İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

15.05.2006

Yunanistan’da beklenen gerçekleşti: Şampiyon Olympiakos

Bundan 9 hafta önce Olympiakos çok rahat bir şekilde şampiyonluğa koşuyordu, AEK ile Panatihanikos 2.lik mücadelesi veriyorlardı. Xanthi, Iraklis ve PAOK arasında Uefa mücadelesi vardı. Son iki sırada ise Kallithea ve Akratitos vardı. Olympiakos’un 13 maçtır zorlanarak galip geldiğini, en kötü PAOK’un veya Xanthi’nin Olympiakos’u yeneceğini, Panathinaikos’un ise AEK’yı içerde yenebileceğini ve Şampiyonlar Ligi için saldıracağını, Xanthi, Iraklis ve PAOK mücadelesine Aigaleo’nun da katılabileceği ve hatta Aigaleo’nun PAOK’u geçebileceğini, Akratitos’un ligden kurtulabileceğini, OFI’nin ligde kalabileeğini söylemiştik.

Şimdi ise bu tahminlerimizin bir kısmının gerçekleştiğini, bir kısmının da ters teptiğini görüyoruz. Olympiakos şampiyon oldu, AEK 2., Pana 3.sırada, Xanthi, Iraklis, PAOK üçlüsü; Iraklis, Xanthi, PAOK şeklinde sıra aldılar, Olympiakos son 9 haftada 4 maç kaybetti-şampiyonluğu garantiledikten sonra 3 maç kaybetti-PAOK’a yenilmedi ama, 3. yenilgisini dediğimiz gibi Xanthi’den aldı. AEK, Olympiakos’a dışarıda yenildikten sonra bir darbe de Pana’dan aldı. Fakat şu an 2.sıradaki yerini koruyor. En büyük yanlışımız Aigaleo’nun 6.sıraya kadar yükselebileceğini söylememizdi, fakat şu anda Aigaleo 10. sırada. Akratitos ve Kallithea’nın ise ligden düşmesi haftalar öncesinden kesinleşmişti.

ational leagues : Hellenic National League

Team

Pld

Pts

1

Olympiacos

29

69

2

AEK

29

66

3

Panathinaikos

29

64

4

Iraklis

30

51

5

PAOK

29

46

6

Xanthi

29

46

7

Larissa

29

39

8

Atromitos

29

39

9

Kalamarias

29

35

10

Egaleo

29

33

11

Ionikos

29

31

12

Levadiakos

29

31

13

Panionios

29

29

14

OFI

29

28

15

Kallithea

30

20

16

Akratitos

29

18

Evet, Şampiyon Olympiakos… Son 10 yıldaki 9. şampiyonlukların kazandılar ve bu beklenildiği gibi bu ligin üstünde bir kadroya sahip bir takım için hiç te zor olmadı. AEK’yı yendiklerinden sonra aralarındaki puan farkı dokuzdu ve neredeyse 20. haftadan şampiyonluğu ilan etmişlerdi. 29 maçta 63 gol atıp, 23 gol yediler. 6 maçta yenildiler, bunların ikisi ilk yarıda, dördü ikinci yarıda-üçü şampiyon olduktan sonra-. Yunanistan liginin zirvesinde son yıllarda adeta taht kurdular ve uzun yıllar bu tahttan onları kimse indiremeyecek gibi gözüküyor, Georgatos’la iki yıllık anlaşma yaptılar, bakalım seneye Şampiyonlar Ligi’nde neler yapabilecekler?

İkinci sırada AEK Athens takımı var. Onlarda sezon başından beri Olympiakos’un epey gerisinden takip ettikleri yarışta Olympiakos’a ilk defa bu kadar yaklaştılar fakat iş işten çoktan geçti, puanların eşitliğinde Olympiakos şampiyon olacağı için haftalar öncesinde matematiksel olarak şampiyonluğunu ilan etmişti, AEK ise Pana’yla Şampiyonlar Ligi’ne katılma mücadelesi veriyor ve eğer bu haftasonu içeride Xanthi’yi yenebilirlerse gerçekleşecek. Yenemeseler bile 2. olma şansları var Pana deplasmanda Larissa’ya yenilirse veya berabere kalırsa, AEK yenilse bile Şampiyonlar Ligi’ne katılıyor. Fakat kafalarda büyük bir soru işareti var. Olympiakos’un bile başarılı olamadığı Şampiyonlar Ligi’nde; AEK’nın ne yapacağı merak konusu? Lig böyle biterse Panathinaikos’ta Uefa’ya katılabilecek…

Gelelim Uefa’ya katılacak diğer iki takıma, biri kesinleşti:Iraklis, fakat diğeri için son hafta Yunanistan’ın en ciddi mücadeleleri gerçekleşecek. Aynı puanda bulunan PAOK ve Xanthi takımları arasında ikili averaja bakıldığında iki takımın da evlerinde 1-0 kazandıklarını görüyoruz, o zaman averaja bakılıyor ve PAOK’un averajı 14 iken, Xanthi’nin ise 6 averajı var. Yani bu hafta iki takımda kazanamazsa, berabere kalırsa veya kaybederse Uefa’ya PAOK gidiyor, ipler PAOK’un elinde yani, PAOK’un maçı içerde hedefsiz Kalamaria ile, Xanthi’nin maçı ise dışarıda AEK ile yani bir nevi şunu rahatça diyebiliriz ki sezon başından beri Yunanistan’ın en amansız mücadelesini yapan Iraklis, PAOK, Xanthi üçlüsünden kazanan Iraklis ve PAOK oldu…

İddiasız takımlara hiç değinmek istemiyorum ki tam 8 tane hedefsiz takım var, 6. ile 7. arasındaki fark 7 ve 14. ile 15. arasındaki fark 8. İşte bu 7. ve 14. takımlar arasındakiler iddiasız takımlar. Onlarda ligi huzurlu bir şekilde bitirdiler. Bu takımlar sırasıyla; Atromitos, Larissa, Kalamaria, Aigaleo, Ionikos, Levadia, Panionios, OFI…

Yunanistan’da ligden düşecek takımlarda haftalar öncesinden kesinleşmişti. Bir üstlerinde ki takımla 2 galibiyet 2 beraberlik kadar fark olan Kallithea 20 puanla 15., ligde kalabilir dediğimiz Akratitos ise 18 puanla sonuncu olarak ligden düştüler.

Kupada ise finali Olympiakos ve AEK takımları oynadı burada da Olympiakos ikinci yarıda attığı gollerle 3-0 kazanarak sezonu çifte kupayla bitirmiş oldu.

Anlayacağınız gibi Yunanistan’da artık zevk kalmadı. Ne şampiyonluk yarışı var, ne şampiyon olan takım Avrupa’da başarılı olabiliyor, ne de küme düşmeme tehlikesi yaşayan takımlar rakipleriyle dişe diş? Bunların hiçbirisi yok Yunanistan’da… Lige zevk getiren tek mücadele diğer yazılarımızda da sık sık dile getirdiğimiz Iraklis, PAOK, Xanthi üçlüsü. Milli takım da Avrupa Şampiyonluğu’nun ardından Dünya Kupası’na katılamamanın hüznünü yaşıyor. Sizin de gördüğünüz gibi Yunanistan’da futbol çıkmaza doğru ilerliyor.

Yorumlarınızı bekliyorum,şimdilik bu kadar,sağlıcakla kalın..

12.05.2006

Dünya Kupaları Tarihi - 1

Dünya Kupasi'na az kala uzun bir ara verdigim Dünya Kupasi yazilarima yeniden basliyorum.. Bundan sonra daha hizli bir tempoda, az zamanda büyük isler yapmaya çalisacagim... Simdi sözü uzatmadan, futbol denilen oyunun en sevdigim organizasyonu olan(bu sadece benim için geçeri bir durum degil) Dünya Kupasi'nin Tarihi'ni yazmaya baslayalim..

1.BÖLÜM

1930

Futbol Tarihi'nin ilk milli maçi 1872'de Iskoçya ve Ingiltere arasinda oynanir... Ilk Dünya Kupasi ise bundan 58 yil sonra 1930'da yapilir.. Kupanin yapilmasina Amsterdam'daki toplantida karar verilir.. Yeri ise Ispanya'da yapilan toplantida karara baglanir.. Ilk Dünya Kupasi son iki olimpiyatin futbol altin madalyali ülkesi Uruguay'da yapilacaktir.. Avrupalilar tabii ki itiraz eder.. Çünkü Dünya Kupasi yolculugu uzun ve zahmetlidir.. Önlerinde asilmasi gereken bir Atlas Okyanusu vardir. Ev sahipligi yapmak isteyen Isveç, Hollanda, Italya ve Ispanya bu hakki elde edemeyince kupadan çekildiler.. Ve sonuçta zamanin FIFA baskani Jules Rimet'in (bu ismi biliyorsunuz) çabalari ile Conte Verde yola çikar.. Conte Verde nedir derseniz, Dünya Kupasi'na katilan takimlari tasiyan gemi derim.. Ilk Dünya Kupasi'na takimlar ayni gemide gitmistir.. Hatta çok ilginçtir, bu gemi Avrupa'dan yola çiktiktan sonra Brezilya'da yolcu alir gibi Brezilya takimini da almistir.. Futbolcularin güvertede antrenman yaptiklari ise zaten hep anlatilip durulan efsanelesmis bir olaydir...

Ilk Dünya Kupasi ile anlatilacak pek birsey yok... Size takimlar defansif oynadi, çift önlibero oynayan Uruguay sampiyon oldu diyemem.. Birkaç ilginç not verebilirim ama:
13 takimin katildigi ilk Dünya Kupasi'nin ilk golü, haliyle Dünya Kupalari Tarihinin ilk golü Fransiz Lucien Laurent'den gelmistir..

Uruguay-Arjantin maçi ise enteresan bir olaya sahne olmustur.. Hakem maçi erken bitirmistir ve daha sonra bu anlasilinca, futbolcular dustan çikip, islak saçlarla maçadevam etmistir.. Kalan dakikalarda ise gol olmamistir.. Maç 1-0 Uruguay'in üstünlügü ile sona ermistir..

Final maçi Centenairo'da Uruguay-Arjantin arasinda oynanmis ve maçi 4-2 ile Uruguay kazanmistir.. Maçi enteresan yani ilk yarinin Arjantin'in, ikinci yarisinin Uruguay'in topuyla oynanamasi idi.. Tipki mahalle maçi gibi ama daha ilginç olan ilk yariyi Arjantin, ikinci yariyi ise Uruguay önde kapamistir..
Uruguayli futbolcu Jose Nasazzi, Fifa Baskani Jules Rimet adini tasiyan ve Abel Lafleur'un tasarladigi kupayi ilk kaldiran oyuncu olmustur..
Gerçi tüm bu yazdiklarimi sanki görmüs gibi anlatmam da saçma.. Öyle olmus iste.. Ben de okuduklarimi size anlatiyorum.. Zaten herkes öyle yapiyor.. Çünkü finalden sag kalan tek futbolcu var.. 95 yasindaki Arjantinli Francisco Varalo..
Ilk Dünya Kupasi'nin gol krali Arjantinli Guillermo Stabile'dir.. 4 maçta 8 gol atmistir..

1934

Ikinci Dünya Kupasi Italya'da yapilmistir.. Son sampiyon Uruguay, Avrupalilardan bazilari kendi ülkesine gelmedi diye kendileri de Avrupa'ya gitmemistir.. Biraz çocukça ama olabilir.. Tam bana göre bir davranis..
1

934 Dünya Kupasi'na katilmak isteyen 31 takim vardir ve bu sayini 16'ya düsürülmesi için ön eleme maçlari oynanir.. Ilginç olan evsahibi Italya'nin da öneleme maçi oynamamasiydi..
Geçen Dünya Kupasi'nda Avrupalilar, Atlas Okyanusu'nu gemiyle asmisti, bu kez de ABD, Meksika, Arjantin ve Brezilya üç hafta süren zor yolculugu yapmistir.. Brezilya ve Arjantin turnuvaya as oyuncularini götürmemislerdir.. Benim merak ettigim o oyunculari nereye götürecekleri.. Dünya Kupasi'nda oynatmayip neye sakliyor olabilirler?? Niçin sakladiklarini bilmiyorum ama anladigim o zamanlar Dünya Kupasi'nin simdiki önemine sahip olmadigi..
1934'de Italya'da oynanan kupaya dönemin diktatörü Mussolini'nin damga vurdugu söylenir.. Elimizde görüntüler olmadigi için pek birsey söyleyemeyiz ama söylenenler, Italya'nin simdiki gibi sürekli defansif bir futbol oynadiklari ve çogu maçi sansla ve hakem yardimi ile kazandigi.. Örnegin Italya'nin yari final ve final maçlarini ayni hakem yönetmistir..

Sonuç olarak Italya ve Çekoslovakya final, Almanya ve Avusturya üçüncülük maçi oynadi.. Italya sampiyon, Almanya üçüncü oldu.. Ikinci ve Dördüncüyü de siz bilin.. Sampiyon Italya'nin yildizlari, 3 maçta 4 gol atarak turnuvanin 3 gol kralindan biri olan (digerlerini bosverin yazamicam simdi) Angelo Schiavo ve su anda adina stad olan Guiseppe Meazza'ydi...

1938

Fransa'da düzenlenen kupa 2. Dünya Savasi'nin kokularinin hissedildigi bir kupa olmustu.. Ispanya iç savas nedeniyle, Avustuya da alman isgali yüzünden kupaya katilamamistir..( Fakat Almanya Avrusturya'nin futbolcularini da isgal etmis ve iyi oyuncularini kendi takimina eklemistir.) Arjantin kupanin kendi evinde yapilmasini istemis ve istegi kabul edilmeyince o da turnuvaya gelmekten vazgeçmistir..

Avusturya turnuvaya katilamayinca FIFA Ingiltere'ye davet yapmistir.. Ingiltere de bu daveti reddetmistir.. Buradan çikarcagimiz sonuç su: Simdi biz Dünya Kupasi'na katilmak için neredeyse Isviçre'ye savas açacaktik, çogu ülkede bizim gibi Dünya Kupasi'na katilmak için müthis mücadele ediyor, lobi faaliyetleri yapiyor vs vs.. O zamanlar da FIFA takimlarin turnuvaya katilmasi için mücadele ediyormus.. Hatta pek keyif vermedigi için kupanin kaldirilmasi falan da düsünülmüs ama iyi ki de kaldirilmamis diyoruz ve geçiyoruz.
Turnuva'nin tartismasiz yildizi ise Brezilyali Leonidas da Silva idi.. Yillar boyu Pele, Socrates, Zico, Romario, Rivaldo, Ronaldo, Ronaldinho ve daha bir çok efsanevi topçuyu Dünya'ya sunmus olan Brezilya'nin ilk yildizi Leonidas'in ilginç bir olayi da söz konusu...

Brezilya ve Polonya arasinda oynanan ve 6-5 Brezilya'nin üstünlügü ile sona eren maçin ilk yarisini Leonidas'in kafa golleri ile Brezilya 3-1 önde kapamisti.. Fakat Leonidas performansini begenmemisti ve kötü oyununun sorumlusunu ayakkabilari olarak belirlemisti.. Ikinci yariya ayakkabisiz çikan Leonidas bir süre böyle oynadiysa da hakemin zoruyla ayakkabilarin giymisti.. Ve ayakkabilari ile kötü oynayinca Polonya skoru 4-4'e getirmisti.. Sonuç olarak maç 6-5 Brezilya'nin üstünlügü ile bitti, Polonyali Wilimowski ve Leonidas dörder gol attilar... Ve belki de Brezilyalilarin, çiplak ayakla futbol oynama gelenegi böyle dogdu..:)

Yari finallerde Macaristan, Isveç'i rahat geçti.. Diger maçta ise Brezilya teknik direktörü Adheinar Pimenta, Leonidas dahil olmak üzere 8 as oyuncusunu Italya karsisina çikarmadi.. Çünkü Italya'yi rahat geçecegini düsünüyordu ve elineki kozlari finale saklamisti.. Fakat bu hatayi affetmeyen Italya önce Brezilya'yi eledi, sonrasinda ise finalde Macaristan'i 4-2 ile geçerek ikinci sampiyonluguna ulasti.. Brezilya ise su an 6 kupaya sahip olabilirdi.. Eger Italya'yi biraz ciddiye alsalardi..

1938 Dünya Kupasi'ndan sonra savas koptu ve Dünya Kupalarina 12 yil ara verildi.. Bu süre zarfinda Jules Rimet Kupasi'ni müttefik devletlere kaptirmaktan korkan Italyan Fifa Delegesi Ottorino Barassi, kupayi ayakkabi kupasi içinde saklamis.. Bu da ilginç bir olay tabii ki...

1950:


Savas sonrasi yapilan ilk kupaydi.. Parasizlik nedeniyle biz, ayakkabi giymemekte israr etmesi nedeniyle de Hindistan turnuvaya katilma haklari olmasina ragmen katilmadi.. Turnuva'yi düzenleyecek olan Brezilya, bu turnuva için, son anda da olsa bir futbol harikasi olan Maracana'yi insa etmisti...

Dünya Kupasi'nin oynanis stili ise çok ilginçti.. Iki tane dört takimli, bir tane 3 takimli, bir tane de 2 takimli gruplarda mücadele eden takimlar, final grubunda liderlik için mücadele verecekti.. Mücadele sonunda en çok puan alan Dünya Sampiyonu olacakti.. Ilk tur gruplarinda ilk kez Dünya Kupasi'na katilan, Ingiltere'nin A.B.D' ye yenilip elenmesi, okudugum kaynaklarca Futbol Tarihi'nin en büyük sürprizi olarak nitelendiriliyor.. Bu takimlarin o zamanki güçlerini bilemem ama simdi böyle bir sonuç olussa ben hiç sasirmam..
Neyse, bahsettigimiz final grubuna kalan takimlar, Uruguay, Brezilya, Isveç ve Ispanya'ydi... Tesadüf eseri son maç grubun birincisi ve ikincisi Brezilya ile Uruguay arasinda oynanacak ve Uruguay galip gelemedigi takdirde Brezilya Dünya Sampiyonu olacakti..

Maracana'yi dolduran sayisi bilinmeyen seyirci toplulugu önünde(bir rivayete göre 250.000 kisiymis.. Yuh artik..) Brezilya zafere odaklanmisti.. Kesin favori olarak maça çikan Brezilya ikinci yarida 1-0 öne geçince sampiyonluk sarkilari söylemeye baslamisti.. Fakat 66. ve 79. dakikalarda gelen Uruguay golleri staddaki bilmem kaç bin kisiyi, ülkedeki milyonlari, tüm futbol dünyasini soka ugratmisti..

Maçin yildizi ilk golün asistini yapip, galibiyet golünü de atan Uruguay kaptani Ghiggia olmustu.. Brezilya'da ise Ademir de Menezes 6 maçta 9 gol atarak gol krali olsa da takimi sampiyon olamamis ve kaybedilen final maçinda, Brezilyali iki taraftar ise sahaya atlayarak intihar etmisti.. Futbol tarihinin gelmis geçmis en büyük soklarindan biri yasanmis ve Brezilya Dünya Kupasi serilerine baslamak için 8 yil daha beklemek zorunda kalmisti..

Neyse bu yazilik bu kadar yeter.. ÖSS'ye hazirlanmak için rapor aldim, okula gitmiyorum.. Beni taniyan herkes bütün gün oturup ders çalisamayacagimi bilir.. Bu nedenle bos vakitlerimde, belki de her gün yazi yazabilirim.. Dünya Kupasi'na kadar yazmak istediklerim yetistirmeye(Tarih, stadlar, takimlar) çalisacagim ama yetismese de diger yazarlardan zaten yazilar gelecektir.. Simdilik hosçakalin..

8.05.2006

Öküz Öldü Lig Bitti

Sonunda bitti. Koskoca bir sezon bizim istediğimiz takım olan Anderlecht benim çok beğendiğim beyaz formalarıyla şampiyonluğa ulaştı. Bütün Türkiye Serhat’ın oynadığı takım olan Anderlecht’ i tuttuğu için benim de bir sempatim vardı. Sezon başı büyük umutlarla büyük transferler yapmışlardı. En önemli transferleri Serhat’tı. İlk haftalarda antrenörüyle sorun yaşamasına rağmen sezonu kısmen mutlu bitirdi. Kısmen çünkü son maçın 20. dakikasında sakatlanarak son maçı tamamlayamadı. İyileşmesi için 6 hafta gerektiği bildirildi.

Şampiyonluğun geldiği maça Anderlecht çok hızlı başladı. Karşılarındaki takımda ligin en çok sürpriz yapan iki takımından biri olan Zulte Waregem idi. Maçın 3-0 bitmesi ve Standard’ın da evinde 2-0 mağlup olması beyazları mutlu sona ulaştırdı. Anderlecht’ in ilk golü 40. dakikada defans oyuncusu Lamine Traore’ nin ayağından geldi. Standard’ ın 30 dakika içinde 2-0 mağlup duruma düşmesi ile bu gol daha da değerli hale geldi. Bu golden sonra zaten şampiyonluk kutlamaları başlamıştı. İkinci gol ise yine sürpriz bir topta Tihinen tarafından atıldı. Bu golden sonra artık kimse maçı düşünmemeye başladı. Koskoca bir sezonun ağırlığı üstünden giden beyazlar daha da rahat oynayarak üçüncü golü attı ve şampiyonluk geldi.

Son hafta maçlarıyla birlikte Anderlecht Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılma hakkını elde etti. Lig ikincisi Standard ise seneye Şampiyonlar Ligi 3. turuna katılacak. Brugge ise bu senenin aksine seneye UEFA kupasından başlayacak Avrupa macerasına. Lig sonuncusu La Louvierre ise direkt olarak ikinci lige düştü. 17. sıradaki Lierse ise ikinci lig ikincisi, üçüncüsü ve dördüncü ile play off oynayıp ligde kalmaya çalışacak.

Yılın on birini belirmeye çalışırsak ise kalede Anderlecht’ in kalecisi Zitka var. Savunmada yine beyazlardan Tihinen, Standard’ tan iki oyuncu Jorge Costa ve Deflandre ve son olarak Brugge’ den Clement. Orta sahada ise Brugge’ den Sven Wermant, beyazlardan Wilhemsson ve Goor son olarak da Standard’ tan eski İnter’li Sergio Conceicao. Santrafor mevkiinde ise ligin gol kralı Tosin Dosunmu ve Nicolas Frutos var.

Son Haberler

Belçika Birinci Futbol Ligi'ndeki şike olaylarında futbolcuların maç başına 18 bin 500 ile 60 bin euro aldıkları açıklandı. Federasyondan yapılan açıklamada, Çinli işadamı Zheyun Ye'nin yarattığı şike olaylarında antrenör Paul Put'un 60 bin, yardımcı antrenör Patrick Deman'ın 57 bin, futbolcular Cliff Vmardulier ve Laurent Fassotte 60'ar bin, Igor Nikolovski, Marius Mitu, Yves Van Derstraeten 18 bin 500'er euro diğer bir oyuncu Ninoslav Milenkovic'in ise 20 bin euro aldıkları, paraların antrenör Paul Put tarafından dağıtıldığı açıklandı. RSC Anderlecht'te görevine son verilen futbolcu Laurent Delorge ve Archie Thompson'nın ne kadar para aldığı ise federasyon tarafından açıklamadı. Açıklamada, şike olaylarında Zheyun Ye'nin isteği yerine getirilmediği taktirde oyuncuların paraları geri verdiği belirtilirken, sık sık soyunma odalarına giden Çinli işadamının oyuncuları ''Hepinizin güzel çocukları var. Umarım ileride çocuklarınızla birlikte olursunuz'' diyerek tehdit ettiği kaydedildi.

5.05.2006

36. Hafta sonunda La Liga Değerlendirmesi

La Liga’da bu hafta arası yapılan karşılaşmalarla 36. hafta tamamlandı. Geriye ki hafta kaldı ve Barcelona, Celta maçının devre arasında Mallorca’nın Valencia’yı 2-1 yenmesiyle ilgili haber gelince şampiyonluğunu ilan etti. Valencia da ligi ikinci bitirmek için Real Madrid ile çekişiyor. Osasuna Atletico deplasmanında kazanarak Şampiyonlar ligi yolunda çok önemli bir avantaj elde etti. Celta dün akşam ki mağlubiyetle şansını kaybetti artık. Sevilla ise UEFA’yı garantilemiş gibi ancak Barça ile oynayacakları eksik maçı da kazanabilirlerse Ş. Ligi’nin son biletini alan takım olmak için onların da umudu yeşerecek. Deportivo, Villarreal, Atl. Madrid, Getafe UEFA şansı kalmayan takımlar.

Düşme-Kalma mücadelesinde Malaga ilk düşen takım. Cadiz de dün geceki Sociedad beraberliğiyle düşen ikinci takım olmak üzere. Alaves aldığı Betis galibiyetiyle hem umutlarını artırdı hem de rakibini tehlikenin tam ortasına koydu. Santander bu akşam Real Madrid maçından üç puan çıkarabilirse Mallorca gibi O da şansını çok artıracak. Bu iki takım haftasonu kazanarak önemli bir iş başarmışlardı. Atl. Bilbao dün akşam kazanarak çok son iki maça şansını artırarak girdi. Sociedad ve Espanyol da dün gece son dakikalarda yedikleri gollerle hayal kırıklığına uğradılar. Sociedad deplasmanda Cadiz ile berabere kalarak yine de iyi bir skor elde ederken Espanyol kendi sahasında Deportivo’ya yenilerek kritik son iki maça endişeli giriyor. Zaragoza ise ligi uzun zaman önce bitirmişti zaten. Geçelim ayrıntılara;

Lider, Şampiyonlar Ligi finalisti Barcelona dün gece Celta Vigo’yu deplasmanda 1-0 yendi. Bu maçın devre arası olduğunda Valencia’nın Mallorca’ya 2-1 yenildiği haberi geldi ve ikinci yarıya Barça şampiyon olarak çıktı. İkinci devrede de gol krallığı yarışını önde götüren Eto’o nun golüyle maçı kazanmayı başardı. Hafta sonu Cadiz maçında beş ay sonra sahalara dönen Xavi bu maçta da ikinci yarıda şans buldu. Gerek Barcelona gerekse İspanya Milli takımı için son derece önemli bir oyuncu olan Xavi umarım kısa sürede form yakalar ve Barça’ya şampiyonlar ligi finalinde katkı sağlayamasa bile Dünya Kupasında takımdaki yerini alır. Celta Vigo dün geceki mağlubiyeti ve Osasuna’nın da kazanmasıyla Şampiyonlar ligi umudunu kaybetti artık. Beşe çıkan farkı kapaması iki haftada hem çok zor hem de Sevilla’nın da işin içinde olması olayı daha da güçleştiriyor. Celta kalan iki maçta Sociedad ile deplasmanda, sahalarında da Getafe ile karşılaşacaklar. Bu sezon lige yükselen bir takım için elde ettikleri UEFA başarısı da çok önemli.

Barça’nın ardından Şampiyonlar Ligi biletini direk kazanacak takım olan ikinci sıra için Valencia dün geceki Mallorca mağlubiyetiyle avantajını yitirdi. Real Madrid Santander karşısında kazanırsa üçüncü sıraya gerileyecekler. Kalan iki maçında Valenica sahasında Atl. Madrid ile son hafta da Osasuna deplasmanına çıkacak. Osasuna maçı her iki takım için de çok önemli olacak. Osasuna dün gece Atl. Madrid deplasmanında 1-0 kazanarak şansız bir şekilde kaybettikleri Real Madrid maçından sonra Şampiyonlar ligi mücadelesinde önemli bir adım atmış oldu.

Sezona harika başlayan Osasuna haftalar geçtikçe bazı zamanlarda sendelemesine rağmen yine de istikrarını korumayı başardı ve ligin sonunun geldiği şu haftalarda bu sezonun ligdeki en flaş takımı olmayı başardı. Osasuna kalan iki haftada iki zorlu maça çıkacak. Santander deplasmanı ve Valenicia ile kendi evlerinde oynayacakları maç. Pazar gecesi Osasuna’yı deplasmanda deviren Real Madrid bu gece Santander’le deplasmanda karşılaşacak. Düşmeme mücadelesi veren rakibi karşısında alacakları üç puan onları tekrar ligde ikinci sıraya yerleştirecek. Real Madrid kalan maçlarında Villarreal’i konuk edecek ve son maçta da Sevilla ile deplasmanda karşılaşacak.

UEFA Kupası finalisti Sevilla dün gece ilk yarıda attığı 3 golle Getafe’yi 3-0 yendi ve Şampiyonlar ligi mücadelesini sürdürdü. Barça ile oynayacakları erteleme maçını kazanabilirlerse ilk dört iddiasını sürdürecekler. Son iki maçları ise ligden düşen Malaga ile dışarıda ve Real Madrid ile Sevilla’da oynayacaklar. Oynayacakları son üç maçın ikisinin Barça ve Real ile olması Sevilla’nın şansının çok da fazla olmadığı düşüncesini bizde uyandırıyor. Deportivo, Celta mağlubiyetinin ardından bu sezon ki iyi dış saha performansına dün gece de devam etti ve Espanyol’u Tristan’ın 90 da attığı gol ile 2-1 yenmeyi başardı. Ligin kalan iki maçının onlar için çok da az olsa UEFA kupası için anlamı olacak. Deportivo kalan iki maçta düşmeme mücadelesi yapan iki takımla oynayacak. Atl. Bilbao ve Alaves. İstikrarsız görüntüsüyle Deportivo’nun bu iki maçtan da galibiyet alması çok da olası görünmüyor. Villarreal de düşen Malaga’yı 2-1 yenerek puanını 53’e çıkardı. Kalan iki maç onlar için de prestijden öte değil. Uzun süredir iyi bir görüntü çizen Getafe de ligin bitmesini bekliyor. İnter Toto kupasına gidecek takımlardan biri olabilirler de bunun dışında kalabilirler de. Sezonun hayal kırıklıklarından en önemlisi A. Madrid hem Mallorca hem de Osasuna’ya yenilerek UEFA kupası şansını yitirdi. Onlar da Getafe, Villarreal ve Deportivo gibi ligin bitmesini bekliyor. Lig 11. si Zaragoza ise ligin en rahat takımı. Hiç bir amacı olmadan haftalardır oynuyorlar.

La Liga daki Şampiyonlar Ligi mücadelesi gibi çok heyecanlı geçen bir başka mücadele de ligde kalma mücadelesi. Malaga’nın düşmesinin kesinleşmesiyle bu mücadele içindeki takım sayısı sekize düştü. 12. sıradaki Mallorca ile 18. sıradaki Alaves arasında dört puanlık fark var.

Son iki maçını kazanan Mallorca 40 puana yükselmiş durumda. Neredeyse her sezon lige çok kötü başlayıp son haftalara kadar düşme potasında bulunan Mallorca her zamanki gibi yine son maçlarda kazanarak ligde kalmayı muhtemelen başaracak. Kalan iki maçında önce Betis deplasmanına çıkacak olan Mallorca son maçta Zaragoza’yı ağırlayacak Betis’e kaybetse bile lige havlu atmış olan Zaragoza’yı yenmeyi başaracaklardır. Belki de buna bile ihtiyaçları kalmayacak. 39 puanları bulunan iki Bask temsilcisi 13. ve 14. sıradalar. Dün gece Zaragoza’yı Yeste’nin bitime 15 dakika kala attığı golle deviren Bilbao son iki maç öncesi ligde kalma şansını artırdı. Deportivo deplasmanı ve Şampiyon Barça ile San Mames’de oynayacakları maçlardan birini kazanmaları gerekiyor. Sociedad hafta sonu Sevilla’ya kendi sahasında kaybettikten sonra dün gece Cadiz maçını son dakikada yedikleri golle 2-2 berabere tamamladılar. Bu hafta Celta’yı konuk edecekler ve kazanmaları gerekiyor. Çünkü son maçları Espanyol ile deplasmanda olacak. Dün gece sonunda aldıkları mağlubiyetlerle 38 puanda kalan Betis ve Espanyol 15. ve 16. sıradalar. Alaves’e kaybeden Betis iki zorlu maça çıkacak. Hafta sonunda Mallorca’yı ağırlayacak olan Sevilla temsilcisi ligi Madrid deplasmanındaki Atletico maçıyla tamamlayacak. Beş maçtır kazanamayan Betis’in iki maçını da kazanabileceğini düşünüyorum.

Espanyol ise dün gece sahasında kaybederek son iki maçta kendini zor duruma soktu. Barcelona derbisi ve Sociedad kalan maçları olacak. Bu gece Real Madrid’i konuk edecek olan Santander de kritik bir konumda. 17. sıradaki takımın 37 puanı var. Hafta sonu Osasuna’yu konuk edecek olan Santander son maçta deplasmanda Villarreal ile karşılaşacak. Deplasman performansı iç sahaya oranla çok daha iyi olan bu takım için Villarreal maçını da kazanabileceğini düşünürsek içeride oynayacakları maçlardan birini kazanmaları gerekiyor. Alaves dün Betis’i mağlup ederek son iki maça umutla girmeyi başardı. Dün gece Betis kazanmış olsaydı bütün takımlar rahatlamış olacaktı çünkü Alaves ve Cadiz muhtemelen düşmüş olacaktı ama olmadı. 36 puanı bulunan Alaves’in kalan maçlarının da zor olmadığını görüyoruz. Zaragoza deplasmanı ve Deportivo ile sahalarında oynayacakları maç.

Cadiz dün gece Sociedad’ı geçmiş olsaydı bugün onlara da epeyce değinmek durumundaydık ama artık onlar için çok geç. 33 puanı bulunan Endülüs takımı için ligde kalmak mucize gibi bir şey. Yine de Getafe ve Malaga ile oynayacak olmaları onlar için bir avantaj olacak. Bu maçları kazanabilirlerse rakiplerinin ekstra kaybedeceği puanlar olursa çok zayıf da bir ihtimal, neredeyse matematiksel bir durum ile ligde kalma şanları olabilir. Bunun gerçekleşeceğine bende herkes gibi inanmıyorum. Malaga da zaten düşmüş durumda.

La Liga’nın 38. hafta sonunda nasıl şekillenebileceğine ilişkin olarak ise ; Barça zaten şampiyonluğunu ilan etti. Valencia ve Real Madrid arasında ikincilik yarışı sürüyor. Osasuna’nın da Valencia ile karşılaşacak olması onları da sürpriz bir biçimde lig ikincisi yapabilir. Osasuna’nun ikinci olma ihtimalinin yanında ilk dört dışında kalma ihtimali de mevcut. Celta’nın kaybetmesi onların dördüncülük şansını epey artırdı. Sevilla’dan ise hala umutluyum. UEFA’ya gidecek takımlar da belli. Dördüncülük mücadelesinde arkada kalacak olan iki takım ve kral kupasının sahibi Espanyol. Geçen sezon İnterToto kupasına üç takım göndermişti La Liga. Bu sezon da öyle olacak ise Deportivo, Getafe, A. Madrid, Villarreal buranın adayları. En kritik yer olan düşme mücadelesinde ise Cadiz de Malaga’dan sonra düşmesi en muhtemel takım. Son takım ise son maçlarda belki de son saniyelerde belli olacak. Santander bu gece ki maçı kaybedecek olursa düşme tehlikesini kanımca en fazla yaşayan takım olacak. Alaves bu durumda onlardan daha avantajlı olacak. Düşen son takımın Mallorca, Betis, A. Bilbao, Espanyol, Sociedad takımlarından biri olacağını düşünmüyorum daha doğrusu istemiyorum. Santander benim için en kuvvetli aday düşecek son takım için. Diğer aday da Alaves.

3.05.2006

Senaryosunu Oynayan Adam

Taraftarların en sevgili futbolcuları kulübe genç yaşta gelen –hatta mümkünse altyapıdan çıkan- futbolculardır. Büyük transferler elbette şaşaalıdır, elbette rakip takımın golcüsünü kadroda görmek heyecan vericidir ama insanın aklında hep bir soru vardır; ya bizi de bırakırsa diye. Oysa insan yediği kaba pislemez diyerek elimizde büyümüş oyuncuları pamuklara sararız ve bir yanlışlarını görürsek onları öfkemizin en şiddetli haliyle muhatap ederiz; koynumuzda beslediğimiz yılan, yılanların en zehirlisidir.

Tuncay Şanlı da Fenerbahçelilerin Raul’u işte. En tanınır yanı altyapısı olmayan bir takımın genç yaşta bünyesine katarak kendinden biri haline getirdiği yıldız O. Ama hakkını vermek lazım, mazhar olduğu sevgiyi hak etmek için var gücüyle çalışıyor. Bu uğurda yapamayacağı şey yok sanki, golse gol, mücadeleyse mücadele, koşmaksa en kralı, maratonundan ve sevinçse sevinç, tezahüratsa tezahürat, yaşa Fenerbahçe’sinden hindisine kadar…

Bu beni sevin gösterilerinin bende uyandırdığı his ne gerek var oluyor. Büyük bir takımın başarılı oyuncusu zaten bu ülkenin kabaca üçte birinin gönül hanesinde yer alırken kalan kitlenin antipatisini çekmek pahasına tribünlere oynamak…Zaten gerilmiş bir ortamın anlamı tartışılır kısır liginde sinirleri gerilmiş insanları birbirine daha da düşman etmek…Hayat şartlarının neler getireceğini hiçbirimiz bilemezken belki yarın formasını giyeceği takımların camialarını karşısına almak…İmaj danışmanı değil ama akıl hocası olduğunu söyleyen birinin bu kadar düşüncesizce davranması…Yanı başındaki Fatih Akyel, Alpay Özalan örneklerinden ders almaması…

Özür dilemenin bir erdem olduğu söylenir, yazımızın kahramanı buna son derece inanıyor olmalı. Vatan gazetesinin 28 Marttaki haberine göre tam altı kez basın önünde özür dilemiş Tuncay Şanlı. Son iki özrü Galatasaray camiasından, yanlış anlaşıldığını söylüyor. Ama bir tezahürat 10 saniye sürmüyor ki yanlış anlaşılsın ve açıkçası hepimiz hindilerin güzergahını net bir şekilde dinledik. Ve bizlere bu tezahüratın tribünlerde insanların dostça maç seyredebilecekleri günlerde söyledikleri bir şarkı olduğu söylendi. Biz de o zaman tamam dedik, tezahüratın yapılışındaki şiddete, inip kalkan kollara dikkat etmedik. Ve anladık ki babalarımız dedelerimiz birer evliyaymış, yanlarında bu hareketleri yapan insanlar varken sessiz sakin otururlarmış…

Oysa Türk futbolu O’nu ilk tanımaya başladığı günlerde hepimizin kanı ısınmıştı O’na. Kötü giden takımının ayakta kalan ismiydi, ikinci ligden yeni gelmişti ve azmiyle değme birinci lig oyuncularına taş çıkartıyordu. Diğer takım taraftarları da belki rakiplerinin çok korkulacak durumda olmamasından kaynaklanan bir yakınlık duydular, gelecekte O’nu milli takım forması içinde görmek için sabırsızlandılar. Ama O, son zamanlarda sarı lacivert olmayan hiçbir sevgiyi istemiyor sanki. Şampiyonlar Ligi maçlarında yabancı yıldızlardan eksik etmediği yardım elini, sevecenliğini, Süper Ligimizdeki oyunculara ve taraftarlara uzatmaktan imtina ediyor.

“Senaryomu oynuyorum” diyecek kadar içinde olduğu dünyanın sahteliğini anlayan bir insan, bu dünyayı, dünyaların en gerçeği sayıp kutsallaştıran insanlara karşı saygılı olmalıdır. Bu saygı, artık pek anlamı kalmamış sportmenliğin gereği değilse bile yarınların neler getireceğini bilemeyeceğinin farkında olacak kadar bir rasyonelliğin gereğidir.