10.02.2006
İngiltere'de Ara Transfer & Sezon Arası Tahminleri 2
MANCHESTER CITY
MANCHESTER UNITED
MIDDLESBROUGH
Steve McClaren, Eriksson’un tahtına kurulma hayalleri kuradursun, Middlesborough çok kötü durumda ve şu gidişatla küme düşmeleri çok kuvvetli ihtimal. Durumun farkında olan yönetim de McClaren’a tek kuruş para vermedi. Doping skandalına karışan Xavier zaten takımdan atılmıştı. Acilen toparlanamazlarsa Sunderland’le beraber Championship’i boylarlar.
PORTSMOUTH
Gelenler: Benjani Mwaruwari (Auxerre, £4.1M), Emmanuel Olisadebe (Panathinaikos, ücret açıklanmadı), Pedro Mendes, Sean Davis, Noe Pamarot (hepsi Tottenham’dan üçünün bonservisi toplam £7 M), Wayne Routledge (Tottenham, kiralık), Dean Kiely (Charlton, £750,000), Ognijen Koroman (Terek Groznyi, kiralık), Andres D'Alessandro (Wolfsburg, kiralık) SUNDERLAND
Bana kalırsa Sunderland çoktan küme düştü bile. Paraları da olmadığından durumu iyice kabullendiler ve doğru dürüst transfer bile yapmadılar. Stubbs’ın Everton’a yollanması demek, menajer Mick McCarthy’nin havluyu attığı, küme düşmeden önce genç defans oyuncularını Premiership’te mümkün olduğunca pişirmek istediği anlamına geliyor.
TOTTENHAM HOTSPUR
WEST BROMWICH ALBION
WEST HAM UNITED
WIGAN ATHLETIC
8.02.2006
Ümit Özat Gibi Bir Baba İstiyorum!!!
Hayal edin ey futbol oyununa gönül verenler…
Babanız Fenerbahçe gibi güzide bir futbol takımımızın iki kelimeyi bir araya getirebilen sadece bir araya getirmek ile kalmayıp “evet keşke Fenerbahçe gibi bir takım Alex’e bağlı olmasa” gibi içten ve dürüst cevap verebilen kaptanı. Bu kaptan ki, Barcelona maçında kendinden yaşça bir hayli küçük Saviola’ya topu kalecisine geri pas verirken kendi yavaşlığından dolayı kaybedip şampiyonlar liginin en komik gollerinden birinde başrol oynadı. Bu kaptan ki, takımın daha önceki kaptanının yediği meydan dayağına şahit olup bu göreve talip oldu. Bu kaptan ki, kendi oynadığı asıl mevki spor uleması tarafından bile unutuldu. Bu kaptan ki, sağ ayağının dışı ile ortayı sol ayağının zayıflığından dolayı baya geç yaşlarda icat etti. Bu kaptan ki, toplumun çoğunluğunun bulunduğu bir dini sınıfın karşısındaki sınıftan geliyor. Bu kaptan ki, takımın kendinden milyon dolarlar fazla alan süper yıldızı ile her maç öncesi ısınıyor ve genellikle boş mukaveleye imza atmışlar kontenjanından. Bu kaptan ki, kaydırıldığı her mevkide milli takıma seçilme başarısı gösterebilmiş. Bu kaptan ki, seçilmekle kalmamış kaptanlığını bile yapmış ulusal takımın. Bu kaptan premier ligde bir takımın kaptanı olsaydı ayakta alkışlardık, ama o kaptanın ismi Ümit Özat olunca işler değişiyor.
Böyle bir azim Sergen’de %10 oranında olsaydı, Sergen mor-beyaz bir forma içinde salınırdı yeşil sahalarda. Samsunsporlu Celil yerden orta yapamadığı için topu kaldırma hareketini icat etti ama Ümit hem yerden hem de ters ayakla orta yapıyor. Bu da yetmiyor sağ ayağının dışını kullanıyor. Bu kendini geliştirme örnek gösterilmeli ama biz bunu Ümit’in şaşılığına bağlıyoruz. Evet Ümit şaşı, evet Ümit’in şivesi bozuk, evet Ümit şükrü Saraçoğlu’nda çok hezimet gördü ve görmeye de namzet. Ama Ümit bunların hepsine ve daha fazlasına gönüllü olmuştu ve sessiz ve derinden bu işlerin nasıl yapılacağını efkar-ı umumiye’ye gösteriyor. Ey halkım al bu kaptanına sahip çık. Bu kaptan hakeme takım içinden itirazı kesiyor. Ama bunu Bülentler gibi bırakın ben ederim anlayışı ile değil “bırakın yapmayalım” mantığı içinde yapıyor. Bu kaptan gayet dürüst beyanatlar veriyor. Başkanın hoşuna gitmeyeceği umurunda olmaksızın ve o başkanın dövdürdüğü halefi ile aynı antrenman sahasında koştururken veriyor bu beyanatları. Ama biz bu kaptanı hem adı Ümit hem de şaşı diye taktirden çok uzaktayız.
Ben de Ümit’in yaptığı her kötü ortadan sonra çıldırıyorum ben de “Sparta Prag’ı, Sparta’da yenecek güce sahibiz” beyanatına kahkahalarla güldüm. Ama şu bir gerçek ki üstündeki forma sarı lacivert değil kıpkırmızı bir Manchester forması olsaydı düşünürdük takdir etmek için ama yazık ki kaptanın forması sarı lacivert.
Bazı oyuncular böyle özellikleri ile ön plana çıkar ama Ümit hala medyanın örnek gösterdiği bir futbolcu değil. Belki onunda antrenörken bir tekme atması bekleniyor, “aaa Ümit’te ne efendi adamdı keşke yapmasaydı” dememiz için.
Ümit Özat’ın oğlu babanla gurur duy ama her evlattan biraz daha fazla çünkü o tarihe geçmeyi hak ediyor. Bir kaptanın nasıl olması gerektiği konusunda ince ince dersler vererek.
6.02.2006
Afrika Cephesi
Dünya Kupası’na ve ÖSS’ye 4.5 ay kala Dünya Kupası takımlarını değerlendirmeye devam etmek için bilgisayarın başına oturduğumda, baktım yetiştiremeyeceğim, bütün takımları ayrı ayrı yazmaktansa sadece favorileri ayrı değerlendirmeyi, diğer takımları da grup halinde vermeyi uygun gördüm..
İlk olarak da Afrika’dan turnuvaya katılan takımları ele alalım.. Şu anda devam eden Afirka Kupası nedeniyle bu takımlar hem gündemdeler hem de izleme şansımız mevcut..
Gerçi artık izleme şansımız kalmadı.. Çünkü Dünya Kupası elemelerinde olduğu gibi Afrika Uluslar Kupası’nda da sürprizler oluyor.. Dünya Kupası’na katılan hiçbir takım yarı finale kalamadığı gibi, Afrika’nın üstün güçleri Nijerya ve Kamerun da elendi.. Kalan takımlar da Gine, Senegal, Kongo ve ev sahibi Mısır.. Düşünüyorum da Afrika hakikaten futbolda bayağı gelişti.. Bugün Türk Milli Takımı’nı yenebilecek bir ton Afrika takımı sayarım gibime geliyor..
Neyse fazla uzatmadan 2006 Almanya’ ya katılacak Afrika takımlarına kısaca bir bakalım..
FİLDİŞİ SAHİLLERİ
Benim ve çoğu kişinin sürpriz adayı olan Fildişi Sahilleri hakikaten çok iyi bir kadroya sahip.. Henri Michel’in kontrolündeki Afrika’nın yeni aslanları, Arjantin, Hollanda, Sırbistan-Karadağ ile bu Dünya Kupası’nın ‘Ölüm Grubu’ na düşmesine rağmen eğer potansiyellerini sahaya yansıtabilirlerse gruptan çıkabilirler.... Takımın yıldızı Dünya Kupası’nın da gol kralı adaylarından Didier Drogba… Partneri ise PSG’de ciddi takip etme fırsatı bulduğum ve çok beğendiğim Bonaventure Kalou.. Kardeşi Feyonoord oyuncusu Salomon Kalou da forvet için bir aday ama Afrika Kupası’nda kadroda yoktu.. Ayrıca yine Hollanda’da PSV forması giyen genç Arouna Kone de forveti zorlayacak..
Fildişi Sahilleri’nin göze çarpan başlıca özelliği takımın oyuncularının tıpkı Senegal’de olduğu gibi Fransa Ligi’nde forma giymesi.. Bunlardan biri Lens’li Dindane.. Orta saha da iki solak Auxerre’li Akale ve Nantes’lı Yapi Yapo da kaliteli isimler.. Saint-Etienne’li Didier Zokora da orta saha da forma adaylarından.. Defansta ise Marsilyalı Abdoulaye Meite var… Defansın belkemiği tabii ki Arsenal’li Kolo Toure…
Fildişi Sahilleri, daha bir çok yetenekli ve genç oyuncusuyla kupada sürpriz yapmaya adav ve Afrika’dan katılanlar arasında en iyi gibi gözüküyor.. En büyük sorunları kalede.. Eğer kalede de sorun yaşamazlarsa bir çeyrek final oynamaları beni şaşırtmaz..
GANA
Gana’nın en iyi yeri orta saha’nın ortası elbette.. Bu mevkii de Dünya’nın en iyilerinden Chelsea’li Essien ve onun kadar iyi olmasa da Avrupa çapında diyebileceğimiz Fenerbahçeli kaptan Stephan Appiah var.. Bu iki oyuncunun da ortak özellikleri, defansif nitelikli olmaları ve hayatlarının özel uçaklarda geçmesi..
Gana‘da bir başka tanıdık isim eski Bayern Münih’li, şu an Roma’lı Samuel Kuffour.. Milli Takım’a geri dönen Kuffour defansı toparlayacaktır.. Böyle olunca da zaten dmc’leri iyi olan Gana zor gol yiyecektir..Takıma baktığımızda Dortmund’lu Mathew Amoah ve Vitesse’li Abubakari Yakubu haricinde bırakın ünlü bir ismi tanıdık bir isim bulmak bile çok zor… Ve bu şartlar altında İtalya, Çek Cumhuriyeti ve ABD’nin bulunduğu gruptan çıkmaları çok zor.. Teknik Direktörü Ratimor Dujkovic’in işi çok zor..
TUNUS
Teknik direktörlüğünü Roger Lemerre’in yaptığı, Suudi Arabistan, İspanya, Ukrayna ve ile aynı gruba düşen Tunus fena bir kadroya sahip değil… Yıllardır Dünya Kupalarına katılan ama pek bir şey yapamayan Tunus bu kez grubun da kolay olması ile bir ihtimal 2. Tur görebilir.. Takımın yıldızları Ajax’lı sağ bek Hatem Trabelsi, ülkemizden de tanıdığımız Troyes’da oynayan Jaziri ve Tunus’un Zidane’ı denilen eski PSG’li şimdi Guimares’li Selim Benachour.. Lens’li Jemaa forvette, Bolton’lı Jaidi defansta ve Glasgow’lu Namouchi de orta sahada takımın diğer demirbaşları.. Bir çok oyuncusu Avrupa’nın önemli liglerinde oynayan Tunus’ta Kais Ghodbane ve Anis Ayari Samsunspor’da, Bouazizi de Kayseri Erciyesspor’da forma giyiyor.. Kalecileri Ali Boumnijel ise Dünya Kupası’nda kırk yaşında olacak eğer oynarsa ve turnuvanın en yaşlı oyuncusudur herhalde.. Zaten kendisini bir çok Dünya Kupası’ndan, en azından çıkartma albümlerinden tanıyoruz…
TOGO VE ANGOLA
Angola’nın durumu ise daha vahim.. Antrenörleri Luis Olivira Gonçalves ve takımın yıldızı Benfica’lı Pedro Manuel.. Teknik Direktörü Angola’lı olan, (zayıf ülkelerde pek görülen bir şey değil bu nedenle takdir ettim) oyuncularının çoğu Angola liginde oynayan, bayrağında komünist semboller bulunan (okuduğum kadarıyla 91’de komünizmden ayrılmışlar ama o bayraklarını tam olarak çözemedim) bulunan, kısacası ezilenleri takımı Angola.. Şimdiden Dünya Kupası sonunculuğuna adaylar her Dünya Basketbol Şampiyonası’nda olduğu gibi.. Oynayacağı maçlar çoğu kişinin ilgisini çekecek olan Angola’nın alacağı puan ya da puanların Dünya Kupası’nın sürprizi olması kuvvetle muhtemel.. Her ne kadar Dünya Kupası’nın en zayıf grubunda da yer alacak olsalar (Portekiz, Meksika, İran) 2006’nın ezileni Angola gibi.. Bu yazıyı okuyacak bir Angola’lı yoktur herhalde…(umarım)
Evet, Dünya Kupası’nın Afrika Cephesi bu şekilde… Bir daha ki yazıda içerik değişikliği yapıp, stadyumlardan ve Dünya Kupası Tarihi’nden söz edebilirim.. Şimdilik Hoşçakalın.
4.02.2006
İngiltere'de Ara Transfer & Sezon Arası Tahminleri - 1
Gelenler: Abou Diaby (Auxerre, £3.5 M), Emanuel Adebayor (Monaco, £7 M), Theo Walcott (Southampton, £5 M - 12£ M’ a kadar çıkabilir), Mart Poom (Sunderland, bedava)
Gidenler: David Bentley (Blackburn, açıklanmadı), Quincy Owusu-Abeyie (Spartak Moskova, açıklanmadı), Jeremie Aliadiare (Wolves, kiralık)
Arsene Wenger’in çıldırdığını düşünebilirsiniz; ben düşünüyorum. Henry’i de Vieira gibi kaybetmenin eşiğindeler. Henry, takımın kendi sportif başarı hedeflerine ayak uydurması gerektiğini mazeret göstererek sözleşmesini yenilemeyi ısrarla reddediyor. Ocak ayı, Wenger için Şampiyonlar Ligi vizesini yakalamak ve Henry’i kaybetmemek adına takviye yapacağı son şanstı. Ara transferlerin en suskun menajeri bu sezon patladı. Diaby, tamamen yeni Vieira olsun diye alındı, Fransa U19 kaptanı, kendisini önceden izlemiş İlker Dalgıç’a göre de Vieira’nın genç bir kopyası. Sezonun ilk yarısı boyunca fiziksel açıdan “pataklanan” Arsenal’e iyi gelecektir. Emanuel Adebayor, Arsenal’de yıllardır görmediğimiz, görmek istediğimiz uzun boylu, hava toplarında etkili santrafor tipi. 21 yaşında, genç ve Şampiyonlar Ligi tecrübesi var.
Theo Walcott, Rooney’den sonraki en sansasyonel İngiliz genç yetenek. 16 yaşındaki oyuncu,13 yaşına kadar hiç futbol oynamamış, ancak 100m’yi 11 saniyenin altında koşabiliyor! Tarzları da Rooney’den çok farklı, Walcott daha yumuşak, hıza ve tekniğe dayalı bir oyun tarzına sahip. Kanatlarda ve forvette oynayabiliyor. Walcott’ın en büyük idolü Thierry Henry ve oyuncu tam bir Arsenal fanatiği. Bir takımda 2 Henry fikri tabii ki korkutucu ancak Walcott daha 16 yaşında ve Arsenal oyuncusu olmanın getirdiği sorumluluğu kaldırıp kaldıramayacağı belirsiz. 35M €’luk balon Reyes örneğine baktıkça iyimser olmak daha da zorlaşıyor. Quincy Abeyie için de “bu güce, bu hıza bu kadar teknik fazla, 2 seneye kadar Henry’i keser” yorumları yapılıyordu. Ancak oyuncu takıma uyum sağlayamadı, 23 maçta 2 gol atabildi ve Spartak Moskova’ya satıldı.
Diaby, Adebayor, Walcott, Fabregas, van Persie, Reyes, Senderos, Eboue, Larsson,... Bu gencecik oyuncuların takıma kısa vadede katkı yapması bence imkansız. Wenger her ne kadar her demecinde bu takımın önümüzdeki aylarda patlama yapacağına inandığını söylese de art arda alınan yenilgiler (en son West Ham’a Highbury’de 3-2 kaybettiler) aksini söylüyor. Bu gidişle Henry de Barça’ya gidecek gibi. Acaba Wenger geleceğe yatırım yapmaktan vazgeçip “şimdiye” mi yatırım yapsaydı?
Bu kadar iddialı konuşuyorum; Arsenal’i 2 tane gerçekleşmesi %50 ihtimalli akıbet bekliyor. Ya bu gencecik, körpecik, Henry üzerine kurulu takım kolej havasını yakalayıp adam olacak ve önümüzdeki sezondan itibaren 60 000 kişilik yeni stad Ashburton Grove’da yeni bir efsanenin başlangıcına tanık olacağız, ya da Newcastle gibi battıkça batacaklar. Ortası yok.
ASTON VILLA
Çok söze gerek yok. Zaten parasal açıdan çok zor durumdalar. Bu sene küme (büyük ihtimalle) düşmeyecek olmaları bile çok iyi bir olay. Zaten dar olan kadroları daha da daraldı. Allah O’Leary’e sabır versin. Eee nerde zamanında Leeds’te bulup da kıymetini bilemediği bolluk?
BIRMINGHAM CITY
Steve Bruce, ara transferde forvetini güçlendirdi. Chris Sutton, ada futbolunda gerçekten büyük bir isim ve Birmingham’da oyun bundan sonra onun üstüne kurulacak. DJ Campbell çok enteresan bir oyuncu. 24 yaşındaki forvet, 2 sene öncesine kadar part-time futbol oynuyordu. Depo işçiliğinden 2 sene önce Brentford’a geçerek kurtulan oyuncu buradaki performansıyla Premiership’e kadar yükseldi. Bruce, Campbell için “Gelecekteki Ian Wright bile olabilir. Çok atletik, çok yetenekli, bir o kadar da ham bir oyuncu. Her şeyden önce, 2 sene öncesine kadar şafakta kalkıp depoya işe giderken, bugün sevdiği iş için kendisine para verilmesi onun için bir rüya gibi olmalı. Her şeyden önce futbol oynamaktan zevk alıyor. Bu çocuk zaten her basın demecinde futbolu ne kadar sevdiğini anlatıyordu, bence iyi bir kumar oynadık.” yorumunu yaptı. Çek stoper Latka’nın nasıl bir katkı yapacağı ise belirsiz. Oyuncunun kiralık kontratında “sezon sonunda Birmingham’a satışına öncelik verilir” yazıyor.
Walter Pandiani ise Premiership’in harcadığı en önemli yeteneklerden biri olabilir. “El Rifle” Deportivo’daki müthiş performansını Ada’da sergileyemedi ve La Liga’ya geri döndü.
BLACKBURN ROVERS
Mark Hughes, bu sezon Rovers’ın başında gerçekten çok iyi bir performans sergiliyor. Dar ama kenetlenmiş bir kadrodan yana olan Galli çalıştırıcı, kadrosunda düşünmediği 3 oyuncudan “kurtuldu.” Arsenal’den yetişme, teknik bir forvet olan Bentley, geçen sene zaten Norwich’te parlamıştı. Hughes, genç oyuncuyu çok beğenmiş olacak ki bonservisini aldı. Fowler’ın gelişinden sonra geleceğini başka yerde arayan Sinama ise sezon sonuna kadar kiralandı. Blackburn bu performansıyla UEFA kupasına katılma hakkını kazanırsa şaşırmayalım.
BOLTON WANDERERS
Gelenler: Matt Jansen (Blackburn, bedava), Oscar Perez (Cordoba, bedava)
Gidenler: Martin Djetou (sözleşmesi feshedildi), Fabrice Fernandes (sözleşmesi feshedildi).
Transfer yapmaktan çok hoşlanan Big Sam, bu ara transferi sessiz şekilde geçirdi. Kimine göre para yok, kimine göre de artık Şampiyonlar Ligi vizesini hedefleyen bir takımın ilerleyişinin bir göstergesi transfer yapmamak. Matt Jansen, sıkıntı çektikleri yaratıcılık ve gol yolları konusunda çok yardımcı olabilir mi bilemem. Ancak eğer lig 4.’lüğünü kaçırırlarsa bu sene takviye yapmamalrına çok yanacaklar. Zira takımın Okocha, Jaidi, Fadiga gibi önemli isimlieri Afrika Kupası nedeniyle uzun süre uzakta olacaklar.
CHARLTON ATHLETIC
Alan Curbishley, ilerideki “Bent”’lerini 2’ledi. Atletik ve güçlü bir oyuncu olan Marcus Bent, Darren Bent ile birleşip Charlton’ın hücumunu zenginleştirecektir. Zaten 2 hafta önce yeni takımıyla ilk maçında Chelsea’yegol atmayı başardı. Danny Murphy, ligin ilk yarısının önemli bir kısmında takımı adeta çekip çeviren saha içi lideriydi. Ancak Curbishley’le ettiği kavga sonucu takımdan kesildi ve bence çok ucuz bir ücrete Tottenham’a kaybedildi. İleride Murphy’nin yokluğunu çok hissedeceklerdir. Sezon boyunca 3 kalecisini de zaman zaman kullanan Curbishley, Kiely’i Pompey’e sattığına göre, Charlton’da sezon sonunda bir kaleci transferine kesin gözüyle bakabiliriz. Sezonu yine küme düşme hattının üstünde, Avrupa klasmanının da altında bitirirler.
CHELSEA
Mourinho, Ocak’ta riske girmedi. Sakatlığı nedeniyle uzun süredir ilk 11’de şans bulamayan Bridge’i Fulham’a yollaması çok doğru bir karar. Gallas, Del Horno’nun yokluğunda bu pozisyonda sırıtmadan oynayabiliyor. Shaun Wright-Philips’in fos çıkmasından sonra sağ kanadı iyileştirmek için Maniche sezon sonuna kadar kiralandı. Maniche, Porto’dan eski hocası Mourinho’nun çok yakından tanıdığı bir isim; hem beğenilmediği takdirde bile kiralık olduğundan gönderilebilir. Chelsea, lig şampiyonluğuna ulaşmakta olan kadrosunu bozmamakta kararlı.
EVERTON
2 hafta önceki yazımda yazdıklarım doğru çıkmış olacak ki, Everton, yeni kadrosyula ritmini nihayet yakaladı. 4 maçtır kazanıyorlar. Bu çıkışı bozmamak için bu ara transferde fazla değişikliğe gitmediler; biraz para kazandılar sadece o kadar. Sezon başından beri bir işe yaramayan Kroldrup Fiorentina’ya satıldı, oyuncudan 2 M£ zarar edilerek kurtulmuş olundu. Forma şansı bulamayan Bent de satılarak kulübe biraz para girmiş oldu. Stubbs’ın sene başında Sunderland’a satılmış olması defans dengelerini çok sarsmış olacak ki bu güvenilir ve lider oyuncuyu bedavaya geri aldılar. Çıkışları sürecek.
FULHAM
Gelenler: Simon Elliott (Columbus Crew, bedava), Antti Niemi (Southampton, £1 M), Wayne Bridge (Chelsea, kiralık), Michael Brown (Tottenham, açıklanmadı)Gidenler: Liam Fontaine, Adam Green (ikisi de Bristol City’e, kiralık), Zesh Rehman (Norwich, kiralık)
LIVERPOOL
3.02.2006
Madrid'de Güzel Günler
Vicente Calderon ,Pepe Murcia ile daha mutlu;Atletico Madrid iki kez önü geçip tekrar berabere düştüğü maçta üçüncü kez öne geçmeyi de bildi ve maçı kazandı.Yendiği takım da Deportivo,ligin kalbur üstü takımlarından.İki haftadır form grafiklerinde düşüşün gözlemlendi El-Turco lar,Madrid deplasmanında pek de iyi oynayamadılar ve kaybettiler.Atletico Madrid Murcia’nın göreve gelmesiyle daha derli toplu ve daha şanslı.Deportivo karşısında izlediğim Atletico bu sezonun en iyisiydi.Oldukça kötü goller yediler yine ne var ki hücumda etkili oldukları dakikalar fazlaydı.Solbekler ile ilgili yazı yazarken ismini zikretmediğim,İspanya milli takımında da görev yapan Antonio Lopez’in harika bir golünü izledik bu maçta.Atletico’ya hayat veren ise yine Maxi Rodriguez’di.Geçen hafta bir gol atıp bir de penaltı yaptıran Maxi,bu maçta da iki gol atarak maçı Atletico’nun kazanmasını sağladı.Atletico Madrid de defansın iyi olduğunu söylemek güç.Pablo’nun yanında Perea gibi bir istikrarsız oyuncu değil de çok daha güvenilir,risksiz oynayan bir stopere ihtiyaç var.İbagaza ve Petrov da kendilerinden istenilen,beklenen performanslarını ortaya koyabilmiş değiller.Atletico ile ilgili son sözüm Fernando Torres’e.Altın çocuk bu yıl oldukça kötü performans çiziyor.Takımının yükselişe geçtiği şu haftalarda onun yapacağı katkı çok önemli.Ayrıca Haziran ayında İspanya milli takımının ona çok fazla ihtiyacı olacağı kesin. Atl.Bilbao’nun Getafe’yi 1-0 yendiği maçta ise Bilbao’nun müthiş oynadığından falan bahsedemeyeceğim ancak Bilbao’nun ligde kalan haftalarda zorlu bir mücadele içinde olacaksa da ligde kalacağı düşüncesindeyim.Barcelona Mallorca deplasmanında çok da zorlanmadan 3-0 kazandı.Ligde her sezon olduğu gibi kötü giden Mallorca yine son haftaları bekliyor olabilir toparlanmak için ne var ki bu durum beni bir hayli sıktı.Mallorca’nın kötü performanslarından gına geldi diyebilirim.Artık küme düşme zamanı geldi bu takımın diye düşünüyorum.Barçanın ise Real’in 15 maçlık kazanma rekorunu egale etmesine sadece bir hafta kaldı.Etoo nun olmaması takımı olumsuz etkilemişe benziyor.Uzun süredir takımda yer alamayan Larsson doğal olarak Etoo nun yerini dolduramıyor.Ronaldinho’nun da bir iki maçtır kötü oynadığını belirtmek lazım sanırım.Umarım bu durum Chelsea maçına kadar sona erer ve iyi bir Barça izleriz-Chelsea de son haftalarda çok başarılı değil-. Ligin son sırasında yer alan Alaves de Malaga ve Mallorca’nın kaybettiği hafta da Sociedad’ı yenerek önemli bir üç puan kazandı.Alaves bu sezon ligde kalma mücadelesinin son haftaya kadar içinde olacak.Betis Osasuna’ya kendi sahasında bu sezon ki ilk mağlubiyetini yaşattığı maçı 2-0 kazandı.Betis çok kötü başladığı sezonda artık daha derli toplu.Gelecek haftalar onlar ligde daha üst sıralara taşıyacaktır diye düşünüyorum.Osasuna ise yeni yıla kötü girdi ve kötü devam ediyor.Bu ne kadar daha sürecek bilmiyorum ama her hafta sıralamada bir basamak aşağı iniyor.Osasuna gibi bir takımın Son paragrafımı Real Madrid’e ayırmak istiyorum.Pazar gecesi haftanın son maçında Celta Vigo deplasmanında 2-1 lib bir galibiyet elde etti.Maç boyunca Celta Vigo inanılmaz gol pozisyonları bulmasına rağmen oldukça şansızdı.Real Madrid ise Celta nın aksine bir o kadar şanslıydı.Ocak ayında oynadığı dört maçta 10 puan alan Real Madrid ligde de üçüncü sıraya yükselmiş durumda.Yeni transferlerden Cicinho takıma önemli katkı sağlamaya başladı düşüncesindeyim.Cassano ise henüz hiç hazır değil.Bu sezon takıma ne kadar katkı sağlayacak bekleyip görmek gerekecek.
|