8.04.2006
Şöhret!
İlk maçta Lyon'un rakibinden ne kadar korktuğunu gördük. Milan karşısındaki tedirginlikten dolayı Lyon'un alışageldik dinamik oyunu yerine, Milan gayet uyutan oyununu dikte ettirmeyi başardı. Gayet sıkıcı bir ilk maçın ardından Houllier'nin atak futbola yönelik ilk 11'i gerçekten güzeldi. Diarra'yı orta sahada yalnız bırakma pahasına Pedretti yerine Govou vardı sahada. Nitekim Sağda Govou, solda Malouda göbekte Juninho hemen önünde Wiltord, onunda önünde Fred ile oluşan dinamik hücum gücü ile yaş ortalaması 35 olan Serginho, Costacurta ve Nesta'nın üzerine saldırmak gayet güzel bir plandı. Nitekim tuttu da. Maçın son 20 dakikasına kadar maç hep Lyon'un hakimiyetindeydi. 2. golün gelmemesi de hep şansızlıktı. Ama işte Houllier rakibin isminden çekindi. Maçın bitimine 7 dakika kala Govou'yu çıkartıp yerine fazladan bir defans, Reveillere'i oyuna alması Milan'a "üstüme gelebilirsin" şeklinde açık bir davetiyeydi. Oysa ki bana göre Pedretti oyuna alınır ve geriye yaslanmadan maç orta sahada bitirilebilirdi. Zaten forumdaki tartışmalarda Houllier'nin yanlış yaptığı konuşulmuş.
Gelgelelim forumdaki bir diğer tartışmaya. Benim kişisel görüşüm de Barcelona'nın Lyon gibi çekinmeyeceği yönündedir. Barcelona da bugün en az Milan kadar saygın ve büyük kulüp olarak kendindini kabul ettirmiştir ki bunu sadece tek bir Şampiyon Kulüpler/Şampiyonlar Ligi kupası ile yapmıştır. Bana göre Chelsea, Milan’dan çok daha iyi savunma yapmaktadır. Evet, Milan sadece 4’lü savunma hattı ile değil Pirlo ve Gattuso’dan başlayan bir şekilde takım savunması yapmaktadır. Peki Lampard, Makalele, Essien üçlüsünün yaptığı nedir? Benim bu seriden beklediğim Barcelona’nın kendi oyun anlayışını kabul ettireceği ve Milan’ın maçın temposunu düşüremeyeceği şeklindedir.
Bir paragrafta Pippo İnzaghi’ye açmak istiyorum. Bana kalırsa İnzaghi günümüzün Gerd Müller’idir. Gerek Bayern maçlarında attığı gollerde gerekse Lyon maçındaki gollerde ceza sahasında hep olması gerektiği yerdeydi ki FM dili ile “anticipation” bir santrafor için oldukça önemli bir özelliktir. Milan’ın Lyon’a ilk golünde İnzaghi’nin ortaya nereden yetiştiğine golü bir kez daha izlerseniz dikkat edin. Yine aynı şekilde İnzaghi’nin 2. golde orada olması tesadüf ile açıklanamaz.
Öte yanda bu eşleşmenin besbelli gölgesinde kalacak Arsenal – Villareal eşleşmesi var. Villareal bu sezonun tatlı sürprizi oldu. Yine de uzun uzadıya konuşmak gerektiğini hala düşünmüyorum. İkinci gruplar kalktığından bu yana bu tür sürprizler oldu, eleme usülünün doğası gereği de olacaktır elbet. Lyon bile ancak bu sezon ciddiye alınan bir takım haline geldi. Villareal dediğimiz takım şu an İspanya liginde 8. sırada bulunuyor netice itibariyle. Bundan 5 sezon önce yarı final oynayan Leeds’in şu an Championship’de, daha yakın tarihte final oynayan Leverkusen’in Bundesliga’nın orta sıralarında olduğunu hatırlatırım. Üstelik Villereal buraya gelirken ne Deportivo’nun Milan’ı elemesi, ne de Monaco’nun R.Madrid’i elemesi gibi destansı maçlar çıkarmadı.
Öte yandan Arsenal bu sezon, geçtiğimiz yılın Liverpool’u görünümünde. Esas takım savunması takdir edilmesi gereken takım Arsenal’dir. Toure, Eboue gibi üst düzey diye nitelendiremeyeceğimiz savunmacılarla içinde dört R.Madrid ve Juventus maçları olmak üzere son 8 maçta gol yemediğinin altını kalın çizgilerle çizerim. İlk maçtaki kadar hiçbir zaman bu kadar etkisiz bir Juventus görmemiştim. Klişe spiker tabiri ile “Jens Lehmann hayatının en rahat maçlarından birini çıkardı”. Ben o maçta Juventus’un kaleyi bulan şutunu hatırlamıyorum. Peki çok da tecrübesi olmayan bu genç takımla Wenger’in yarı finale kalması onu şu anda dünyanın en iyi teknik direktörü konumuna getirir mi? Wenger’in bundan çok daha güçlü kadrolarla 10 sezon boyunca hiç yarı final oynamayı başaramadığını hatırlarırım.
Kağıt üzerinde kalanlar içerisinde şu an en güçlü takım Barcelona gibi görünüyor. Her ne kadar güzel top oynasalar da memleket ve site dahilinde o kadar çok Barcelona ve Ronaldinho’ya methiyeler düzülüyor ki artık ikisine karşı da sempatimi yitirdim. İsterim ki kelimenin en hafif tabiriyle Barcelona insanları hayal kırıklığına uğratsın.
P.S: Bu yazının yorum bölümü Barça ve Ronaldinho’yu övme yeri değildir, boşuna “Ronaldinho süper futbolcu, bakın yazıyorum milan savunmasını madara edecek” diye yorumlar yazmayın hiçbirini onaylamayacağım. Bu görüşler için lütfen forumu kullanın.
27.03.2006
31. Haftanın Ardından
Sevgili Dostlar Merhaba,
Uzun bir süredir maalesef İskoçya Premier Ligi yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. En son yazımda İskoçya’da Celtic liderliği ele almış ve Hearts’ın sene başındaki o müthiş çıkışının son haftaları yaşanmakta idi. Aradan geçen haftalarda maalesef korkulan oldu ve Celtic zirve mücadelesinde yalnız kaldı. Şampiyonun hemen hemen belli olduğu Avrupa Liglerine İskoçya haftalar öncesinden dahil oldu maalesef. Hearts’ın şimdiki mücadelesi ligi ilk iki sırada tamamlayarak Şampiyonlar Liginde İskoçyayı Celtic ile birlikte temsil edebilmek. Başkent ekibinin bu noktada en büyük rakibi Rangers. Halen 31. hafta sonunda 6 puan farkla Rangers’in önünde bulunan Hearts’ın her şeye rağmen bu seneki beklenmedik çıkışı takdire şayan.
Rangers bu sene tarihinde bir ilki yaşattı taraftarlarına. O da ilk kez bir İskoçya takımının Şampiyonlar Liginde ikinci turda mücadele etmesiydi. Rangers’ın Şampiyonlar Ligi ikinci tur mücadelesinde rakipleri İspanyanın flaş ekiplerinden Villa Real idi. Rangers ilk maçta kendi evinde ispanyol rakibi ile 2-2, ikinci maçta ise deplasmanda 1-1 berabere kaldı ancak averajla elenmekten kurtulamadı. Ligde yaşattığı hayal kırıklığına rağmen Şampiyonlar Liginde yaşanan bu kısmi başarı İskoç takımı için bu senenin belki de hatırlamaya değer tek olayı olarak kabul edilebilir. Rangers gelecek sene için yeni bir yapılanmaya gidecek. Bunun için önce Teknik Direktör değişikliğine gidildi. Olympique Lyon’un eski hocası Le Guen önümüzdeki seneden itibaren Rangers'i çalıştıracak.
Ligin Hearts’tan sonra en büyük çıkışını yapan takımları ise Hibernian ve Kilmarnock. İki ekip arasında 4. lük için mücadele son haftaya kadar sürecek gibi gözükmekte. Ligin köklü ekiplerinden Aberdeen son yıllarda olduğu gibi yine orta sıralar için Inverness ve Motherwell ile birlikte mücadelesine devam etmekte. Dundee United ise geçen senelere nazaran daha rahat. Turuncu siyahlar düşme korkusu yaşamıyorlar ancak üst sıralar için de şansları oldukça zor gibi görünüyor. Livingston haftalardır galibiyete hasret şekilde ligin dibine demir atmış durumda. Falkrik ve Dunfermline son ikiye girmeme mücadelesi içindeler.
Görüldüğü üzere SPL ‘inde her ne kadar ligi en üst ve en altta bitirecek ekipler belli olmuş olsa da 2.lik 3.lük, 4.lük ve 5. lik ile orta sıralar için mücadele ve küme düşmeme mücadelesi halen devam etmekte.
İskoçya Premier Liginde 31. hafta maçları ve gerçekleşen puan durumu şöyle:
| 25/03/06 | Aberdeen | 2-2 | Motherwell |
| 25/03/06 | Dundee United | 2-2 | Kilmarnock |
| 25/03/06 | Falkirk | 1-2 | Hearts |
| 25/03/06 | Hibernian | 0-2 | Inverness |
| 25/03/06 | Rangers | 1-0 | Dunfermline |
| 26/03/06 | Livingston | - | Celtic |
| 1 | Celtic | 30 | 24 | 4 | 2 | 81 | 30 | 76 |
| 2 | Hearts | 31 | 18 | 8 | 5 | 60 | 26 | 62 |
| 3 | Rangers | 31 | 16 | 8 | 7 | 54 | 33 | 56 |
| 4 | Kilmarnock | 31 | 14 | 9 | 8 | 57 | 50 | 51 |
| 5 | Hibernian | 31 | 15 | 4 | 12 | 54 | 43 | 49 |
| 6 | Inverness | 31 | 10 | 13 | 8 | 44 | 35 | 43 |
| 7 | Aberdeen | 31 | 10 | 12 | 9 | 37 | 36 | 42 |
| 8 | Motherwell | 31 | 11 | 8 | 12 | 48 | 53 | 41 |
| 9 | Dundee United | 31 | 7 | 11 | 13 | 38 | 53 | 32 |
| 10 | Dunfermline | 31 | 5 | 7 | 19 | 25 | 58 | 22 |
| 11 | Falkirk | 31 | 5 | 6 | 20 | 29 | 60 | 21 |
| 12 | Livingston | 30 | 2 | 6 | 22 | 17 | 67 | 12 |
SPL’de 32. haftanın karşılaşmaları Nisan 1,2 ve 5’inde oynanacak. 32. haftanın programı:
| 01/04/06 | Dunfermline | - | Falkirk |
| 01/04/06 | Inverness | - | Aberdeen |
| 01/04/06 | Motherwell | - | Livingston |
| 02/04/06 | Dundee United | - | Rangers |
| 05/04/06 | Hibernian | - | Kilmarnock |
| 05/04/06 | Celtic | - | Hearts |
Sevgiyle kalın.
24.03.2006
Aşkımı Geri Verin Bana (Sen Beni Hiç Sevmedin ki)
Ey futbol, sen ne ara hem güzel, hem zeki, hem bilge oldun. Güzelsen bilge, bilgeysen güzel olamazdın. Güzelsen salak, bilgeysen çirkin olman gerekirdi. Ama sen hem güzel, hem bilgesin.
Defalarca bekledik takımımızın iki sıfırdan maç çevirmesini ama olmadı. Çok kereler farka koşalım rakibi sürklase edelim dedik o da olmadı. Ama onu düşlemek güzeldi. Böyle üç sıfırdan çevrilince maçlar sorgular olduk. Çünkü, bu futbol ama içinde hileyi de barındırıyor. Hayat gibi yani. Kesin maç içerde satın alındı abi yoksa “şehit strasburg” bu kadar kötü oynayamaz ikinci yarı, aynı topa ıskalar ayak kayması ile açıklanamaz düşüncesi içten içe beynimize hücüm etti. Yani bu oyun hem güzel hem bilge. Anlayamadığımız bir şeyler vardı tribünlerde atkı sallarken: yıkılmayan imparatorluk, tükenmeyen kalem ve kaybolmayan sakızın olmadığı. Biz hep namağlup şampiyonluklar, gol yemeden atılan gol desteleri istedik. Ama hiç olmadı bunlar, olanlarda açıklamaları beraberinde getirdi. Senelerdir bekliyoruz İngiltere’ye ulusal takımımızın gol atmasını. Ama “Ünal Amca”nın üst direkten dönen topu dışında beklentilerimizin çok uzağındayız. E niye peki hala bu takımı tutuyoruz biz ey ahali? Ya da niye hala bekliyoruz gol sevinci yaşamayı, bu adalı ülke vatandaşlarının santrada toplanıp boyunlarını bükmelerini. Bu takım fark da yiyiyor, istikrardan da çok uzakta, mahalle kavgası gibi olayları da çok iyi beceriyor, antrenörüne sadık olduğu konu taktik anlayış da değil. E hala niye bu sevgi?
Oyunumu seviyoruz (el cevap) – yooo
Gol mü heyecan veriyor? – yooo
Biz sevmeyi seviyoruz. Oyunun bizi sevmediğini bile bile hem de. Biz tahirliğimizden ödün vermiyoruz da ondan.
Ben de biliyorum Milli takımın dünya üçüncülüğünün at nalı yonca silsilesinin ürünü olduğunu, ben de biliyorum fenerbahçenin avrupada başarılı olması için çok şeylerin değişmesi gerektiğini, beşiktaşlılarda avrupa başarısının çok uzağında yeni tribün melodileri üretme çabası içindeler.
Futbol güzel de değil, bilge de. Biz onu sevdiğimiz için kör olmuşuz ahali. Kral çıplak, Eflatun'un bizi döndürmesi lazım baktığımız yönden. Biz takımımızı seviyoruz, o bize hezimetler yaşatsa da, biz direkten dönen topu seviyoruz, gol olmasa da, biz 90. dakikada yenen golle Nou Camp'ta kaçan bir puanı daha çok seviyoruz.
Ama şunu unutmayalım, “mutlu aşk vardır, mutlak aşk yoktur”. Bu hayat bu gerçeği yüzümüze takır takır vuruyor ve onun istediği gibi yaşayacaz, istesek de istemesek de.
Çocukken seçilir takımlar ve mutlaka bir kere değiştirilir ilk tutulan takım ama kimse bunu hatırlamak istemez. Delete file till dead. Onu kimse kendine itiraf edemez. Sonra o takıma veririz ilk gençlik yıllarımızı, her maçını izleriz, formasını alırız, uzaktan bir sevgidir bu ama güçlüdür. Sonraları maçlarına gitmeye başlarız takımımızın. O daha büyük bir sevgi değildir. Yakından temas halinde sevmektir bu ama kesinlikle daha büyük değildir. Çünkü orda gerçekler alenen ortadadır. Göz görmeyince gönül katlanır ama göz görünce bu sefer yalanlar uydurulur ve inanılmaya başlanır. Özetlerde görünmeyenler statda o kadar açıktır ki. Sonra o statda kötü anılar oluşur, zorluklar ortaya çıkar, maddi imkansızlıklar belirir ve statdaki koltuktan kahvedeki köşeye taşınır sevgimiz. Sonra öyle bir şey olurki sadece derbileri izlemeye başlamışız. Ve bir bakmışız, “Onlarda kazansın sonuçta türk takımı” sözleri gençliğimizde küfür ettiğimiz takım için ağzımızdan dökülmeye başlanmış.
Son aşama 5 yaşındaki oğlumuzu takımımızın (oda ehemmiyeti çok olmayan bir maça) stada götürmek olur. Onada aşılamışızdır sevgimizi ve nesilden nesile geçiş tamamlanmıştır. Ama bundan sonraki aşama adama çok koyar. “Oğlum, stada gitmesen iyi olur, sana bir şey olur diye korkuyorum” moduna geçmişiz. Hayat aşkımı söndürdün de bana niye bunları söyletiyorsun? Dedim ya mutlu aşk vardır, mutlak aşk yoktur. Tahir hala tahirdir de, zühremi çekici gelmez artık ya da selülit mi başlamıştır zührede onu bilen yok.
Ama bildiğim tek şey var “her aşk bitermiş bir gün bildim her aşk bitermiş öğretildim” diyen Candan Erçetin şarkısı doğruluğa çok yakın gibi gelmeye başladı.
Masal Kadın Şiiri Yusuf Aras’ındır. Yazdıda alıntı yapılmıştır.
20.03.2006
İngiltere'de Kim Mutlu?
8.03.2006
Belçika' da Şike Skandalları
Brüksel ve Hasselt adli makamları, Asya mafyası olarak belirledikleri Çin asıllı Zheyun Ye (40) adlı iş adamının kulüplere para yatırarak karşılaşmaya çıkan ilk 11'lerde değişiklikler yaparak bahisteki olayları etkilediğini açıkladılar. Avrupa'da değişik birinci lig kulüplerine yatırım yapan Zheyun Ye'nin adı, daha önce de Finlandiya birinci futbol ligindeki bahis skandalına karışmıştı. Olayla ilgili olarak, bir dönem Türkiye Birinci Futbol Ligi'nde oynayan Olivier Surray'ın da polis tarafından olayla ilgili sorgulandığı adli makamlar tarafından açıklandı.
Zheyun Ye Kimdir?
Çin Halk Cumhuriyeti'nde zengin bir iş adamı olan Zheyun Ye, Paris'te tekstil üzerine çalışan büyük bir mağazanın sahibi. Ye çok büyük bir sermayeye sahip olduğu Belçika polisi tarafından açıklandı. Ye kumar ve bahis oynamayı da çok seviyor.
Diğer Şike Olayları
Zheyun Ye sadece Sk. Lierse takımıyla sınırlı kalmamış ve ligin ilk yarısında Standard Liege- La Louvierre maçından önce La Louvierre takımının oyuncuları ve teknik direktörleriyle anlaşarak bu maçı manipüle etmek istemiş. Ancak bu olayın haberini alan Belçika Futbol Federasyon'u bu maçı ertelemiş. Ancak bu maçtan önce de şike yapıldığı ortaya çıkarıldı. Çinli işadamı bazı maçlarda La Louvierre takımının yenilmesini sağladığı bazı maçlarda ise bu takıma teşvik primi verdiği ortaya çıktı. İşte şike yapılan maçlar ve maçların sonuçları:
La Louvierre- Genk: 2-3
La Louvierre- Lierse: 1-0
St. Trond- La Louvierre: 1-3
Club Brugge- La Louvierre: 4-0
La Louvierre- Westerlo: 0-3
Gent- La Louvierre: 3-0
Futbol üzerine bahis oyunları çok uzun süredir oynanmasına rağmen son dönemlerde futbol da dönen para yüksek boyutlara ulaştığı için mafyada artık bu sektörde. Bir oyuncu takımından milyon dolarlar alırken mafyanın bu sektörden para kazanmaması düşünülemez. Ancak onlar bahis oynadıktan sonra maç skorunu beklemek gibi sıkıcı işlerle uğraşmayacakları için önceden skor yaratmayı tercih ediyorlar. Artık sürpriz skorlu maçlardan sonra acaba bu maçta bahis veya mafyanın parmağı var mı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu işin çözümü ise ya futbol da bahisi kaldırmak ya da kişilerin kendi isimleri üzerine kupon yapmaları ve bu kuponların limitli olması. Örneğin, kimse 5.000 YTL üzerinde bahis oynayamaz yasası konulabilir. Eğer bu işin önüne geçilmezse bahis yüzünden mafyalar futbolcuları bile öldürülebilir. Kendi kalesine attığı golden sonra öldürülen Pablo Escobar' ı saygıyla anıyorum.
Şampiyonluk Yarışında Son Durum
Son haftalara yaklaşırken üç şampiyonluk adayından biri olan Club Brugge son hafta Lokeren karşısında aldığı mağlubiyet nedeniyle biraz daha geride kaldı. Birinci Anderlecht ile 5 puan ikinci Standard Liege ile 3 farkları var. Mağlubiyetin en büyük nedeni olarak as kaleci Butina' nın sakat olması ve yedek kaleci Stijnen' in kötü performansı gösteriliyor. Ayrıca maça defans ağırlıklı bir kadroyla çıkan antrenör Jan Ceulemans da Belçika basını tarafından çok ağır bir şekilde eleştiriliyor. Anderlecht ise son hafta Lierse' i 3-0 gibi net bir skorla mağlup etti. Temsilcimiz Serhat Akın sakatlığı nedeniyle sadece 26 dakika oynayabildi. 64. dakika da Mbo Mpenza ile yer değiştiren oyuncumuz iyi bir performans ortaya koyamadı. Lierse tarafında ise mağlubiyetten çok takımın önemli iki oyuncusu ıÜüKarel Snoeckx ve ıÜüHasan Kacic' in görüdüğü kırmızı kartlar moralleri bozdu. Standard Liege ise Germinal Beerschot karşısında çok iyi bir oyun çıkardı. Gol krallığında Tosin Dosunmu' yu takip eden Mohammed Tchite çok iyi bir oyun sergiledi ve bu oyununu bir golle süsledi. Şampiyonluk mücadelesi son haftalara kadar devam edeceğe benziyor.
Belçika Ligi' nde Dikkat Çeken Oyuncular
Bu bölümde size 25. haftaya kadar dikkat çeken oyuncuları tanıtacağım...
Şu ana kadar en dikkat çeken oyuncu Belçika Milli Takımı'nın da iskelet kadrosunda yer alan Vincent Kompany. 20 yaşındaki genç oyuncu hem ümit hem de a milli takımda görev yapıyor. Stoper oynamasına rağmen bazı maçlarda ön libero ve sağ bek olarak da iyi performanslar sergiledi. Genç oyuncuyu sezon başı Bayern Münih istemesine rağmen kulübü onu satmayacağını açıkladı. Onu alamayan Bayern Münih ise Valerien İsmael' i kadrosuna kattı. Kompany yaptığı bir açıklamada bir iki sene daha kulübünde kalıp tecrübe kazanmak istediğini söyledi. Takım arkadaşı tecrübeli oyuncu Gert Verheyen onun için bir boğa kadar kuvvetli ve bir tilki kadar sezgi sahibi yakıştırmalarını yaptı. Anderlecht forveti eski Real Madrid' li Javier Portillo ise onu birkaç sene içinde Real Madrid' in alacağını iddia etti.
İkinci isim ise gol krallığında birinci sırada bulunan Nijeryalı forvet Tosin Dosunmu. 26 yaşındaki oyuncu kariyerinin en iyi senesini yaşıyor. Futbolseverler onu ilk kez Mechelen forması ile tanıdı. 2002-2003 sezonunda genellikle yedek olarak başlayan Dosunmu 20 maçta 4 gol atabildi. Ara transfer döneminde Westerlo' ya transfer olan siyahi oyuncu sezon sonuna kadar 17 maçta forma giydi ve 7 gole imza attı. Bir sonraki sezon ise ilk 11 de değişmez oyuncu olan Dosunmu 35 maçta 15 gol atmayı başardı. Yeni sezona yine Westerlo' da başlayan Nijeryalı oyuncu 4 maçta 5 gol atınca bütün dikkatleri üzerine çekti ve Austria Wien' e transfer oldu. Burada da pek mutlu olamayan oyuncu 12 maçta sadece 4 gol atabildi. Şansını tekrar Belçika' da denemek isteyen oyuncu Germinal Beerschot ile sezon başında 1 yılı opsiyonlu 3 yıllık bir anlaşma imzaladı. Bu sezon ise 22 maçta 15 gol atan oyuncuyu Lazio' nun istediği kulislerde konuşuluyor.
En son dikkat çeken oyuncu ise Kongo' lu Mohammed Tchite. 3 sezondur Standard Liege' de oynayan oyuncu Dosunmu gibi çok iyi bir sezon geçiriyor. Kötü bir Spartak Moskova tecrübesi geçiren oyuncu Belçika'daki ilk senesinde ağır bir sakatlık geçirdi ve sadece 2 maç oynayabildi. Geçen sezon 22 maçta 5 gol atan oyuncu bu sene 23 maçta 14 gol atmayı başardı.
Belçika'dan Haberler
- Anderlecht' in Sırp oyuncusu Milan Jestrovic takımdan ayrılmak istediğini açıkladı. Serhat Akın ve Mbo Mpenza' nın gölgesinde kalan oyuncu İspanya Ligi' nde oynamak istediğini açıkladı. Jestrovic bir dönem Galatasaray ve Beşiktaş' ın da transfer listesinde yer almıştı.
-Lierse takımı teknik kadrosu son günlerini yaşıyor. Düşmeme mücadelesi veren Lierse takımının teknik kadrosunun takımın kötü performansına devam ederse kovulacağı açıklandı. Teknik direktör ise Lierse takımı küme düşmese bile istifa edeceğini açıkladı.
-Lokeren antrenörü Aime Anthuenis takımının iki hafta önce oynadığı karşılaşmada saha kenarında fenalaştı.Bir dönem milli takımın da antrenörlüğünü yapan Belçika'lı hoca emekliliğini açıkladı. Oyuncular son hafta aldıkları Club Brugge galibiyetini ona armağan ettiler. Sezon sonuna kadar yardımcısı Ruddy Cossey takımın başında olacak.
-Brugge takımının tecrübeli oyuncusu Gert Verheyen sezon sonu futbolu bırakacağını açıkladı. Bu sezon başı bırakmak istediğini ancak taraftarların isteği üzerine sezon sonuna kadar oynayacak olduğunu açıklayan oyuncu sabah kalktığımda ayaklarımın ağrıdığını hissettiğim için böyle bir karar verdim diye ekledi.
-Verheyen 2-1 mağlup oldukları Roma maçından sonra başlarının dik olduğunu açıkladı. Avrupa' nın en formda takımıyla başa baş mücadele etmelerinin onları mutlu ettiğini ifade etti.
-Club Brugge oyuncusu Sven Wermant ligin ikinci yarısında performanslarını çok artırdıklarını Belçika basınına iletti.