İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

23.07.2013

Gerçek Süper Yıldızlar




Sneijder ve Drogba Türkiye’ye ilk transfer olduğu günden beri bu isimlerin akıbetinin Türkiye’de futbol oynayan bir çok yabancı “yıldız” gibi kötü olabileceği konuşuluyor. Bu “saçma” konuşmalarla ilgili ne zamandır yazmak istiyordum, nasip bugüneymiş. Önce kavramları netleştirelim. Türkiye’ye öyle bahsedildiği gibi çokça gerçek yıldız gelmedi. Dünya çapında yıldız olmak kolay bir iş değil.

Türkiye’de oynayan ve “Dünya yıldızı” denilen yabancıları şu şekilde gruplara ayırabiliriz.

1- İyi takımlarda oynamış, iyi kariyerli, ancak pozisyonları itibariyle gösterişsiz isimler: Örnek olarak aklıma Popescu, Taffarel, Eboue, Frank De Boer, Oscar Cordoba geliyor.  Bu örneklerden Popescu ve Taffarel’in neler yaptığını biliyoruz. Örnekleri çoğaltabiliriz.

2- Dünya piyasasında hiçbir zaman süper yıldız olmamış, ancak Türkiye’ye gelmeden önce iyi işler yapmış isimler: Örnek: Jardel, Alex, Van Hooijdonk, Elano, Moussa Sow, Ailton, Guti aklıma gelen ilk isimler. Özellikle Alex ve Van Hooijdonk’un yaptıkları muazzam. Örnekleri çoğaltabiliriz.

3- Kariyer başlangıcında umut vaat eden ama sonradan “bir türlü isteneni veremeyen”  ve hiçbir zaman Dünya piyasasında süper yıldız olamayan isimler: Örnek: Anelka, Ortega, Abdul Kader Keita, Lincoln, Quaresma. Bu isimler biraz da tarzları gereği Türkiye’de de başarılı olamadılar. Çünkü ortak noktaları düşük iş ahlakı.  Örnekleri çoğaltabiliriz.

4-Gerçek manada süper yıldızlar: Burada örnekleri çoğaltamayız. 2013 yılına kadar Dünya çapında süper yıldız mertebesine erişmiş ve Türkiye’de oynamış iki isim vardı: Hagi ve Roberto Carlos. 2013 Ocak ayında Sneijder ve Drogba da bu ikiliye katıldı.

Şimdi de bu isimlerin Dünya çapındaki yıldızlığını tartışalım:

Hagi: Bir çok kişi onun Barcelona ve Real Madrid’de başarısız olduğunu sürekli vurgulasa da şunu unutmayalım ki Real Madrid’de başarısız olup sonradan Barcelona’da oynamak kolay iş değildir. Ayrıca Hagi’nin Steaua kariyeri, Romanya Milli Takım kariyeri, Galatasaray ve Brescia kariyeri son derece başarılı. Karizması da cabası. Dünya üzerindeki bir çok otoriteye göre futbol tarihinin en büyük 50 isminden biri ve Dünya’da futbolun konuşulduğu her yerde bilinen bir isim.

Roberto Carlos: Herkesçe kabul edilen bir şey var: Roberto Carlos futbol tarihinin en iyi sol beki. Ayrıca mevkisine göre fazla gösterişli oyunu sayesinde her zaman ön plana çıkmış, Dünyaca tanınmış gerçek bir süperstar.



Wesley Sneijder: 2010 yazında bu adama Dünya’nın en iyi orta sahası diyenlerin sayısı hiç az değildi. Kariyerinde oynadığı her takımda başarılı oldu, belki pozisyonu için fazla gösterişli değil ama pozisyonu için fazla iyi bir oyuncu. 50 yıl sonra hatırlanmayabilir, ancak Avrupa kariyerinin bir süper yıldız seviyesinde olduğu nettir.

Didier Drogba: Afrika futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından biri. Çok fazla uzatmaya gerek yok, Dünya çapında gerçek bir süper yıldız olduğu aşikar.

Bu kısa notlardan çıkan sonuç: Sneijder ve Drogba Türkiye’de Hagi'nin yaptıklarını yapamayabilirler, bir Alex olmayabilirler. Ancak lütfen bu isimleri Lincoln ile Queresma ile ya da ne bileyim Frank De Boer ile aynı kefeye koymayalım. Gerçekten Dünya yıldızı olmanın ne demek olduğunu bilelim.

20.07.2013

Lübeck


Hamburg'a gelip bavulumu otele atar atmaz ilk trene atlayıp soluğu Hamburg'un 60 km kuzey doğusundaki UNESCO dünya mirası listesinde olan Lübeck'te aldım. Burası ortaçağ sonlarına kadar  Baltık havzasının en önemli şehriymiş. 2. Dünya savaşındaki bombalamalara karşı çok iyi bir restorasyon çalışmasıyla 1200lü yıllarda yapılan binaları başarılı bir şekilde korumuşlar.

Nehirle çepe çevrelenen eski şehir bir Brugge ya da Cesky krumlov'u andırıyor. Ama en nihayetinde bombalanmanın etkisi ile bu iki şehir kadar kendinizi ortaçağda hissettirmiyor.

Trenden indikten sonra Disneyland kapısını andıran bir kapıdan girip eski şehire adımımı attım. Muhtemelen pazar olmasının etkisiyle belediye meclisinin olduğu meydana panayır kurulmuştu. Sosisçisinden biracısına, balıkçısından tatlıcısına kadar her türlü stand vardı. Ben tercihimi kuzey denizinin ünlü ringa balığından (matjes) yana kullandım. Bizdeki gibi soğan, yeşillik ile ama çiğ olarak servis ediliyor. Eğer suşi yiyorsanız yemekte zorluk çekmezsiniz.

Hemen hemen hepsi 60 yaş üstü yerel halk ile karnımı doyurduktan sonra başladım şehri arşınlamaya. Birçok tuğladan kilise ve güzel mimarili evlerin bulunduğu sokakları arşınladıktan sonra son durağım yine belediye meclisinin (Rathaus) arkasındaki Niederegger şekercisi oldu. Lübeck'in alamatifarikası badem ezmesinden yapılan marzipan. Memlekete dönerken hediye götürülecek yer burası oluyor.

Sözün özü 3 saat ayırmanın yeterli olduğu keyifli bir kasaba. Ola ki yolunuz bir şekilde Hamburg'a düşerse trenle 12 avro ve 45 dakika mesafedeki bu kasabaya uğramanızı öneririm.


Sahibinden az kullanılmış Benteke


 
Paul Lambert, 11 gün önce transferini isteyen Cristian Benteke ile samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve takımda kalacağını açıkladı. 

Geçen yıl Villa'nın kulüpte kalmasında çok büyük payı olan Benteke'nin kulüpte kalması takım için çok önemli ancak Benteke'yi satışa koyan taraftar onu kolay kolay affeder mi, orası muamma

19.07.2013

Fantasty Premier League


Premierleague'de sezonun başlamasına bir ay kala Fantasy Premier League kapıları açıldı.

Bu yılın Michu'su, Fellaini'si kim olacak? Robin Van Persie'ye 14 milyon vermeye değer mi? 3-4-3 mü, 3-5-2 mi? Geçen yılın şampiyonu olarak ünvanımı koruyabilecek miyim? Bunun gibi daha birçok soru ile oyuna başlıyoruz.

OrtaKafaGol ligini yeniledim. Eğer daha önceden ligteyseniz yeni birşey yapmanıza gerek yok. Yok değilseniz 36647-44889 kodu ile kayıt yapabilirsiniz. Başlamak için buraya tıklayınız.


18.07.2013

Hamburg


Avrupa'nın ortasında olmasına rağmen Almanya turistik açıdan pek de rağbet görmeyen bir ülke. Ben de kişisel olarak iş için Almanya'ya gelmek durumunda olmasam kalkıp gelir miydim emin değilim. Hazır gelmişken de haftasonu ile birleştirip Hamburg'a geldim.

Açıkcası Avrupa'nın en büyük limanlarından biri ve Berlin'den sonra Almanya'nın ikinci büyük şehri olması dışında birtek futbol takımını bildiğim bunun dışında bir turist olarak ne yapılacağı hakkında en ufak fikrim olmadan geldim Hamburg'a. Tek dayanağım yakınındaki Bremen ve Lübeck'in UNESCO dünya mirası listesinde olmasıydı. Zaten Hamburg'a gelir gelmez ilk yaptığım iş Lübeck'e gittim. Orası bundan sonraki yazının konusu.

İlk öğrendiğim şey, bizim taraftarı sayesinde bildiğimiz St. Pauli esasında Cihangir ila Red light district arası bir semtmiş. Şöyle ki tiyatrolar, müzikaller; stripclublar ile yanyana. Şanssızlığım pazar akşamı Hamburg'da olmamdı. Zira burada da pazar gecesi oldukça ölü. Zaten ufak olan şehirde kimse pazar gecesi eğlenmeye çıkmıyordu ve kalabalık olmayınca da eğlence de yoktu. Böylece Reeperbahn'ın meşhur gece hayatının tadına varamadan Hamburg'tan ayrıldım.

Şehir liman şehri ve limanın turistik açıdan pek de bir değeri yok. Bu anlamda şehrin belki de tek görülmeye değer yeri Miniatur Wunderland. Elektrikli oyuncak trenlerin oradan oraya haraket ettiği muazzam maketler yaratmışlar. Tarih ve coğrafyaya merakınız varsa buradan çok keyif alabilirsiniz. Eğer tren istasyonundaki penguen ailesi gibi detaylara takılıp uzun uzun maketleri incelerseniz çok rahat saatlerinizi geçirebilirsiniz. Ben kısmen üstünkörü dolaşmama rağmen 2 saatten fazla kaldım.
Bunun dışında yapılacak bir diğer keyifli aktivite İstanbul'da artık yavaş yavaş hayal olacak, şehrin içinde doğa aktiviteleri yapmak. Alsterparkta dolanıp, oradan tekneye atlayarak Aussenalsterde dolanmak size epey huzurlu bir saat yaşatacak.

Onun dışında da açıkçası pek de birşey yok. Kanalları bir Amsterdam falan değil. Böyle diyen varsa Amsterdam'ı hiç görmemiştir. İkinci dünya savaşında şehir yerle bir olduğu için de öyle kayda değer bir tarihi birikim de yok.

Sözün özü Hamburg bir cumartesi gecesi eğlence, ertesi gün de doğada huzur bulmak için güzel bir yer. Bunun dışında da fazla bir şey beklenmemesi gereken bir şehir.