İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

11.05.2010

Janot'nun isyanı!

Haftasonu Fransa'da ununu elemiş eleğini asmış, lig bitse de St. Tropez'de tatile gitsek diyen iki takımın maçında Toulouse, St. Etienne'i Gignac'ın attığı golle geçti. Golün videosu aşağıda. Gol sonrası kaleci Janot'nun, Ömer Çatkıç misali komik bir şekilde yan hakeme "ofsayt var hoca!" itirazı görülmeye değer.

Real Hüsran Vs Umutlu Madrid


Bu aralar yabancı dizilerin favori konusu alternatif evrenler.Lost olsun Flash Forward olsun derinlemesine inceliyorlar bu konuyu.

Birde alternatif futbol ligi diye bir kavram girdi bu sene hayatımıza.Zira 37 haftada 101 gol atıp 95 puan toplamış bir takım şampiyon olmasının son hafta itibariyle imkansıza yakın olduğu bir lig yaşanıyor İspanya'da ve bunu herhangi bir istatistikle,gerçeklikle,denklemlerle,kuantum fiziği ile açıklamak oldukça zor.Bende basit yoldan gerçekliğini sorgulamayı seçtim :)

Türkcell Süper Ligin bir senelik yayın hakkına eş değer bir bedelle yapılan transferlerle sezona giren Real Madrid'in, bir senede süpersonik Barcelona'yı tahtından indirmesi tabi ki beklenmiyordu ama bu kadar trajik bir sonu dünyanın belkide en çok nefret edilen takımı bile hakketmiyor. Bir yanda önüne gelene 3'er 4'er gol atan Umutlu Madrid,öte yanda bu sezon çıktığı 6 kritik maçta Milan,Lyon ve Barcelona'yı yenemeyen Real Hüsran.

Bütün bir sezonda toplam 6 maç kaybeden Real Madrid'e özellikle 3'ünün faturası çok ağır nitekim Barcelona'dan 2 maçta 0 puan alan Pellegrini'nin öğrencileri o maçlardan sadece birinden 1 puan çıkarabilseydi şimdi şampiyonluğu kutluyor olabilir, Lyon deplasmanındaki sezonun en kötü futbolunu sergilediği maçta biraz daha derli toplu olabilse, çok istediği Bernabeu'daki finale Bordeaux ve Bayern'i eleyerek gelebilirdi ama olmadı ve belki de La Liga'nın en fantastik performanslarından birine imza atan bu takım başarısız olmakla suçlanmaya devam edecek.

İronik bir şekilde Real Madridliler Bernabeu'daki finali tv'den izlerken Pellegrini'nin kalmalarını istemesine rağmen takımdan adeta kovularak gönderilen Robben ve Sneijder'in Şampiyonlar Liginde final oynayayacak olup oynadıkları ligleri dublelerle kapatmış olmaları da yaraya adeta tuz biber ekiyor.

Yine de yazının başında ki istatistiklere ek olarak ligde en yakın 3 rakibine 6 maçta 16 gol atıp 6 galibiyet alan Real Madrid'in CR9 ve Kaka'nın sakatlık problemleri sebebiyle bu oyuncularda tam olarak verim alamadığını düşünürsek, bu oyuncularında formlarını bulması ve büyük ihtimalle Maicon, Rooney gibi süper starları kadroya katıp Jose Mourinho'yu takımın başına getireceğini varsayarsak, gelecek sene adına ümitli olmamak için hiç bir sebep yok.

Bu senenin toplama takımı olarak Barcelona'yı bu kadar zorlayabilen Real Madrid gelecek sezon 38 maçta 114 puan toplayıp(zira Barca'yı geçmenin başka yolu yok gibi) tahtını alabilecek mi yoksa Barcelona yine Real'den 1 fazlasını alıp 115 (metematiksel olarak imkansız fakat ??Barca istatistik?? yuh artık!!!) başkentte bir hüsran daha mı yaşatacak hep birlikte göreceğiz.

10.05.2010

Spor Kulübü Olmak

Geçtiğimiz perşembe akşamı önce Burhan Felek'te kadın voleybolcularımızın şampiyonluk maçındaydım. Maç biter bitmez GFB'nin kiraladığı otobüslerle Caferağa'ya gidip bu kez Galatasaray ile oynanan final serisinin ilk maçında kadın basketçileri destekledik. İki maçı kazandıktan sonra da tribünlerde bir "dünyanın en büyük spor kulübü" tezahüratı hakim oldu. Ne yazık ki bu sadece söylemekle olmuyor. Evet 9 branşıyla Fenerbahçe belki de dünyanın en çok branşta yer alan spor kulüplerinden birisi ancak eğer branşlar arasında etkileşim yoksa tek ortak noktaları sarı lacivert çubuklu formayı giymek oluyor.

Dün akşam Barcelona, Euroleague finalinde Olympiakos'u yenerken takımı destekleyenler arasında bu 5 futbolcuda vardı. Beşi de Barcelona altyapısından çıkan oyuncular, Sevilla maçından bir gün sonra, haftaya La Liga'da şampiyonluk maçına çıkacaklarken kalkıp Paris'e gidip final maçında takımlarını desteklediler. Bunu yaparken de üzerlerinde takım elbise vb. değil basketbol formaları vardı.

Türkiye'de basketbol maçına basket forması ile gitmek gibi bir şansımız yok çünkü Feneriumlarda basket forması satılmıyor. Muhtemelen daha önce denenmiştir, satılmadığı için ürün gamından çıkarılmıştır. Salonlarda futbola ait olan tek şey tabi ki formalar değil. Voleybol maçında "Fener gol,gol,gol! Şampiyonluk geliyor" tezahüratının ne işi var?

En başa dönelim. Sarı Melekler, Cannes'da kulüp tarihinin ilk Avrupa Kupası finalini oynarken kulüpten başka bir oyuncunun tribünde olduğunu sanmıyorum. Olsaydı gazeteye çıkardı. Cannes'ı geçtim acaba herhangi bir futbolcu Dereağzına 10 dakika mesafedeki Caferağa'ya ya da 15 dakika mesafedeki Burhan Felek'e hiç gitmiş midir?

9.05.2010

Şampiyon Viking İstilası

Bir OrtaKafaGol geleneği olan Fantasy Premierleague'de şampiyon bu sezon bir yıl aradan sonra lige geri dönen Can Özenç oldu. Geçtiğimiz yıl Can Özenç'in yokluğunda şampiyon olan Cuma Ali Uçar ise sezonu ikinci sırada tamamladı.

Yılın açık ara en büyük hayal kırıklığı delorean'dan geldi. Geçtiğimiz yıl, Cuma Ali ile son haftaya kadar büyük bir çekişmeye giren delorean bu yılı anca 9. sırada tamamlayabildi.

Geçtiğimiz yılı 3. sırada tamamlayan bendeniz ise askerlik sebebiyle sezona büyük beklentiler içinde girmemiştim zaten. 7. sırada ligi tamamlayan takım bu sezon üzerine düşeni yapmış oldu.

Katılan herkese teşekkürler. Yazın dünya kupası ile fantaziye devam edecek olsak da esas heyecan yine ağustos da premierleague de devam edecek.

8.05.2010

Megalomania


Kendisinden "biz" diye bahseden adamdan korkacaksın. Bu, megalomanlığın varabileceği en yüksek noktadır.

Resmi koydum, tespiti yaptım; aslında yazı burada bitebilir. Hakan Şükür'ün bulunduğu noktanın daha fazla bir yorumu hakettiğini düşünmüyorum açıkçası. Onun için yazının bundan sonrası, blog formatının yazar ve okuyucuya yüklediği "eğlenmek" misyonunun bir tezahürü olacak; daha fazlası değil.

Hakan Şükür, futbolu resmen bırakalı 2 yıl, fiilen bırakalı 5-6 yıl oldu. Bu benim yorumum; biraz abartılı bir yorumla "hiç başlamadı ki" diyenler de çıkabilir. Futbolu resmen bıraktığı günden beridir de konuşuyor; yazılar yazıyor, televizyonlara çıkıyor, yorumlar yapıyor, röportajlar veriyor.. Bütün konuşmaları da iki ana tema üzerinden; bir "bana haksızlık yapıldı", iki "şunu yaptım, bunu yaptım".

En son galiba bir radyo programına katılıp birinci tema üzerinden biraz daha geniş bir görüntü vermiş; "bize haksızlık yapıldı" diyor artık. Karışmasın diye belirteyim, "biz" diye bahsettiği birden fazla kişi değil, yine bizzat kendisi. Yazının girişinde buna değinmiştim.

Hayatının herhangi bir kesitine dair herhangi bir ayrıntıyı, büyük bir ustalıkla takımdan koparılışına ve şu anda bile (39 yaşında) oynasa mevcutlardan daha iyi performans göstereceğine bağlayabiliyor: "ne haber Hakan, nasılsın" diyene, "zımba gibiyim, iki gün kondüsyon yüklemesi yapsam kalan iki haftada gol krallığı potasına girerim, ama sormadılar işte hiç nasılsın diye" diyor belki de.

Zira, Arda'dan bahsediliyor; "ondan yeni bir Metin Oktay yaratmaya çalışıyorlar, bizim için (benim için demek istiyor) böyle bir çaba sarfetmediler, kendisiyle konuştum, yönetime güvenme dedim" diyor... Milli takımdan bahsediliyor; "Ersun Yanal şöyle yaptı, böyle yaptı, yönetim benim hakkımı savunmadı" diyor... Galatasaray forveti deniyor; "geri çağırsalar daha çok gol atardım" diyor... Bursaspor'un şampiyonluğu deniyor; "beni uzaklaştırmasalar şampiyonduk" diyor...

İkinci tema ise tek başına belki acıklı olacak ama birincisiyle birleşince sinir bozucu bir hal alabiliyor; gol attım, asist yaptım, yenilince ağladım, para istemedim, pul istemedim, kendi cebimden para verdim... En ilginci, Televole türevi programlarda Hakan Şükür izleyerek büyüyen bir nesli yok sayıp "televizyona çıkmazdım" diyebiliyor. İçeriye seçme kanalların mensupları dışında gazeteci/televizyoncu sokulmayan düğünün, ağaç dallarından zoomla çekim yapan kameralarla canlı yayınlandı be Hakan, yapma gözünü seveyim.


İki temanın da izlerini bulabileceğiniz son konuşmasının geniş bir özetini şuradan okuyabilirsiniz:

Hakan Şükür'den Büyük İddia / Milliyet