sahip. İspanya 17 yaş altı takımında da yer alıyor.

Aaron Niguez:

Valencia’lı forvet Avrupa 17 Yaş altı şampiyonasında İspanyolların en önemli kozu durumunda.Oldukça golcü bir isim olan Aaron gelecekte İspanyol futbolunda adından sıkça söz ettirecek bir isim.

Sergio Tejera:

Onun adı diğerleri gibi yabancı değil.Chelsea’nin Espanyol’dan transfer ettiği 16 yaşındaki genç futbolcu Sergio Tejera Rodriguez .Chelsea onu Real Madrid, Barcelona, Man.Utd., Tottenham gibi takımları alt ederek transfer etmiş. Orta sahada oynayan Tejera’yı izleme şansım olmadı. Ne kadar meziyetli bilmiyorum ama okuduklarımız Fabregas gibi onun da önünün açık olduğu yolunda.

Jordi Gomez :

Bir diğer Barçalı da Jordi. 20 yaşındaki sol ayaklı genç yetenek şimdilik Barcelona B de oynuyor. Büyük olasılıkla gelecek yıl onu da Barcelona A takımında görme imkanı bulacağız.Barcelona B nin 10 numarası da çok teknik ve hızlı bir oyuncu. Attığı şahane frikikler var. Belki oynadığı bölge itibariyle Barça’nın ilk onbirinde yakın zamanlarda forma bulamayabilir ama ilerleyen yıllarda çok önemli bir yıldız olacağı kesin gibi.

Marc Valiente :

Marc Valiente Hernandez de 18 yaşında ve Barça B takımında oynuyor Jordi gibi. Rodri ile beraber İspanya 19 yaş altı takımına da seçilen genç futbolcu yine Rodri ile beraber defansın ortasında oynuyor. 1.84 boyunda olan Valiente’nin de çok yetenekli olduğu söyleniyor.

İniesta:

21 yaşında ve onu buraya almama rağmen geleceğin yıldızı olacak demeyeceğim.O oynadığı mükemmel futbolla Barça için arık bir yıldız formatında zaten.Sanki 20 değil de 30 yaşına gelmiş,tecrübeli bir oyuncu edasıyla Ş.Ligi maçlarında ya da ligde onu izlerken büyük keyif alıyorum.Mükemmel pasları,Kıvrak hareketleri,Müthiş oyun sezgisine sahip çok kaliteli bir oyuncu.

Gavilan:

Gavilan Jaime Martinez, Valencia’nın süper yetenekli oyuncularından. İspanya milli takımına da seçilmesi gündemde olan ve Getafe ile çok başarılı bir sezon geçiren 20 yaşındaki oyuncu 16 yaş altı milli takımında Avrupa şampiyonluğu da yaşadı.

Raul Garcia:

Osasuna’nın bu sezon ki başarısının arkasında yatan en önemli oyunculardan biri Raul Garcia Escudero. Yıldız adayından öte O da İniesta gibi yıldız olmak üzere. 19 yaşındaki orta saha oyuncusu Barça ve Real başta olmak üzere bir çok dünya devinin transfer gündeminde bulunuyor. 183 cm boyunda olan Garcia’yı bu sezon birkaç maçta seyretme imkanı yakaladım. Önemli bir oyuncu olacak.

Nsue:

Emillio Nsue 16 yaşında ve Mallorca’da oynuyor. Siyahi oyuncu İspanya 17 yaş altı takımında da yer alıyor.Forvet oynayan Nsue’nin de geleceğin önemli yıldızlarından biri olması bekleniyor. Golcülüğü kadar asistleriyle de oynadığı takımlarda başarılı oluyor.

Fabregas:

Herkesin bildiği bir isimde olsa 18 yaşındaki Francesc Fabregas Soler, burada isminin telaffuz edilmesi gerekli diye düşündüm. Gelecekte yıldız olacak gözüyle bakılmıyor artık ona. O bir yıldız oldu bile. İki yıldır Arsenal formasını giyen Cesc, İspanya Milli takımında da yer alıyor.

Sergio Ramos:

Sezon başında Sevilla’dan Real Madrid’e yaklaşık 25 milyon euroya transfer olan Ramos için ilk başta 19 yaşında bir defans oyuncusuna bu kadar para çok değil mi diye düşünülmüştü.Ne var ki Ramos gösterdiği performansla Madrid ekibinin ve İspanya Milli takımı defansı için son derece faydalı olacağını gösterdi.

Rodri:Barcelona B takımında oynuyor.1.88 boyundaki Rodri 21 yaşında ve Barça A takımına da zaman zaman alınıyor.

Diego Capel :Sevilla’nın 17 yaşındaki hücuma dönük orta saha niteliğinde oynayan genç oyuncusu da önümüzdeki yıllarda adından sıkça bahsettirebilecek nitelikte.

Barragan: İspanyol savunmasının gelecekteki emanetçilerinden olacak.Sevilla’da yetişen yıldız adayı özellikle meridyen kupasında büyük başarı göstermiş.O da Tejera gibi Fabregas yolundan giderek Benitez’in takımı Liverpool’a transfer olmuş.

Soldado: Real Madrid maçlarını izleyenler onu tanıyacaklar.İspanya 21 yaş altı takımında da forma giyen Soldado çok iyi bir golcü izlenimi veriyor.

David Silva:Celta Vigo’lu sol açık hem çok teknik ve kolay adam geçebiliyor hem de iyi bir golcü.Halen Celta da sürekli ilk onbir şansı buluyor.

Jesus Navas:Sevilla orta sahasında sağ kanatta oynayan Navas da 20 yaşında ve gelecekte önemli bir isim olacak.O da Sevilla takımında sürekli yer alıyor.

Cesar Arzo : Villareal’li Arzo 20 yaşında İspanyol futbolunun tipik Guardioala tarzı orta saha oyuncularından biri olacak.Defansta da oynayabiliyor.

Pique: Gerard Pique Bernabeu Man.Utd.da oynayan en azından şimdilik oynamasa da gelecekte oynayacağına kesin gözüyle bakılan çok kabiliyetli bir defans oyuncusu.18 yaşında ve 1.91 boyunda.Onunda ilgi çekici özelliği diğer birçok yıldız adayı gibi Barcelona doğumlu ve Barça altyapısı görmüş olarak ada yolunu tutanlardan biri.

Alexis: Malaga defansının ve İspanya genç milli takımlarının her yaş durumunda değişmezi olmuş bir isim Alexis Ruano Delgado.21 yaşında ve 1.83 boyunda.

Granero: 18 yaşındaki Esteban Granero Molina da Real Madrid altyapısından yetişen ve çok başarılı olması beklenen bir orta saha oyuncusu.Raul ve Maradona’ya benzerlikleri var diye notlar düşülmüş hakkında.

Gonzalo Castro: 18 yaşında ve Bayern Leverkusen alt yapısından yetişmiş bir oyuncu.Bizim gurbetçiler gibi O da İspanyolların gurbetçisi Almanya doğumlu.Defansif orta saha olarak oynuyor.Bu sezon bir çoğu ikinci yarılarda olmak üzere 18 maçta yer almış olan Castro 170 cm boyunda.

Valera: Juan Valera Espin Atletico Madrid de forma giyiyor.İlk kez Akdeniz oyunlarında izlediğim Valera sağ kanadı mükemmel kullanıyor.Bu sezon da Malaga maçında ikinci yarıda oyunu girip harika iki golünü izlemiştim.Çok yetenekli bir oyuncu O’da.

Yukarıda bahsettiğim bu oyuncular dışında aşağıda isimleri ve takımları yer alan oyuncular da önümüzdeki yıllarda İspanya ve Dünya futbolunda önemli yerlere sahip olabilecek oyuncular olarak dikkat çekiyorlar.Aralarında şuanda bile bildiğimiz oyuncular mevcut.

Zapater(Zaragoza),Juanfran(R.Madrid),Albiol(Valencia),Amorobeita(A.Bilbao),Danobeitia (A.Bilbao),Garrido(Sociedad),Victor Vazquez (Barcelona),Israel(Betis), Carmona (Vallodolid), Crespo(Sevilla),Adan(R.Madrid),Cuellar(A.Madrid)Melli(Betis),Javi Garcia (R.Madrid), Marcos(Villarreal),Cristian(Barcelona),Jonathan(Espanyol),Llorente (A.Bilbao), Agirretxe(Sociedad),Miki(Espanyol),Arizmendi(Deportivo),İago(Barcelona)Roberto Garcia(Atl.Madrid),Azcipilicueta(Osasuna),Camacho(Atl.Madrid),Jurado(Real Madrid),Vergara(Barcelona)

Bu yazıda isimleri bulunan,kendilerinden övgüyle bahsettiğim genç oyunculardan mutlaka bazıları çok iyi yerlere gelecek bazıları ise kendilerinden bekleneni veremeyerek çeşitli şekillerde isimleri kaybolacak.Ben özellikle ilk başlarda bahsettiğim Cristian,Moreno, Calvo,Krkic Aaron,Exposito,Jordi gibi isimleri izleme şansı buldum ve tek kelime ile harika olduklarını düşünüyorum.Başta Barcelona olmak üzere İspanyol takımları kurmuş oldukları altyapı mekanizmaları ve futbol kültürleriyle gelecek yıllarda futbolun bir numaralı ülkesi olma hazırlığında.

Konuya devam niteliğinde olan diğer yazıda Dünyanın diğer köşelerinde kimler var onlara bakacağım.

Kim Düşer, Kim Kalır?

Son yılların en zevkli şampiyonluk mücadelesini yaşıyoruz La Liga’da. Şampiyonluk mücadelesinde olduğu kadar ligde kalma yarışı da oldukça heyecan verici olmaya başladı. Bu yazıda kümede kalma savaşı veren takımların kalan maçlarına, form durumlarına ve artı-eksilerine bakmak istiyorum.

Düşme endişesini Osasuna takımından başlatmak istiyorum. 37 puanları var ve hala tehlikeli hatta yakınlar. Öncelikle bu yedi takımın kalan maçlarını listelemekte fayda var.

Osasuna (37) Real Betis(35) Athletic Bilbao(33)

VILLARREAL BARCELONA(D) DEPORTIVO

LEVANTE(D) GIMNASTIC ZARAGOZA(D)

REAL SOCIEDAD CELTA VIGO(D) MALLORCA

REAL BETIS(D) OSASUNA VILLARREAL(D)

ATLETICO MADRID RACING SANTANDER(D) LEVANTE

Levante (33) Celta Vigo(30) Real Sociedad(27) Gimnastic(24)

CELTA(D) LEVANTE GIMNASTIC(D) SOCIEDAD

OSASUNA SOCIEDAD(D) CELTA BETIS(D)

SANTANDER(D) BETIS OSASUNA(D) ATL. MADRID

VALENCIA ATL. MADRID(D) SANTANDER GETAFE(D)

ATH. BILBAO GETAFE VALENCIA(D) BARCELONA

La Liga’da kalmak için kaç puan almak gerekecek? Bundan başlayalım. 20 takımlı oynanan son dokuz sezonu incelediğimizde, ligi 18. sırada bitiren takımların 9 sezonda en az 36 puan aldıklarını gördük. Bu istatistik devam ederse ligde kalmak için en az 37 puan gerekecek. Bu dokuz sezon içinde örneğin; 1999-2000 sezonunda –ki bu sezona o sezon en çok benzerlik gösteren sezondur hem üst sıralar hem de alt sıralar açısından- Ligi 18. sırada tamamlayan Real Betis 42 puan elde etmiş. 17. olan Numancia ise 45 puan almış. Dokuz sezonun beşinde ligden düşen son takımın aldığı puan 40 ve 42 arasında. Dördünde ise 36-39 puan arasında. Ortalamalarını aldığımızda ise düşen son takımın puanı 39 olarak ortaya çıkıyor.

Bu durumdan çıkaracağımız sonuç eğer son dokuz sezon gibi olursa ligde kalmak için 40 puanı bulmak gerekecek ancak düşme hattındaki takımların son birkaç maçtaki performansını değerlendirdiğimiz zaman bu puanının daha aşağılara ulaşabileceğini ve 37-38 puanla ligde kalınabileceğini düşünüyorum.

Osasuna takımının bu durumda hayli şanslı olduğunu söylemeliyiz. Kalan beş maçta alacakları birkaç puan onları ligde tutmaya yetecek gibi görünüyor. Zaten Osasuna’nın bu listede olmasının en büyük nedeni puanı değil, son haftalarda yaşadığı düşüş. Osasuna son onbir maçında sadece bir kez kazanabildi. Altı maçtan ise yenik ayrıldı. Osasuna’nın kalan maçlarına baktığımızda üç maçı evinde oynayacak. Evinde 15 maçta 5 galibiyet, 6 beraberlik, 5 de mağlubiyet almış bir takım Osasuna. Kalan maçlarına baktığımızda Osasuna’nın ligden düşmesi oldukça zor görünüyor. Ligi 41-42 puandan az bitirmeleri çok zor.

Real Betis ise ligin ilk yarısındaki kötü görüntüsünden Luis Fernandez’in gelişiyle sıyrılmış ve ikinci yarıda aldığı puanlarla hızla tırmanmıştı ancak son maçlarda kazanamayan bir takım haline geldi. Son sekiz maçtan beşinde beraberlik, üçünde ise mağlubiyet aldı. Son 12 maçında tek galibiyeti ve tam sekiz beraberliği var. Betis evinde kolay kaybetmiyor kazanamasa bile kaybetmesi de çok olası değil. Keza deplasman maçlarında da öyle. Kalan maçlarına baktığımızda evinde oynayacağı Gimnastic ve Osasuna maçlarından en az 4 puan alması muhtemel. Unutmamak gerekir ki son üç iç saha maçını cezaları nedeniyle Manuel Ruiz Lopera’da oynayamadılar. Barcelona ve Atletico gibi iki zor deplasmanda bile puan alma ihtimalini göz ardı edemeyeceğimiz Betis’in, üç deplasman maçından birinde bir puan alması halinde ligi 40-42 puan arasında bitirmesini öngörebiliriz.

Bu hafta aldığı Nastic galibiyetiyle puanını 33’e yükselten ve 16. sıraya yükselen Levante son beş haftaya girerken moral kazanmış görünüyor. Levante bu galibiyetle 11 maç aradan sonra kazanmış oldu. Levante kalan beş hafta da en önemli iki rakibi olan Celta ve Athletic ile deplasmanda karşılaşacak. Bu maçların sonucu muhtemelen düşecek takımı belirleyecek. Levante muhtemelen bu iki takımdan birer puan alabilirse ligde kalma şansını hayli artıracaktır. Levante kalan beş maçta üç kez deplasmanda olacak. Bu maçlara baktığımızda Levante’nin ligi 3-5 puan alarak 36-38 puanla bitirmesini bekliyorum. Tabiî ki Bilbao ve Vigo deplasmanlarından puan alarak bu belirttiğim puanı alırsa ligde kalacaktır. Benim öngörüm Levante o iki maçtan puan çıkaramayacağı yönünde.

Athletic Bilbao ise Recreativo deplasmanından bu hafta kritik bir puan alarak 33 puana yükseldi. Athletic kalan beş maçta üç kez evinde olacak. İçerde oynayacağı bu maçlardan alacağı iki galibiyetle ligde kalacaktır. Özellikle de bu galibiyetlerden biri Levante olursa, Athletic’in deplasmanda alacağı skorlar çok önemli olmayacaktır. Zaragoza ve Villarreal deplasmanları zor deplasmanlar kuşkusuz. Athletic Bilbao’nun kalan maçlarda içerde 7 puan alarak, deplasman maçlarından puansız bile dönse, ligi 40 puanla bitirebileceği kanısındayım.

Geçen sezonun altıncısı olarak UEFA kupasına katılan ve burada son 16 takım arasına kalıp, Werder Bremen’e elenen Celta lige de kötü başlamamış olmasına rağmen 11. haftada oynadıkları Deportivo derbisinden sonra bariz bir düşüş sergileyip bu sürede sadece 2 galibiyet, 8 beraberlik, 12 da mağlubiyet alarak düşme hattının içine düştüler. Stoickhov’un takımın başına gelmesinin ardından çıktıkları dört maçta üç mağlubiyet alan Celta üç maçtır kaybediyor ve gol bile atamıyor. Celta Vigo bu hafta sahasında Levante ile karşılaşacak. Diğer dört maçında ise UEFA kupası mücadelesi veren iki takım ve ligde kalma mücadelesi veren iki takımla oynayacak. Yani oldukça zor maçlar. Celta’nın ligde kalma yolundaki üç rakibinden 7 puan alır, sahasında oynayacağı Getafe maçından en az bir puan çıkarırsa ligde kalır düşüncesindeyim. Tabii ki bu hafta oynayacağı Levante maçı Celta’nın ve diğer takımların kaderini belirleyecek. Tahminim Celta’nın 6-8 puan alarak ligi 36-38 puanla tamamlayacağı yönünde.

Ligde 19. sırada yer alan Real Sociedad son iki maçını kaybederek, ligde kalma şansını önemli ölçüde azalttı. Athletic Bilbao ve Levante’nin 6 puan gerisinde kalan beş haftaya girecek olan Sociedad tekrar gol sorunu yaşayan bir takıma dönüşmüş görünüyor. Real Sociedad için de en kritik maç bu hafta oynanacak olan Nastic maçı. Nastic maçından bir galibiyet çıkarabilirse son dört maça umutla bakacaklardır. Aksi takdirde, yani bu maçı berabere dahi bitirse Sociedad’ın ligde kalması imkansız bir hal alacaktır. Ben yine de ligden çok büyük ihtimalle düşmüş olan Nastic karşısında Sociedad’ın şanslı olacağı kanaatindeyim. Oradan üç puanla dönebilir. Eğer bu maçı kazanabilirlerse kalan diğer dört maçta Sociedad’ın 7 puan daha alabilir diye düşünüyorum. Alacakları puan 8-10 civarında olabilir. Bu da onların 35-37 arası bir puanla ligi bitirmelerini sağlar.

Ligde kalması mucize gibi yorumlayabileceğimiz takım ise Nastic. Kalan beş maçta Atletico ve Barcelona ile karşılaşacak olan Nastic’in bu beş maçı da kazanması gerekecek ama şu an gördüğümüz Nastic’in bu beş maçı kazanması imkansız. Kaldı ki bu beş maçı kazanmış olsa bile ligden düşebilirler. Bu nedenle Nastic’in bu zorlu maçlardan en fazla 3-4 puan çıkarır düşüncesindeyim. Nastic ligden düşen ilk takım olmayı matematiksel olarak da birkaç maç içinde garantileyecektir. Alacakları puan en fazla 28 olur diye düşünüyorum.

Bu hesaba göre lig sonunda bu yedi takımın alacakları puanlar;

Osasuna 41-42, Betis 40-42, Athletic 40, Celta 38, Sociedad 37, Levante 36, Nastic ise 25-26 olacak.

Çok zorlu bir lig yaşıyoruz. Yukarıda yazmış olduklarım bir bakıma müneccimliğe giriyor. Gerçekten de La Liga’da kimin kimi yeneceği belli değil. Bu öngörüleri yaparken takımların fikstürlerinin yanı sıra takım kültürlerini de dikkate aldım. Levante ve Nastic’in rakiplerine oranla bu lig için daha tecrübesiz takımlar olması, kalan beş haftada onların bir adım daha geri düşmesini sağlıyor. Ligden düşmesi hemen hemen kesinleşen Nastic kalan beş haftayı kayıpsız kaparsa belki ligde kalabilir. Bu da imkansız gibi bir şey.

Bu hafta oynanacak olan Celta-Levante ve Nastic-Sociedad maçları neyin ne olacağını bize gösterecek olan karşılaşmalar. Eğer bu maçlardan Celta ve Sociedad galibiyet çıkaramazlarsa ligden düşecek üç takım kendini belli etmiş olacak. Özellikle Celta bu maçı kaybeder, Athletic’de sahasında kazanırsa Celta’nın ligde kalması çok ama çok zor hale gelecek.

Son olarak Betis ve Osasuna’nın herhangi bir sıkıntı yaşamayacağını, Athletic’in de ligde kalacağını, Nastic’in düştüğünü, Sociedad’ın ise çabalarının yetmeyeceğini düşünüyorum. Levante ve Celta’dan biri ligi veda edecek gibi görünüyor. Puan avantajı Levante’de ama fikstür avantajı Celta’dan yana görünüyor ama yukarıda da birkaç kez tekrar ettiğim gibi Celta-Levante maçının skoru düşecek üçüncü takımın ortaya çıkmasında önemli bir ipucu olacak.

Takımlar arasındaki ikili averaj ve genel averaj durumlarına da bir göz atalım. Takımların hala birbirleriyle maçları var ama biz bugüne kadar oynanan maçlardan yola çıkarak bir şeyler söyleyelim.

Osasuna Betis ve Levante ile oynadığı ilk maçları kazandı. Sociedad’a ise kaybetti. Athletic Bilbao’dan ise dört puan aldı. Olası bir durumda onların üzerinde olacak. Nastic’i de iki maçta da yendi. Celta Vigo karşısında ise bir galibiyeti, bir de mağlubiyeti bulunuyor ama gol üstünlüğü Osasuna’da. Osasuna’nın aynı puan durumunda sıkıntı yaşamayacağını görüyoruz.

Betis’in Athletic’e karşı üstünlüğü var. İki maçı da kazandı. Levante’den ise dört puan aldı. Sociedad’a karşı ise dezavantajlı durumda. Nastic, Osasuna ve Celta ile ise birer maçı daha var.

Bizi aslında daha çok ilgilendiren dört takıma bakalım. Bu takımların ligi aynı puanda bitirme ihtimalleri mevcut. Levante evinde oynadığı Celta ve Athletic maçlarından beraberlikle ayrıldı. Deplasmanda oynayacağı o iki maçı da kaybederse dezavantajlı hale gelecek. Sociedad’a karşı ise 2-0 galibiyet ve 1-0’lık mağlubiyet elde etti. Burada avantajlı olan taraf. Athletic ise Celta karşısında dezavatanjlı. Sociedad’a üstün, Levante karşısında da kazanması halinde avantajlı taraf olacak. Celta takımların kendi aralarında oynadığı maçlarda daha iyi durumda olan takım. Puan eşitliği halinde Celta muhtemelen, özellikle Athletic ve Levante’nin, Athletic’de Levante’nin üstünde olacak. Tabii ben bunu söylerken, Celta ve Athletic’in Levante’yi yeneceğini düşünerek söylüyorum.

Yazıyı bitirirken son olarak şunu söylemek istiyorum. Celta-Levante ve Athletic-Levante maçları ligden düşen üçüncü takımı belirler. Levante, bu maçları kaybetmezse ligde kalır, aksi halde düşer.

8.05.2007

Avrupa Karnesi : Şimdilik İki Final

Yazının maksadıyla başlayalım söze. Maksat Şampiyonlar ligi ve UEFA kupasını yorumlamak değil, İspanyol takımları Avrupa’da bu sezon neler yaptılar onlara bir göz atmak. İki kupada da finalistler belli olmuşken yazının zamanıdır diyerek geçtim bilgisayarın başına.

La Liga’nın 10 takımı bu sezon Avrupa kupalarında mücadele etti. Şampiyonlar liginde Barcelona ve Real Madrid direk olarak mücadele ederken, Real Betis ve Villarreal ön eleme oynadıktan sonra Ş. Liginde mücadele etme hakkı elde ettiler. UEFA kupasında ise Espanyol, Sevilla ve Osasuna direk katılırken üç İspanyol ekibi Valencia, Deportivo ve Athletic Bilbao İntertoto kupasında mücadele ettiler. Bilbao ikinci turda Romanya’nın Cluj takımına elenirken, Valencia ve Deportivo intertoto kupasında finale yürüdüler. Valencia Hamburg’a elenirken, Deportivo da Marsilya’ya elendi. Böylece hiçbir İspanyol takımı İntertotodan UEFA’ya yükselememiş oldu.

Şampiyonlar Liginde Villarreal ön eleme de Everton’u iki maçta da 2-1 yenerek gruplarda mücadele etme hakkını elde etti. Betis ise Monaco’yu 2-2 ve 1-0 lık sonuçlarla saf dışı bırakmayı bildi. Kuralara Barça ve Real ilk torbadan, Villarreal ikinci torbadan, Betis ise Fenerbahçe gibi dördüncü torbadan katıldı. Kurayı canlı olarak izleyen birisi olarak son torbadan iki takım kaldığını bunların da Fenerbahçe ve Betis olduğunu kalan grupların da iki zorlu grup olduğunu hatırlıyorum. PSV, Milan, Schalke li grup bir yerde Liverpool, Chelsea, Anderlect li grup diğer tarafta. Her iki takım içinde zor gruplardı. Birinde ilk iki şansı olacaktı elbette ama sonunculuk da kaçınılmazdı diğerinde ise üçüncülük cepteydi ama ilk iki çok zordu. Sonuçta Betis, Liverpool, Chelsea, Anderlect G grubunu oluşturdular. C grubunda Barcelona, Panathinaikos, Werder Bremen, Udinese. D grubunda Man. Utd, Villarreal, Lille, Benfica, F grubunda ise Real Madrid, Lyon, Olympiakos, Rosenborg takımları yer aldılar.

İlk maçlar 13-14 Eylül tarihlerinde oynandı. Real Madrid Lyon’a deplasmanda 3-0, Betis de kendi sahasında Liverpool’a 2-1 yenilerek başladılar. Barcelona Werder’i deplasmanda Deco ve Ronaldinho ile geçerken, Villarreal sahasında M. United ile 0-0 berabere kaldı. 27-28 Eylül tarihlerindeki ikinci maçlarda ise Barcelona Udinese’yi 4-1, Real Madrid Olympiakos’u 2-1, Betis de Anderlecht’i 1-0 yenerken, Villarreal ikinci 0-0 lık skorunu Lille deplasmanında aldı. Üçüncü maçlarda Villarreal gruplarda tek golünü yediği maçta kendi sahasında Benfica ile 1-1, Barcelona deplasmanda Panathinaikos ile 0-0 berabere kaldılar. Real Madrid Rosenborg’u 4-1 ile geçerken, Betis Chelsea’ye 4-0 yenildi.

1-2 Kasım tarihlerinde oynanan dördüncü maçlar İspanyol takımları için harika geçti. Deplasmanda oynayanlardan Real Madrid Rosenborg’u 2-0, Villarreal Benfica’yı 1-0 mağlup etti. Sevilla’da Betis Chelsea’yi 1-0 yenerek sürpriz yaparken, Barça mükemmel bir oyunla Panathinaikos’u 5-0 yendi. Beşinci maçlarda sadece Barça kazanırken diğerleri berabere kaldılar. Barça evinde Werder’i 3-1 mağlup etti. Villareal ve Betis İngiltere’den 0-0 lık sonuçlarla döndüler. Betis Liverpool ile Villarreal de M. United ile berabere kaldılar. Bu sonuçlar Betis’in grup üçüncülüğü ve dolayısıyla Ş. Liginde elenmesi anlamına geliyordu.

Son maçlarda ise Barça Udinese’yi son on dakikada attığı gollerle 2-0 yenerek rakibinin elenmesine yol açarken kendisi de grubu 16 puanla birinci tamamlamıştı. Real Madrid son maçta Olympiakos’a 2-1 kaybedip Lyon’un ardından grup ikincisi oldu. Villarreal ise Lille’i 1-0 yenerek ilk kez katıldığı Ş. Liginde belki de en zorlu gruplardan birinde birinci olarak ikinci tura çıkma başarısı gösterdi. Betis son maçında puansız, Ş. Liginde üst üste 11 maç kaybeden Anderlect’e 1-0 yenildi ve üçüncü olarak UEFA’ya gitti. İlk tur maçları sonunda Real Madrid umut vermezken Barça her anlamda kupanın en iyi takımı olarak dikkat çekti. Villerreal ise taraftarlarını özellikle 6 maçta 1 gol yiyen bir takım olarak savunmasıyla umutlandırdı.

İkinci Turda ise Barça geçen sezon olduğu gibi yine Chelsea ile eşleşirken, Real de bir başka İngiliz Arsenal ile eşleşti. (Bu iki eşleşmenin galibi bugün finaldeler) Villarreal ise kendisi için mükemmel bir kura çekmiş ve O da diğer İspanyollar gibi Adadan bir takımla, İskoç Rangers ile eşleşti. Barça deplasmanda çıktığı ilk Chelsea maçını 2-1 kazanma başarısını gösterdi. Herkesin izlediği maçta Del Horno’nun oyundan atılmasıyla büyük avantaj elde eden Barça istediği skoru almayı başardı. Real Madrid ise Henry’nin golüne engel olamayıp Bernabeu’da rakibine 1-0 yenildi. Villarreal ise İskoçya’dan 2-0 öne geçtiği maçta 2-2 lik avantajlı bir skorla kendi evine döndü. İkinci maçlarda Barça ve Villarreal 1-1 lik skorlarla istediklerini elde ederken Real Madrid Arsenal ile 0-0 berabere kalarak Avrupa defterini kapamış oldu.

Çeyrek finalde Barça beklendiği üzere Benfica karşısında 0-0 ve 2-0 lık skorlarla turu geçerken, Villarreal kimilerine göre sürpriz bir sonuçla İnter’i 1-2 ve 1-0 ile eledi. Arruabarrena takımına çeyrek finalden sonra yarı finali de getirdi. Yarıfinaller ise bu hafta içi tamamlandı. Villarreal deplasmanda 1-0 yenildiği Arsenal karşısında çok iyi bir oyun oynayıp bolca pozisyonda yakalamış hatta son dakikada bir penaltı da kazanmış olmasına rağmen rakibine gol atamayarak 0-0 lık sonuçla Paris’i göremedi. Barça ise Chelsea’den sonra Milan’ı da deplasmanda yenerek turu atladı. 1-0 kazandığı maçın rövanşında gol olmadı. Yarı finallerin en önemli yanı kuşkusuz dört maçta sadece iki gol olmasıydı. Şimdi 17 Mayısta Paris de Arsenal ile karşılaşacak olan bir Barça var. Barça’nın kupayı almasını herkes bekliyor ama final maçlarının ne kadar zor geçtiği de biliniyor. Ben yine de Barça’nın kupayı kaldıracağını düşünüyorum.

UEFA kupasında ise üç İspanyol takımından bu sezonun ligde flaş takımı Osasuna Fransız Rennes’e ilk turda elendi. Sevilla Mainz’ı 0-0 ve 2-0, Espanyol da Teplice’yi 1-1 ve 2-0 ile eleyerek grup maçlarına kaldılar.

Sevilla Beşiktaş’ın da olduğu grupta ilk maçında Beşiktaş’ı 3-0 daha sonra deplasmanda daha sonradan eşleşip eleyeceği Zenit’ e 2-1, Kendi sahasında Guimaraes’i 3-1, son maçta da Bolton ile 1-1 berabere kalarak gruptan çıkmayı başardı. Espanyol ise Palermo ve Brondby ile 1-1 berabere kalırken, Lokomotif ve Maccabi’yi 1-0 yenerek üst tura çıktı. Üçüncü tur maçlarına Betis’in de eklenmesiyle İspanyol takım sayısı tekrar üçe çıktı. Betis Alkmaar’ı 2-0’ın rövanşında uzatmaya giden maçta 2-1 yenilerek turu geçerken, Sevilla Lokomotif’i 2-0 ve 1-0 yenerek tur atlamayı başardı. Bu sezonun başarısız takımlarından Espanyol (Kral kupasını kazanma başarısı gösterdiler) ise iki maçta da yenilerek Schalke’ye elendi.

Dördüncü turda Sevilla 1-0 yenildiği maçın rövanşında Lille’i Kanoute ve Fabiano’nun golleriyle 2-0 yenerek çeyrek finalist olurken, Betis için kötü geçen sezon burada da devam etti ve Steua Bükreş’e 0-0 lık skorun rövanşında kendi sahasında 3-0 yenilerek elendi. Çeyrek finalde Sevilla Zenit’i İspanya’da 4-1 yenerken, Rusya’da 1-1 berabere kaldı ve yarı finalist oldu. Yarı finalde de kendisiyle beraber kupanın favorisi olarak gösterilen Schalke ile iki maçta da yenişemedi. 0-0 biten iki maçın ardından kendi sahasında uzatmalarda Puerta’nın golüyle 1-0 kazanarak finalist oldular. Şimdi 10 Mayısta Middlesbrough ile karşılaşacaklar.

Yazımın son paragrafını biraz yorumlara ayırmak istiyorum. Şu ana kadar olan kısımda istatistiki bilgiler vererek İspanyol takımlarının bu sezonki Avrupa karnesine bakmış oldum. Bu sezonun Avrupa’da başarılı üç İspanyol takımı vardı diyebiliriz. Bunlardan ikisi zaten finale kadar da gelirken diğeri de ilk kez oynadığı Şampiyonlar Liginde yarı finalist oldu. Diğer İspanyol takımlarının karneleri aslında oldukça kırık. Gerek Real Madrid gerek Betis gerekse İnterToto da elenen üç önemli takım Avrupa’da kötü bir sezon geçirdiler. Osasuna ligde kasırga gibi estiği bir sezonda daha ilk turda Rennes’e elenmiş olması da tam bir hayal kırıklığı.

Mayıs ayında oynanacak olan her iki finalde de İspanyol takımları favori gözüküyor. Sevilla UEFA’nın, Barça’da Şampiyonlar liginin şu ana kadar en başarılı takımları. İkisi de İngiliz rakiplerini alt etmeye çalışacak. 10 Mayıs UEFA, 17 Mayıs da Şampiyonlar liginin galibini bizlere gösterecek. Sevilla UEFA da şu finale gelinceye kadar oynadığı 13 maçta 8 kez kazandı, 4 kez berabere kaldı ve sadece Lille’e deplasmanda 1-0 kaybetti. Bu 13 maçta 21 gol atıp 7 gol yedi. Barcelona ise Ş. Liginde 12 maç oynayıp 8 maçını kazandı ve 4 maçını da berabere bitirdi. Onlarda 22 gol atıp sadece 4 gol yedi.

Şimdilik Karnede iki final var, bakalım 17 Mayıs gecesi karne son halini nasıl alacak hep birlikte izleyip, göreceğiz.

2.05.2007

Bundesliga'da Haftanın Değerlendirmesi

Almanya 1.Ligi Bundesliga'da haftanın maçında gurbetçi oyuncularımızın da forma giydiği Schalke 04,deplasmanda lider Werder Bremen'i 2-0 gibi net bir skorla mağlup ederek liderlik koltuğuna oturdu. Schalke'nin galibiyetine sürpriz demek yersiz olur, ama kimse böyle bir skor beklemiyordu. Mavi beyazlı ekip müthiş bir futbol oynadı. Her maçı bol gollü geçen Werder Bremen bu maçta da bırakın golü, net pozisyonlara bile giremedi. Buna karşın kalesinde bir çok pozisyon gördü. Sezon boyunca savunmanın bel kemiği Bordon'un yaptığı hatalar nedeniyle birçok sıkıntı yaşayan Schalke 04, bu karşılaşmada Diego, Miroslav Klose gibi isimlere gol şansı tanımadı. Konuk ekibin golleri eski Glasgow Rangers’lı Danimarkalı oyuncu Lövenkrands'dan gelirken, 20.dakika sularında attığı gol izlenmeye değerdi. Milli ikizlerimiz Hamit ve Halil karşılaşmanın ikinci yarısında forma bulurken, diğer gurbetçimiz Mesut Özil forma şansı bulamadı. Schalke 04,bu galibiyetle yenilmezlik serisini 11 maça çıkardı.

Felix Magath’la yollarını ayırıp, takımın başına eski teknik direktörleri Ottmar Hitzfeld'i getiren B.Münih bu maçta da hüsrana uğradı. Kötü gidişine dur diyemeyen Bayern,Bavyera derbisinde iki senedir formunu giderek yükselten Nürnberg'e 3-0 yenildi. Ballack'ın ayrılmasından sonra önemli bir transfer yapamayan Münih, Owen Hargreaves'in de sakat olmasından etkilenerek bu aralar bocalama yaşıyor. Perulu golcüsü Cladio Pizarro'nun da seneye Juventus'a gideceği konuşulmaya başlandı.

Her sene sezona büyük umutlarla girip fazla birşey yapamayan Stuttgart, bu sezona diğer sezonların aksine süper başlamışlardı. Ama haftalar ilerledikçe büyük düşüş yaşadılar. Bu hafta deplasman da Dortmund'u yenerek düşüşe dur dediler.Dortmund ise Bayern'i yendikten sonra 2 maçını da kaybetti.

Milli oyuncumuz Yıldıray'ın da 86 dakika oynadığı karşılaşmada, Hertha Berlin Hamburg'u son dakika golüyle mağlup etti. Hertha son maçında Hannover'e farklı yenilmişti; herkes acaba Hamburg'un çıkış mçı bu olur mu diye düşünüyordu. Maça da iyi başladılar. Ama maça teknik direktörsüz çıkan Hamburg'un iyi oyunu onlara puan getiremedi.

Trabzon'dan ayrılan Brezilyalı oyuncu Marcelinho'nun da oynadığı Wolfsburg, Bayer Leverkusen'i 3-2 mağlup ederken, Herta Berlin'i beşleyen Hannover, Aachen'a da 4 gol attı.

Schalke 04 haftayı 45 puanla 1., Werder Bremen 42 puanla 2.,Stuttgart 38 puanla 3., Bayern de 34 puanla 4. kapattı. Son sırada ise bu sene şampiyonlar liginde de oynayan 15 puanlı Hamburg var...