İletişim

Twitter: @ortakafagolcom E-Mail: ortakafagol.com@gmail.com

2.02.2014

Roma'da bir haftasonu

Gezi yazılarını yazmamdaki sebeplerden biri gezip gördüklerimi paylaşmaksa en az bunun kadar önemli bir sebebi de daha sonra geriye dönüp okuyarak yaptıklarımı hatırlamak. 2 yıl önce yine Roma'ya gitmiştim. Anlaşılan o zaman yazmak için çok fazla vaktim yokmuş ki o zaman yazdığım yazıda pek de fazla birşeye değinmemişim.



2 yıl aradan sonra geçtiğimiz kasımda bir haftasonluğuna Roma'ya gittim. Daha henüz TL fiilen devalüasyona uğramamış ve euro 2,8 TL civarlarındayken, batmakta olduğu için 3 kuruşa yolcu taşıyan Alitalia'dan 360 TL'ye bilet buldum. İşin güzel tarafı, sefer İstanbul'dan cuma 19.00'da kalkıyor, pazar akşamı 21.30'da dönüyor. Bu da size işinizden izin almadan tepe tepe 2 tam gününüzü değerlendirme imkanı sunuyor.

Roma havalimanı şehrin 30 km dışında. Şehre gitmek için en hızlı yol tren olsa da 14 avro ile epey pahalı bir ulaşım aracı. Öte yandan Havaş tarzı otobüsler sadece 5 avroya tren terminaline götürüyorlar. Biz, bavullar ile cuma gece yarısı çok dolaşmamak adına terminale yürüme mesafesinde bir otelde kaldık. Bölge çok tekin gibi görünmese de esasında bir tehlike barındırmıyor ve fiyatlar, diğer bölgelere göre çok da uygun.

Roma'yı gezmek için yapacağınız ilk şey bir Roma Pass edinmek olmalı. 35 avroya size iki müzeye bedava giriş hakkı, diğer müzelere indirimli giriş ve 3 gün boyunca toplu taşıma araçlarını kullanım sağlıyor. Sadece Kolezyum'a gidecekseniz bile bunu alın derim. Zira Kolezyum'a giriş bileti almak demek bir haftasonunda en az 2 saat sırada beklemek demek. Roma Pass ile size ayrılan hattan bu sırayı transit geçiyorsunuz ve eğer interrail yapan bir öğrenci değil de benim gibi sadece haftasonluğuna gelen biriyseniz çok kıymetli 2 saat kazanıyorsunuz. Zaten Kolezyum'a giriş ücreti 15 avro. Benim pek ilgimi çekmese de 16-17. yüzyıldan kalma resimlerin olduğu Villa Borghese de bir o kadar pahalı. Sadece o ikisini kullansanız bile Roma Pass kendi parasını çıkartıyor.

Roma'ya kaç gün yeter sorusu çok kolay yanıt verilecek bir soru değil. Mesela şehirde 600 tane kilise var bunun yarısı içine girip görmeye değer. Sokaktan geçerken şöyle alalen girdiğiniz bir kilisenin içinde Rafael'in yaptığı bir tabloya rastlayabiliyorsunuz. O yüzden hakkını vermek istiyorsanız epey bir süre geçirmek gerekiyor.

Yine de bizim sadece bir haftasonumuz var. Yeteri kadar yürürseniz ve müzelere takılmazsanız, günü verimli kullandığınız sürece kentin belli başlı çoğu simgesini görebilirsiniz. Şurayı, burayı gezin konularına çok girmeyeceğim. Dünya'nın en çok ziyaret edilen şehirlerinden birisi ile ilgili çok fazla kaynak bulabilirsiniz.

Tavsiyem bir akşam yemeğini Piazza Navano civarındaki restaurantlarda şarap - şarküteriye ayırın. Diğer tavsiyem de Vatikan'ı Pazar sabahı ziyaret edin. Zira Papa çıkıp konuşma yapıyor. Bu da size eşsiz bir deneyim yaşatıyor. Eğer bir haftasonundan daha fazla vaktiniz varsa en azından bir yarım gününüzü Vatikan müzelerini ayırın. Gerek Haçlı seferlerinden toplananlar olsun, gerek Rönesans döneminin ünlü isimlerinin tabloları olsun, bu müzelerde görecek epey bir şey var. Ayrıca meşhur Sistina Şapel'i de bu müzelerin içinde kalıyor.

25.01.2014

Denizli

Gezi yazılarıma bakarken fark ettim ki Denizli'yi yazmamışım. Oysa ki Ali sağolsun keyifli bir haftasonu yaşattı bana temmuzda Denizli'de. Pegasus'un yaz kampanyası biletleri çıktığında hemen Ali'ye telefon açıp, müsait olup olmadığını sordum. O da "başımın üstünde yerin var" deyince atladım gittim Denizli'ye.

90larda epey bir moda idi yaz tatilinde Pammukkale'ye gitmek. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bir yere gitmek güzel bir haftasonu planıydı. O dönemde orada açılan oteller Travertenleri karartmış bunun sonucunda da o oteller yıkılmıştı.

Belki de eskiyi bilmediğim için olabilir ama ben gördüğüm doğa oluşumundan baya etkilendim. Ayrıca bilmediğim birşey ise Roma İmparatorluğu döneminde Pamukkale'de bir şehir de kuruluymuş. Bugün şehrin birçok önemli binası halen daha ayakta ve görülmeye değer.

Yemek konusunda ise Ali beni Kaleiçi'nde Enver Usta'nın yerine götürdü. İnternette buraya bok atan postlar gördüm ama Erzurum'da yediğim cağ kebabından bu yana sanırım yediğim en iyi kebaptı. O sıcakta mide fesatı geçirmeden 1,5 porsiyon yiyip tadında bıraktık ama şu an bunu yazarken bile ağzım sulanıyor.

Denizli'de yenmesi gereken bir diğer şey ise yanık yoğurt. İlk başta yanık tadı biraz garip gelse de şu anda İstanbul'da fellik fellik nasıl bulurum bunu diye aranıyorum.

İkinci günümde ise Ali beni, kocaman mesire alanlı bir parka götürdü. Mangal yerleri hazır, yapman gereken etini kömürünü al götür yak ye.

Velhasıl güzel, dolu dolu bir haftasonu geçirdim Denizli'de Ali sağolsun.

24.01.2014

Deloitte Para Ligi ve Yabancı Sınırlaması




Geçtiğimiz günlerde Deloitte Para Ligi 2012-2013 verileri açıklandı. Buna göre Galatasaray 2012-2013 sezonunda 157 milyon euro gelir elde etmiş ve listede 16. sırada. Fenerbahçe ise 126 milyon euro ile 18. sırada.

Daha önce defalarca yabancı sınırlamasının zararlarından bahsettim. İşte şimdi de ekonominin gerçekleri konuşuyor. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ne kadar değerli oldukları ve önümüzdeki yıllarda Avrupa'da söz sahibi olma ihtimalleri ortada. Ancak biz yabancı sınırlaması nedeniyle kaynakları verimsiz kullanıyoruz. Ligimiz de en azından parasal açıdan oldukça hatta fazlasıyla değerli. Bu kadar büyük paraların döndüğü bir ligde bu kadar katı ve anlamsız bir yabancı sınırlamasının hiçbir mantıklı açıklaması yok. "Bu kararı daha önce almıştık, takımlar ona göre plan yaptı" savunması da mantıklı değil. Çünkü burada alınması gereken karar; kuralın gevşetilmesi, sıkılaştırılması değil. Kuralın sıkılaştırılması belli takımları yabancı kontratları açısından sıkıntıya sokabilir ama gevşetilmesi hiçbir takım için haksızlık oluşturmayacaktır. Şu yabancı kuralında hala ısrar edilmesinin tek açıklaması "Yabancı serbest olursa Galatasaray çok güçlenir. Fenerbahçe'nin iyi Türk oyuncuları var, Avrupa'da da oynamıyor, lig dengeli gitsin" olabilir. Son zamanlarda Fenerbahçe'nin de bu saçma ısrardan vazgeçtiği yönünde haberler var. Umarım artık mantıklı bir karar alınır.

Son not: Bu kadar kısıtlama gelmişken ve Türk oyuncuların piyasası bu kadar yükselmişken birden sınırsız yabancıya da geçilmez. Yabancı sınırlaması kademeli olarak ve belli kurallar konularak kaldırılmalı. Bunu da ancak bağımsız ve doğru kararlar alabilme yetisi olan bir federasyon yapabilir.

8.01.2014

Topcast 7.1.2014

Yılın ilk topcastinde, Almanya'daki transfer hamlelerini, David Moyes'i, Ronaldo ve Kaka'nın kilometre taşlarını ve Ronaldinho'yu konuştuk.